Kaburgacı Cabbar Kuruçeşme: Geleneksel Lezzetler, Şehirli Dokunuş
Ocakbaşı denince çoğumuzun aklına dumanı üstünde kebaplar, sıcak sohbetler ve samimi bir kalabalık geliyor. Ama artık bu geleneksel lezzet anlayışı, şehirli bir dokunuşla yeniden yorumlanıyor. Modern ocakbaşılar; şık tasarımı, rafine mezeleri ve özenli sunumlarıyla hem damağa hem göze hitap ediyor. Kuruçeşme gibi İstanbul’un en özel semtlerinden birinde, deniz manzarasının eşlik ettiği böyle bir mekanda geçen hafta akşam yemeğindeydim. İsmini daha önce duyduğunuz ama şimdi yeni yerinde hizmet vermeye başlayan Kaburgacı Cabbar’ı gelin birlikte keşfedelim.
Ambiyans ve Detaylar
İçeri adım attığım anda ilk dikkatimi çeken şey, mekânın şıklığı oldu. Normalde gold detaylara çok sıcak bakmayan biri olmama rağmen, burada siyah ve gold tonları modern bir zarafetle harmanlanmış. İç tasarım hem sıcak hem de özenli bir atmosfer yaratmış. Tavandan sarkan küre avizeler, bar kısmının özenli tasarımı ve masaların olduğu alandaki geometrik desenli zeminle birlikte mekâna bütünlüklü bir estetik kazandırmış. Masalar arasında yeterli mesafe bırakılmış; bu da ortamı hem ferah hem de samimi kılıyor. Ocakbaşı bölümünden yükselen köz dumanıysa yalnızca mutfaktan gelen bir koku değil, aynı zamanda mekânın ruhunun bir parçası gibi. Bir yanda geleneksel ocakbaşı kültürü yaşatılırken, diğer yanda denizle göz göze gelen masalar İstanbul’un güzelliğini fonda sunuyor.
Közde Lezzetler ve Daha Fazlası
Kaburgacı Cabbar’ın menüsü; başlangıçlardan pidelere, sıcak başlangıçlardan kebaplara, mezelerden tatlılara kadar geniş bir yelpazeye sahip. Geleneksel tatların modern dokunuşlarla yorumlandığı bu menüde özellikle mezeler dikkat çekiyor. Bezirgan, Kuzukulağı Haydari, Tahinli Babagannus, Fesleğenli Kuru Cacık ve Tütsülenmiş Pancar Tartar gibi tabaklar hem lezzet hem sunum açısından özenli. Benim tercihlerim arasında başlangıçlardan mini lahmacun, mini pide ve çiğ köfte vardı. Taş fırında hazırlanmış olmasıyla mini lahmacun açık ara favorim oldu.
Sıcak başlangıçlarda denediğim haşlama içli köfte kıvamı ve lezzetiyle oldukça başarılıydı. Mezelerden ise Girit Ezme, Humus ve özellikle kendilerine özgü yorumu ile sunulan Bezirgan, akılda kalan tatlar arasına girdi. Ana yemeklerde Adana Kebap, Kaburga Şiş, Yağlı Kara ve Dana Lokum’u denedim; içlerinden en çok Yağlı Kara damağımda iz bıraktı. Yemeği ise soğuk baklava ile tatlı bir kapanışla noktaladım. Bu arada, mezelerin yanında ikram edilen taş fırın ekmeğini de ayrıca not düşmek isterim; lezzeti masadaki her şeyi tamamlayan türden. Deniz manzarası eşliğinde keyifli bir ocakbaşı deneyimi arayanlar için Kaburgacı Cabbar denenmeye değer bir adres.
Kapak Fotoğrafı: Kaburgacı Cabbar
İlginizi çekebilir: Tuba Nil Dengiz’den Dafni Ateşbaşı

Tuba Nil Dengiz 









Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!