Gupse Özay ile: "Gupi" Animasyonu Üzerine
Billboardlarda ismini görmeyi, kıkır kıkır gülmeyi ve yazdığı repliklerin gün boyu dilimize dolanmasını çok özlediğimiz Gupse Özay ile beraberiz bugün! Yakın zamanda Netflix’te yayınlanan “Platonik: Mavi Dolunay Otel” ile komedi tutkunlarını ekrana kilitlemişken, şimdi de ilk animasyon projesi “Gupi” ile karşımızda. Ayrı kaldığımız zamanın sebebi belli oldu diyor ve kendisiyle “Gupi” hakkında merak ettiğimiz her şeyi konuşmaya başlıyoruz.

Merhaba Gupse, nasılsın? İki büyük projeyi arka arkaya seyirciye sunmak nasıl bir çalışma döneminin sonucu, biraz çalışma rutininden bahsedebilir misin?
Selaam. Teşekkür ederim çok iyiyim. Aslından normalde ben projelerimi çok dip dibe oluşturmam veya tanıştırmam. Ama Gupi çok önceden başladığımız br projeydi. 2021 yılında başladık. Çocuklarla buluşması adına da sabırsızdık çok. Bir an önce Netflix ile birlikte kavuşturalım dedik.
Rutin ile ilgili ise, benim bir çalışma rutinim maalesef yok. Ama bana çok iyi geldiği için sanırım bulduğum her fırsatta yazmaya üretmeye çalışıyorum. Hatta fazla çalıştığım için ailem ve dostlarım tarafından eleştiriliyor olduğumu da ekleyeyim.
Ben Gupi’nin ilk sezonunu bir oturuşta bitirdim ve 33 yaşındayım. Önce “aa çocuklar içinmiş” dedim, sonra “yok ben de izlerim” dedim ve ilk bölümün yarısına gelmeden “hem benim, hem de çocuğum içinmiş” sonucuna vardım. Çünkü özellikle biz Milenyaller, bir karakterde senin sesini duyunca konudan bağımsız olarak izlemeye devam ediyoruz. Sen Gupi’yi kimler için yazdın?
Haha çok sevindim. Bu sorunun kısa cevabı ‘çocuklar için’ olacak. Lakin biz yetişkinlerin de yetişkin dertlerinden uzaklaşıp solucanların oynayacak parkları yokmuş gibi tatlı sevimli çocuksu dertlere ihtiyacımız var. Dolayısıyla ben yazarken ve seslendirirken çok mutlu oldum. Kendi çocukluğuma uğrayıp durdum. Gupi de, gören duyan izleyen her yaştan izleyiciyi mutlu etsin dilerim.

Eskiden beri bir animasyon karakter yazma isteğin var mıydı, yoksa anne olmak mı bu isteği ortaya çıkardı?
Hep vardı evet. Çocukları güldürmeyi çaktırmadan normalden daha çok sevdiğimi çözmüştüm zaten. Sonra çocuk kitapları yazıp biraz denemeler yaptım. Totalde 11 tane çocuk kitabım var. Bu da bana epey yaradı. Çocuklarla ilgili eğlenceli işler yapmak bana da iyi geliyor. Kitaplardan sonra ve filmlerimdeki çocuk kitlesini farkettikten sonra animasyon yapmaktan başka çarem yoktu. Harika bir ekiple buluştuk ve Gupiciğim doğdu. Hatta kendi kızımdan önce doğdu. Ben Gupi’ye başladığımız tarihte yeni hamileydim.

