Bu röportaja yazacağım girişi düşünürken aklıma Nazım Hikmet’in Abidin Dino’ya söylediği“Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”sözü geldi. Her ne kadar zamanla çok klişeleşmiş bir söz olsa da, soru aslında hâlâ düşünmeye değer. Seramiği kullanarak birbirinden tatlı heykeller yapan sanatçı Melis Kolyozyan da, yarattığı her bir karakterde bir duyguyu yansıtıyor. En çok da mutluluğun heykelini yapıyor! Sevinçli, şaşkın, meraklı, belki üzgün ya da başka bir his… Hangi hisse dair olurlarsa olsunlar, tüm heykeller baktığınız anda sizinle konuşuyor gibi ve hepsi tebessüm etmenizi sağlıyor.Umarım röportajımız da sizde bir tebessüm yaratır.

Melis Kolyozyan

_Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Klişe sorudan başlayalım, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba. Ben 1981 doğumluyum. Liseyi İstanbul Pierre Loti’de, üniversiteyi de Fransa’da Paris Dauphine Üniversitesi’nde okudum. İşletme üzerine… Yıllarca kurumsal hayatta çalıştım sonunda da dayanamayıp sevdiğim işi yapmaya karar verdim. Seramiğe başladığım anda aşık oldum. 2010 yılıydı. 2014’te kendi atölyemi kurup profesyonel olarak kendi markam olan Happy Ceramics’i kurdum ve seramiğe devam ettim. Buna parallel olarak 3 adet kişisel sergi gerçekleştirdim.

_Kuzguncuk’taki Nail Kitabevi’nde geçtiğimiz haftalarda açılan yeni serginiz ile ilgili neler anlatmak istersiniz? Ben çok sevdim. Bu temaya nasıl karar verdiniz, hazırlık süreci nasıl geçti? Bu arada belirtelim, sergi 3 Kasım’a kadar devam edecek…

Çok renkli, çok mutlu parçalardan oluşan bu sergimin adını Over The Rainbow koymaya karar verdim. Biraz durgun ve umutsuz bir dönemde insanların içini ısıtacak, gökkuşağı renklerinde bir sergi olsun istedim. İçimizdeki çocuğa hitap eden, çocukların, hatta büyüklerin de, görünce dayanamayıp eserlere dokunmak istedikleri bir sergi oldu.Kuzguncuk’un ve Nail Kitabevi’nin de kalbimde yeri çok büyük. Tarihi dokusunu ve ruhunu korumuş bu semtte, her tarafından kültür fışkıran bir mekan Nail Kitabevi. Sergimi burada gerçekleştirmiş olmak beni çok mutlu ediyor. Hazırlık süreci çok keyifli oldu. 2017 yazında anne oldum. O dönemden sonra işime biraz ara vermiştim doğal olarak. Bu yeni sergi benim için yeni bir motivasyon ve yeni bir başlangıç oldu. Hatta hazırlık aşamasında kızımın mutlu dünyasından, minik ayaklarından ve hareketlerinden de bol bol esinlendim.

Melis Kolyozyan

Fotoğraf: Melis Kolyozyan

_“Mutlu” seramikler başta gelse de, sadece gülen değil hüzünlü suratlarla bile iç ısıtmak çok hoş bir duygu olmalı. Heykelleriniz hem sizi, hem bizi iyileştiriyor adeta, eserlerinize bakmak insana terapi gibi geliyor. Bu konuyla ilgili neler söylersiniz?

Teşekkür ederim öncelikle. Ben de insanları mutlu etmeyi, onları gülümsetmeyi çok seviyorum. Sergiyi gezen insanları gözlemlediğimde ben de mutlu oluyorum. En azından içimdeki duyguları aktarabilmiş oluyorum onlara. Mizahın hayatımda ve çalışmalarımda çok önemli bir yeri var. Eğer bir eser beni gülümsetip mutlu etmiyorsa o işi tamamlamış saymıyorum. İzleyiciden beklediğim tepki de bu. İnsan figürünü en sade ve yuvarlak haliyle seviyorum. Bu yolla da çok sert bir malzeme olan seramiği yumuşak ve naif göstermeyi seviyorum.

