Çeşme; hepimiz için deniz, güneş, kumsal, eğlence dendiği zaman akla ilk gelen lokasyonlar arasında. Sezonlar geçtikçe artan talep, tesis sayısını da artırırken bir beach club enflasyonu olmuş durumda diyebiliriz. Artık Çeşme’de bir ücret vermeden denize girebileceğiniz plaj bulmanız çok zor. Bu durumda da size en çok keyif verecek, fayda maliyeti yüksek olan beach’i bulmak önem kazanıyor. O zaman gelin, bu yaz Çeşme’nin belli başlı beach club’larına göz atalım.

Çeşme Beach’leri

Quente Beach Club

Eskiden kamp alanı olması nedeniyle doğal bir bitki örtüsüne sahip Quente, yay gibi uzanan 200 adımlık geniş cepheli bir kumsala sahip. Paşalimanı mevkiinde yer alan tesis, tatil köylerini andıran bol ağaçlıklı girişiyle karşılıyor sizi. Çim, kum ve ahşap alanların olduğu Quente, turkuaza yakın bir denize sahip. Denizin sırf kum olması, uzun süre derinleşmemesi ve su sıcaklığının Çeşme’nin diğer koylarına kıyasla çok daha ılık olması, birçok küçük çocuklu aileyi de bu tesise çekiyor. Parmak uçlarınız buruş buruş olana kadar denizin tadını hiç üşümeden çıkarabiliyorsunuz.

Quente’de; ufak hamaklar, minik ahşap yataklar küçük ziyaretçiler için düşünülmüş detaylar arasında. Dolayısıyla kendisini çocuk ve bebek dostu bir beach olarak tanımlamak mümkün. Denizden gelen çocuk cıvıltıları da zaten bunu doğrular nitelikte! :) Ayrıca belirteyim, grup olarak bir arada olmak isteyenler için de yataklı loca imkanı var.

Hafta içi ve hafta sonu giriş ücreti kişi başı 60 TL  ve içeriğinde bir yiyecek ya da içecek barındırmıyor. Sabah saat 10:00’da kapılarını açıp 19:00’da kapatıyorlar, merak edenler için kahvaltı servisi de mevcut değil. Otopark için, dış alanda yolun karşısındaki alanı tercih edebiliyorsunuz, tamamen ücretsiz. Duş, soyunma kabini, WC yeterli büyüklükte ve temiz. Sahildeki şemsiyeler hasır, şezlonglar ise plastik. Talep ettiğiniz taktirde temiz havlu da veriliyor.

Yemek konusuna gelince mısırcı, dondurmacı ve kahveci ayrıca standlara sahip, yazın vazgeçilmezi midye dolmayı ise menüden sipariş etmeniz gerekiyor. Servis elemanları ilgili ve iyi niyetli. Menüsünde ise diğer beach’lere benzer yiyecekler var; pizza, pide, makarna, hamburger gibi. Farklı olarak ise Burrito ve tatlı olarak Magnolia sayılabilir.

Müzik yayını hiç yapılmadığı için gürültüden uzak kalmak isteyenler deniz dalga sesleri eşliğinde şezlonglarında kestirebilirler. Ayrıca masaj yaptırmak isterseniz de bir masör ve masöz randevulu olarak hizmet veriyor. Son olarak, Quente içinde akşam veya gece saatlerinde çalışan bir restoran ya da kulüp bulunmadığını söyleyeyim. Genel anlamda doğal güzelliği olan, sakin, ılık ve kumlu denize sahip bir beach diyebilirim.

Instagram

Alaçatı 11 Beach

Alaçatı’nın popüler olmasında en büyük rollerden birine sahip surf merkezlerinin hemen yan koyunda, Çark Plajı olarak geçen alanda kurulu. Kairaba Alaçatı Beach Resort’un (KABR) işlettiği Alaçatı 11 Beach Club’ın bu yazki sezonunda restoran-cafe menüsü baştan yaratılmış. 260 adım uzunluğundaki kumsalı, turkuaz renkli, sırf kum denizi ve ince ince esen rüzgarı ile sıcaktan bunalmanıza fırsat vermeyen bir kulüp olduğunu söyleyebilirim. Denizi diğer tüm Alaçatı koylarında olduğu gibi soğuk ve bir hayli tuzlu. Aile ve çocuklar içinse uygun çünkü uzun süre sığ kalan bir suya sahip. Boylu boyunca uzanan kumsalında kumdan kale yapmak da mümkün. :) Kum sevmeyenler için çim alanlarının ve gruplar için loca imkanının olduğunu da belirteyim. 

