Sonradan “Adalı” olunur mu? Doğarken lokasyon sorsalardı muhtemelen Büyükada’yı seçerdim. Öyle ki kalbim buldu bir yolunu, iliştirdi ruhumu buraya. Milenyum çağında bir tutam nostalji saklayan tek adres Büyükada, kelimenin tam anlamıyla bir Aşıklar Adası. Köşklerin, çamların altında sanki hep iki aşık gizli. Büyükada’da yediğiniz dondurma, içtiğiniz şarap, sevgili koynunda izlemeye uzandığınız mehtap bile ayrı bir romantik…

Büyükada’nın büyülü atmosferinden bir tutam soluklanmayanınız yoktur. Şimdilerde sokaklarıyla adeta İstiklal Caddesi’nin bir uzantısıymışçasına turist kafileleriyle dolup taşmış, dokusunu kaybetme korkusu yaşatıyor olsa da. Hafta içi ya da birazcık gri havaları tercih ederseniz 50 – 60’lı yılların Büyükada’sına yolculuk edebilirsiniz.

Büyükada’yla 2005 yazında tanıştım, theMagger’ın olmadığı günlerdi. Nerede ne var, ne yenir, ne içilir sorularının cevabı bir tık yakınımızda değildi. Gide gele öğrendim, yaşlısıyla genciyle adadan insanlar girdi hayatıma. Anılar biriktirdim. 2012’den bu yana daha sık gidiyorum adaya. Sezonun sessiz, sakin dönemleri benim için ayrı bir güzel. Hayallerim arasında bir süreliğine de olsa, Büyükada’da yaşayabilmek var. Çünkü hissediyorum ki o hayran olduğum dönemlerin imrendiğim insanları bırakıp gidememiştir buraları. Belki yürüyüp geçiyorlar yanı başımdan, belki bir pişt deseler dönüp bakacağım. Olur da bir gün, kulağıma fısıldarlar diye düşlüyorum. Çağırırlar beni, anlatırlar yarım kalan hikayelerini.

Bu Aşıklar Adası’nın sadece retro bir güzelliği yok tabi ki, her geçen yıl bir öncekini aratıyor sadece. Öyle ki 90’lı yıllarda adada çocukluk ya da gençlik günlerini geçirmiş insanlarla konuştuğumda dahi hep bir farklı olduğundan söz ediyorlar. Herkes birbirini tanırmış bir kere. Adanın yerlisi daha çokmuş bugün olandan. Bir Büyükada camiası varmış mesela, hangi çocuk hangi evin bilinirmiş. Kafalar rahat. Sal çocuğu adaya, oynasın. Esnafı, eşi-dostu takipte. Araba yok, tehlike yok. Sokakta özgürce büyüyebiliyormuş çocuklar. Ucu bucağı belli, ada sonuçta. Tüm aileyi bir arada tutan akşam yemekleri; hani ailenin büyüğü masaya oturmadı mı lokmaların yutulmadığı türden. Akşam saatlerinde muhabbete saat kulesinin altında buluşulurmuş. Açık hava sinemaları varmış, meşhur. Büyükada Sineması, Lale Sineması; sıra sıra dizili, plastik sandalyeli… Her hafta tek bir film oynadığından, her yaştan insanı bir araya getiren türden bir eğlenceymiş sinema.

Hafta sonları İstanbul’dan gecelik gelirmiş insanlar Büyükada’ya. Vapur iskelesinin orada konserler yapılırmış; Tarkan, Mustafa Sandal… Şamdan gece kulübünün en şaşalı dönemlerinde varmış. Anadolu Kulübü’nün içerisindeki kumarhane büyüklerin, Prenses Otel’in altındaki oyun salonu ise küçüklerin uğrak yerleriymiş. Özetle, cıvıl cıvıl, sımsıcak, bahar renkli bir yermiş Büyükada.

Aşıklar Adası gezme ve yeme-içme söz konusu olunca nereleriyle meşhur, isterseniz bir de onlara bakalım.

Büyükada’da Gezilecek Yerler

Anadolu Kulübü, Büyükada

Anadolu Kulübü üyelik sistemine tabi, şimdilerde ise yılın belli dönemlerinde üye olmayanları da ağırlıyor. O dönemleri yakalamak lazım. Ancak bu demek değil ki kulübe giremeyelim, o büyülü havayı solumayalım. Kulübe ait mihenk değerler arasında Atatürk’ün misafir edildiği oda ve deniz kıyısına inerken kullandığı yeşil renkte asansör, kulübü sarmalayan tarihi köşkler yer alıyor. Kulüp, 1928’den bu yana adeta üç nesilde iz bırakmış; sayısız siyasi, düşünür, iş insanı ve sanatçıya ev sahipliği yapmış. İçine girdiğiniz an o ağırlığı hissetmeniz olağan. Arka fonda her daim kuş sesleri, nezaketin sofralara akıtıldığı beyaz örtülerle kaplı masalar, söylenen şarkılarıyla hep cumhuriyet kokan bir değer Anadolu Kulübü.

anadolukulubu.com/tr/

Splendid Palace Otel, Büyükada Büyükada Gezilecek Yerler

Büyükada’ya gelip de kırmızı panjurlu, beyaz renkli o devasa yapının ihtişamından büyülenmemek imkânsız. Buram buram tarih kokan bir otel Splendid Palace. Mimarisindeki doğu-batı senteziyle öne çıksa da beni en çok etkileyen kısmı, adım attığınız anda “Hatırla Sevgili” (ATV’de yayınlanmış, 1960’lı yılların anlatıldığı dönem dizisi) sahnesine giriş yapıyormuş hissi vermesi. O büyülü avluda; sanki bir köşede Necdet (Okan Yalabık) karşılıksız aşkı Yasemin’e (Beren Saat) plak seçiyor, Yasemin’in büyük aşkı Ahmet ise partiye kolunda Fransız sevgilisiyle arzı endam ediyor falan filan. Derken, Yeşilçam’ı aratmayan kibarlıkta bir dille uyandırılıyorsunuz gündüz düşünüzden.

