Mevsimlerden Eylül, asıl şimdi başlıyor her yerin huzuru! Yaz öyle bir hızda geçti ki, bir aya sığdırılmış gibi. Ne ara karpuz kabuğu denize düştü de biz denize girdik valla anlamadık ama moral bozmak yok, asıl şimdi başlıyor. Hafta sonu Kaş kaçamağı yapmak isteyenlere benden birkaç tavsiye gelsin öyleyse. :)

Kaş, huzuru arayanlar için listelerin başında gelmeye devam ettiğine göre havalar bozmadan kafa tatili yapmak isteyenlere ideal bir rotadan bahsedeyim. Her şeyden ve herkesten uzak, dalgaların sesiyle baş başa kalmak isteyenlere otel önerimle geldim: Meis Exclusive Hotel. Adından da belli olduğu üzere Meis Adası’nın tam karşısında yer alıyor. Kaş’tan Meis Adası’na feribot seferleri var ancak benim vizem bittiği için biz bu geçişi sağlayamadık.

Odaların içi oldukça ferah ve çoğu denize bakıyor. Bizim butik otel seçme amacımız gerçekten kafa dinlemekti. Otelin denizinin çok dalgalı olduğunu zamanlarda araba kiralayıp sahildeki plajları gezmeye iniyorduk.

Ve Kaş deyince akla şüphesiz Kaputaj Plajı geliyor. Masmavi rengine hayran kalmamak mümkün mü? Kaş’taki Kaputaj Plajı’na alternatif arayanlar için ise önerim Seyrek Çakıl Plajı. Hem daha az kalabalık hem de dalgası Kaputaj’a göre daha az.

Gelelim akşam yemeğine… Akşam yemeği için favorilerim arasında Smiley’s Restaurant bulunuyor. Servis çok ilgili, ortam da samimi. Mezelerine bayıldık diyebilirim ama ara sıcaklarda mücveri de unutmadık. :) Diğer favorim ise Voyn Meyhane. Duvardaki detayların güzelliği  sizi çok eskilere götürüyor. Masanızın karşında Kemal Sunal fotoğrafı, arka fonda da Semiramis Pekkan. Mezelerin çeşitliliği ve tazeliğin yanında balık kokoreç, pastırmalık balık böreği ve ahtapot ise oldukça lezzetli. Hem birbirinden farklı atıştırmalıklar, hem de onlara eşlik edecek kokteyler ararsanız da önerim Pell’s.

Ertesi gün plaj arayışınız için, Kaş’ın kalabalık olduğu dönemlerde saat 11.00’da her yer dolabileceğini söyleyeyim. Bilals Beach ise en çabuk dolan plajlardanmış, bizim tercihimiz Nuris Beach Bungalow oldu. Denizden sonra gözleme ve çay keyfi yapmayı unutmayın. Kaş’a gitmişken tekne turu yapmadan dönmek de olmaz. Her koyun ayrı bir büyüsü olmasının yanında beni en çok etkileyen ve “keşke şurada yaşasam dedirten” yer ise Kekova Antik Kent oldu.

Kekovana’nın tadı en iyi kanoyla çıkar. Kano için de Xanthos Travel tavsiye edebilirim. Ekip olarak çok keyiflilerdi, hem anlatarak hem de su savaşı yaparak  kıyıları gezdik.

Kaleköy’e geldiğinizde Ankh Cafe‘nin ev yapımı muz, fındık, şeftalisini yemeden dönmeyin, yerken de beni anın. Böyle bir şey olamaz, inanılmaz lezzetli! Ankh’ın hem de pansiyonu var, burada konaklamak isteyenlerin aklında olsun.

Evet, iki günlük Kaş keşfinin sonuna geldik, daha keşfedilmemiş koylar ve lezzetler olsa da şimdilik bu kadar, iyi okumalar! :)

İlginizi çekebilir: Selin Tavaşi’den Kaş: Kusursuzluğu Keşfetmek İçin Geldik

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN