Kuzguncuk’un mahalle kültürünün hala yaşadığı, keyifli bir semt olduğunu duyuyordum ama açıkçası bu kadarını beklemiyordum. Geçtiğimiz haftalarda yaptığımız Kuzguncuk turundan inanılmaz derecede keyif aldık; ara sokakları, renkli binaları, esnafı, cafeleri, bostanı derken bu sempatik semt resmen bizi kendine aşık etti. Peki nereleri gezdik, hadi gelin turu tekrarlayalım :)

Arnavut kaldırımlı dar sokakları, yokuşları ve her biri fotoğraflamalık kapı önleri, tarihi, renkli ve cumbalı ahşap evleri, 3 dini kucaklayan önemli yapıları, nostaljik pastaneleri, fırınları ve esnaf lokantaları, tatlı kafeleri, çikolatacıları ve kahvaltıcıları, küçük tasarım dükkanları, antikacıları ve sahafları, güler yüzlü esnafı, mutlu halkı ve halen yaşatılan mahalle kültürü ile Kuzguncuk o kadar fazla güzelliği ve nostaljiyi içinde barındırıyor ki, Anadolu Yakası’nda en sevdiğimiz yerlerden oldu!

Turumuza, Kuzguncuk’un ana caddesi İcadiye Caddesi‘nden başladık. Sahilde mis gibi deniz havasını çektikten sonra başladık yokuş yukarı çıkarak caddedeki yerleri tek tek keşfetmeye. İcadiye Caddesi’nden yukarı doğru çıkmaya başlarken, gözünüze ilk çarpan yer mavi mozaikleriyle 1977’den beri caddenin demirbaşı olan Dilim Pastanesi oluyor. Minik pastaları, eklerleri ve taze ürünleriyle, Dilim Pastanesi senelerdir birçok insan için Kuzguncuk’ta buluşma noktası. Dilim Pastanesi’nin fotoğraflarını çekerken, çalışanlarından birinin kibar jestiyle daha hiç içine girmeden buranın neden bu kadar ünlü olduğunu anladık. Bizim fotoğraf çektiğimizi gördüklerinden olsa gerek, bize taze eklerlerinden ikram ettiler. Bu nostaljik ve tatlı pastanenin vitrinine göz atmadan tura başlamayın deriz. :)

Dilim Pastanesi çalışanlarının cana yakınlığından da anlamıştık ama, caddeyi gezmeye devam ederken Kuzguncuk’ta mahalle ve esnaf kültürünün hala yaşatıldığını bir kez daha deneyimledik. Burada süpermarketlerdense lokal dükkanları göreceksiniz. Bir manavın önünde rengarenk ve taze meyve sebzelere bakınırken, manavın sahibi Hıdır Amca bize bir şeyler ikram etti. Kuzguncuk’ta herkes o kadar içten ve sıcak ki, İstanbul’daki birçok yerin aksine, dükkanların önünden geçerken insanlara selam verirseniz size kocaman bir gülümsemeyle karşılık vereceklerine emin olabilirsiniz. :)

Kuzguncuk, 3 dinin de ibadet yerinin bir arada olduğu özel bir semt. İcadiye Caddesi’nin girişinde sizi 1878’de inşa edilmiş Beth Yaakov Sinagogu karşılıyor. Maalesef sinagogu ziyaret edemiyorsunuz, en azından biz, bir takım nedenler sunularak içeriye giremeyeceğimiz cevabını aldık.

Daha caddeyi yeni keşfetmeye başlamışken, dayanamadık ve Kuzguncuk klasiklerinden olan Çengelköy Börekçisi‘nde börek yedik. Birer porsiyon şekerli börek (Bazı yerlerde Kürt böreği diye de geçiyor.) yanına da çay söyledik. Şekerli börek, sade el açması börek üzerine pudra şekeri serpilerek yapılıyor. Aslında bunun hasını Büyükada’daki Büyükada Pastanesi’nde yiyebilirsiniz ama Çengelköy usulü de hiç fena değil.

Kuzguncuk denince akla gelen ilk şeylerden biri kesinlikle Perran Kutman’ın başrolünde oynadığı Perihan Abla dizisi oluyor. Biz de çekildiği sokakları gezdik. İstanbul’da bazı semtler bazı dizilerle öylesine özdeşleşmiş ki, oralara gidince anmadan edemiyoruz. Kuzguncuk ve Perihan Abla dizisi de onlardan biri, eğer siz de bizim gibi eskilere bayılıyorsanız; İstanbul’un Semtleriyle Özdeşleşmiş Nostaljik Dizileri anlattığımız yazıya mutlaka göz atın.

Uryanizade Sokağı evleri Kuzguncuk’un en popüler Instagram noktası. Özellikle sarı evin önü her daim kalabalık. Sahil yönünden Kuzguncuk’un içlerine doğru ilerlediğinizde solunuzda kalacak, cumbalı ahşap Osmanlı evleri ile dolu tarihi sokaklardan biri. Perihan Abla Sokak ile kesişen sokak, önlerinden çiçeklerin sarktığı camların ve harika kapılı evlerin olduğu çok hoş arnavut kaldırımlı bir sokak.

Hemen yolun karşı tarafında, tarihi ve süslü binasıyla Nail Kitabevi var. Kuzguncuk sokaklarında fotoğraf çekerek, deniz havasını soluyarak geçireceğiniz keyif dolu bir günün sıcak molasını Nail Kitabevi Kafe’de verebilirsiniz. İki katlı bir binada yer alan bu tatlı mekanın her iki katında da oturup kahve ya da çayınızı içebileceğiniz masaların etrafını kitap rafları çevrelemiş durumda. Özellikle üst kattaki, üzerine yayılıp okumaya çağıran koltuklar ve bilgisayarınızı alıp çalışmak için ideal köşeleri gördükten sonra sadece dakikalarınızı değil, tüm gününüzü burada geçirmek isteyeceksiniz. Kuzguncuk sokaklarında koca bir gün geçirmek için önerilere ihtiyacınız varsa Naz Kavas’ın Kuzguncuk’ta Bir Gün yazısından da okuyabilirsiniz.

Tok olduğumuzdan ötürü her ne kadar oturamasak da, Pulat Çiftliği bütün şirinliğiyle gözümüze çarptı doğrusu. Pulat Çiftliği hakkında bütün detayları; sevgili Naz Kavas’ın kaleminden Pulat Çiftliği incelemesinde bulabilirsiniz.

Sonrasında ise bir Rum Ortodoks kilisesi olan Ayios Panteleimon Kilisesi’ne geliyoruz, Kuzguncuk’taki belki de en dikkat çeken dini yapı. İcadiye Caddesi üzerindeki çan kulesi ile dikkat çeken kilise, 1872 yılında Nikola Ziko tarafından tasarlanıp yapılmış, 1892 yılında ibadete açılmış. Kilisenin meşhur çan kulesi ise 1911 yılında eklenmiş. Biz gittiğimizde kapalı olduğu için içine giremedik ama siz fırsatını bulursanız kesinlikle vakit ayırıp gezin.

Her şey kişiye özel yapıldığından ismi Bencil Dükkan olan, 5m2’lik bir tasarım dükkanı var, zaten minicik olsa bile vitriniyle gözünüze çarpıyor. Uğramadan geçmeyin, mutlaka bir bakın. İçeride çok güzel seramik tasarımlar var.

Bencil Dükkan’ın instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz. 

Sıradaki durak, Kuzguncukluların çabalarıyla hala aktif olarak kullanılan Kuzguncuk Bostanı diğer ismi ile İlia’nın Bostanı… Kuzguncuk’un en önemli yeşil alanlarından olan Bostan ve arkasındaki koruluk, bugün halen daha ekim dikim faaliyetlerinin yapıldığı İstanbul’un bu kadar merkezinde kalan tek bostan. Burası aynı zamanda okul gezilerinin yapıldığı, çocukların toprakla haşır neşir olduğu bir ders alanı gibi…

Yemek molasını, mahallenin sevilen esnaf lokantası Asude Ev Yemekleri‘nde verdik. Şansımıza ezogelin çorba, etli kuru fasulye ve mantı vardı. Asude Ev Yemekleri, senelerdir Kuzguncuk’un en lezzetli ve en taze yemeğini bulabileceğiniz restoranlardan biri olarak bu sokakta yerini almış.

Hemen bostanın arkasında, Kuzguncuk’un tarihi evlerinin de bulunduğu Simitçi Tahir Sokağı… En sevilen Instagram fotoğrafı noktalarından biri de bu sokak. Bozulmadan bugüne kadar gelmeyi başarmış rengarenk, ahşap ve tarihi Osmanlı evlerinin bulunduğu sokak, gerçekten görülmeye değer güzellikte.

Onun ilerisinde, el yapımı çikolatalar eşliğinde birer Türk kahvesi içebileceğiniz Çikolatacı Aziz Bey var. Kahve molası yapmak isterseniz aklınızda bulunsun.

Biz her ne kadar en bilinen mekan ve sokaklara öncelik versek de, Kuzguncuk’un her sokağının birbirinden nostaljik ve güzel olduğunu hatırlatalım. Yani ana hatlarla sınırlı kalmayın, ara sokakları da mutlaka keşfedin! Özellikle Kuzguncuk’un yokuşlu sokakları her ne kadar yorucu olsa da bizim favorimiz oldu. Kesinlikle tekrar gideceğiz! :)

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?