Otelden ayrılmadan, ön bahçesinde bulunan Cafe Split’e uğramanızı öneririm. Cafe, ada ruhunun aksine ufak bir İstanbul hissiyatı yaşatsa da tarzıyla hoş bir atmosfer sunuyor.

splendidhotel.net/

Aya Yorgi Kilisesi, Büyükada Büyükada Gezilecek Yerler

Aya Yorgi Kilisesi’nin tarihçesine girmemekle birlikte, tarihi kiliseyi gezmenin Büyükada’nın kaçınılmaz aktiviteleri arasında ön sırayı çektiğini belirtmeliyim. Atlı arabalarla Aşıklar Tepesi’ne çıkılarak, Aya Yorgi’nin eteklerine varılıyor. Eğer hayvan zulmünü desteklemiyorsanız, bisiklet ya da elektrikli taşıtları kullanarak çevreci bir tutum sergileyebilirsiniz. Aşıklar Tepesi’ne vardığınızda, hediyelik eşya tezgâhları sizi karşılıyor. Bu standlarda her bir kurdele renginin, farklı bir dileği simgelediği (aşk, sağlık, para vs.) kancalı iğnelerden almadan dönmeyin. Âdet yerini bulsun. Dilek merasiminin ardından, sadece yaya yoluna açık tepeyi aşmak ve kiliseye ulaşmak üzere yola koyulabilirsiniz. Bu zamana kadar yalnızca bir kere bu yolculuğa kalkıştım. O zahmetli tırmanışın zirvesine ulaştığımda gördüğüm manzara, zihnimde hala yerini koruyor.

İlginizi çekebilir: Ezgi Demirci’den “Aya Yorgi: Büyükada’da Dileklerin Gerçekleştiği Kilise” 

ayayorgikilisesi.com/

Bundan birkaç yıl önce gerçekleştirilen Bienal etkinliği sayesinde gezdiğim Troçki’nin Evi, birtakım dizilere set olmuş tarihi köşkleri sormanız halinde bölge halkınca size gösterilecektir. Oraya kadar gitmişken bu adreslere de uzaktan olsun bir göz gezdirmekte yarar var.

Ada Lügatı’nda Küçük Tur adanın yarısını, Büyük Tur ise adanın tamamının bir tam yuvarlak çizilerek gezilmesi anlamına gelir. Adaya gelmişken Büyük Tur yapılmalı diye düşünsem de, vapur saatlerini de dikkate alarak adaya ayırdığınız vakitle doğru orantılı bir tercihte bulunmanızı öneririm.

Büyükada’da Ne Yenir?

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Gulnihal (@graskinchylas) on

_ Aşıklar Adası, Büyükada’da dondurma yemeden olmaz! Gittiğiniz mevsim önemli tabi ama her daim bulabileceğiniz, Roma ve Prinkipo (Büyükada’nın eski adı) dondurmaları favoriler arasında, gelato opsiyonu da mevcut. Ancak Büyükada’ya özgü birşeyler yemek istiyorsanız, hele de mevsim yazsa; gül dondurma yemeden dönülmemeli. Nedir bu gül dondurma, özelliği ne? Anadolu Kulübü’ne giden yolun köşesi ve Maden’de bulabilirsiniz. Bir baba-oğul imal ediyor, sırrı da onlarda gizli. Şeftali, çilek ve türlü meyvelerden yapılıyor, gül şeklinde. Son derece doğal ve katkısız, meyveye doyarsınız.

_ Yazları haşlanmış mısır, kışları kestaneyle bir dünya markası, adanın demirbaşlarından Tarkan abi! Biraz önce söz ettiğim gül dondurmacısının ekürisi ve yanyana tezgah açarlar. Onu bulacağınız yer: Anadolu Kulübü’nün girişinin bulunduğu köşe.

_ Lale Büfe’nin sosisli ve limonu (yerlisinin limonatayı telaffuz biçimi) listenin ilk üçünde yer alıyor. Benim favorimse büfenin yan lezzeti olan kavurmalı tost.

_ Dolci Pastaneleri ne alsam bir diğerinde gözümün kaldığı kurabiye cenneti.

_ Fıçı; lays kıvamındaki incecik patates kızartmalarıyla, midye-kalamar tava gibi lezzetlerin en iyi adresi.

_ Mezeli keyif arayanlara ise Milto ve By Şükrü’yü önerebilirim.

Saat başı yakalayabileceğiniz vapurla İstanbullular için tatlı mı tatlı bir kaçamak niteliğinde Büyükada, benim tabirimle Aşıklar Adası. İki gününün bile ruhunuza iyi geleceği, konsept itibariyle sizi alıp başka diyarlara götürebilecek türden bir yer. İyisi mi, yaz sezonu açılıp da ada sokakları dolup taşmadan rotanız Büyükada’ya dönük olsun. Karşılaşırsak gülüşelim :)

İlginizi çekebilir: Lisya Kalma’dan “Bir Büyükadalı’dan Büyükada Rehberi”

bianet.org ve splendidhotel.net

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN