Başka bir hayat mümkün mü? İstikrarlı hayaller kurarsak, hayalimizin peşinden koşmaya baş koyarsak, hayalimiz hakikate döner mi? Hayallerinin peşinden koşan girişimci genç kadınlar anlatıyor, ilham veriyor. İlk konuk Gizem Avcıer ve tasarım markası Ma’Lune.

İki hafta önce bir arkadaşım “E-devlete baktım, emekli olmak için 7000 günümüz, dışarıdan emeklilik ödemek istersek o hakkı kazanmak için 3500 günümüz varmış” diyerek mecburen “biraz” uzun bir vakte yayılmış sayfiyeye taşınma zaman planını sundu bana, sağolsun. İki gün sonra bir kafede, yan masadaki iki kadının konuşurken birinin “Emeklilik için 7000 gün kalmış” diye hesap yaptıklarını duyunca da çok gülmüştüm. Aynı bizim gibi, işten çıkıp gelmişlerdi bu muhabbeti ederken. Bunların üzerine de Diken’de “Genç yetişkinlerin neoliberal yükü: Erken yorgunluk” diye bir yazıyla karşılaştım geçen hafta. Yazı genç yetişkin kitlesininin yaş aralığını dar (bence 25-35), cümleleri çok uzun tutsa da aslında hepimizin konuştuğu konuya değeniyordu: Beyaz yakalılar olarak aramızda konuşup durduğumuz, “Başka bir hayat mümkün olmalı” meselesine.

Belli bir gelir düzeyinin ve entelektüel seviyenin üzerindeki çoğu kişi, 08.00-17.00 iş hayatının ömür boyu gidilecek bir yol olmadığını evirip çeviriyor kafasında. Eski kuşaklara nazaran daha özel, yaratıcı çocuklar olduğumuzu düşünerek büyüdük, büyütüldük biz. Dünya değişti, bambaşka yerlere de gitmeye devam ediyor, gözler neler görüyor, hayal güçleri zorlanıyor. Ben 86’lıyım, hayatıma internet ve telefonuma da benimkinin dışındaki farklı dünyalar sonradan geldi; benden sonraki kuşakları düşünemiyorum bile! İçinde yaşadığımız, bize biçilen fanusların içinde başka dünyalar var; oralarda tanımadığınız şirket hissedarları yerine kendiniz için çalışabiliyor ve bunu e-mail cevaplayarak değil; düşünerek, üreterek, çok daha büyük tatminler alarak yapabiliyorsunuz. Duyduk, öğrendik bir kere. Çıkmıyor akıldan… O yüzden midir bilmem, Gaye Su Akyol’un son albümündeki “İstikrarlı hayal hakikattir” sözü pek büyülü geldi bizlere. Bağırarak söylersek, belki bizim hayaller de hakikat olur. Albüm kapağının çıktısını alıp ofisteki masama yapıştırdım. Ha gayret…

İstanbul Modern, bunca yıldır gerçekten sevebildiğim, 2011’deki “Hayal ve Hakikat” sergisinin adını ilk Türk kadın romancı Fatma Aliye’nin Ahmet Midhat ile birlikte kaleme aldığı 1891 tarihli Hayal ve Hakikat romanından almıştı. Sergi, Fatma Aliye’den yola çıkarak kadın sanatçıların hayallerini hakikate nasıl dönüştürdüklerini çağdaş sanat perspektifinde anlatıyordu. Ben de beğendiğim lafın çıktısını alıp ofis masama yapıştırmaktan bir ileri gideyim ve hayallerini hakikatlere dönüştürmek için yola çıkmış genç kadınların hikayelerini daha önce aldığım ilhamlarla anlatayım dedim. Anlatayım ki,  meraklı olanlara, düşünüp duranlara cesaret, ilham gelsin. İlk konuğum, Gizem Avcıer.

12 yaşından beri yelken, çocukluğundan beri resim ve seramik yapan Gizem, Bahçeşehir Üniversitesi İç Mimarlık bölümünden mezun olduktan sonra gideyim de ailemin hali hazırdaki şirketinde çalışayım demedi, kendini sahaya, atölyelere attı. Gizem’in hakikate dönüşen hayali Ma’Lune markasını konuştuk…

Gizem merhaba! Bize yeni girişimin olan Ma’lune markasından bahsedebilir misin?

Merhaba Irmak, tabii ki! Ma’Lune mermer ve pirinç ev dekor, sunum ve aksesuar ürünlerinden oluşan yeni bir tasarım markası. Aynı zamanda iç mimari tasarımını da bünyesinde barındırıyor. Mermer ve pirinç gibi doğal materyalleri yeni formlarda alanlarımıza sokmak istedim ve Ma’Lune bu fikirle oluştu.

Ailenin iç mimarlık şirketinde onlarla beraber çalışıyordun; zaten oturmuş bir işiniz, iyi bir müşteri portföyünüz var. Sen nasıl oldu da kendi güven alanından (comfort zone) çıkıp yeni bir iş kurmaya karar verdin?

Evet bir mimarlık şirketimiz var. Bununla birlikte, ailemde herkesin hem mimarlıkla hem sanatla bir ilgisi var. Bende çocukluğumdan beri bu işin içindeydim aslında. Dedem, Kemal Cinbiz, kartonpiyer ustası. Hatta Karaköy’de halen kartonpiyer müzesini gezip görebilirsiniz. Ondan da etkilenerek resim ve heykel çalışmaları yaptım daha önce. Mezun olduktan sonra ailemle bir dönem çalıştım; hala projelerde ortak hareket ediyoruz ama benim çocukluğumdan beri hayalim kendime ait bir işim olmasıydı ve ben bu hayalimi gerçekleştirmek istedim. Sanat ve tasarımdan aldığım ilhamla hayallerimi kendi mesleğim olan iç mimariyle birleştirip Ma’Lune markasını kurdum.

Rahat olduğun bir alandan çıkıp böyle bir sürece girmek seni zorladı mı? Hiç “keşke yapmasaydım” dediğin oluyor mu?

Hiç keşke yapmasaydım dediğimi hatırlamıyorum ama tabii ki zor yanları oluyor. Kendi işin olduğu zaman tüm sorumluluklar daha da çok artıyor. Ama ortaya çıkan işler, beğenilen ürünler, güzel yorumlar ve mutlu insanlar gördüğüm zaman tüm zorluklar ve yorgunlukların yerini çok güzel bir mutluluk alıyor. İyi ki yapmışım, diyorum.

Hayallerini gerçekleştirdiğin ürünleri kimler için tasarlıyorsun? O hayallerde Ma’Lune’u nasıl bir insan kullanıyor?

Ürünlerimi gördüğünde etkilenen, evinde, yaşam alanında bulundurduğunda mutlu olabilecek, enerjisini hissedebilecek ve gerçekten ona sahip olmak isteyecek insanlar için tasarlıyorum. Ma’Lune markasının en büyük özelliği her ürünün az sayıda, hatta bazen bir adet olarak tasarlanıyor olması. Bu hem markayı canlı tutuyor, hem sürekli yeni ürünler ortaya çıkıyor, hem de bu ürünlere sahip olan insanları özel kılıyor; çünkü bir mekana giren bir ürün başka bir mekanda olmuyor. Ürünümü görüp ‘İşte bu benim aradığım şey!’ ya da ‘Bu ürün benim olmalı!‘ diyen biri ve onu evinde en özenli ve mutlu şekilde kullanan kişiler hayalimdeki Ma’Lune ürünü sahipleri. Çünkü somut bir ürün görsel olarak çok şey ifade etmekle beraber, asıl ona sahip olan kişiyle ruh bulur ve daha da güzelleşir diye düşünüyorum.

Kullandığın malzemelerden, tasarım ve imalat süreçlerinden bahsedebilir misin? Bu süreçlerin ne kadar içindesin?

Öncelikli malzemelerim mermer ve pirinç. Birçok tasarımımı bu malzemelerden oluşturuyorum, doğal yaşayan malzemelerin enerjisi beni daha mutlu ediyor. Hayal ettiğim ürünleri ve üzerinde olmasını istediğim motifleri tasarlayıp çiziyorum, sonrasında mermer atölyesi ve pirinç atölyesiyle çalışarak imalat sürecine giriyoruz. Pirinç atölyesinde oluşan motiflerin kalıbını çıkartarak dökümü, mermer atölyesinde de kesim ve tornalar yapılıyor. Her süreçte bulunuyorum ve en son montaj ve birleştirme kısmında bizzat çalışıyorum. Muhakkak her ürüne elim değmiş oluyor.

Bildiğim kadarıyla bir dükkanın yok. Ürünlerini nerelerde sergiliyorsun, satıyorsun?

Şu an sadece bir tasarım ofisim var; onun için de aile şirketimizin bir kısmını kullanıyorum. Mimari projeler ve özel tasarımlar için müşterilerimi burada ağırlıyorum. Aynı zamanda bir kısmını da Ma’Lune ürünleri için ayırdım; böylece Ma’Lune  markasının ufak bir showroom’u oluştu diyebilirim.

Aslında bu işe başlarken biraz özgür hareket etmek istedim. Tasarımlarımı fabrikasyon gibi hızlı ve bol miktarda değil de daha özel bir odağa oturtmak; rahat bir zaman aralığında tasarlayıp üretmek istediğim için dükkan tercih etmedim. Ürünlerim şuanda Ma’Lune markamın websitesinde, Lidyana’da ve Nişantaşı’nda bir mozaik markası olan Sicis markasının ev dekor bölümünün vitrininde satışta. Bunların yanında yoğun olarak vakıfların düzenlediği çeşitli alışveriş etkinliklerine de katılıyoruz. Bu şekilde belirli noktalarda bulunarak birçok insana ulaşma imkanınız oluyor.

Senin gibi marka kurmak, üretim yapıp satmak isteyenlere ne tavsiye edersin?

Bence en güzel şey üretmek. Eğer gerçekten bir marka kurmak, bir şeyler üretmek gibi bir hayaliniz varsa kesinlikle yapın. Evet kolay bir şey değil ama bir adım attığınızda ve ortaya birşeyler çıkardığınızda devamı kendiliğinden geliyor.

Bundan sonraki planların neler? Ma’Lune dışında farklı girişim hayallerin var mı?

Girişim hayallerimi Ma’Lune markası altında topluyorum diyebiliriz. Ma’Lune ev dekor ürünleri dışında mimari ve iç mimari hizmeti, tekne iç tasarımı ve özel mobilya üretimi gibi hizmetler de veriyor bünyesinde. Önümüzdeki ay Ma’Lune markası olarak tekneler, deniz severler ve  tüm mekanlar için marin konseptimizi çıkarıyoruz. Bu konseptte birkaç tekstil ürünü de bulundurmayı planlıyorum. Böylelikle ilerleyen tarihlerde Ma’Lune markasının altında tekstil ürünleri de görebilirsiniz!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN