Çeşme; hepimiz için deniz, güneş, kumsal, eğlence dendiği zaman akla ilk gelen lokasyonlar arasında. Sezonlar geçtikçe artan talep, tesis sayısını da artırırken bir beach club enflasyonu olmuş durumda diyebiliriz. Artık Çeşme’de bir ücret vermeden denize girebileceğiniz plaj bulmanız çok zor. Bu durumda da size en çok keyif verecek, fayda maliyeti yüksek olan beach’i bulmak önem kazanıyor. O zaman gelin, bu yaz Çeşme’nin belli başlı beach club’larına göz atalım.

Çeşme Beach’leri

The Beach of Momo

Beach of Momo, 3 yıl önce Alaçatı Köy içinde açılan bir Restaurant-Bar iken, bir sonraki senelerde popülerliğini plaja da taşıdı. Beach of Momo, Çeşme Dalyanköy’ün saklı bir koyunda, bu sene ikinci sezonunu yaşıyor. En büyük özelliklerinden birisi diğer tüm popüler beach’lerden uzak ve farklı bir lokasyonda olması olan Momo’ya girişler 100 TL.

Buranın ikinci önemli özelliği de, mutfağının İtalyan Şef Carlo Bernardini yönetiminde olması. Menüde pizza ve makarna çeşitleri dışında ıstakozdan kalamara, farklı deniz ürünleri de mevcut. Servisin samimi olduğunu ve aksamadığını söyleyebilirim. Girişte ise Vakkorama, Les Benjamins ve Tommy Hilfiger’a ait ufak açık hava dükkanları yer alıyor. Buradan çanta, mayo, t-shirt gibi aksesuarlar alabiliyorsunuz.

Girişten denize doğru yokuş aşağı inerken solda restoran ve merkezde dev bir çatı altında büyük bir bar ve parti alanı sizi karşılıyor. Gün boyu çalan müzikler tempolu ve tekdüze olduğu için herkese hitap etmeyebilir. Hafta sonları 17:00 sonrası başlayan happy hour’lar daha farklı türde dans müziklerine yer veriyor. Bu partiler bir hayli kalabalık oluyor ve gece 22’ye kadar devam edebiliyor.

Beach of Momo’nun denizine gelirsek, suyu ılık olsa da taşlık. Çabuk derinleşiyor ve denizin içinde balıkların ufak ufak ayaklarınızı gıdıkladığını hissedebiliyorsunuz. Suyun da çok berrak olduğunu söyleyemeyiz. Dekorundadoğal malzemeler kullanılmış, ahşap şezlonglar ve gazebolar var. Havlu veriliyor. Şemsiyeler ise yeterli büyüklükte değil.

Mekanda bulunan büyük heykel ve dev dreamcatcher adeta Momo’nun sembolü olmuş durumda. Koya tekne yanaşmanın da mümkün olduğunu ekleyeyim. Özetle burası, çocuklu aileler için uygun olmamakla beraber partilemek isteyenler ve lezzetli yemek yemek isteyenler için mutluluk verici!

Instagram

Yuzu Beach

Çeşme’nin 2019 sezonuna en son adım atan beach’i Yuzu Beach. Yaz sezonunun iki ay ile sınırlı olduğu Çeşme’de, yoğun çalışmalar sonucu açılışı Temmuz ayına yetiştirilebildi. Ayayorgi Koyu’nun en genç beach club’ı olan Yuzu, Cove Beach’in sınırlarının bir bölümü kiralanarak oluşturuldu. Beach’e ulaşmak için oluşturulan otopark yolu mülteci kampını andıran sağlı sollu çadır, su depoları ve atık manzarası sunsa da içeride farklı bir ortam ile karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz.

Beach’e girişte kumluk bir koridor oluşturulmuş. Koridor bitiminde sizi büyük bir çatı altında toplanmış olan bar-restoran alanı ile yıllanmış dev ağaçlar karşılıyor. Girişler kişi başı 100 TL ve bu tutar hesaba yansıtılıyor. Mekanda en çok dikkat çeken ise sıkça yerleştirilmiş olan heykeller ve doğal malzemeler kullanılarak üretilmiş mobilyalar.