Hafta içi ve hafta sonu giriş ücreti 125 TL ve içerisine bir yiyecek veya içecek dahil edilmemiş. Mısırcı ve midyeci plajda seyyar olarak geziyor. Masaj derseniz, otelin yabancı masör ve masözleri tarafından otelin spa bölümünde veya isterseniz plajda şezlongunuzda yapılabiliyor. Aynı koyda Süzer Sun Dreams Otel’e ait bir plaj da bulunuyor ve Alaçatı 11 ile arasında ufak bir halk plajı bölümü var. Ancak bu kitlelerin birbirine karışmadığını söyleyebilirim.

Koya tekne ile yanaşma imkanı var, yine de genelde dalgasız bir deniz olmasına rağmen pek fazla teknenin yanaştığını söyleyemem. Beach’in sol tarafında daha önce “Otto” olarak çalışan kısım artık uzun bir iskele üzerinde Balıkçı Niyazi olarak hizmet veriyor. Onun yanında yer alan kulüp Kruz ise gece yarısından sonra müziklere başlıyor.

No:11 Cafe / Restoran alanı ise tamamen yenilenmiş. Kumlara atılan puflar, yer yatakları, hasır aksesuarlar ile çok sevimli, abartısız ve doğal bir lounge’a dönüşmüş. Beach’in sadece bu bölümünde müzik var ve çok keyifli çalıyor. Şezlongta yemek yerine restoranda yemeyi tercih edebilirsiniz. Menüye gelirsek, diğer beach’lerden çok farklı değil fakat lezzetli olduğunu söyleyebilirim. İstanbul’dan tanıdığımız Voi Central ise kahve konusuna el atmış durumda. Beach’te kahvaltı verilmiyor fakat otelin serpme kahvaltı hizmeti var. Sağ tarafa gelirsek de, kumların üzerine kurulu masa sandalyeleri ile yeni nesil meyhane olarak hizmet veren Veranda, insanları Türkçe ağırlıklı müzikler ile coşturuyor.

Son olarak, evcil hayvan alınmadığını belirtmekte yarar olduğunu düşündüğüm beach’in otoparkı ücretsiz, soyunma kabini ve duşlar az sayıda, WC ise yeterli değil. Genel anlamda soğuk denizden çekinmeyenlerin gelebileceği rahat ortam sunan bir beach diyebilirim.

Instagram

Fun Beach Club

Fun Beach; Çeşme’nin Altınkum mevkiinde yer alıyor. Soğuk ve sırf kum denizi, yaz boyunca çok nadir dalga alıyor. Girişler kişi başı 90 TL ve bir alkolsüz içecek veriliyor. Red kullanıyorsanız hafta sonları için %50 indirimli girebiliyorsunuz. Otoparkın da ücretsiz olduğunu belirteyim.

Fun Beach’i diğer tüm beach club’lardan ayıran özelliği çok farklı yiyecek seçenekleri sunması. Özellikle zeytinyağlı ve balık meze çeşitleri atıştırmalık yemeklerden ziyade tam bir öğün olarak önünüze geliyor. Müzik seçimleri de rahatsız etmeyecek ses seviyesinde ve zevkli.

Fun Beach’te ne yapabilirim derseniz, parasailing (sürat teknesine bağlı, paraşüt ile denizden yükselerek yapılan spor) dahil olmak üzere bütün su sporları mevcut. Beach’in içerisinde ise çimlik ve kumluk olmak üzere iki alan var. Ahşap şezlonglar kumluk bölümde bulunuyor ve burada, giriş ücretine ek olarak sizden 180 TL harcama yapmanız bekleniyor. Plastik şezlongların olduğu bölümde ise böyle bir şart aranmıyor.