_Çalışmanıza bakarken hepsinden bir hikaye yazabilirmişim gibi hissettim. Yeni bir heykeli yaparken ona vereceğiniz duyguyu planlıyor musunuz yoksa akışa göre mi oluşuyor?

Çok fazla planlama yapmıyorum açıkçası, içimden geldiği gibi yapıyorum heykelimi. O günkü ruh halim çok etkili oluyordur mutlaka. Bazı günler daha koyu renk, bazı günler daha renkli çalışmak istiyor insan. Renklerden, etrafımda gördüklerimden etkileniyorum çok.

İlk sergimin adı Öyküler idi.Serginin odak noktası ve tam ortasında duran parçadan oluşan heykelim Öyküler isimli çalışmamdı. Hem birbirlerine, hem de etraflarındakilere öyküler anlatan ve bu öyküleri dinlerken farklı duyguları barındıran (endişe, merak, hayranlık…) kafalar… Ellerin ve kafaların yeri değiştikçe suratlardaki ifadeler de farklı anlamlar kazanıyordu.

Melis Kolyozyan

Fotoğraf: Melis Kolyozyan

_Siz en çok hangi hikayeleri seversiniz? Masallara hala inanabilmek mümkün mü?

Ben biraz hayal dünyasında yaşarım, o yüzden masallara inanıyorum sanırım. Biraz da saf yetişmiş olabilirim. İnsanların içindeki iyiliğe inanıyorum. Genelde küçükken anneannemin anlattığı hikayeleri hatırlıyorum, anıyorum ve seviyorum. Şu anki masallardan daha farklıydı, uzadıkça uzardı, sonu hiç gelmezdi veya küçükken bana öyle gelirdi! Ama hep sevgi dolu olurdu…

_Daha önce röportaj yaptığım sanatçılardan Beril Ateş ile illüstrasyon çalışmış olduğunuzu öğrendim. Nasıl bir deneyimdi? Bu iki sanattaki eser oluşturma sürecini nasıl karşılaştırırsınız?

Beril ile illüstrasyon çalışmak muhteşem bir süreçti. Bana işinin bütün inceliklerini ve özellikle malzemenin bolluğunu göstermiş oldu. Motif çalışmayı çok seven bir sanatçı, işin kabasını bitirdikten sonra detaya inmeyi ve ince detayları çalışmayı çok seviyor. Bu da bana ilham kaynağı oldu. Ben de heykellerimi bitirdikten sonra üzerlerine motifleri ve detayları daha ince girmeye başladım. Her sanat dalından esinlenmek çok güzel.

Melis Kolyozyan

Fotoğraf: Melis Kolyozyan

_Kuzguncuk’taki atölyeniz ve Maçka’daki dükkanız arasında nasıl geçiyor günleriniz, işleri nasıl dengeliyorsunuz?

Maçka’daki dükkanı kapattım maalesef. Sadece Kuzguncuk’taki atölyede çalışıyorum. Bu aralar, özellikle de sergi hazırlığı süresinde büyük heykellere odaklandım. Onları yapmayı daha çok seviyorum çünkü hepsi özel ve tek parçalar. Hepsinin kendi karakteri kendi ismi ve duygusu var. Seri üretimden ziyade işin bu tarafı beni daha mutlu ediyor.

_Heykel, çok aşamalı olması nedeniyle minik bir eser için bile haftalarca bekletebilecek bir sanat anladığım kadarıyla. Ben sabırsız bir insanımdır o yüzden ayrıca hayran kalıyorum böyle sanatlara :) Eseri fırından çıkartırken bir sürprizle karşılaşmayı nasıl anlatırsınız?

Esasında işin en heyecanlı yani fırını açtığınız an. Çünkü bir sürpriz bekliyor sizi. Hatta sergiye hazırlık aşamalarında neredeyse son güne kadar fırın çalışıyor. Bu sefer işlerimi çok erkenden bitireceğim, son güne bir şey bırakmayacağım demiştim ancak yine olmuyor. Çünkü son güne kadar insanın aklına bir şeyler geliyor ve “Şunu yapsam daha da güzel olacak!” diyor insan, kendini tutamıyor; ama tabii seramikte bir zaman sınırı var. Özellikle de büyük işlerin kuruması iki haftayı buluyor, dayanamayıp erkenden pişirdiğinizde içindeki nemden dolayı işler patlayıp paramparça olabiliyor. O yüzden fırını açacağım günün sabahı içimde heyecan oluyor, koşa koşa gidiyorum atölyeye! Kötü bir sürprizle karşılaştığım da oluyor tabii. O zamanlarda da biraz obsesiflik yapıp o işin birebir aynısını yapmaya çalışıyorum, aksi halde içim rahat etmiyor.

Melis Kolyozyan

Fotoğraf: Melis Kolyozyan

_İnsan formu dışında çalıştığınızı göremedim. Aslında ben sizden hayvan figürleri de görmek isterdim, bir kedi gibi… Hiç başka bir figür çalışmak istediğiniz olmuyor mu?

Bilmem insan figürü daha çok seviyorum sanırım. Paralel olarak da küçük bir illüstrasyon koleksiyonum var. Orada da sadece portre ve insan figürü çalışıyorum, gözüm bunlara gidiyor.

_Eserleriniz bir imza gibi, yıllar sonra bile bir eserinizi tanıyabilirmişim düşüncesine kapıldım. Aslında gayet basit, sade formlarla bunu nasıl başarıyorsunuz? Acaba içerdiği duygu mu eseri bize içimize işliyor?

Çok teşekkürler. Bazen işlerime bakıp ben bunları neden yapıyorum dediğim oluyor. “Özelliği nedir ki?” Sanatçı sanırım sürekli kendinden şüphe duyuyor ve kendi içerisinde bazen kayboluyor. Ama sonra da bu yaptıklarımı başkası yapmıyor, ben bunları yapabiliyorum ve ortaya bir süreklilik çıkarabiliyorum, o zaman devam edeyim diyorum. Sergiyi kurana kadar koleksiyonun ne kadar tutarlı olduğundan ve bir arada nasıl göründüğünden pek emin olamıyor insan.

Melis Kolyozyan

Fotoğraf: Melis Kolyozyan

_Son zamanlarda keşfettiğiniz ve ilham aldığınız birkaç sanatçıdan bahseder misiniz?

Son zamanlarda tanıştığım ve çok sevdiğim bir illüstratör Ömer Faruk Yaman. Onun her işine hayranım, onlar da beni gülümsetiyor, mutlu ediyor. Benim gibi yuvarlak formlar çalışıyor, bazen siyah beyaz bazen de çok renkli olabiliyor. Sanki benim işlerimin çizilmiş hali gibi geliyor bana.

_İşleriniz duygulardan yola çıktığına göre, heykel dışında sizi en mutlu eden şeyleri veya anlar nelerdir mesela, merak ettim…

Hayatımda beni çok mutlu eden iki dönem var. Biri çocukluğum, çocukluk anılarım; diğeri de bebeğimi doğurduğum dönem. Yani şimdi!

 

_Takipçileriniz için atölyeler düzenliyor musunuz? Sanırım şu sıralar zaman ayırmanız biraz zor olabiliyor…

_Ara ara workshop’lar düzenliyorum. Beni Instagram’da @happyceramics hesabımdan takip edebilirler.

Nice başarılar ve mutluluklar dilerim!

 

Facebook | Instagram

Not: Melis Hanım’a sergi açılışında gösterdiği güler yüz, ilgi ve tatlılık için, arkadaşım Karim’e de bana eşlik ettiği ve fotoğrafımızı çektiği için teşekkürler!

 

Yaşamın ve sanatın farklı alanlarından daha birçok röportaj için theMagger Röportaj hesabımıza ve Röportaj etiketimize göz atmayı unutmayın.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN