Pandemi öncesi dönem için konuşmak gerekirse, İstanbul’daki sinema izleyicisini ilkbahar ve sonbahar aylarında, bir hafta boyunca günde neredeyse iki-üç kez sinema salonlarına doldurabilen film festivalleri, hem yarattıkları kolektif izleme ve tartışma ortamı hem de sunduğu, yılın merakla ve heyecanla beklenen filmlerini herkesten önce izleme fırsatıyla takipçisi bol etkinlikler olarak öne çıkıyor. Festivaller bir yana, şehirde kaliteli, ilginç ve keşiflerle dolu programlarıyla dikkat çeken, üstelik tüm yıla yayılan film gösterim programları olduğunu da unutmamak ve bunları takip etmek gerekiyor aslında. İstanbul’un farklı kültür ve sanat kurumları kapsamındaki film gösterimleri ve film programları, dünya sinemasının ve dünya sinema tarihinin öne çıkanlarını bir araya toplayan içerikleriyle oldukça önemli ve değerli. Üstelik hepimizin mümkün olduğunca evde kalmaya özen gösterdiği şu günlerde, çevrimiçi programlar da büyük avantaj sağlıyor.

Twarz / Mug / Yüz (2018, Malgorzata Szumowska)

Pandemi etkisi sürerken, kimi titiz önlemlerle yeniden fiziksel olarak gerçekleşmeye başlayan, kimiyse çevrimiçine taşınan güncel programlar aracılığıyla Doğu Avrupa ve Arnavutluk sinemasıyla tanışmanız, bugüne kadar izleme fırsatı bulamadığınız klasiklerle buluşmanız, evinizden çıkmadan dünyanın farklı kentlerine odaklanan az bilinen yapımları ya da ödüllü kısa filmleri izlemeniz mümkün.

İstanbul’daki Film Gösterim Programları

İstanbul Modern Sinema

İstanbul Modern Sinema
İstanbul Modern Sinema

İstanbul’un ilk ve en büyük modern sanat müzelerinden İstanbul Modern, henüz kuruluş yıllarından beri İstanbul Modern Sinema kapsamında film programlarına yer veriyor. İstanbul Modern Sinema gösterimleri cumartesi ve pazar günlerinin yanı sıra müzenin ücretsiz olduğu perşembe günleri de yapılıyor, yani perşembe günleri müzeyi ve sergileri ücretsiz ziyaret edebileceğiniz gibi film gösterimlerine de katılabiliyorsunuz. İstanbul Modern film gösterimleri, geçici mekanında, pandemi sonrası alınan ekstra önlemlerle devam ediyor ve 22 Ekim – 1 Kasım 2020 tarihleri arasında Vişegrad Düşleri başlıklı film programına yer veriyor. Seçkideki filmler, Vişegrad Dörtlüsü olarak anılan Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’nın sinemasından örnekler sunuyor.

youtube play youtube play

Gösterim programında kaçırmamanızı önerdiğim film, eğer halen izlememiş olanlardansanız, favori filmlerimden biri olan, Krzystof Kieslowski filmi La double vie de Véronique / Véronique’in İkili Yaşamı olacak pek tabii ki (22 Ekim ve 25 Ekim). Fakat bu başyapıtı zaten izlemiş ve yeni keşifler arayışında olanlardansanız, 1945‘i de kaçırmamanızı öneririm. (29 Ekim ve 1 Kasım) II. Dünya Savaşı ve Yahudi Soykırımı’nın hemen ertesinde, Macar kırsalındaki ufak bir kasabada geçen bu siyah-beyaz film, iki Yahudi’nin trenden inmesiyle başlıyor. Savaş sırasında yaşananlara sessiz kalan, Yahudi komşularının evlerine taşınan, topraklarına el koyan köy ahalisinin tatlı düğün telaşı, yerini bir anda gerginlik ve endişeye bırakıyor. Programda ayrıca Çek Cumhuriyeti’ne 1996’da Oscar kazandırmış Kolja (29 Ekim ve 31 Ekim) ve günümüz Polonya sinemasının önemli yönetmenlerinden Malgorzata Szumowska‘ın Berlinale’den Jüri Büyük Ödülü kazanan Twarz / Yüz (22 Ekim ve 24 Ekim) filmi de öne çıkıyor.

youtube play youtube play

İstanbul Modern Sinema’da, sergilerin kavramsal çerçevesine paralel olarak planlanan gösterimler, konuk festivaller ve dünya sinemasının farklı bölgelerine odaklanan programların yanı sıra yıllardır süren, gelenekselleşmiş birkaç seri de benim favorimlerim arasında: Benim için bunlardan en ilgi çekicisi, yılın ilk aylarındaki Oscar’ın Yabancıları programı – Oscar adaylarının açıklandığı dönemde, birçok ülkenin o yıl En İyi Uluslararası Film kategorisi için seçtiği filmlerden bir seçki gösteriliyor ve aralarında bu kategori için kısa listeye kalmış hemen hemen tüm filmlerin yanı sıra, daha önce Türkiye’de gösterimi yapılmamış birçok film de bulunuyor. İstanbul Modern Sinema’nın diğer serileri ise şöyle: Dünya sinemasının yönetmenlerinin tüm filmlerini bir araya toplayan Hakkında Her Şey, Türkiye’den bir yönetmenin tüm filmlerini ve yönetmenle bir söyleşiyi kapsayan Yönetmenlerle Buluşma ve Türkiye sinemasının en güncel örneklerini bir arada sunan Biz de Varız!.

Detaylı bilgi…

Pera Film

Pera Müzesi de 2008’den bu yana Pera Film‘in programlarıyla İstanbul’daki film gösterim programları arasına neredeyse her ay bir yenisini ekliyor. Sergilerin kavramsal çerçeveleri ve müzenin kalıcı koleksiyonundan yola çıkarak hazırlanmış film programlarının yanı sıra Pera Film, deneysel sinema ve video sanatını da oldukça destekliyor. Örneğin geçmişte birkaç kez tekrarlanan Kendin Çek Kendin Göster etkinliği, Türkiye’de deneysel sinemayla ilgilenen genç yönetmenleri buluşturan, esprili bir etkinlik olarak müzeyi bir geceliğine farklı bir paylaşım ortamına dönüştürmüş akılda kalıcı bir etkinlik serisiydi. İstanbul Film Festivali‘ni de düzenli olarak konuk eden Pera Film, pandemi döneminde çevrimiçi yayınlanan birden fazla seçkinin ardından Eylül 2020’de kapılarını yeniden açtı.

youtube play youtube play

Pera Film, bugünlerde iki ayrı programa ev sahipliği yapıyor: 5. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında hazırlanan Empati Seansları, empati kavramını genişleten bir film seçkisi olarak, sanatçıların ve tasarımcıların ürettiği 8 filmden oluşuyor. Filmler, her Perşembe ve Pazar saat 13.00’te ücretsiz gösteriliyor. 23 Ekim – 14 Kasım tarihleri arasındaki gösterimlerden oluşan Mutluluğu İnşa Edenler: Arnavutluk Sineması programı ise, Pera Müzesi’nde kısa süre önce sona eren Bir Rüyanın İnşası sergisinin mercek altına aldığı Arnavutluk’u sanatın farklı bir dalı, sinema aracılığıyla konuk ediyor. Üç filmden oluşan programda, özellikle 1990’ların Kosova’sında geçen ve genç bir Kosovalı çocuğun dramatik öyküsünü konu alan Babai / Babam filmini kaçırmamanızı öneririm. (24 Ekim ve 4 Kasım)