Şezlonglar ahşap ve şemsiyeler Uzak Doğu tarzını anımsatıyor fakat güneşte uzun süre kalmayı sevmiyorsanız büyüklük açısından yeterli değil. Turuncu renkli havlular ise bir spa düzeninde rulo şeklinde tüm şezlongların köşesine özenle yerleştirilmiş. Aya Yorgi koyunun tıpkı bir havuz gibi olduğunu bilirsiniz, deck alanın kademeli oluşu herkesin yattığı yerden bu güzel koyu net görmesini sağlıyor. Yuzu’nun bu koyun en ucunda olması da manzara hakimiyeti açısından bir avantaj tabii.

Rezervasyon konusunda fazlasıyla katılar, şezlonglara da boş olmalarına rağmen geniş geniş oturalım diyemiyorsunuz, mutlaka kişi adedine göre yönlendiriliyorsunuz. Turkuaz renk deniz, temiz ve ılık bir suya sahip, kumluk ve durgun.

Yemek menüsünde ise çok farklı lezzetler var. Menüsünde sushi olan nadir beach’lerden diyebiliriz. Özellikle başlangıç ve atıştırmalıklar karışık bir dünya seçkisi sunuyor. Pideler ise yepyeni isimler kazanmış; Meraviglio, Teos, Azteca gibi. 

Müziklere gelince; sakin başlarken saat 16:00 gibi erken bir saatte ses seviyesi rahatsız edici bir şekilde arttırılıyor. Şezlongta kitap okumak için dahi konsantre olamıyorsunuz. Hafta sonları saat 18:30’da happy hour başlıyor. Akşamları ise mekan aktif değil. Mekanın arka tarafında gizli kalmış bir plaj voleybolu sahası da bulunuyor. Yataklı olan bölümler ise sanki hala inşaat bitmemiş izlenimi veriyor, biraz sıcaklığa ve yaşanmışlığa ihtiyacı var bana kalırsa. Mekan 21 yaş ve üstü olduğu için etrafta çocuk görmüyorsunuz. Özetle, Ayayorgi’ye yeni soluk getiren, butik lezzetleri ile öne çıkacak bir beach diyebiliriz Yuzu Beach için.

Instagram

Spiaggio Grande

“Harika plaj” anlamına gelen Spiaggio Grande, Porto Beach Otel’in sahilinin bir kısmı kullanılarak oluşturulmuş bir beach club. Bulundukları koy ise Yumru Koyu olarak geçiyor. Grande’ye giriş yaparken, aracınız ile kapıya kadar gelip, ortadaki göbekte valeye teslim edebilirsiniz. Girişler hafta içi ve hafta sonu 90 TL. Plaja ulaşmak için yokuş aşağı yürümemeniz isteyenlere, Buggy’ler aralıksız olarak ulaşım servisi sağlıyor, sahilin girişinde indikten sonra ise sizi ilgili kişi yer göstermek üzere karşılıyor. Bu sürecin farklı bir hoşluk yarattığını söyleyebilirim. Plajda sık ve yoğun bir düzen var. Deniz üzerindeki localar tıpkı Bahamalar’daki banglow hissiyatı veriyor. Sol tarafta ise ahşap bir iskele bulunuyor.

Geçtiğimiz senelerde servis ile ilgili problemler yaşansa da artık plaj tarafında çok sayıda servis elemanı hizmet verdiği için bu problem çözülmüş gibi gözüküyor. Şezlonglar koyu renk plastik fakat geniş olduğu için çok rahat ve kullanımınız için havlu da veriliyor. Bu eksikliği güzel, sakin müzikleri ve sofistike menüsü ile kapatıyor diyebilirim. Menüsünde Edamame, Tacoreç, İstakoz, Magnolia gibi tatların yanında bir çok yerden alışkın olunan pide-pizza-makarna-hamburger grubu bulunuyor. 

WC ise çok temiz. Güzel kokan sabunlar ve kolonyalar da unutulmamış güzel detaylar arasında. Evcil hayvana izin verilen beach’te; telefon şarj noktası, masaj imkanı bulunuyor. Happy hour’lar ise perşembe-pazar arası 17:30’da canlı müzik eşliğinde yapılıyor ve Cabaret Grande adındaki plajın sağ tarafında kalan bölümde gerçekleşiyor. Konserler ise saat 21:00 den sonra başlıyor. Deniz Seki, Yaşar, Cenk Eren ve Defne Samyeli gibi sanatçılar sahne alıyor. Ayrıca artık gelenekselleşen Kenan Doğulu konseri hem karadan hem de tekne ile yanaşma imkanı olduğu için denizdeki dinleyiciler tarafından çok yoğun ilgi görüyor.

Beach’i diğerlerinden ayrıştıran en önemli farklarından birisi de açık hava bir kuaföre sahip olması. Denize girmeyi tercih etmeyenler burada fön çektirebilirler! :) Cephesi en dar ve denizi diğerlerine göre vasat beach’lerden biri olduğunu düşünsem de ortamın ve kalabalığın keyifli olduğunu söyleyebilirim.

Websitesi

Boheme Beach

Çeşme-Ovacık bölgesi bugüne kadar Before Sunset Beach ile anılırdı. Aynı bölgede 2019 sezonunda kapılarını açan artık yeni bir beach var, ismi Boheme Beach. Ulaşım açısından yolu biraz uzun sürse de tüm gün geçirmeye değecek bir mekan. “Süslü” beach’lerin vazgeçilmezleri arasında olan dream catcher, heykeller, tüller, palmiyeler, sepetler, salıncaklar, çatılmış çadırlar ve hasırlar burada abartılmadan, tadında kullanılmış. Mekan ahşap ağırlıklı olduğu için doğallıktan kopmamış ve çok “fotojenik” bir mekan olmuş.

Mekana giriş için rezervasyonu sadece Instagram DM üzerinden yaptırabiliyorsunuz. Giriş ücreti ise hafta içi de, hafta sonu da 100 TL. Eğer yataklı cabana’larda yer ayırmak isterseniz hafta içi minimum 1.000 TL, hafta sonu 1.500 TL harcama yapmanız gerekiyor. Çocukla gelmek isterseniz de, sizi sadece bu bölümlerde kabul ediyorlar. 

Boheme’in plajı ve denizi bir hayli güzel. Temiz, kumluk ve Alaçatı’ya göre biraz daha ılık bir deniz. Su sporları imkanı olduğu gibi, plaja evcil hayvanlar ile girmeye de izin veriliyor.

Boheme Beach’in menüsündebirçok yemek çeşidi bulunuyor; pide, makarna, salata grubuna tek farklı alternatif ise Levrek Cheviche olarak gözüküyor. Happy hour, yoğunluğa göre her gün saat 17:00 de başlıyor ve 21:00’e kadar devam ediyor. Her pazar ise 20:30’dan gece yarısına kadar süren partiler yapılıyor. Beach’te mısırcı ve midyeci var, masaj imkanı da mevcut. WC ise geniş ve temiz.

Özetle, uzun zamandır gittiğiniz plajlardan sıkılıp farklı bir alternatif arıyor ve güzel fotoğraflar çekip paylaşmak için can atıyorsanız, bu dekoruna özen gösterilmiş mekandan keyif alabilirsiniz.

Instagram

Quente Beach Club

Eskiden kamp alanı olması nedeniyle doğal bir bitki örtüsüne sahip Quente, yay gibi uzanan 200 adımlık geniş cepheli bir kumsala sahip. Paşalimanı mevkiinde yer alan tesis, tatil köylerini andıran bol ağaçlıklı girişiyle karşılıyor sizi. Çim, kum ve ahşap alanların olduğu Quente, turkuaza yakın bir denize sahip. Denizin sırf kum olması, uzun süre derinleşmemesi ve su sıcaklığının Çeşme’nin diğer koylarına kıyasla çok daha ılık olması, birçok küçük çocuklu aileyi de bu tesise çekiyor. Parmak uçlarınız buruş buruş olana kadar denizin tadını hiç üşümeden çıkarabiliyorsunuz.

