Little Pika: Suadiye’de Japon Tapas Bar Deneyimi
Japonya’da izakaya kültürü, yalnızca yemek yenen bir yerden çok daha fazlasını anlatıyor. Günün temposundan çıkıp bir masanın etrafında yavaşlamak, küçük tabakları paylaşmak, içecek eşliğinde sohbeti uzatmak ve resmiyetten uzak fakat kendine özgü ritmi olan bir akşam geçirmek… İzakayalar tam da bu yüzden Japon şehir hayatının en samimi duraklarından biri sayılıyor. Menüde tek bir ana yemek etrafında şekillenen klasik bir restoran deneyiminden ziyade; masaya gelen her tabakla çoğalan, paylaşarak ilerleyen ve zamanla açılan bir lezzet akışı var. Little Pika da ilhamını bu kültürden alarak İstanbul’da Japon mutfağını daha rahat, daha paylaşılabilir ve şehirli bir deneyim olarak yorumlayan adreslerden biri. Şimdi gelin, Little Pika’da izakaya ruhunun İstanbul’daki karşılığını birlikte keşfedelim.
Little Pika
Serhan Akıncı’nın Suadiye’de hayata geçirdiği Little Pika, kısa sürede Bağdat Caddesi çevresinde merak uyandıran adreslerden biri oldu. Bu mekân, klasik bir restoran deneyiminden çok; paylaşarak ilerleyen tabaklar, kokteyller ve masada uzayan sohbetlerle şekillenen daha rahat, daha sosyal bir akşam ritmi sunuyor.
Ambiyans: Küçük, Samimi ve Ritmi Olan Bir Mekân
Little Pika’da beni en çok yakalayan şeylerden biri, mekânın renkleri oldu. Dışarıdan bakınca yeşilliklerle çevrili cephesiyle daha ferah ve davetkâr duran mekân, gün içinde camlardan aldığı ışıkla aydınlık ve rahat bir atmosfere sahip. Akşam saatlerinde ise ışık biraz daha kısılıyor, kırmızı tonlar ve masa aydınlatmaları daha belirgin hâle geliyor; mekân bir anda daha sıcak ve enerjik bir havaya bürünüyor. İçeride uzunlamasına ilerleyen plan, sağ tarafta konumlanan bar ve DJ setiyle birlikte akışkan bir ritim yaratıyor. Ben özellikle barın önünde yemek yeme fikrini sevdim çünkü orada hem barın enerjisine daha yakın hissediyorsunuz hem de akşamın temposuna daha kolay dahil oluyorsunuz. Vitray görünümlü üst camlar, seçilen sandalyeler ve masa renkleriyle uyumlu aydınlatmalar da mekânın tasarımını sıradanlıktan çıkaran küçük ve etkili detaylar. Bu yüzden Little Pika, sadece bir yemekten öte oturduğunuz masadan etrafa bakmayı, detayları fark etmeyi ve orada biraz daha uzun kalmayı keyifli kılan bir yer.
Menü ve Lezzetler: Paylaşarak Denenen Japon Tabakları
Little Pika’nın menüsü, paylaşarak ilerlemeye uygun bir akışla hazırlanmış. Başlangıçlarda edamame, miso çorbası, pika salad, Japanese salmon carpaccio, beef carpaccio ve chu toro tartare gibi masayı yormadan açan seçenekler öne çıkıyor. Sushi tarafında nigiri, aburi, maki ve roll çeşitleri var; somon, ton balığı, karides, yengeç ve sebze odaklı seçeneklerle menü geniş tutulmuş. Robata bölümünde ise yakitori, chicken wings, salmon skewers, unagi skewers, beef skewers ve grilled mushroom gibi ateşle temas eden, daha sıcak ve doyurucu tabaklar yer alıyor. Tempura ve gyoza seçenekleri menüye çıtır ve konforlu bir taraf eklerken; matcha tiramisu, mochi ve Japanese soft ice cream ile kapanış daha hafif ve Japon esintili ilerliyor. İçecek menüsü de en az yemekler kadar geniş; özellikle kokteyl seçkisine göz atmanızı öneririm. Çünkü Little Pika’da deneyim yalnızca tabaklarla değil, masaya eşlik eden içeceklerle de tamamlanıyor.
Benim masamda ise menünün farklı bölümlerinden seçilmiş birkaç tabak vardı. Böylece Little Pika’nın yalnızca sushi odaklı değil; robata, tempura ve paylaşmalık tabaklarla daha geniş bir akşam deneyimi sunduğunu görmem mümkün oldu. Şimdi gelin size yediklerimden biraz bahsedeyim.
Başlangıcı Miso Çorbası ile yaptım. Menüde tofu, wakame ve taze soğanla hazırlanan bu çorba, küçük ve sade bir kasede geliyor. Ama lezzet olarak hiç küçük kalmıyor; sıcaklığı, dengesi ve tadıyla benim için menünün en güzel başlangıçlarından biriydi.
Sushi bölümünden Hot Tuna denedim. Ton balığı, acılı mayonez, tenkasu ve chilli ile hazırlanan bu roll, hem dokusu hem de lezzet dengesiyle çok keyifliydi. Acının verdiği canlılık, tenkasunun çıtır dokusuyla birleşince yemesi gerçekten zevkli bir tabağa dönüşüyor. Gayet güzeldi; tabağı bitirdim.
Ara sıcaklarda Chicken Gyoza ve Karides Tempura masaya geldi. Chicken gyoza; karides, tavuk, pırasa, lahana ve kişnişle hazırlanıyor. Dolgun iç harcı ve yumuşak dokusuyla masada paylaşmaya uygun bir lezzet. Karides tempura ise karides, acılı yuzu mayonez ile servis ediliyor. Zaten acılı tatları çok sevdiğim için bu tabak bana özellikle hitap etti. Küçük küçük hazırlanmış olması da yemesini daha eğlenceli hale getiriyor; son derece lezzetli ve keyifli bir tabaktı.
Robata bölümünden tercihim Unagi Skewers oldu. Yılan balığı, sancho biberi, limon ve turşu ile hazırlanan bu şişler, menüde benim en çok aklımda kalan tabaklardan biri oldu. Robata’nın ateşle temas eden karakterini hissettiren, yoğun ama dengeli bir lezzeti vardı. Çok çok beğendim.
Kapanışı ise tatlılardan mochi ile yaptım. Menünün daha yoğun ve sıcak tatlarından sonra mochi, serin ve hafif bir final oldu. Özellikle yemeğin sonunda ferah bir tatlı arayanlar için güzel bir bitiş seçeneği.
Little Pika’nın bence en güzel taraflarından biri de günün farklı saatlerinde bambaşka bir atmosfere bürünmesi. Ben akşam deneyimleme fırsatı yakaladım ve bar bölümünün önündeki masada oturdum. Hem yemeklerimi yedim hem de kokteyllerin hazırlanışını izlemek, akşamın ritmini daha keyifli hale getirdi. Üstelik çarşamba akşamı gittiğim için plak gecesine de denk geldim. Mekânda farklı günlerde farklı etkinlikler yapılıyormuş; bu yüzden gitmeden önce sosyal medya hesaplarına göz atmanız iyi olabilir. Özellikle akşam saatleri için rezervasyon yaptırmayı unutmayın. Şimdiden afiyet olsun!
Adres: Suadiye, Plaj Yolu Sk. 12A, 34740 Kadıköy/İstanbul
Kapak Fotoğrafı: Tuğçe Seçen
İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den Şehrin Yeni Mekânları

Tuba Nil Dengiz 











Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!