Atıştırmalık konusuna gelirsek; çevrede seyyar midyeciler var, fakat mısırcı bulunmuyor. Duş, soyunma odaları ve WC’nin konfor ve hijyen anlamında biraz daha geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gruplar içinse denize kıyısı olan localar var ve denizin içinde oturabilmeniz için de plastik rengarenk Adirondack sandalyeleri mevcut. Genel olarak, geniş kumsalı sayesinde çocuklu ailelerin de rahat edebildiği bir mekan diyebilirim. Akşamüzeri saatlerinde çalan müziğin temposu da, ses seviyesi de artıyor, plajda kokteyller içilmeye başlanıyor, özellikle “Neşeli” adındaki kokteyl başka yerlerde denk gelemeyeceğiniz bir lezzet, mutlaka denemelisiniz! Son olarak, Çeşme’de daha çok müdavimlerinin gittiği, temiz bir denize ve çok seçenekli bir menüye sahip Fun Beach’e evcil hayvanınızla da rahatlıkla girebilirsiniz. :)

Websitesi

Madeo Beach

Madeo Beach, Unique Alaçatı adında bir kompleksin içinde yer alan mekanlardan bir tanesi ve dekor anlamında kafa yorulmuş birçok detay barındırıyor. Şu anki yerini 2017 sezonunda alan Madeo, daha önce Plaj İzole’nin mevcut yerindeydi. Kocaman eğimli bir otopark alanından geçerek Madeo’ya giriyorsunuz, otopark ücretsiz. Giriş ücreti ise kişi başı 100 TL (Pazar günleri 150 TL).

Madeo’da üç farklı alan söz konusu. Bir bölüm restoran ve iskelenin yer aldığı ahşap ağırlıklı bölüm. İskele olarak bahsettiğim kısım aslında İstanbul’dan da tanıdığımız, geceleri yerini Klein’a bırakan alan. Bu sene ilk kez Çeşme sezonuna dahil olan kulüpte yabancı DJ’lerin yoğun bir programı var. Ayrıca kulübün arkasında tamamen sosyal medya paylaşımlarına hizmet etmesi adına birtakım dikkat çekici dekor köşeleri yer alıyor. Meraklıları tek tek hepsinde farklı pozlar veriyor ve önünde sıra bile oluyor! 

Madeo’nun restoran kısmında diğer kulüplerden aşina olduğumuz bir menü var. İkinci alan ve esas denize girme amacına uygun kısım ise kumluk bir yarım yay şeklinde uzanıyor. Denize girişte bazı kısımlar taşlık olduğu için dikkatli olmak gerekiyor. Kumsalın üst bölümündeki bir alan ise açık hava gym olarak planlanmış. Burada ağırlıklar, bench press ve kondisyon bisikleti gibi aletler yer alıyor. Sıcakta eğer spor yapabilecek enerjiyi bulabiliyorsanız değişik bir tecrübe olabilir. 

Akşamüzerine doğru ‘Happy Hour’ başlıyor. Bu partinin yapıldığı alan ise tesisin farklı, üçüncü bir alanı denebilir. Etrafı beton, mahalle görünümlü iki katlı evler ile çevrilmiş, kumluk zemine sahip bu dikdörtgen sahada, yüksek ses ile müzik henüz güneş batmadan başlıyor ve içkiler bistro’larda servis ediliyor. Servis ise biraz yavaş. Zeminin kumluk olması nedeniyle biraz toz duman içinde kaldığınızı da belirteyim. Bu parti kısmının biraz daha 30 yaş altına hitap ettiğini de söylemek gerekiyor. Happy Hour’lar cuma, cumartesi ve pazar günleri 17:00-22:00 arası gerçekleştiriliyor.

Madeo, özellikle çocuklu aileler için uygun bir beach olmadığından daha çok yüksek sesli müzik ve parti seven kişilerin tercih edebileceği bir beach diyebiliriz. Kalabalık partileri kafa dinlemeye tercih ediyorsanız burası tam size göre.

Plaj İzole

Plaj İzole, bir koy içinde başka bir komşusu olmadan yer aldığı için, isminin karşılığı olarak yalıtılmış bir tesis. Diğer beach’lerin tersine toprak bir yoldan otoparka geliyorsunuz. Kendiniz de park etseniz, arabanızı valeye de verseniz, her şekilde otopark ücreti olan 20 TL’yi ödüyorsunuz. Günün sonunda toprak zeminden kalkan tozlar nedeniyle aracınıza kirli bir şekilde kavuşuyorsunuz, onu da söylemeden geçmemeliyim. 