Quente’de; ufak hamaklar, minik ahşap yataklar küçük ziyaretçiler için düşünülmüş detaylar arasında. Dolayısıyla kendisini çocuk ve bebek dostu bir beach olarak tanımlamak mümkün. Denizden gelen çocuk cıvıltıları da zaten bunu doğrular nitelikte! :) Ayrıca belirteyim, grup olarak bir arada olmak isteyenler için de yataklı loca imkanı var.

Hafta içi ve hafta sonu giriş ücreti kişi başı 60 TL  ve içeriğinde bir yiyecek ya da içecek barındırmıyor. Sabah saat 10:00’da kapılarını açıp 19:00’da kapatıyorlar, merak edenler için kahvaltı servisi de mevcut değil. Otopark için, dış alanda yolun karşısındaki alanı tercih edebiliyorsunuz, tamamen ücretsiz. Duş, soyunma kabini, WC yeterli büyüklükte ve temiz. Sahildeki şemsiyeler hasır, şezlonglar ise plastik. Talep ettiğiniz taktirde temiz havlu da veriliyor.

Yemek konusuna gelince mısırcı, dondurmacı ve kahveci ayrıca standlara sahip, yazın vazgeçilmezi midye dolmayı ise menüden sipariş etmeniz gerekiyor. Servis elemanları ilgili ve iyi niyetli. Menüsünde ise diğer beach’lere benzer yiyecekler var; pizza, pide, makarna, hamburger gibi. Farklı olarak ise Burrito ve tatlı olarak Magnolia sayılabilir.

Müzik yayını hiç yapılmadığı için gürültüden uzak kalmak isteyenler deniz dalga sesleri eşliğinde şezlonglarında kestirebilirler. Ayrıca masaj yaptırmak isterseniz de bir masör ve masöz randevulu olarak hizmet veriyor. Son olarak, Quente içinde akşam veya gece saatlerinde çalışan bir restoran ya da kulüp bulunmadığını söyleyeyim. Genel anlamda doğal güzelliği olan, sakin, ılık ve kumlu denize sahip bir beach diyebilirim.

Instagram

Alaçatı 11 Beach

Alaçatı’nın popüler olmasında en büyük rollerden birine sahip surf merkezlerinin hemen yan koyunda, Çark Plajı olarak geçen alanda kurulu. Kairaba Alaçatı Beach Resort’un (KABR) işlettiği Alaçatı 11 Beach Club’ın bu yazki sezonunda restoran-cafe menüsü baştan yaratılmış. 260 adım uzunluğundaki kumsalı, turkuaz renkli, sırf kum denizi ve ince ince esen rüzgarı ile sıcaktan bunalmanıza fırsat vermeyen bir kulüp olduğunu söyleyebilirim. Denizi diğer tüm Alaçatı koylarında olduğu gibi soğuk ve bir hayli tuzlu. Aile ve çocuklar içinse uygun çünkü uzun süre sığ kalan bir suya sahip. Boylu boyunca uzanan kumsalında kumdan kale yapmak da mümkün. :) Kum sevmeyenler için çim alanlarının ve gruplar için loca imkanının olduğunu da belirteyim. 

Hafta içi ve hafta sonu giriş ücreti 125 TL ve içerisine bir yiyecek veya içecek dahil edilmemiş. Mısırcı ve midyeci plajda seyyar olarak geziyor. Masaj derseniz, otelin yabancı masör ve masözleri tarafından otelin spa bölümünde veya isterseniz plajda şezlongunuzda yapılabiliyor. Aynı koyda Süzer Sun Dreams Otel’e ait bir plaj da bulunuyor ve Alaçatı 11 ile arasında ufak bir halk plajı bölümü var. Ancak bu kitlelerin birbirine karışmadığını söyleyebilirim.

