Gurur ve Önyargı* (*gibi bir şey): Ve Çok da Eğlenceli Bir Şey!
Nerden başlasam, nasıl anlatsam dediğim Gurur ve Önyargı* (*gibi bir şey), perdelerini açtığı ilk günden bu yana müzikal keyfimizi doruğa çıkartıyor. Isobel McArthur’un kalemiyle, Murat Daltaban’ın yönetmenliğinde, sevdiğimiz oyuncular, rengarenk kostümler ve ışıltılı dekorlarla bambaşka bir boyuta geçiyor ve sahnelerin en eğlenceli oyunlarından biri haline geliyor.
Geçtiğimiz sezonun en iyilerinden biri olarak not ettiğim Gurur ve Önyargı (*gibi bir şey), keyfini yıllarca sürdürmeyi vaat ediyor. İngiliz edebiyatında sevdiğim klasikler arasında yer alan Jane Austen’ın Gurur ve Önyargı’sına bu kez ters yüz edilmiş bir açıdan bakıyor ve altını çizdiği evlilik ile aile kavramlarını, fotoğrafını çektiği toplum yapısını kasvetli bir şekilde değil de müzikli, düşünmeli, tesadüfi, aşklı ve bol bol gülmeli versiyonuyla sahnede izliyoruz.
Perdeler açılıyor ve büyü başlıyor. Dekorlardan sıyrılıp karakterler kendilerini tanıtıyor. Hizmetçilerin önemini ve o zamanlardan bugüne kadar konaklardan saraylara (ve hatta günümüz dizilerine) kadar nasıl yön verdiğini öğreniyoruz. O dönemin yapısında kadına biçilen rol de bir tablo gibi sahnede çiziliyor. Yani kadın dediğin güzel olacak, işveli olacak, hayatının anlamı da zengin bir kocayla evlilik olacak. Bunların hepsini yapabiliyorsa ondan marifetlisi yok. Bir de işin aile tarafı var; ailelerin en büyük başarısı kızları için zengin bir koca bulmak. Yoksa mazallah elalemin diline düşülür, toplumun beklentileri karşılanmadığından isimleri dedikodu malzemesi olur hatta bilindik çevrelerinden silinir. Bunun için de entrikalar, tesadüfmüş gibi karşılaşmalar, stratejik oyunlar… Kısacası; her yol mübah. Amaçlarına ulaşırlarsa da onlardan prestijlisi yok. Onlara göre hayatın anlamı sadece bunlardan ibaret olsa da, gerçek aşkın da ne özel bir şey olduğunun altı çaktırmadan çiziliyor. Doğru insanla olursa, daha ilk baştan o duygudan emin olarak gelgitler yaşanmasına rağmen ilerlemek ve kalbe söz geçiremeyip mağlup olmak en güzel şey!
Oyunun sonunda anlıyoruz ki evet bazı şeyler üzerinden yüzyıllar geçse de hem değişiyor hem değişmiyor. Aile yapısı değişse de sahip olmamız gereken değerler aynı; toplum yapısı değişse de baskısı aynı; kadın-erkeğin rolleri değişse de onlara bakış açısı aynı. Aşkın zamana karşı duruşu değişse de hissettirdikleri ve çektirdikleri de aynı. Ve biz de bu aynılıklar ve farklılıklar arasında yaşayıp gidiyoruz tıpki yüzyıllar öncesindekiler gibi.
Oyuncuları anlatmaya, övgülerime muhteşem diye başlayıp hiç susmayabilirim. İlk kez tiyatroda izlediklerim kadar her oyununu takip ettiğim beş güzel kadının su gibi oyunculuklarıyla sahnelerin ağırlamaya memnun olduğu bir ekip var karşımızda. Kitaptaki tüm karekterlerin, kadın-erkek hiç fark etmez, hakkını veriyorlar. Birden anne, hala, görümce, koca adayı veya kardeş oluyor, hatta asker olup dövüşebiliyorlar bile. Birce Akalay, Nergis Öztürk, Özge Özberk, Ayşegül Uraz ve Kardelen Arpacı’nın iki perde boyunca hiç durmayan enerjileriyle, rol geçişleriyle, şarkıları ve sesleriyle bizi mest etmeleri de cabası.
Dekora ve kostümlere ayrı bir paragraf açmak gerek. Saray gibi bir ev, değişen parçalarla kayalık haline geliyor, perdesi, vazosu derken bir masalın içinde hissettirmekten öte o masalı yaşatıyor. Özellikle saksıdaki bitkinin başlı başına oyunculardan rol çalması, eğlenceyi tavan yapıyor. Kostümlere ve aksesuarlara gelince, ışıl ışıl, renkli her kıyafeti tek tek üstüme geçirmek istedim, en çok da ceketleri. Karakterlerle özdeşleşen renkleriyle, aynı anda hem formaya hem de balo elbisesine dönüşebilen tasarımlarıyla, onları zenginleştiren şapkalar, tüyler, etollerle gözlerimizi şenlendiriyor. Sahne tasarımında Burak Etöz’ün, kostüm tasarımında Tomris Kuzu’nun, bunlara eşlik eden müziklerde Oğuz Kaplangı’nın ve sahne arkasındaki tüm kadronun, oyunu parlatan emeklerine sağlık.
Özetle, Murat Daltaban’ın yönetmenliğini, BKM ve DOT Tiyatronun yapımcılıığnı üstlendiği ve başarıyla sahneye taşıdığı Gurur ve Önyargı* (*gibi bir şey), hemen gidip izlemeyi ve izledikten sonra yanına yıldızları hak ediyor. Hareketi, dansı, şarkısı, ışığı, parıltısı, enerjisi, gülmesi bol, alkışlaması ve keyfi çok bu oyunun mutlaka seyircisi olmalısınız hem de en önden! Şimdiden iyi seyirler.
Kapak Fotoğrafı: BKM & DOT Tiyatro
İlginizi çekebilir: Eda Geven’den 2025 – 2026 Sezonunun Yeni Oyunları

Eda Geven 









Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!