Sizce hayvan sevgisi, obsesif kompulsif bozukluğa çare olabilir mi? Ne diyor bu kadın diyebilirsiniz. Çok haklısınız. Bundan iki yıl önce, biri bana böyle bir şey söylese ben de “ne diyor bu kadın” derdim. Ama yaşadıklarım beni, bakın nereden nereye getirdi!

Kediler Obsesif Kompulsif Bozukluğa Çare | Fotoğraf: Yerlin Matu (unsplash.com)

Obsesif kompulsif bozukluğu olan biriydim. Yani aşırı evham, endişe ve takıntıların görüldüğü ve bunların yarattığı sıkıntıları ortadan kaldırmak için kişinin çeşitli eylemler yaptığı bir hastalıktan mustariptim. Kendimi bildim bileli dönemsel takıntılarım olurdu ama temizlik takıntısı her zaman benimleydi.

Pandemi öncesi tam 3 yıl boyunca devam eden çok ağır bir temizlik takıntısına sahiptim. Herpes virüsünü yani halk arasında bilinen tabiriyle uçuk virüsünü kapmaktan çok korkuyordum. Bu öyle korkulacak bir şey değildi ve büyük ihtimal ailemden ve yakın akrabalarımdan virüsü çoktan kapmıştım. Sadece henüz uçuk çıkartmamıştım. Mantıken neyin ne olduğunu biliyordum ama yine de delice korkup önlem alıyordum. Kimseye dokunamıyordum. Kimsenin bana dokunmasını istemiyordum. Hele hele bir hayvana dokunmayacağım ya da aynı ortamda olmaktan haz etmeyeceğim çok açıktı.

7be05af6-a5b9-4ec0-82ef-d7c186cece1e-kopya
Obsesif Kompulsif Bozukluğa Çare | Fotoğraf: Beyza Aktaş

Bir gün iş yerime bir kedi gelmeye başladı. Hamileliğinin başlarında, bebeklerini dünyaya getirmek için doğru yeri belirlemeye çalışan bir kediydi. İlk tanışmamızda bana gönülçelen bir şekilde miyavladı. İrkildim. Bana yaklaşmasına ve sürünmesine izin veremezdim. Ya sandalyeme yatarsa? Ya biti, piresi varsa? Ya bana bulaşırsa korkuları beni sardı. İşten ayrıldım. Doğru duydunuz, bir kedi yüzünden işten ayrıldım.

Ben işten ayrıldıktan sonra kedi iş yerine gizlice sızıp doğum yaptı. Bebekler büyüdü ve sahiplendirildi. Anne kedi ortadan kayboldu. Ben de işe geri döndüm. Artık kedi sorunu ortadan kalkmıştı.

Yanılmışım. Kedi bizi bırakmamış… Kedi dışarıda hayatta kalmakta çok zorlanmış. Köpek ısırmış, motorun kayışına bacağını sıkıştırmış ve yarası mikrop kapınca da ölümün kıyısına gelmiş… İş yerine yaralı bir şekilde gelebilmiş ve acı içinde kendini yere bırakmış. Sonrasında tahmin edeceğiniz üzere ameliyat ve tedavi süreci gerçekleşti. Ameliyat sonrası veteriner hayatta kalma ihtimalinin düşük olduğunu belirtmişti. Evet kediden kokuyordum ama hiçbir canlının ölmesini istemezdim. Sadece benden uzakta yaşamalarını isterdim.

img_20200624_125608
Obsesif Kompulsif Bozukluğa Çare | Fotoğraf: Beyza Aktaş

Zaman geçerken kedinin durumu iyiye gidiyordu. Bu arada kediye Dobur ismi verilirken ve sağlık durumunun iyiye gitmesiyle birlikte yeni bir bilgi geldi. Bir ay süreyle bizimle ofiste kapalı yaşaması gerekiyordu. İyileşmesi için bu gerekliydi. Dobur’un hayatta kalmasını çok istediğim için kendimi onunla bir ay yaşamaya hazırlamıştım. Ama o, hiç beklemediğim anda geldi. Görseniz içler acısı bir haldeydi. Bacağı ameliyatlı, kısırlaştırılmış ve yarası hala duruyor, tüyleri yer yer tıraşlanmış, sadece kemikleri kalmış olarak geldi. Kafasında ona ağır ve büyük gelen bir pembe başlıkla hem de. Geldiğinde acıkmıştı. Önce mide koruyucu almalıydı çünkü çok fazla antibiyotiğe maruz kalmış ve tüm vücut dengesi bozulmuştu. Mide koruyucudan önce yemek yememeliydi. Geldiği gibi miyavlamaya ve yemek istemeye başladı. Bana doğru geliyor ve bana sesleniyordu. Gözleri kocaman ve dünyadaki en güzel şeylerden biriydi. Sonra tuvalete gitti. Gözlerden uzaktaki kumunu buldu. Büyük bir ciddiyetle tuvaletini yaptı ve başlıktan görebildiği kadarıyla kumla tuvaletinin üzerini örttü. O kadar temiz ve bilinçliydi ki hayran oluyordum. Bu hayvan pis değildi ve tüm aşıları tamdı. Yani ortada korkacağım bir durum yoktu. Uçuk virüsü ise aklımdan tamamen çıkmıştı.

img_20200512_170917
Obsesif Kompulsif Bozukluğa Çare | Fotoğraf: Beyza Aktaş

Anlayacağınız üzere günün sonunda Dobur’a dokunmanın ve yemek vermenin dışında tuvaletini bile temizliyordum. Ona aşık olmuştum. Tek kelimeyle aşk yaşıyordum ve ona dokunmadan ve sevmeden duramıyordum. Artık en yakın arkadaşım olmuş, saatlerce onunla oynayabiliyor ve kucağımda uyuduğunda ise içim eriyordu. Takıntılarım hızla kayboldu. Üç yıldır yenemediğim korkular bir aylık süreçte uçup gitti. Artık sadece sevgi vardı… Sevgi beni kurtarmıştı.

Kedimiz Dobur zamanla iyileşti ve dışarıda yaşamayı tercih etti. Onu arada ziyaret ediyoruz ve ona en sevdiği yiyecek olan haşlanmış tavuk götürüyoruz. Bizi gördüğünde tanıyor ve bize koşup onu sevmemize hâlâ izin veriyor.

Dobur’a karşı olan sevgim zamanla tüm hayvanları kapsadı. Artık onlara kolayca dokunabiliyorum ve onların yanında huzur buluyorum. Sevgi giderek çoğaldı ve her yeri sardı. Karanlığı yok eden de buydu.

Size bunu anlatıyorum çünkü bu yazıyı okuyan ve benimle aynı sorunları yaşamakta olan kişilere yardım etmek istiyorum. Tek çarenin sevgiyle zincirleri kırmak olduğunu söylemek istiyorum. Karanlığın sardığı dünyamıza ışığı alacağız ve ışık tüm dünyamızı aydınlatana kadar durmayacak. Çünkü iyi şeyler de kötü şeyler kadar bulaşıcı. Size iyi şeyler bulaştırmak istiyorum. Sevgiyle kalın.

Kapak Fotoğrafı: Cats Coming (pexels.com)

İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan Kedi Filmleri