Hepimiz her zaman isteriz doğru zamanda, doğru yerde olabilmeyi. Çünkü bunun verdiği şanslılık duygusu paha biçilemez. Bu duyguyu Eylül’de Bozcaada’ya giderek tatmış biri olarak bu seyahatı yazıya dökme ihtiyacı duydum. Biraz uzun olsa da, en azından göz gezdirilirse ilk defa gidecekler için faydalı bilgiler içerdiğine emin olabilirsiniz.

otel terasi

Eylül ayı Bozcaada için en ideal zaman bence. Neden derseniz, ilk aklıma gelenler Bozcaada deyince dillere pelesenk olmuş o aşırı kalabalığın olmaması -tabii resmi tatilde falan gitmiyorsanız-, özellikle bağ bozumu sonrası gitmişseniz şarap fabrikalarından sokaklara yayılan mayhoş koku, ve tabii sezon bitmek üzere olduğundan otel fiyatlarındaki kayda değer düşüş. Sezon bitiyor dediğime bakmayın, her zaman öyle olur mu bilemeyiz ama Eylül ortasında tam bir yaz havası vardı, akşam gün batımını seyrederken malumunuz yüksek bir yerde olmamıza rağmen yaz akşamlarında olduğu gibi hiç üşümemek ayrı bir keyif verdi. Üşüme konusunda önemli bir nokta daha var ki, yine Bozcaada için en çok söylenen “Deniz buz gibi.” önermesi de Eylül ayı için geçerli değil. Girince alışıyorsunuz arkadaşlar panik yok :)

IMG_3375

Bozcaada’da Konaklama

İlk önerim kalacak yer seçimiyle alakalı. Karşılaştırma yaparken, otelin merkezde yani Rum Mahallesi’nde olmasına önem verilmeli. Bunu özellikle belirtiyorum ki bazı mekanlar çok dışarıda ve ıssız yerlerde konumlanmış, arabanız yoksa merkeze gidip gelmek biraz zor olabilir; bu duruma çözüm olarak verebileceğim güzel haber ise adada bisiklet kiralama şansınızın olması. Bu arada biz merkezde Mauna Otel’de kaldık. Otel gayet güvenli ve temiz, otoparkı da var. Kahvaltıyı yapacağınız terasa eminim bayılacaksınız! Kahvaltıda salam sosis benzeri hiçbir şarküteri ürünü servis etmemeleri dikkatimi çektiği ve hoşuma da gittiği için özellikle sebebini sordum, “Biz doğal şeyler kullanmayı tercih ediyoruz.” dediler. Bu yaklaşımları beni çok memnun etti gerçekten. Mis gibi peynirler ve envai çeşit reçelleri neyimize yetmiyor değil mi? 

Adaya minimum 1 gece 2 gün olarak gelmenizi tavsiye ederim, maksimumu sizin küçük yerlerden ne kadar çabuk sıkıldığınıza bağlı.İki günü dolu dolu geçirdik ve bize yetti açıkçası.Bir gün adayı komple gezip akşam gün batımını izleme şeklinde diğer gün ise koylara ve isterseniz plaja gitme şeklinde planlanlanabilir kabaca.

Rengigul_de kahvalti

Bozcaada’da Kahvaltı

Otel harici bir yerde kahvaltı yapmak isterseniz, Rengigül’ü tavsiye ederim. Açık büfe kahvaltılarının yanında ayrıca menemen, omlet ve krep de servis ediyorlar. Peynir, zeytin ve reçel çeşitleri, taze sebzeler, kahvaltılık soslar ve niceleri sınırsız olarak sunulunca bize de doya doya tadını çıkarmak kalıyor. Ben burada ilk defa kaya otu diye adaya özel bir meze denedim ve çok beğendim. Yerel lezzetleri atlamayalım :) Mekan sorumlusu Fatoş Abla çok eğlenceli, deli dolu bir tip, mutlaka dikkatinizi çekecektir. Fırsat bulursanız muhabbet edin kendisi iletişime çok açık. Bu arada Rengigül’de de herhangi bir etli şarküteri ürünü yoktu. İkinci gün otelde de göremeyince iyice merak edip sormuştum yukarıda anlattığım gibi. Adanın geneline sirayet etmiş bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum ama istisnalar da olabilir. En azından bana böyleleri denk geldiği için çok memnunum!

