Las Terazzas Havana’nın yaklaşık 90 km kadar batısında yer alan, içerisinde yeşilin bin bir tonu, kuş sesleri, küçük göller ve şelalele bulunan bir yerleşim alanı.

Yazının ilk bölümü için tıklayın. 

Las Terazzas

San Juan nehri kıyısında bulunan bu kırsal yerleşim alanına vardığınızda cennetemiyim diye sormadan edemiyoruz. Yemyeşil kırlar, göller, akarsuları ve doğal güzellikleriyle  burası adeta cennetten bir köşe.

Başlıca geçim kaynağı ekolojik turizm olan bu yöre, aynı zamanda UNESCO biyosfer rezervi Sierra del Rosario’nun bir parçası. Buraya yarım gün  ayırmak, etrafı gezip ata binmek, gölde kanoyla gezinti yapmak, burada yaşayan halkın yaşamına ortak olmak yapabileceğiniz şeylerden bazıları. Bunun yanısıra eğer gözünüzü dört açarsanız UNESCO koruması altında bulunan bu yörede Küba’nın ulusal sembollerinden mariposa çiçeğini ve tocororo kuşunu görebilirsiniz.

Video Las Terazzas

Trinidad (Ama önce Guama)

Havana’dan otobüs ile Trinidad’a doğru ilerliyoruz. Yaklaşık 3, 4 saat süren bir yolculuk boyunca boylu boyunca uzanan tütün ve seker kamışı tarlaları bize eşlik ediyor. Hedefimiz Trinidad olmasın rağmen Düş Patikası turunun bizlere sağladığı ayrıcalık ile yolumuzun üzerinde görülmeye değer bir başka yer olan Guama’yı da görme fırsatına sahip oluyoruz. Burası ufak tekneler ile gidilebilen, Küba’ya gelen ilk yerlilerin kendilerine yerleşke olarak seçtikleri bir yer. Yemyeşil ağaçların masmavi bir gökyüzüne kontrast oluşturduğu muhteşem bir yer. Burada bulunan heykelciklerden o zamanlarda buradaki yerlilerin yaşayışlarıyla ilgili bilgi edinmek mümkün. Yemyeşil bir bitki örtüsü ve nehir manzarası gerçekten büyüleyici.

Vee…Trinidad’a varıyoruz. 1988’ de UNESCO’nun burayı dünya Miras listesine almasıyla şehir popülerliğini kazanmaya başlamış. Trinidad Havana’dan çok farklı. Daha çok, rengarenk boyanmış tek katlı evlerin olduğu, yer taşlarıyla sanki bir kovboy kasabasını andırıyor. Ancak öğrendiğimiz üzere, bir alt yapı sorunu nedeniyle sokaklardan sürekli sular akıyor ve buda çamurlanmadan yürümeyi imkansız kılıyor.

Video-Trinidad Sokakları

Trinidad da Plaza Mayor’un kuzeydoğusunda bulunan ve Trinidad ile ilgili kartpostalları süsleyen sarı kuleli San Francisco kilisesi şehrin en belirgin yapısı. Burada çan kulesinin tepesine çıkıp şehri kuşbakışı seyretmek büyük zevk. 1986’da müzeye dönüştürülen bu binada aynı zamanda devrim tarihine ait silahlar, fotoğraflar ve haritaları da görebilirsiniz.

Trinidad’ın gece hayatı oldukça renkli. Sağlı sollu cafe ve barlardan sabahlara kadar müzik sesleri geliyor. Bizim en çok beğendiğimiz  bar daha önce bahsettiğim ünlü içkiyle aynı adı taşıyan La Chancancara’ydı. Burada ballı limonlu romunuzu yudumlarken biri kolunuzdan sizi çekip dansa kaldırması an meselesi. Zaten Kübalılar öyle eğlenceli insanlar ki sabahları bile güne müzik ve dansla başlıyorlar. Trinidad gecelerinin olmazsa olmazı sehrin ana meydanı olan Plaza Mayor’un merdivenlerinde oturup mojitonuzu yudumlayarak çeşitli dans gruplarının sergilediği salsa danslarını izlemek.

Trinidad sokaklarında her daim müzik var…

Plaza Mayor; geceleri bu merdivenlerde oturup mojitonuzu yudumlayarak sokakta salsa yapan gencleri izlemek Trinidad’ın olmazsa olmazlarından.

Trinidad ufak bir şehir olduğundan buradaki keşfimizi tamamlamamız fazla uzun sürmüyor ve istikametimizi Vinales’e çeviriyoruz. Vinales ve devamı için Küba-3 notlarım çok yakında!

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?