Girişler 80 TL ve herhangi bir yiyecek veya içeceği kapsamıyor. İçeriye girince sizi bol çimenli ve hafif eğimli bir alan karşılıyor. Çimlerin bitiminde ise beyaz bir kumsal ve masmavi bir deniz var. Deniz, diğer tüm Alaçatı mekanları gibi soğuk ve su uzun süre sığ devam ediyor. Rahatlatıcı bir ses seviyesinde çalan mekan müziği, yatağa benzeyen rahat ahşap şezlongları sayesinde uzun saatler kalabileceğiniz bir mekan.

Beach’in sol tarafında yer alan ve geçtiğimiz senelerde Dusk olarak hizmet veren kulüp artık kapalı. Onun yerine KABR’nin de plajında yer alan Balıkçı Niyazi’nin bir şubesi bulunuyor, akşam saatlerinde hizmet veriyor. Kumsalda bir tekneden bozarak yaptıkları bar ve kumlardaki lounge alanı ise bana sorarsanız, sahile farklı bir renk katıyor. Doğal bitki örtüsü ve kayalıkları da buranın izole ismini destekliyor.

Burada aynı zamanda, Alaçatı’da yer alan The Stay Otel’in misafirleri için ayırmış olduğu deniz üstüne inşa edilmiş özel bir deck alanı bulunuyor. Bu alana ise otel misafiri harici kişiler alınmıyor. Otelin deniz kenarı olmadığı için böyle bir çözüm sunmuş olması bence güzel. Ayrıca beach’e transfer hizmetini “School Bus” olarak genelde 90’ların Amerikan filmlerinden aşina olduğumuz GMC marka burunlu otobüsler veriyor. Retro bir shuttle hizmeti, ayrıca klimalı! :)

Son olarak, beach’e evcil hayvanlar küçük boyutlarda olduğu müddetçe kabul görüyor. Mekan saat 10:00’da açılıp 19:00’da kapanıyor. Happy Hour’lar ve partiler arıyorsanız da, bu tip organizasyonlar bu mekanın tarzı değil. Kısaca daha sakin ve “chill” bir plaj beklentiniz varsa burası denizin ve güneşin tadını çıkartmak için birebir!

Websitesi

Fly Inn Beach

Fly Inn, 90’lı yıllarda henüz Çeşme’nin İstanbullular tarafından bu kadar rağbet görmediği zamanlarda açılan, o dönemlerin en popüler beach club’larından biri. Eskiden Ayayorgi Koyu’nda yer alan tesis, (şu an yerinde Cove bulunuyor) birkaç sezon önce Altınkum’da, Fun Beach’in yan koyuna inşa edildi.

Fly Inn’de gelenleri büyük bir otopark alanı karşılıyor, giriş kapısında ise bir uçak maketi dikkat çekiyor. Otopark ücretsiz, ayrıca belirteyim. Girişler 90 TL olup buna bir yiyecek veya içecek dahil değil. Beach’e ilk girdiğinizde ise bir bütünlük olmaması dikkat çekiyor. Maksimum sayıda insan sığdırma kaygısı ile yerleştirilmiş şezlonglar kişisel bir alan oluşturmaya imkan vermiyor. 

Mekan içinde birçok farklı köşe de yaratılmış. Örneğin, girişin sol kısmında iki kişilik yatakların olduğu bir alan mevcut, devamında ise happy hour alanı olarak da kullanılan ahşap bir bar ve deck bölümü var, bu alanda servis verecekleri kişiler için seçici davrandıklarını belirtiyorlar. Sağ tarafta ise beyaz rengin hakim olduğu bir bar alanı ve o kısma ait plastik şezlonglar var. Mekanda her bölümün değerlendirilmesine ihtiyaç duyulmuş sanki. Happy hour genelde hafta sonları ilgi görüyor. 17:00 gibi başlıyor ve 19:00 sularında bitiyor. Ayrıca, mekan akşam saatlerinde hizmet vermiyor.

Fly Inn’in denizi ise Çeşme’nin en soğuklarından denebilir, girince adeta “cosss” sesini duyabileceğiniz kadar soğuk. Kıyılar biraz çakıllık olduğu için girerken dikkat etmek gerekiyor, bu taşların arasında bolca balık görmeniz mümkün. Denizin üstünde iki ayrı iskele var ve üstünde şezlong yerine birbiri ardına sıralanmış iki kişilik yataklar yer alıyor. Denizin içine yerleştirilmiş, şemsiye ve tabureler ile çatılmış hamaklar var. Kıyıdaki cankurtaran kulesi yazı temsil etmekle beraber dekor amaçlı konmuş gibi, çünkü içinde “on duty” birisi bulunmuyor.

