Binlerce yıllık geçmişiyle medeniyetlerin kesişim noktası oldu Antakya. Sadece tarihiyle değil sofralarıyla da zamana meydan okudu. Bu topraklar gelen her misafire hem sofrasını hem de yüreğini açtı. Kültürel çeşitliliği, misafirperverliği ile sıcacık sofralar kurdu. Kendine has mutfağı ile akıllara kazındı. Ne var ki 6 Şubat 2023’te yaşanan büyük felaket, sadece yapılarını değil, bu toprakların belleğini de derinden sarstı. O günden sonra Antakya’nın sokakları kadar sofraları da sessizleşti. Ancak bazı lezzetler asla yok olmaz. Çünkü bazı insanlar bu belleği yaşatmayı kendine görev bilir. Tıpkı Güzelburç Mahallesi’nde küçük bir kasap dükkânıyla yola çıkan ve bugün İstanbul Nişantaşı’nda bir lezzet durağına dönüşen Güzelburç Antakya gibi… Gelin bugün bu güzel mekanı birlikte keşfedelim.

n2a7097-enhanced-nr
Başlangıç Lezzetleri | Fotoğraf Kaynağı: Güzelburç Antakya

1995 yılında Hatay’ın Güzelburç Mahallesi’nde başlayan bu yolculuk, Nuri Usta ve oğlu Şef Ümit Şabanoğlu ile üç nesildir yaşatılmaya devam ediyor. Aslında Güzelburç Mahallesin’de küçük bir kasap dükkanı olarak başlıyor hikaye. Yol onları hikayenin devamını yazmak için İstanbul’a getiriyor.  Hatay’ın tarım ve hayvancılıkla uğraşan yerel üreticilerine destek vermek, Antakya mutfağını tanıtmaya devam etmek için çıkılan bir yol bu! Şef Ümit Şabanoğlu’nun önderliğinde hazırlanan menülerde, her lokmada Antakya’nın kokusu, sesi, dokusu var.

Ben de bu özenle yaratılmış sofraya konuk olma şansı buldum. Başlangıç olarak masaya gelen humus, Antakya’nın meşhur kısırı, tuzlu yoğurtlu cacık ve taze kekikli zeytin salatası adeta birer lezzet şöleniydi. Hepsi özgün, hepsi tanıdık ama bir o kadar da özel tatlardı. Ardından taş fırından çıkan fındık lahmacun ve oruk, bu mutfağın ne kadar güçlü olduğunu ve benim de ne kadar özlediğimi hatırlattı bana. Özellikle taş fırın kullanımı, lezzetleri bambaşka bir seviyeye taşıyor. Ateşin dilinden anlayan bir restoran Güzelburç Antakya.

n2a7028-enhanced-nr
Taş Fırın-Güveçte Tepsi Kebabı | Fotoğraf Kaynağı: Güzelburç Antakya

Ana yemekte ise güveçte pişirilmiş tepsi kebabı yedim. Masaya pide ekmeğiyle üzeri kapalı şekilde gelen bu yemek, sadece görsel olarak değil, lezzet olarak da oldukça etkileyiciydi. Köftenin içine eklenen sebzeler yemeğe hem hafiflik hem de derinlik katmıştı. Şerbetli olmasına rağmen asla ağır olmayan bir künefe ile de bu enfes deneyimi tatlı bir şekilde sonlandırdım.

Masadan sadece doymuş değil, mutlu kalktım. Bu özel mekân, sadece Antakya’nın lezzetlerini yaşatmıyor; aynı zamanda bir kentin belleğini, kültürel zenginliğini ve direncini de geleceğe taşıyor. Güzelburç Antakya, Antakya’yı İstanbul’un kalbinde yaşatıyor. Ayrıca kahvaltı menüsünün de en az akşam yemeği kadar iddialı olduğunu duyduğumu belirtmeden geçmeyeyim. Antakya’nın zengin kahvaltı kültürünü merak edenler için de bu durak kesinlikle kaçırılmamalı. Şimdiden afiyet olsun.

Kapak Fotoğrafı: Güzelburç Antakya

İlginizi çekebilir: Nazlı Rona’dan Madera