Bozcaada Pide_den ev yemekleri...

Bozcaada’da Yeme-İçme 

Hazır Egedeyim, zeytinyağlı yemesem olmaz derseniz -ben dedim şahsen :)- esnaf lokantası tarzı yerleri tavsiye edebilirim. Adada birkaç tane gözüme çarptı aslında ama biz rastgele Bozcaada Pide diye bir yere oturduk. Yemeklerinden de gayet memnun kaldık. Enginar yemeğini deneyin derim!

E_la Pizza-Pepperonili_Cevizli

Zeytinyağlı meraklısı değilim, şöyle kalorili bir şeyler olsun, ama kalorisine de değsin derseniz bence E’la Pizza’ya uğrayın. Kırmızı pötikare desenli örtüleriyle zaten dikkatinizi çekecektir gezerken. Pizzaların hamuru incecik, malzemeleri çok lezzetli. Bence menüdeki tüm pizza çeşitleri lezzetlidir ama tavsiyem cevizli pizza! İçerisinde peynir çeşitleri, kuru domates ve üzerinde pesto sosuyla tam ağzınıza layık bir lezzet. Ben pişmiş cevize neden bu zamana kadar denk gelmemişim diye düşüne düşüne mideye indirdim :) Ayrıca makarna da servis ediyorlar burada. Mekanın bu “İtalyan mutfağının meşhurları” konsepti fondaki İtalyan müzikleriyle tastamam oluyor. Yemeğinizin yanına isterseniz şarap servisleri de var ki bu lezzetlerin yanında olmazsa olmaz :)

cicek firin

Adanın üç noktasında pastane, fırın ve dondurmacı olarak çiçek gibi açmış Çiçek Pastanesi, bu saydığım kategorilerde Bozcaada’nın en meşhuru. Fırınlarındaki ekmeklerinden denemeye fırsatım olmasa da, pastanelerinden “damak çatlatan” ve kavala kurabiyelerini ısrarla tavsiye ederim. Zaten tadımlık olarak ufalanmış şekilde ikram ediliyor tüm kurabiyelerden. Sonra beğendiğinizi alıyorsunuz. Pastaneyi es geçseniz de dondurma dükkanlarını sakın es geçmeyin! Hayatımda yediğim en güzel dondurmalardandı Çiçek’in dondurması. Lavantalı ve bal-badem-muzlu dondurması çok çok güzeldi. Çiçek bir zamanlar adadaki tek pastane/fırınmış. Şimdi birkaç tane daha rakibi var.

gun batimi

Bozcaada’ya gelmişken şarabınızla Polente/Gün Batımı İzleme Noktası’na çıkıp kah rüzgar türbinlerini kah günbatımını izleyeceksiniz eminim. Saat 7-7.30 gibi güneş batıyor ama çok ilgi gören bir yer olduğu için en az bir saat kadar önceden varıp yer kapmakta fayda var. Ayrıca tepeye çıkan yol çok taş toprak, engebeli. Arabayla milim milim ilerleyeceğiniz için zamana ihtiyaç olabilir. Bu arada buraya da bisikletle gelenler de gördüm. Yolu biraz ıssız ama yine de yapılamayacak birşey değil yani. Gün batımından hemen sonra bir grup hemen alanı terk etti. Sebebini sonradan anladım bu ekip tecrübeliymiş. Biz geç çıktık ve Bozcaada’da bile trafiğe kalmayı başardık. Gün batınca oyalanmadan çıkın bence, tam sezonda nasıl sıkışık oluyordur kim bilir :) Şarap yanı atıştırmalıklarınızı önceden almayı unutmayın derim ama tepede seyyar satıcı bir amca buzlu badem satıyor o da fena olmaz hani… Bu arada merkezde Bo’boz isimli bir sandviç & şarküteri dükkanı var, çok sevimli bir günbatımı kutusu hazırlıyorlar peyniridir, kuru meyvesidir… Bir de şarap dükkanları plastik kadehi bile düşünmüşler, kadehsiz şarap içemem diyenlerin dikkatine.

Bo_boz gunbatimi mamalari

Bozcaada’da Nereden Denize Girilir?

Adada denize girmeye müsait birçok koy var. Bizim gittiğimiz Beylik ve Akvaryum koyları gayet sakindi. Koylarda şezlong ve şemsiye yok, giriş ücretsiz. Beylik koyu fotoğraflarda hep gördüğümüz gemi yüzünden popülerleşmiş sanırım ama deniz yosunluydu ve çok temiz değildi. Akvaryum koyu bu açıdan çok daha iyi. Plaj isterim derseniz de birkaç plaj var. Ayazma‘ya uğradık ama girmeden döndük koylar yeterli olduğu için. Şezlong 10 tl, şemsiye 5 tl dediler, sanırım sezon sonu indirimi plajlarda da geçerli :)

IMG_2743

Her turistik mekan gibi burada da hediyelik eşyalar alabileceğiniz güzel dükkanlar var. Mesela “Şarap Takıları” isimli dükkan şarapla ilgili çok hoş kişisel aksesuarlar ve ev aksesuarları sunan bir mekan. Bunun haricinde sahil tarafında takı ağırlıklı hediyelik eşya tezgahları ve baharat, reçel vs. satan köy pazarı tarzı bir alan var. Kekikleri ve kuru domatesleri kaçırmayın derim :) Adanın en sevdiğim özelliklerinden biriyse plastik poşet kullanımın yasak olması. Yanında alışveriş için bez çantalarla gezen biri olarak Türkiye’de böyle bir kuralın geçerli olduğu küçük de olsa bir yer görmek acayip keyif verici. Baharatlarımı ve aldığım birkaç takıyı kese kağıdına koyup verdiler bundan daha sevimli ne olabilir? Pek denetleme yapılmamasından olsa gerek bu kuralı çiğneyen satıcılar da vardı tabi. Delinemeyen kurallar da yok değil. “Güncel malzeme” kullandığı için mühürlenen inşaat halinde bir yapı vardı mesela. O şirin mimari yapının koruma altında olduğunu öğrenmek de çok güzel.

Bozcaada kalesinden

Son olarak mutlaka görmelisiniz diyeceğim iki mekan daha var. Biri tabii ki Bozcaada Kalesi. Adada eskiden yaşayan medeniyetlerin (Fenike,Ceneviz,Venedik) güvenliğini sağlayan bu kale şimdilerde masmavi denizi önünüze seren eşsiz manzarası ve tarihi kalıntılarıyla adanın en uğrak turistik lokasyonu.

Diğer tavsiyem ise Bozcada Yerel Tarih Müzesi. Koleksiyon yapma tutkusunu kocaman bir müze kurabilecek kadar ilerleten Hakan Gürüney’e ait bu özel müze adanın tarihini anlatan bir zaman tüneli gibi adeta. Neden böyle bir müze kurdunuz diye sorunca, “Her şey Bozcaada’ya deniz kabuğu toplamaya gelmemle başladı” diyor Hakan Bey. O deniz kabukları ve dünyanın birçok farklı noktasından topladığı deniz kabukları da şu an müzede. Müzede adanın tarihiyle ilgili belgelerin ve fotoğrafların yanı sıra görünce şaşıracağınız nostaljik birçok obje var. Hem Bozcaada’nın geçmişine, hem de kendi geçmişinize döneceğiniz bu müze yanlış hatırlamıyorsam Nisan ayından Eylül ortasına kadar açık… Hatta “siz gittikten sonra kapatıp İstanbul’a dönüyorum” demişti Hakan Bey. Şanslıyız ki son anda yakalamışız.

rum mahallesinden

Ben uzun uzun anlatmaya çalıştım ama hakkında hiç birşey bilmeseniz bile gözünüz kapalı gitmeniz gereken bir yer Bozcaada. Aslında tek söylemek istediğim: Gidin ve görün. Kim bilir, başka yerde duymadığımız daha neler neler keşfedilmeyi bekliyor bu harika yerde. Ben anlatmaya doyamadım, sizler de gezmeye doyamayacaksınız…

theMagger ig - (1)

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?