Hiç aklımda yokken, pasaportumun yanımda olduğunu anımsayıp Midilli’ye gitmeye karar verdim.
Sonrası mı? Buyrun…

Petra ve Midilli’den önce kulağımıza güzel melodiler dolsun;

Karşı kıyısında otururken Midilli’yi hep merak etmiştim. Geçen hafta Haluk Şahin’in ‘Ada’ isimli romanında da rastladım Midilli’ye. Batı düşüncesinin önemli filozoflarından Aristo’nun burada botanik ve biyoloji araştırmaları yaptığından söz ediyordu.

Midilli Adası’na Ulaşım

Mayıs ayında Küçükkuyu’dan Midilli’ye feribot seferlerinin başladığını öğrenmiştim. Bayram öncesi sakin bir Çarşamba gününe (30 € gidiş-dönüş) bilet aldım. İyi ki de almışım!

Sabah 8:30’da Küçükkuyu’dan hareket edecek feribotum. Pasaport kontrolü için hiç sıra beklemeden güleryüzlü Dentur ve Gestaş çalışanları eşliğinde gümrükten geçiyorum. Unutmadan söyleyeyim, Midilli için de Schengen vizesine ihtiyaç var tabi ki.

Üst güverteye çıkıp kendime çay ısmarlıyorum ve 105 dakika sürecek yolculuğum başlıyor.

Yola çıkmadan araştırmıştım; Midilli, Girit ve Eğriboz adalarından sonra Yunanistan’ın coğrafi olarak üçüncü büyük adası. Adanın Yunanca adı Lesvos. Türkçe’ye Midilli diye geçmesinin sebebi ise, adanın eski başkenti olan Mytilini’den kaynaklanıyor. Ada, aynı zamanda antik çağda yaşamış kadın lirik şair Sappho sebebi ile oldukça belirgin bir üne sahip ve yılın belirli dönemlerinde onun anısına festivaller yapılıyor. Aynı zamanda Barbaros Hayrettin Paşa 1467 yılında Midilli’de doğmuş.

Petra, Midilli

Küçükkuyu’dan kalkan feribot, Midilli’nin Petra limanına yaklaşıyor. Petra aslında küçük bir sayfiye köyü. Pasaport kontrolünden sonra iskeleye iniyorum ve 1 km yürüyerek Petra’nın merkezine ulaşıyorum. Yol boyu sakin plajlar, Yunan müzikleri, kediler, çocuk sesleri bana eşlik ediyor. İyi ki geldim diyorum yeniden. Petra’nın merkezi oldukça kalabalık. Beyaz, müstakil ve bahçeli evlerle, tavernaların arasında kalan, dar sokaklarda uzun uzun yürüyerek fotoğraflar çekiyorum. Yasemin, palmiye ve meyve ağaçları ile dolu bahçeleri olan konaklar aklımda kalacak hep! Onlar bu güzel köye özel bir görkem vermişler. Ağustos ayı olmasına rağmen Ege rüzgarı oldukça kolaylaştırıyor işimi, hiç bunalmıyorum yürürken.

Çarşısı öğlen saatlerinde bile kalabalık ve hayat dolu. Çok otantik olan bu çarşı, küçük dükkanlara bakmak ve hediyelik eşya almak için ideal. Limandan merkeze yürürken yol üstünde gözüme çarpan en hoş yer olan Lemon Cafe’de mola veriyorum.

Deniz normalde berrak ve temizken gittiğim gün fazla dalgalı. Biraz bulandığı için deniz alternatifini eleyip gezmeye devam ediyorum.

Petra’da görülebilecek yerler doğal güzellikler dışında çok fazla değil. Ben de turuma köyün merkezindeki ‘Panagias tis Glikofilousas’ kayası ile başlıyorum. 141 basamak çıktıktan sonra Meteora kadar muazzam görünen kiliseye ulaşıyorum. Çevresinde olan küçük tepeleri ve gök mavisi rengindeki suları bu kilisenin bahçesinden izliyorum. Kale gibi görülebilir bir yükseklikte olan kilise, dış dehliz, nefis ahşap oyma bir piskoposluk tahtı ve “kutsal su” veren kuyusu ile, bazilika tarzında inşa edilmiş. Meryem Ana ikonunun bulunuşu ve kilisenin inşa edilişine dair birçok efsane anlatılıyormuş.

‘Panagias tis Glikofilousas’ kayasından döndükten sonra meydan yakınında bulunan ve sit alanı ilan edilen Agios Nikolaos Kilisesi’ne uğruyorum. En eskileri 16.yy’dan kaldığı tahmin edilen üç tabakalı duvar resimleri ile bazilika tarzında inşa edilmiş.

Çarşıya dönüp akşamüstü yemeğimi yemek üzere Women’s Cooperative of Petra’ya gidiyorum. 1983 yılında girişimci kadınlar tarafından kurulan bu kooperatif, lokasyonu, menüsü ve sempatik çalışanları ile adadaki favori mekanım oluyor. Biraz sıra bekleyerek balkon masalarından birine oturup denize karşı ahtapot ve Ouzo keyfi yapmak harika bir aktivite. Ben ek olarak peynir dolgulu kızarmış kabak çiçeği dolması ve Saganaki de yiyorum, size de tavsiye ederim.

Petra, Midilli Hakkında Birkaç Not

_Petra, birçok önemli Sanat ve Edebiyat adamının memleketi. Bugün, kütüphanesi eski Kız Okulu’nun taştan ve neoklasik tarzda yapılmış binasında barınan ve gösterdiği faaliyetler ile çok tanınmış Petra Belediyesi,“Polikentro” adlı kültür merkezine sahip.

_Midilli, Uzo (Ouzo) başkenti olarak tanımlanabilir, 150 yıllık Barbayani ve Plomari uzo markalarının fabrikaları bu adada yer alıyor. Bizim damak zevkimize en uygun uzo kesinlikle Barbayanni.

_Midilli, günlük araba kiralama fiyatı 30 €- 50 € arasında değişiyor. Motorsiklet ve bisiklet gibi alternatifler de mevcut.

_Plajlarda, şemsiye ve şezlonglar ücretli ya da içecek almanız gerek. 2- 3€ ‘dan içecek alarak bütün gün plajlarda zaman geçirebilirsiniz.

_Akşam 18:00 feribotu ile de Küçükkuyu’ya döndüm ancak yeniden gelip Molivos, Htapodi, Kalloni, Eresos, Ayasos, Plomari gibi köylerini de gezeceğim. Yani yeniden görüşeceğimiz güne kadar kendine iyi bak Midilli!

İlginizi çekebilir: Sevgili Canan Keleş’ten Ayvacık’ta Babakale Köyü

İlginizi çekebilir #2: Sevgili Eda Geven’ten Günübirlik Midilli Adası 

https://www.lesvos-travel.com/womens-cooperative/
http://www.lesvosgreece.gr/tr/petra-belediyesi

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?