Koya tekne ile yanaşma imkanı var, yine de genelde dalgasız bir deniz olmasına rağmen pek fazla teknenin yanaştığını söyleyemem. Beach’in sol tarafında daha önce “Otto” olarak çalışan kısım artık uzun bir iskele üzerinde Balıkçı Niyazi olarak hizmet veriyor. Onun yanında yer alan kulüp Kruz ise gece yarısından sonra müziklere başlıyor.

No:11 Cafe / Restoran alanı ise tamamen yenilenmiş. Kumlara atılan puflar, yer yatakları, hasır aksesuarlar ile çok sevimli, abartısız ve doğal bir lounge’a dönüşmüş. Beach’in sadece bu bölümünde müzik var ve çok keyifli çalıyor. Şezlongta yemek yerine restoranda yemeyi tercih edebilirsiniz. Menüye gelirsek, diğer beach’lerden çok farklı değil fakat lezzetli olduğunu söyleyebilirim. İstanbul’dan tanıdığımız Voi Central ise kahve konusuna el atmış durumda. Beach’te kahvaltı verilmiyor fakat otelin serpme kahvaltı hizmeti var. Sağ tarafa gelirsek de, kumların üzerine kurulu masa sandalyeleri ile yeni nesil meyhane olarak hizmet veren Veranda, insanları Türkçe ağırlıklı müzikler ile coşturuyor.

Son olarak, evcil hayvan alınmadığını belirtmekte yarar olduğunu düşündüğüm beach’in otoparkı ücretsiz, soyunma kabini ve duşlar az sayıda, WC ise yeterli değil. Genel anlamda soğuk denizden çekinmeyenlerin gelebileceği rahat ortam sunan bir beach diyebilirim.

Instagram

Fun Beach Club

Fun Beach; Çeşme’nin Altınkum mevkiinde yer alıyor. Soğuk ve sırf kum denizi, yaz boyunca çok nadir dalga alıyor. Girişler kişi başı 90 TL ve bir alkolsüz içecek veriliyor. Red kullanıyorsanız hafta sonları için %50 indirimli girebiliyorsunuz. Otoparkın da ücretsiz olduğunu belirteyim.

Fun Beach’i diğer tüm beach club’lardan ayıran özelliği çok farklı yiyecek seçenekleri sunması. Özellikle zeytinyağlı ve balık meze çeşitleri atıştırmalık yemeklerden ziyade tam bir öğün olarak önünüze geliyor. Müzik seçimleri de rahatsız etmeyecek ses seviyesinde ve zevkli.

Fun Beach’te ne yapabilirim derseniz, parasailing (sürat teknesine bağlı, paraşüt ile denizden yükselerek yapılan spor) dahil olmak üzere bütün su sporları mevcut. Beach’in içerisinde ise çimlik ve kumluk olmak üzere iki alan var. Ahşap şezlonglar kumluk bölümde bulunuyor ve burada, giriş ücretine ek olarak sizden 180 TL harcama yapmanız bekleniyor. Plastik şezlongların olduğu bölümde ise böyle bir şart aranmıyor.

Atıştırmalık konusuna gelirsek; çevrede seyyar midyeciler var, fakat mısırcı bulunmuyor. Duş, soyunma odaları ve WC’nin konfor ve hijyen anlamında biraz daha geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gruplar içinse denize kıyısı olan localar var ve denizin içinde oturabilmeniz için de plastik rengarenk Adirondack sandalyeleri mevcut. Genel olarak, geniş kumsalı sayesinde çocuklu ailelerin de rahat edebildiği bir mekan diyebilirim. Akşamüzeri saatlerinde çalan müziğin temposu da, ses seviyesi de artıyor, plajda kokteyller içilmeye başlanıyor, özellikle “Neşeli” adındaki kokteyl başka yerlerde denk gelemeyeceğiniz bir lezzet, mutlaka denemelisiniz! Son olarak, Çeşme’de daha çok müdavimlerinin gittiği, temiz bir denize ve çok seçenekli bir menüye sahip Fun Beach’e evcil hayvanınızla da rahatlıkla girebilirsiniz. :)

Websitesi

Madeo Beach

Madeo Beach, Unique Alaçatı adında bir kompleksin içinde yer alan mekanlardan bir tanesi ve dekor anlamında kafa yorulmuş birçok detay barındırıyor. Şu anki yerini 2017 sezonunda alan Madeo, daha önce Plaj İzole’nin mevcut yerindeydi. Kocaman eğimli bir otopark alanından geçerek Madeo’ya giriyorsunuz, otopark ücretsiz. Giriş ücreti ise kişi başı 100 TL (Pazar günleri 150 TL).

Madeo’da üç farklı alan söz konusu. Bir bölüm restoran ve iskelenin yer aldığı ahşap ağırlıklı bölüm. İskele olarak bahsettiğim kısım aslında İstanbul’dan da tanıdığımız, geceleri yerini Klein’a bırakan alan. Bu sene ilk kez Çeşme sezonuna dahil olan kulüpte yabancı DJ’lerin yoğun bir programı var. Ayrıca kulübün arkasında tamamen sosyal medya paylaşımlarına hizmet etmesi adına birtakım dikkat çekici dekor köşeleri yer alıyor. Meraklıları tek tek hepsinde farklı pozlar veriyor ve önünde sıra bile oluyor! 

Madeo’nun restoran kısmında diğer kulüplerden aşina olduğumuz bir menü var. İkinci alan ve esas denize girme amacına uygun kısım ise kumluk bir yarım yay şeklinde uzanıyor. Denize girişte bazı kısımlar taşlık olduğu için dikkatli olmak gerekiyor. Kumsalın üst bölümündeki bir alan ise açık hava gym olarak planlanmış. Burada ağırlıklar, bench press ve kondisyon bisikleti gibi aletler yer alıyor. Sıcakta eğer spor yapabilecek enerjiyi bulabiliyorsanız değişik bir tecrübe olabilir. 

Akşamüzerine doğru ‘Happy Hour’ başlıyor. Bu partinin yapıldığı alan ise tesisin farklı, üçüncü bir alanı denebilir. Etrafı beton, mahalle görünümlü iki katlı evler ile çevrilmiş, kumluk zemine sahip bu dikdörtgen sahada, yüksek ses ile müzik henüz güneş batmadan başlıyor ve içkiler bistro’larda servis ediliyor. Servis ise biraz yavaş. Zeminin kumluk olması nedeniyle biraz toz duman içinde kaldığınızı da belirteyim. Bu parti kısmının biraz daha 30 yaş altına hitap ettiğini de söylemek gerekiyor. Happy Hour’lar cuma, cumartesi ve pazar günleri 17:00-22:00 arası gerçekleştiriliyor.

Madeo, özellikle çocuklu aileler için uygun bir beach olmadığından daha çok yüksek sesli müzik ve parti seven kişilerin tercih edebileceği bir beach diyebiliriz. Kalabalık partileri kafa dinlemeye tercih ediyorsanız burası tam size göre.

Plaj İzole

Plaj İzole, bir koy içinde başka bir komşusu olmadan yer aldığı için, isminin karşılığı olarak yalıtılmış bir tesis. Diğer beach’lerin tersine toprak bir yoldan otoparka geliyorsunuz. Kendiniz de park etseniz, arabanızı valeye de verseniz, her şekilde otopark ücreti olan 20 TL’yi ödüyorsunuz. Günün sonunda toprak zeminden kalkan tozlar nedeniyle aracınıza kirli bir şekilde kavuşuyorsunuz, onu da söylemeden geçmemeliyim. 

Girişler 80 TL ve herhangi bir yiyecek veya içeceği kapsamıyor. İçeriye girince sizi bol çimenli ve hafif eğimli bir alan karşılıyor. Çimlerin bitiminde ise beyaz bir kumsal ve masmavi bir deniz var. Deniz, diğer tüm Alaçatı mekanları gibi soğuk ve su uzun süre sığ devam ediyor. Rahatlatıcı bir ses seviyesinde çalan mekan müziği, yatağa benzeyen rahat ahşap şezlongları sayesinde uzun saatler kalabileceğiniz bir mekan.

Beach’in sol tarafında yer alan ve geçtiğimiz senelerde Dusk olarak hizmet veren kulüp artık kapalı. Onun yerine KABR’nin de plajında yer alan Balıkçı Niyazi’nin bir şubesi bulunuyor, akşam saatlerinde hizmet veriyor. Kumsalda bir tekneden bozarak yaptıkları bar ve kumlardaki lounge alanı ise bana sorarsanız, sahile farklı bir renk katıyor. Doğal bitki örtüsü ve kayalıkları da buranın izole ismini destekliyor.

Burada aynı zamanda, Alaçatı’da yer alan The Stay Otel’in misafirleri için ayırmış olduğu deniz üstüne inşa edilmiş özel bir deck alanı bulunuyor. Bu alana ise otel misafiri harici kişiler alınmıyor. Otelin deniz kenarı olmadığı için böyle bir çözüm sunmuş olması bence güzel. Ayrıca beach’e transfer hizmetini “School Bus” olarak genelde 90’ların Amerikan filmlerinden aşina olduğumuz GMC marka burunlu otobüsler veriyor. Retro bir shuttle hizmeti, ayrıca klimalı! :)

Son olarak, beach’e evcil hayvanlar küçük boyutlarda olduğu müddetçe kabul görüyor. Mekan saat 10:00’da açılıp 19:00’da kapanıyor. Happy Hour’lar ve partiler arıyorsanız da, bu tip organizasyonlar bu mekanın tarzı değil. Kısaca daha sakin ve “chill” bir plaj beklentiniz varsa burası denizin ve güneşin tadını çıkartmak için birebir!

Websitesi

Fly Inn Beach

Fly Inn, 90’lı yıllarda henüz Çeşme’nin İstanbullular tarafından bu kadar rağbet görmediği zamanlarda açılan, o dönemlerin en popüler beach club’larından biri. Eskiden Ayayorgi Koyu’nda yer alan tesis, (şu an yerinde Cove bulunuyor) birkaç sezon önce Altınkum’da, Fun Beach’in yan koyuna inşa edildi.

Fly Inn’de gelenleri büyük bir otopark alanı karşılıyor, giriş kapısında ise bir uçak maketi dikkat çekiyor. Otopark ücretsiz, ayrıca belirteyim. Girişler 90 TL olup buna bir yiyecek veya içecek dahil değil. Beach’e ilk girdiğinizde ise bir bütünlük olmaması dikkat çekiyor. Maksimum sayıda insan sığdırma kaygısı ile yerleştirilmiş şezlonglar kişisel bir alan oluşturmaya imkan vermiyor. 

Mekan içinde birçok farklı köşe de yaratılmış. Örneğin, girişin sol kısmında iki kişilik yatakların olduğu bir alan mevcut, devamında ise happy hour alanı olarak da kullanılan ahşap bir bar ve deck bölümü var, bu alanda servis verecekleri kişiler için seçici davrandıklarını belirtiyorlar. Sağ tarafta ise beyaz rengin hakim olduğu bir bar alanı ve o kısma ait plastik şezlonglar var. Mekanda her bölümün değerlendirilmesine ihtiyaç duyulmuş sanki. Happy hour genelde hafta sonları ilgi görüyor. 17:00 gibi başlıyor ve 19:00 sularında bitiyor. Ayrıca, mekan akşam saatlerinde hizmet vermiyor.

Fly Inn’in denizi ise Çeşme’nin en soğuklarından denebilir, girince adeta “cosss” sesini duyabileceğiniz kadar soğuk. Kıyılar biraz çakıllık olduğu için girerken dikkat etmek gerekiyor, bu taşların arasında bolca balık görmeniz mümkün. Denizin üstünde iki ayrı iskele var ve üstünde şezlong yerine birbiri ardına sıralanmış iki kişilik yataklar yer alıyor. Denizin içine yerleştirilmiş, şemsiye ve tabureler ile çatılmış hamaklar var. Kıyıdaki cankurtaran kulesi yazı temsil etmekle beraber dekor amaçlı konmuş gibi, çünkü içinde “on duty” birisi bulunmuyor.