Gupi’yi izlerken aklımdan hep şu cümle geçti: Gupi sanki 90’lardan günümüze bir zaman makinesiyle ışınlanmış gibi. Çocukluğunu 90’lardaki çocuklar gibi yaşıyor, çok samimi bir dili var, oldukça girişken, özgüvenli ve komik bir çocuk Gupi. Senin çocukluğundan izler var mı onda?
Kesinlikle benim çocukluğum. Zaten ben bilmediğim girmediğim dünyalarda çok da üretken değilim. Kendi anılarımdan aşırdığım şeyler var, kendi büyüdüğüm yıllardan izler var, kendi çocuksu hayalgücümden çok şey var. Ve evet biraz da güncel gözlemler… Meraklılık ve hayal gücü beni tanımlayan iki güçlü özellik zaten. Her çocukta bolca bulunmasını dilediğim.
Benim de 4.5 yaşında bir çocuğum var ve onunla birlikte izlediğimiz çizgi filmlerde, yabancı yapımlar olmalarından da kaynaklı, bizim mahallelerimize hiç benzemeyen bir banliyö havası var. Müstakil evler, geniş bahçeler, barbekü partileri. Tabii ki çocuk yeterince bağ kuramıyor, evler kendi evlerine benzemiyor. Gupi’nin en sevdiğim tarafı tamamen bizim mahalleli olması diyebilirim. Dekoru ve atmosferi kurgularken başka nelere dikkat ettiniz?
Ben gerçek bir zemindeki absürdlüğü seviyorum. Yani dekor ne kadar gerçeğe yakın olursa gerçek üstü öğeler o kadar parlıyor. Kültürel olarak başka milletlere belki doku farklı gelecek lakin duygu olarak yakalayacağından eminim. Dikkat ettiğimiz şey çocukların yaş veya milletleri farketmeksizin empati yapabilecekleri yerler. Suyu soğuk bulup yüzünü yıkamaktan kaçınmak bence çoğu çocukta ortak bir harekettir diye tahmin ediyorum mesela. Gupi’nin yaşadığı dünyanın özellikle apartmanda olmasını istememizin nedeni de, doğaya bahçeye kendi insiyatifiyle inmek istemeyen çocukları görmemiz. Yani evlerinin içinde tabletleriyle dijital ormanlar, denizler, parklar, oyunlar hep parmaklarının ucunda. Ama biz ayak parmaklarıyla dokunsunlar istiyoruz.
Jan, Gupi’yi izledi mi? Bakınca sana benzetiyor mu, ilk yorumları neler oldu?
İzlemez mi! Şarkılarını ezbere biliyor. Sesi annesinin sesi olduğu için çok sıcak buluyor ve tanıyor gibi davranıyor. Yorumu genelde bir daha bir daha şeklinde oluyor. Favori bölümleri var. Bu çok hoşuma gidiyor. Hatta ilk izlediğinde duygulandığımı itiraf ediyorum.
Jenerik müziğine de değinmeliyiz, tüm gün ağzıma takıldı hatta şu an bile zihnimde dönüyor. Senin de projeyi ortaya çıkarken çok eğlendiğin belli oluyor. Müzik nasıl ortaya çıktı?
Gupi’nin müzikleri gerçekten şahane. Samet Önder Kök harika bir müzisyen. Beni de çok sevdi. Şarkı sözlerini yönetmenimiz Arkın Aktaç ile ona yolladığımızda heyecanlanıp kısa sürede coşkulu bir melodiye sokuyor. İyi bir ekip olduk bence. Şarkıların önemini biliyoruz. Çocuklar kolay öğrendikleri ve tekrar edebildikleri şarkıları çok seviyor. E ben de öyle. O yüzden virüs gibi ağıza takılması gayet de hoşumuza gidiyor.
Hatta Netflix’in Amerika’daki dublaj ekibi ile İngilizce dublaj yaparken çalıştığımız Haley bütün binada ‘börek kokusu’ şarkısının İngilizcesini herkesin mırıldandığını söyledi.

Gupi’nin her bölümünde, çocukların kimi zaman zorlandıkları bazı konular da incelikle işlenmiş. Taşınma, yeni insanlarla tanışma, problem çözme, doğa sevgisi, şehirde yaşam… Aileler böyle durumlar yaşadıklarında çocuklarıyla beraber Gupi izleyebilir diye düşünüyorum. Pedagoglardan nasıl bir destek aldınız?
Çocuklara içerik oluştururken ne olursa olsun çok dikkatli ve özenli olmak gerekiyor. Her ne kadar ana başlığımız komedi ve eğlence olsa da. Çok tatlı bir pedagogumuz var. Sandra Pasensya. Her içerik sonrası ona danışıyoruz. O da bize yorumlarla nerelere dikkat etmemiz gerektiğini söylüyor veya değişiklik önerilerinde bulunuyor.
Bize Gupi ile Gupse arasındaki bazı ortak noktaları söylemek ister misin? Mesela sen de arkadaşlarının ismini kısaltır mısın?
Eveeeet. Her zaman… Sevdiğim insanın ismini hemen kısaltırım. Bana da mesela Gupi yerine Gupse dediklerinde bir hata mı yaptım diye düşünüyorum. Takma isimleri sıcak buluyorum. Lakap ve takma isim bizim sülalede de çok meşhur. Özellikle anne tarafında. Dayım Mimi, teyzem Coco misal. Yani bu benim alıştığım ve en sevdiğim şey.
Gupi’nin devamı veya sinema filmi için bir planın var mı? Bizi neler bekliyor?
Gupi yeni doğdu ve elbette maceralarına devam edecek. Sürpriz yolculuklarını şimdilik saklayalım bence. Kendisi de sürprizleri çok seviyor çünkü.
Son olarak, Gupi’nin ruhundan aldığım ilhamla sorayım: Şimdiki çocukların hayatında bir şeyi değiştirebilecek gücün olsa bu ne olurdu?
Ebeveynlerinin veya bakım verenlerinin kendilerini mutlu ve özgür hissedecek şekilde hayatlarını inşa edebilmelerini dilerdim. Mutlu ve özgür bir çevrede büyümek her çocuğun hakkı çünkü.
Kapak Fotoğrafı: Netflix

Mag Porter







Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!