Beyoğlu’nun ortasında İtalya’da gibi hissetmeyi kim istemez ki! Yurt dışı hayallerimizin tam olarak “hayal” olduğu bu süreçte, bir İtalyasever olup oraları özlediyseniz gerçekten size iyi gelecek bir mekanı anlatacağım şimdi. Bereketzade Mahallesi’nde Galata Kulesi’nin hemen yan sokağında École St.Pierre Hotel’in içinde, nefis avlusu ve birbirinden lezzetli tabaklarıyla bir İtalyan restoranı olan; IL Cortile Istanbul’dan bahsetmek istiyorum. Galata Kulesi’nin etrafındaki kalabalığı ardınızda bıraktığınızda enfes tarihi bir avluya giriş yapıyorsunuz ve kendinizi İtalya’da bir evin veya restoranın bahçesinde gibi hissediyorsunuz.

IL Cortile Istanbul | Fotoğraf: Naz Kavas

IL Cortile Istanbul Konum

IL Cortile Istanbul, geçmişte bir manastırın bahçesi olup aynı zamanda bir Fransız ilkokuluymuş, hatta öğrenciler koro çalışmalarını bu bahçede yaparmış. 1935’e kadar bu şekilde kullanılan alan, daha sonrasında çeşitli şekillerde değerlendirilerek günümüze kadar gelmiş. Yeniden düzenlendiğinde ise tarihi dokusuna hiçbir şekilde dokunulmamış, kemerleri, yüksek tavanı, orijinal merdivenlerinden bunu anlayabilmek mümkün.

theMagger Banner
IL Cortile Istanbul | Fotoğraf: Naz Kavas

Il Cortile’de kalabalık bir ortam yok, özellikle akşam gittiyseniz girişte mutlaka rezervasyon soruluyor. Bu anlamda gerçekten Beyoğlu kalabalığına da değmeden tarihi bir avluda keyifli vakit geçirmiş oluyorsunuz. Yalnızca bu dingin ve hoş atmosferle değil, masaya bir bir gelen yemeklerle de İtalya’da hissetmek mümkün.

Biz dört kişi gittik ve herkes ayrı bir şey sipariş etti, çünkü gelen başlangıçlar (Burrata ve Carpaccio) o kadar lezzetliydi ki, menünün çoğunu tatma isteği uyandırdı bizde. Böylelikle klasik tercihler yaptık; ancak başlangıçlarda ahtapot Carpaccio, ızgara enginar kalbi, Arancini gibi seçenekler de oldukça ilgi çekiciydi.

Ana yemeklerde birçok et çeşidi mevcut fakat böyle bir İtalyan bahçesinde makarna ve pizzalar haliyle menünün yıldızı oluyor. Biz Gnocchi, kuşkonmaz ve beyaz Trüf yağlı risotto, deniz mahsüllü lazanya ve pizzaları da tadabilmek adına Funghi sipariş ettik. Şöyle söyleyeyim uzun süredir bu kadar lezzetli İtalyan yemekleri tatmamıştım. Pizza çıtır çıtır ve lezizdi. Gnocchi ve risotto ise bugüne kadar yediklerim arasında en iyilerdendi.

Deniz mahsüllü lazanyayı ilk kez tattım, lazanya zaten fazlasıyla mutlu ediciyken içinde deniz mahsüllerinin eklenmesi enfes bir tat oluşturmuş. Bunlarla birlikte pek tabi ki diğer makarna çeşitleri ve pizzalar aklımızda kaldı ama kendimizi bir sonraki ziyaretimize saklayarak tatlılara geçtik.

Tatlılardan Creme Brule ve Panna Cotta ile harika bir kapanış yaptığımızı söyleyebilirim. Gene de “aklım hâlâ yiyemediklerimde” derler ya, benim de aklım kestaneli sufle ve Cannoli’de kaldı… Bu arada belirteyim; burada kokteylinizi veya şarabınızı yudumlayıp, ortamın keyfini çıkarmanız da mümkün. Henüz bir aylık olan bu yepyeni İtalyan bahçesine mutlaka bir uğrayın derim!

Kapak Fotoğrafı: Naz Kavas

theMagger Banner

İlginizi çekebilir: Istanbul Flaneur’den İstanbul’un En İyi Pizzacıları