Detaylı bilgi…

Perşembe Sineması

SALT‘ın Perşembe Sineması, adı üzerinde, her perşembe akşamı film gösterimleri yer alıyor. Açıkçası her film için tek bir şans veren bu program biraz fazla planlı olmayı gerektiriyor ama belgesel ve kurmacaya eşit alan sağlayan, belli temalara ilişkili olarak özenle seçilmiş filmler için buna değiyor. SALT Beyoğlu‘ndaki Açık Sinema‘da gerçekleşen gösterimler ücretsiz ve herkesin katılımına açık. Genellikle SALT’ın sergileri ve araştırma programlarının da önemli bir parçası olan mimari, şehir yaşamı, kent hafızası ve kent tarihi gibi konular etrafında şekillenen Perşembe Sineması da pandemiyle beraber geçici ama önemli bir değişim geçirdi. 24 Eylül – 29 Kasım tarihleri arasındaki Evde başlıklı program, her perşembe SALT Online‘da yayınlanacak bir filmin ücretsiz, çevrimiçi gösterimlerinden oluşuyor ve filmlere 4 gün boyunca erişilebiliyor. Program, Tahran’dan Tallinn’e, Lizbon’dan Pekin’e, Berlin’den New York’a, Hong Kong’dan Luanda ve Winnipeg’e uzanan bir seçkiyle şehri, ritmini ve normallerini dönüştüren canlı sokak kültürlerini bir araya getiriyor. Benim seçkide kesinlikle kaçırmamanızı önerdiğim film This Ain’t California olacak. (5-8 Kasım) Aynı anda hem Berlin Duvarı’nın yıkılışına giden yıllarda geçen bir politik belgesel hem kaykay dünyasıyla ilgili özgür ruhlu bir portre hem de bir büyüme hikayesi filmi olan bu Almanya yapımı belgesel, gerçekten ilham verici.

youtube play youtube play

Detaylı bilgi…

Kundura Sinema

Beykoz Kundura Fabrikası, bildiğiniz gibi erişimi pek de kolay olmayan lokasyonuna rağmen sanatın farklı dallarını yakından takip eden İstanbulluları kendine çekmeyi başaran, özellikle atmosferiyle büyüleyen bir yer. Kundura Sinema da bu atmosferi özenle hazırlanmış film programlarıyla zenginleştiriyor. Sinema tarihinden mutlaka izlenmesi gereken filmlerin özel gösterimlerinin yanı sıra farklı kavramsal çerçevelerdeki tematik programlar da tüm yıla yayılıyor.

youtube play youtube play

Kundura Sinema’nın Kasım ve Aralık programında üç film yer alıyor. Zamanın çok ötesindeki sahneleri ve şiirsel üslübuyla dikkat çeken, Andersen masalından uyarlanan The Red Shoes / Kırmızı Pabuçlar ve 60’ların en önemli klasiklerinden, Pasternak’ın Nobel ödüllü romanının Omar Sharifli sinema uyarlması Doctor Zhivago / Doktor Jivago gibi iki klasiği izleme şansı bir yana, benim önerim 2010’ların en tatlı animasyonlarından Ma vie de Courgette / Kabakçığın Hayatı olacak. (15 Kasım ve 12 Aralık) Stop-motion bu animasyon, bir kaza sonucu kimsesiz kalan Kabakçık lakaplı bir çocuğun, yetimhanedeki günlerini konu alan gülücükleri gözyaşıyla karıştıran bir film.

Detaylı bilgi…

Akbank Sanat Film Gösterimleri

Türkiye’nin en önemli kısa film festivallerinden birini, Akbank Kısa Film Festivali‘ni düzenleyen Akbank Sanat da yıl boyunca, özellikle belli coğrafyalara odaklanan film gösterimleri ve programlarıyla dikkat çekiyor. İstanbul’daki çeşitli ülkelerin kültürel temsilciliklerinin desteğiyle düzenlenen bu gösterimlerde farklı ülkelerden ve dillerden birçoğu daha önce Türkiye’de gösterilmemiş filmleri izleyebiliyoruz. Akbank Sanat pandemi döneminde fiziksel film gösterimlerine ara vermiş olsa da, Akbank Kısa Film Kanalı ile Akbank Kısa Film Festivali’nde yer alan kısa filmlerin çevirimiçi olarak izlenmesine olanak tanıyor. Seçkide ödüllü, yerli ve yabancı 8 kısa film yer alıyor.

Detaylı bilgi…

İlginizi çekebilir: SineMagger’dan Film Önerileri