Beach’in su sporları imkanı var, hatta sahilin beşte biri bunun için ayrılmış durumda. Mekana evcil hayvan getirilebiliyor. Ayrıca içerisinde bulunan butikten mayo bile satın alabiliyorsunuz. Çocuklar için eğlenceli bir alanı, masaj imkanı, hatta telefon şarj noktası bile var!

Tesisin arka kısımlarına doğru gidince, diğer beach’lerde rastlayamayacağınız kadar geniş bir spor alanına ulaşıyorsunuz. Büyükçe bir açık hava gym’i, tek potalı bir basketbol sahası ve plaj voleybolu sahası yer alıyor. Fly Inn eskiden de sporu ön plana çıkartan bir tesisti, hala da öyle.

Beach menüsünde alışkın olduğumuz burger-pizza ve atıştırmalık lezzetler var ama en önemli farkı, kahvaltı da sunuyor olması. Mısır (salsa sos ile servis ediliyor) ve midyeyi menüden sipariş edebiliyorsunuz. Kahve barı olarak ayrılan bölümde My Cuppa isminde bir kahve markası yer alıyor.

WC’ler temiz ve klimalı. Soyunma kabinlerinin ise hijyenine biraz daha dikkat edilmesi gerekiyor. Duşlar, denizden çıkar çıkmaz kullanabilmeniz için ıslak kuma konmuş. Denize bu kadar yakın olunca tuzlu su akıyor hissiyatına kapılabilirsiniz ama merak etmeyin tatlı su akıyor. :)

Mekanda her şeyi bir arada sunma kaygısı, birçok konseptin iç içe geçmesine sebep olmuş, bütünlük yerini karmaşık bir ortama bırakmış. Mesela, çocuklu aileler ise geniş bir alanda oturamayacaklarını bilerek gelmeliler. Özetlemek gerekirse; spor yapmaya niyeti olanlar için bir çok imkan var. Yoğun kalabalıktan sıkılmıyor ve soğuk denizden hoşlanıyorsanız Fly Inn’den keyif alabilirsiniz.

Websitesi

Esnaf On The Beach

Yukarıda bahsettiğim Fly Inn ile aynı koyu paylaşan, 2019 yazında faaliyete başlamış bir beach club’da sıra: Esnaf On The Beach. Buraya girişler 100 TL ve buna bir yiyecek ve içecek dahil değil. Beach, ufak bir plaj ve çim alana sahip, hatta deniz kenarındaki kayalara doğru sonradan oluşturulan bir deck alanı ile sahil genişletilmiş. Esnaf On The Beach, çok büyük olmadığı için samimi de gözüken ve diğerlerinden biraz farklı bir çalışma prensibine sahip bir beach. Keza menüsü de öyle. 

İstanbul ve Çeşme’deki Esnaf’a gidenlerin aşina olduğu, sadece online ve kredi kartınızdan kapora alınarak yapılan rezervasyon uygulaması plajı için de geçerli. Saat 16:00’dan sonra restoran kısmında, masaların üzerinde, birkaç sene öncesine kadar Mykonos’un en popüler plajlarından olan Nammos’a benzer bir dans ortamı oluşuyor. Plaj 19:30’da kapanıyor.

Yemekler ise diğer beach’lerden çok farklı; özellikle başlangıç ve spesiyalleri. Deniz taraklı humus, havyarlı patates, Levrek Gravlax gibi başlangıçların dışında istakozlu ve farklı deniz mahsullü spesiyaller yer alıyor. 30-650 TL arasında değişen bir yemek menüsüne sahip. Kişi başı 200 TL olan tadım menüsü ise 6 çeşit lezzeti tecrübe etmenizi sağlıyor.

Küçük ve samimi ortamlarda partilemekten hoşlanıyorsanız zevk alabileceğiniz bir beach. Çocuklu aileler için ise uygun değil keza yaş sınırı 16 olarak belirlenmiş.

Websitesi

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN