Geçen Perşembe yayınladığım Tel Aviv seyahatimin 2. yazısı Kudüs karşınızda… Kiraladığımız arabayla gittiğimiz, Tel Aviv’den çıkıp 1 saat içinde orada olduğumuz Kudüs’e ben ilk defa gitmiyordum, bu benim 3 belki de 4. gidişimdi. Şunu söylemeliyim, bu şehir her gittiğim zaman bana farklı anlamlar katıyor, din ve “kutsallık” anlamında farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Musevi bir Türk vatandaşı olarak, birçok yönüyle Kudüs’ü sizlere anlatmaya çalışacağım. Umarım okumak istediğiniz detayları eksiksiz verebilirim…

Kudüs o kadar derin bir konu ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. O yüzden bizim programımızdan bahsedeyim sizlere. Öncelikle arabayla giderken insanların giyimlerinden Kudüs’e yaklaştığınızı anlıyorsunuz. İsrael’deki sofu Yahudiler burada yaşıyor. Giyinişleri bize göre çok farklı; kadınlar daha çok diz altı etekler giyorlar ve başlarında bandana gibi bir başörtü oluyor. Erkekler ise biraz enteresan :) Genelde şapka giyen erkek Hasidik Yahudiler’in sağ ve sol favorileri çok uzun ve bukle bukle. Beyaz gömlek, siyah takım elbiseler giyiniyorlar. Bu insanlara İsrael’in birçok yerine rastlayabiliyorsunuz, ama büyük bir çoğunluk tabi ki Kudüs’te. Ağlama Duvarı bölümüne girmeden önce, Kudüs’ün “kapitalist yüzü:)” Mamilla’yı anlatmak istiyorum. Mamilla, Kudüs’ün içinde taş duvarları ve mağazaları ile atmosferi bozmayan tepesi açık bir alışveriş merkezi. Güzel bir yer, içerisinde güzel cafe’ler ve dükkanlar var ama bence Kudüs’ün gizemli havasına pek yakışmıyor. Mamilla’ya gitmişken orada bir yerde “İsraeli breakfast” dedikleri kahvaltıdan edelim dedik ve Mamilla Cafe’ye oturduk. Ortaya, humus, avokado, süzme yoğurt, somon ve tuna karışımı kremalı farklı meze, çok güzel bir salata ve omlet geldi. İsrael seyahatimde fark ettiğim şey ise, İsrael kahvaltısı içinde restoranlarda genelde şampanya veriliyor. Burada bize de verildi ama pek içemedik :)

Mamilla’dan çıktıktan sonra otellerin olduğu merkeze geldik ve şehri “The Ramparts Walk” dedikleri surları içinden gezmeye başladık. Yukarıdan görünce Kudüs’ün tüm Avrupa şehirlerinden çok farklı olduğunu hemen anlayabiliyorsunuz, her adım ve surlardan gördüğünüz her manzara, her bina tarih kokuyor. Aslında Ramparts Walk, Ağlama Duvarı’nın oraya kadar gidiyor ama biz bir yerden sonra inmek ve şehrin içinden gitmek istedik.

İlk önce Kudüs’ün Ermeni Bölümü’ne girdik. Oraları gezdik, etrafta birçok kilise var; bazılarının içerilerine girilebiliyor. Daha sonrasında Musevi Bölümü’ne gittik. Demin de bahsettiğim gibi Musevi bölümü ful Hasidik Yahudilerden oluşuyordu. Gittiğimiz gün bir Cuma günüydü – Cuma gün batımından Cumartesi gün batımına kadar olan zaman Yahudiler için Shabbat dediğimiz kutsal zamandır. O yüzden genelde Sinagog’lar doluydu ve insanlar içerde dua ediyorlardı. Bilmiyorsanız söyleyeyim, İsrael’de haftasonları Cuma ve Cumartesi günleridir; Pazar günü ise bizim Pazartesimiz gibidir. Kısacası onlar Pazartesi sendromu yerine, Pazar sendromu yaşıyorlar :)

Musevi Bölümü’nden devam ederken bir çarşıya girdik; tarzını anlatmak için burasını biraz olsa bile Kapalı Çarşı’ya veya Mısır Çarşı’sına benzetebilirim. Buradan t-shirt’ler (Guns n Moses yazan t-shirt’e bayıldık!), kipalar (Yahudiler kafalarına taktıkları küçük takke), mezuzalar (Musevi’lerin evinin giriş kapısına astığı ve içinde Tevrat’tan pasajlar bulunan aksesuar), hamsalar (farklı tasarımlarda Fatima’nın eli) satın alabilirsiniz. Bizimkiler kendilerine Kipa aldılar, aşağıda fotoğrafı görebilirsiniz :) Bir de unutmadan Kudüs’e gitmişken bizde dilek ipi diye geçen kırmızı Kaballah iplerin almayı da unutmayın, Türkiye’ye dönünce sevdiklerinize verdiğinizde çok seviniyorlar!

Musevi Bölümü’nün sonuna gelirken asıl gitme amacımız olan “Ağlama Duvarı”na yaklaşmaya başladık. Ağlama Duvarı’na girerken kontrol var; kontrolden geçtikten sonra tüm dünyanın belki de en kutsal bölgesine ulaştık. Ağlama Duvarı, millattan önce Yahudiler için çok ama çok önemli olan Büyük Tapınak’ın Romalılar tarafından yıkılması ve sadece Batı bölümünün kalmasıyla oluşan isim. O dönemde Büyük Tapınak yıkılınca Yahudiler o kadar üzülmüşler ve ağlamışlar ki adı “Ağlama Duvarı” veya “Western Wailing Wall” koyulmuş. İlginç olan ise, inanışa göre burası o kadar kutsal bir yer ki; kıyamet olduktan sonra Büyük Tapınak tekrar burada aynı yerde inşa olacak…

Ağlama Duvarı’na girdiğiniz zaman dikkat etmeniz gereken birkaç şey var; bunlardan biri çok mini giymemeniz ayrıca omuzlarınız açık olmaması. Yoksa duvara pek fazla yaklaştırmıyorlar veya size omuzlarınızı ve bacaklarınızı örtecek bir kıyafet veriyorlar. Duvarda kadınlar ve erkeklerin bölümü ayrı; sağ bölümde kadınlar dua ederken, duvarın büyük bir bölümü olan sol tarafı erkeklere ayrılmış durumda. Duvara yaklaşırken yanınıza küçük bir kağıt ve kalem alın; dua ve dileklerinizi kağıdın içine yazın; 19 metre uzunluğundaki duvarın taşlarının arasına kağıdınızı sıkıştırın. Ellerinizi duvara doğru yönetip duanızı ettikten arkanızı direk dönmeden geri geri gitmeye başlayın. Dua ettikten sonra duvara direk arkayı dönmek ayıp sayılıyor, aklınızda bulunsun.

Şimdi bana Mescid-i Aksa’yı soracaksınız, ben o kısmı bilmiyorum çünkü Müslüman olmayanları Muslim Quarter dedikleri Müslüman Bölümü’ne almıyorlar. Bu arada oraya girmek istiyorsanız, Müslüman olduğunuzu kanıtlamanız ve Fatiha duasını bilmeniz gerekiyor.

Hıristiyan, Yahudi veya Müslüman hiçbir din fark etmeden inançlı olan herkesin bir gün Kudüs’ü ziyarete gitmesini öneriyorum. Gerçekten çok mistik bir yer. Orada enteresan bir şekilde daha inançlı olasınız geliyor; Kudüs’ten ayrılırken ise “iyi ki gittim ve bugün çok derin & huzurlu bir gün geçirdim” diyorsunuz…

Tel Aviv yazım için sizi buradan alalım…

Yazmayı unuttuğum noktalar olabilir sorularınız varsa buraya yorum yazabilir veya bana email atabilirsiniz.

Herkese iyi ve bol inançlı günler diliyorum!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Eylül ayı gibi İsrael ‘e gitmeyi planlıyorum. Tel Aviv yazın bana çok yardımcı olacak gibi ve bu yazında beni çok heyecanlandırdı :)

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?