Aramızda aynı evi paylaştığı kişiyi veya kişileri tanımayan var mı? Muhtemelen içinden gülüyorsundur; tabii ki hepimiz birlikte yaşadığımız kişileri tanıyoruz, hatta çok iyi tanıyoruz. Şimdi zihninde aynı soruyla evinin kapısını aç ve şöyle bir dışarıya bak. Karşı kaldırımda yürüyen kediye, yan kapının eşiğine kıvrılmış köpeğe ve gökyüzünde süzülen kuşlara bir bak. Az önceki cevabını tekrar düşün, aynı “evde” yaşadığın kişileri gerçekten tanıyor musun?

Hayvana Saygı
Hayvana Saygı | Fotoğraf: Unsplash / Ludemeula Fernandes

“Ev”imiz Neresi?

Konuya böyle bir giriş yapmak istedik, çünkü dikkatini tam olarak bu noktaya çekmek istiyoruz: yaşamlarımızı sürdürdüğümüz, çoğu zaman maalesef ki dar ve ben odaklı bakış açılarımıza. Oysa ‘ev’ kelimesinin bizlere; kedisiyle, köpeğiyle, kuşuyla, kelebeğiyle, tüm hayvanlarla, bitkilerle ve tabii biz insanoğluyla, tüm ‘gezegen’i ifade etmesi için, hayata baktığımız pencereleri biraz daha aralamaya istekli olmamız gerekiyor. Birlikte bir gezegeni paylaşıyoruz; aynı havayı soluyor, aynı zaman diliminde varlığımızı sürdürüyoruz. Bu, eşi benzeri olmayan bir bütünlük ve tamamlanmışlık duygusu. Sence de koşulsuz bir saygıyı hak etmiyor mu?

Kusursuz yaşam döngülerimizin merkezinde yer alan, doğanın mucizeleri olduklarına inandığımız hayvanlar ve onların dünyalarına odaklanmak istiyoruz. Hayvanlar, aslında bizlere tahmin ettiğimizden de çok benziyorlar. Sahip oldukları özellikler türlerine göre farklılık gösteriyor olsa da; birbirleriyle kurdukları bağ, karakteristik ifade şekilleri, kendilerine gösterilen sevgi ve şefkati karşılarındakine yansıtma konusundaki başarıları, sence de çok tanıdık değil mi?

Hayvana Saygı
Hayvana Saygı | Fotoğraf: Unsplash / Prasoon Raj

Hayvanlara duyduğumuz saygıyı göstermek için yapabileceğimiz sınırsız şey var. Sokak hayvanları için kapının önüne bir kap su ve mama bırakmak, onlara kendi ellerimizle küçük kulübeler yapmak, etrafımızdakileri sahiplenmeye teşvik etmek, hayvan haklarını koruyan derneklere destek olmak, derneklerin çalışmalarıyla ilgili çevremizi bilinçlendirmek; bunlardan sadece birkaçı…

#KendineHasDayanışma

Kendine Has olarak, Covid-19 salgını ve sosyal uzaklaşmayla birlikte zor durumda kalan sokak hayvanları için başlattığımız projeden söz etmek istiyoruz. Sokakta yaşayan dostlarımız için #KendineHasDayanışma diyerek yola çıktık ve onları 500 noktaya yerleştirdiğimiz, geri dönüştürülmüş malzemeden yapılan yuvalarla buluşturduk. Bugünlerde markete veya eczaneye gidip dönmek için çıktığında, sıcacık bir #KendineHas yuvasına denk gelebilirsin. Yuvaları gördüğünde onlara biraz mama ve bir kap su bırakmayı unutma!

Evine en yakın kedi ve köpek yuvalarını keşfetmek için buraya tıklayabilirsin.

Geniş Bir Perspektif

Şimdi pencerelerimizi biraz daha aralayalım ve konuya daha da geniş bir perspektiften bakalım. Evet, az önce konuştuğumuz, bireysel olarak katkı sağlayabileceğimiz konuların hepsi çok büyük önem taşıyor. Ancak bir adım ileri gidersek, hayvanlara duyduğumuz saygıyı olabilecek en sürdürülebilir şekilde ifade etmenin yolunun, onu günlük yaşamlarımızın bir parçası haline getirmek olduğunu söyleyebiliriz. Tam olarak neden mi söz ediyoruz? Doğaya duyarlı; tüketim odaklı olmayan, tersine yeniden değerlendirmenin yollarını araştıran, sıfır atık felsefesini önemseyen, geri dönüşümü uygulayan, ihtiyacı kadarıyla mutlu olan, paylaşan ve sevgiyi yayan bir yaşam şekline sahip olmaktan söz ediyoruz. Doğaya saygıya odaklandığımız ilk yazımızda da belirttiğimiz üzere, hepsinin nasıl’ına ilerleyen zamanlarda birlikte bakacağız.  

Unutmayalım, hayat paylaşınca güzel.

Kapak fotoğrafı: Unsplash / Romain V