Sakin bir Eylül… Cumartesi sabahında Salerno’dan Positano’ya uzanacak yolculuğumuza Roma’dan başladık. İtiraf etmeliyim ki, Roma’yı hayatımın her döneminde sevdim ve harika anlarla hatırlarım. Ama yola çıktığımda Güney İtalya’nın görkemli kıyılarına gitmek her şehrin önüne geçiyordu.

Ben yazarken dinliyorum, siz de okurken aşağıdaki şarkıya eşlik edin :)

Aeroporto Internazionale Leonardo da Vinci di Fiumicino yani Roma Fiumicino Havaalanı’na iner inmez kiralık arabamızı alacağımız Hertz ofisine gittik. Araba kiralamak, aracı kullanan için biraz yorucu ama kesinlikle doğru tercih. İstediğiniz yerde durmak, istediğiniz yere hareket etmek ve saate hiç takılmamak oldukça keyifli. Ancak navigasyonlu bir araba kiralamayı ihmal etmeyin, çok işinize yarayacak.

Roma’dan çıkıp otoyol üstünden Salerno’ya kadar oldukça hızla gidebiliyorsunuz ancak Salerno’dan sonra kıyı şeridine inmenizle beraber hızınız saatte 20km/h hıza düşüyor ve o yolda manzaranın da tadını çıkarmaya başlıyorsunuz. Üstü açık bir arabada İtalyanca şarkılarla rüya kıyılarda yol almayı hayal ettiniz mi siz de?

Amalfi’de bulunan otelimizin konumuna, pencereden görünen sonsuz deniz manzarasına, güleryüzlü sahiplerine ve şahane kahvaltısına bayıldım. Mükemmel seçim yapmışız! World Center Resort’u seyahatinizde gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.

Napoli yakınlarına doğru seyahate çıkmışken, bu yazıdaki Amalfi’nin dışında gezip görebilecekleriniz olduğunu da unutmayın, Eliçe Kılıç’ın Napoli’yi Gezmek Yetmez: Napoli’ye Yakın 5 Cennet yazısına göz atın.

Havanın 23-24 derece olduğu iddia edilse de neredeyse 30 derece civarı hissettiriyordu. Ancak yağmurlu bir 30. Plajlara gitmeyeceğimize önceden karar verdiğimiz için günümüzü tamamen kıyıları gezmeye ayırdık. İlk durağımız Amalfi!

Amalfi

Amalfi kıyıları, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde bulunuyor. Mitolojide ise Herkül’ün aşık olduğu su perisi olarak okuyoruz. Amalfi, genç yaşta hayatını kaybetmiş ve kısa süren aşklarından sonra Herkül onu dünyanın en güzel yerine gömeceğine söz vermiş, sonra da Amalfi’yi inşa etmiş.

Oldukça dik yamaçlar üzerinde kurulmuş evleri görünce Amalfi’ye ilk görüşte aşık olmamak elde değil. Dar merdivenleri, daracık sokakları, geniş avlulu eski evleri, bunların arasındaki kafeler ve oteller ile bana bulunduğum yüzyıldan çok çok uzaklaşmışım hissini verdi.

Dokuzuncu yüzyılda denizci kasabası olarak kurulmuş Amalfi, sonra adeta bir güç sembolü haline gelmiş ve altın çağlarını yaşadığı dönemde Piazza Duomo’dan yükselen göz alıcı Saint Andrea Katedrali ile taçlandırılmış. Kasabanın simgesi halindeki Saint Andrea Katedrali’nin merdivenlerine oturup limonlu sorbe yiyerek yerel halka karışmayı ihmal etmedim tabiki..

Söylemeden geçmemeliyim, kıyının en meşhur ürünlerinden biri limon. Haliyle en meşhur içkilerinden biri limoncello’yu denemeden bu kıyılardan ayrılmayın.

Akşam yemeği için Amalfi’deki ilk tercihimiz Ristorante Lo Smeraldino oldu. Foursquare’den de bakabilirsiniz, deniz ürünleri ve makarnanın muhteşem buluşması olarak özetleyebilirim. Yemekler şa-ha-ne!

Positano

Ertesi gün ise Amalfi’nin sakinliğinden sonra biraz insan içine karışalım diyerek, soluğu Positano’da aldık. Renkli evleri, trafiği, insan yoğunluğu ile Positano, Amalfi’nin en turistik bölgesi.

Positano’da da diğer kasabalarda olduğu gibi meşhur bir kilise var; Santa Maria Assunta Kilisesi. Bu kilisenin içinde birçok hikâyede geçen siyah bir Meryem Ana heykeli yer alıyor. Söylentilere göre, heykel korsanlar tarafından Bizanslılardan çalınmış ve korsan gemileri Akdeniz sularında ilerlerken, Positano’nun yakınlarında fırtınayla karşılaşmış. Korsanlar bu sırada “Posa, posa” diye bir ses duymuşlar ve bu aslında “Bırak, bırak” anlamına geliyormuş. Bunun üzerine korsanlar heykeli en yakındaki limana, Positano’ya atmışlar ve fırtına bu sayede durmuş…

Bu güzel kasabaya yukarılardan iniyorsunuz, inerken aracı kullanan o kadar şanslı olmasa da, yan koltuktaki yolculuğun keyfini çıkaracak kişi oluyor. Aracınızı saatlik otoparklara bırakıp kıyıya dik merdivenlerden inmeyi de tercih edebilirsiniz. Her yerde rengarenk evler, limon kokulu sokaklar, balkonlardan sarkan çiçekler, evlerin aralarından görünen uçsuz bucaksız deniz manzarası…

Yürümek yordu; ama iyi ki de yapmışız çünkü her viraj yeni bir manzara sundu bize!

Ravello

Yüksek yüksek tepelerdeki manzaraları en güzel, en büyüleyici mekan Ravello. Tepelerde olmasının bir güzelliği de Amalfi’ye göre nispeten daha az kalabalık olması. Klasik bir İtalyan kasabasında sıkça rastlayabileceğimiz ferah bir meydan karşılıyor bizi. Büyük bir kilise ve meydanı çevreleyen güzel kafe/restoranlar var.

Bu küçük dağ kasabasında da bol bol huzur depolamak mümkün. Giderken yanınıza limon desenli seramik bardaklar, tabaklar ve limoncello almayı ihmal etmeyin.

Ravello’daki ikinci en önemli durak ise muhteşem Amalfi manzarasına bütünüyle hakim Villa Cimbrone. Akdeniz’e özgü çam ağaçları ve sonsuzmuş hissi veren uzaktaki deniz, hayran olunmayacak gibi değil. Müze olarak gezilebilen Villa Cimbrone oldukça geniş bir alana kurulu; çay bahçeleri, geniş avlular, sera alanları mevcut. Sonsuzluk Terası ise buradaki en etkileyici mekan!

Ravello’da aklımızı ve kalbimizi bırakarak Amalfi’ye döndük akşam yemeği için. Aklımızda bir Michelin tavsiyesi olan Marina Grande vardı. Çok doğru bir tercih yaptığımızı söyleyebilirim! Marina Grande’yi mutlaka ajandanıza not etmenizi öneririm. Yemekten sonra da Andrea Pansa’ya uğrayıp çikolata – espresso ikilisiyle bu güzel kasabaya veda edebilirsiniz.

Bu seyahatten sonra, denize bakan çarpıcı yamaçları, insana “burada yaşamalıyım” dedirten huzur dolu mekanları, mavi ve yeşilin nefes kesen uyumunu size sürekli hatırlatan mis kokulu limon bahçeleri ile yaşadığınızın farkına varacaksınız. Kasabalardaki dar sokaklara girip çıkarken küçük şeyleri yeniden keşfetmenin hazzını yaşayacaksınız. Bolca nefis fotoğraf çekip, zihninize kazıyacaksınız bu kıyıları…

Kim bilir, belki yeniden gideriz? :)

*Il dolce far la niente: Hiçbir Şey Yapmamanın Güzelliği

İtalya kıyılarından onlarca yazı için SEYAHAT kategorimize göz atmayı unutmayın! Örneğin Le Cinque Terre, Puglia ve Sardinya… 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?