Beach’in su sporları imkanı var, hatta sahilin beşte biri bunun için ayrılmış durumda. Mekana evcil hayvan getirilebiliyor. Ayrıca içerisinde bulunan butikten mayo bile satın alabiliyorsunuz. Çocuklar için eğlenceli bir alanı, masaj imkanı, hatta telefon şarj noktası bile var!

Tesisin arka kısımlarına doğru gidince, diğer beach’lerde rastlayamayacağınız kadar geniş bir spor alanına ulaşıyorsunuz. Büyükçe bir açık hava gym’i, tek potalı bir basketbol sahası ve plaj voleybolu sahası yer alıyor. Fly Inn eskiden de sporu ön plana çıkartan bir tesisti, hala da öyle.

Beach menüsünde alışkın olduğumuz burger-pizza ve atıştırmalık lezzetler var ama en önemli farkı, kahvaltı da sunuyor olması. Mısır (salsa sos ile servis ediliyor) ve midyeyi menüden sipariş edebiliyorsunuz. Kahve barı olarak ayrılan bölümde My Cuppa isminde bir kahve markası yer alıyor.

WC’ler temiz ve klimalı. Soyunma kabinlerinin ise hijyenine biraz daha dikkat edilmesi gerekiyor. Duşlar, denizden çıkar çıkmaz kullanabilmeniz için ıslak kuma konmuş. Denize bu kadar yakın olunca tuzlu su akıyor hissiyatına kapılabilirsiniz ama merak etmeyin tatlı su akıyor. :)

Mekanda her şeyi bir arada sunma kaygısı, birçok konseptin iç içe geçmesine sebep olmuş, bütünlük yerini karmaşık bir ortama bırakmış. Mesela, çocuklu aileler ise geniş bir alanda oturamayacaklarını bilerek gelmeliler. Özetlemek gerekirse; spor yapmaya niyeti olanlar için bir çok imkan var. Yoğun kalabalıktan sıkılmıyor ve soğuk denizden hoşlanıyorsanız Fly Inn’den keyif alabilirsiniz.

Websitesi

Esnaf On The Beach

Yukarıda bahsettiğim Fly Inn ile aynı koyu paylaşan, 2019 yazında faaliyete başlamış bir beach club’da sıra: Esnaf On The Beach. Buraya girişler 100 TL ve buna bir yiyecek ve içecek dahil değil. Beach, ufak bir plaj ve çim alana sahip, hatta deniz kenarındaki kayalara doğru sonradan oluşturulan bir deck alanı ile sahil genişletilmiş. Esnaf On The Beach, çok büyük olmadığı için samimi de gözüken ve diğerlerinden biraz farklı bir çalışma prensibine sahip bir beach. Keza menüsü de öyle. 

İstanbul ve Çeşme’deki Esnaf’a gidenlerin aşina olduğu, sadece online ve kredi kartınızdan kapora alınarak yapılan rezervasyon uygulaması plajı için de geçerli. Saat 16:00’dan sonra restoran kısmında, masaların üzerinde, birkaç sene öncesine kadar Mykonos’un en popüler plajlarından olan Nammos’a benzer bir dans ortamı oluşuyor. Plaj 19:30’da kapanıyor.

Yemekler ise diğer beach’lerden çok farklı; özellikle başlangıç ve spesiyalleri. Deniz taraklı humus, havyarlı patates, Levrek Gravlax gibi başlangıçların dışında istakozlu ve farklı deniz mahsullü spesiyaller yer alıyor. 30-650 TL arasında değişen bir yemek menüsüne sahip. Kişi başı 200 TL olan tadım menüsü ise 6 çeşit lezzeti tecrübe etmenizi sağlıyor.

Küçük ve samimi ortamlarda partilemekten hoşlanıyorsanız zevk alabileceğiniz bir beach. Çocuklu aileler için ise uygun değil keza yaş sınırı 16 olarak belirlenmiş.

Websitesi

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN