Milona, İtalya seyahatlerinde öncelikli rotalar listesine ilk sıralardan girmeyen şehirlerden biri, en azından benim için öyleydi. Bu yazıyla tüm bu algıları yıkarak Milano’yu ilk sıralara almanız için gönüllüyüm. İlk önceliğiniz “romantik” bir şehir ziyaret etmek değilse, İtalya algınızı “Every corner of Rome whispers love” dan, “Feel the aperitivo mood”a geçirmek için heyecan duyuyorsanız Milona tam size göre. Yeniden kavuşmak için bir sonraki baharı bekliyorum.

15-51
Milano | Fotoğraf: Miray Süer

Milano

Gelenekselleşmiş Moda Rotası

Milano, sadece İtalya’nın değil, dünyanın da moda başkentlerinden biri. Via Montenapoleone’de yürüyüş yaparken kendinizi defilede gibi hissedebilir; Galleria Vittorio Emanuele II’de zaman tünelinde 1800’lülere yolculuk ederken yanınızda modern dünyanın moda esintilerini götürüyormüş gibi hayaller kurabilirsiniz. Tüm sokaklarında tasarım atölyeleri bulunan, günün her saatinde iyi gözükmenizi sağlayacak geniş fiyat skalalarında tasarlanmış ürünler bulabileceğiniz; mutlaka kendinize birkaç parça alacağınız Milano her tarza kucak açıyor.

Galleria Vittorio Emanuele’nin ihtişamlı cam çatısı altında yürürken zemindeki mozaikleri mi; birbirinden ünlü markaların vitrinlerini mi izleyeceğinize karar veremeyebilirsiniz. Eğer şehirlerin şansına ve rituellere inanıyorsanız; önce boğa burcunun figürünün yer aldığı mozağiyi bulmanızı öneririm. Sonrasında  topuğunuzu boğa figürünün üzerine koyarak kendi etrafınızda 3 kere durmadan dönerek şans ve bereketi kendinize çekebilirsiniz. 🙂

Bu büyülü ortamda biraz daha vakit geçirmek isterseniz Milona’nın en ünlü barlarından biri Campari Bar’da bir şeyler içebilir ya da La Terrazza Aperol Spritz Duomo’da Duomo Meydanı ve Katedrali manzarası eşliğinde Aperol Spritz’ine eşlik edecek taze bruschetta, İtalyan peynirleri ve şarküteri atıştırmalıkları yiyebilirsiniz.

16-41
Terrazza Aperol | Fotoğraf: Miray Süer

Kültür Rotası

Brera

Milano, sadece moda ile değil aynı zamanda tarihi ve sanatıyla da büyüleyen bir şehir. Sanat galerileri, müzeler, tarihi2 kütüphaneler ve üniversiteleri ile geçmişi, modern sanat müzeleri; kafeleri, canlı hayatıyla bugünü aynı anda yaşayabilmek için hem konaklamanızı hem de vaktinizin çoğunu en güzel bölgelerinden biri olan Brera’da geçirmenizi öneririm.

1-388
Bar Brera | Fotoğraf: Miray Süer

Brera için tarihler boyunca akademisyenlerin, sanatçıların ve entelektüellerin buluşma noktası desek yanılmış olmayız. Bu yüzden bu mahalle, modern Milano’nun hem bohem hem de sofistike ruhunu çok güzel yansıtıyor. Burada kendi ruhumu birazda Woody Allen’in Midnight in Paris’inde gibi hissediyorum. Eğer Milona deneyimimi Brera’da yaşamamış olsaydım sanırım benim için bu kadar etkileyici olmazdı.

Brera denilince ilk akla gelen Pinacoteca di Brera. Burası Milano’nun hareketli sokaklarında ilerlerken binanın iç avlusuyla gözgöze gelip kendinizi son derece huzurlu hissettiğiniz bir an ile başlıyor. Pinacoteca gezinizin en az yarısını bu avluda geçirebileceğinizi iddia edebilirim, bir şekilde kopamıyorsunuz. Sanat galerisinin içine girdiğinizde Rönesans ve Barok döneme ait başyapıtlarla karşılaşıyorsunuz.

04-secondo-allestimento-della-pinacoteca-di-brera-sala-6
Pinacoteca di Brera | Fotoğraf: Miray Süer

Burada ziyaretçileri de bir de sürpriz bekliyor. Eğer çizime meraklıysanız, eserlerin ortasında kurulmuş çizim köşesinde, kalemi elinize alıp kendinizi bu büyülü ortama bırakarak dilediğiniz kadar oturarak resim  çizebilirsiniz. Bu deneyim benim için çok keyifli bir anı oldu, yazarken bile hala gözlerim doluyor. 🙂 Buranın, Accademia di Belle Arti di Brera yani Brera Güzel Sanatlar Akademisi’nin kalbinde olması da bu kadar iyi hissetirmesinin temel sebeplerinden biri olabilir.

4-238
Pinacoteca di Brera | Fotoğraf: Miray Süer

Biblioteca di Brera 1770’lerde kurulmuş özellikle sanat tarihi, mimarlık ve güzel sanatlar üzerine nadir kitap ve el yazmalarının bulunduğu tarihi bir kütüphane. Zaman zaman geçici sanat sergileri ve akademik etkinliklere de ev sahipliği yapan kütüphanenin avlusu kısa bir mola vermek, öğrenciler ve sanatçıların çalışmalarına şahitlik etmek isteyenler için çok ilham verici.

3-296
Biblioteca di Brera | Fotoğraf: Miray Süer

Castello Sforzesco

Milano’nun merkezinde yer alan 15. yüzyılda Francesco Sforza tarafından Milan Dükalığı’nın merkezi ve iktidar simgesi olarak inşa edilen bu kalede bugün çok sayıda müze ve sergi alanı bulunuyor. Leonardo da Vinci’nin Milano’daki döneminden kalma çizimleri, Michelangelo’nun son dönem eserlerinden biri olarak bilinen Rondanini Pietà yine bu kale içerisinde. Böyle yapılarda beni en çok etkileyen kısım kuleleri ve avluları oluyor. Dükler Avlusu olarak bilenen avlu’yu ziyaret ücretsiz.

6-131
Castello Sforzesco | Fotoğraf: Miray Süer

MUDEC – Museo delle Culture

Brena’ya 20 -25 dk yürüme mesafesinde bulunan Porta Vittoria / Tortona bölgesinde Milano’da modern sanat ile buluşabileceğiniz, etnografi ve dünya kültürlerini bir araya getiren etkileyici bir müze. Müzede dünya kültürlerinden ilham alan kalıcı ve geçici sergiler yer alıyor. MUDEC hem Afrika’dan Asya’ya geçmiş kültürleri anlamak hem de çağdaş sanat aracılığıyla farklı perspektifler kazanmak için gerçek bir deneyim noktası. Bizim için en şanslı tarafı ise Avrupa’da bir çok seyehatte denk geldiğimiz Picasso’nun kalıcı/geçici sergilerinden birini daha denk gelmek oldu. Bu seferki daha farklıydı. “Picasso Figürün Metamorfozu” geçici sergisinde 40’tan fazla eseri (resimler, heykeller ve son derece değerli 7 numaralı Defter’den 26 çizim ve eskiz) ziyaret etme şansımız oldu. “Donna che gioca in spiaggia – Femme jouant sur la plage” yani “Plajda Oynayan Kadın” eserinin bir kopyasını her zaman neşe, özgürlük ve yaşamın basit zevklerini bana hatırlatması için yanıma aldım. 🙂

8-103
MUDEC | Fotoğraf: Miray Süer

Gastronomi Rotası

Milano mutfağı, Kuzey İtalya’nın Lombardiya bölgesine özgü; daha yoğun tatlar alabildiğimiz, zengin, kremalı ve tereyağlı yemekleriyle ön plana çıkıyor. Safranlı kremalı soslar, dolgulu makarnalar, kızartılmış et yemekleri; daha az domates sosu, daha az baharat, daha az deniz ürünü… Soslu yoğun makarnalar sevdalısı olarak bu durum benim için harika olsa da asıl farkındalığımı tiramisu yerken yaşadım diyebilirim. Tiramisu sevmeyen ben burada her gün tiramisu yedim; “Roma Tiramisu”sunun damağımdaki tadını unuttum.  Farkın nedenini araştırdığımda ve birkaç ay sonra Bologno’da benzer tadı yeniden aldığımda anladım. Farkı; daha yoğun tereyağ, zengin dokusu ve ekstra kremasından geliyor. Güney’deki gibi hafif havadar bir halinin olmaması, kahve ve likörün ön plana çıkmaması benim için aradağım şeyi bulmamı sağladı. İstanbul’da henüz bulamadım, bulursanız söyleyin.

Milona’da (Aslında genel olarak İtalya’da) gezerken sürekli acıktığımız ve canımız her şeyi tatmak istediği için bir çok yerde keyifli saatler geçirdik, liste içinden en özellerini seçiyor ve kısa kısa paylaşıyorum. 🙂

Bar Brera

Brera’nın köşebaşı desek yanlış olmaz sanırım. Burada günün her saatinde keyifle bir şeyler atıştırıp çevreyi uzun uzun izleyebilirsiniz. Benim en keyif aldığım saatlar sabah erken saat ve öğleden sonra yemek öncesi Aperitivo saatleri oldu.

El Beverin

Beş gün boyunca kahvaltıcımız hatta ara ara lokalle bütünleşmek için ayaküstü espresso içtiğimiz harika kruvasanları olan cafe. Gittiğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

13-53
El Beverin | Fotoğraf: Milano

Osteria da Fortunata

Önünde uzun kuyruklar olan Milano’nun geleneksel yemeklerini tatmak isteyenler için harika bir yer. Restorantın girişinde taze makarnaların İtalyan teyzeler tarafından nasıl açıldığını izlerken içiniz ısınacak.

Ristorante da Oscar

Benim için aklımda en çok kalanı bol porsiyonları oldu. 🙂 Sadece limon ve tuzdan oluşan sosuyla yediğim makarna lezzetin basit şeylerin doğru eşleşmesiyle nasıl da güzelleştiğini hatırlattı.

7-106
Ristorante da Oscar | Fotoğraf: Miray Süer

Salsamenteria di Parma

Burada yediğim lazanya sanırım en iyisiydi! Taze et ve peynir çeşitleriyle ünlü olan restorantta Milano’daki ilk akşam gitmek; sonraki deneyimler için bizi oldukça heyecanlandırmıştı.

Ayrıca idip memnun kaldığımız diğer yerler arasında; Cioccolati Italiani, 1888’den beri hizmet veren ve panzerotti (kızarmış hamur)’nin en popüler olduğu yer Luini, Poste Centrali, Noor, Amarino bulunuyor.

Naviglio di Milano

Uçtan uca özel teşekkür! Naviglio Milano’daki aperitivo kültürünün merkezi, şehrin yaratıcı ruhunu da tanıklık edebileceğimiz ikinci adresi. Milano’nun su ile kavuştuğu yer diye gördüğüm Naviglio’ye bir tam gününüzü ayırarak günün her saatini keyifle geçirecek deneyimler bulabilirsiniz. Retro dükkânları, deneyim atölyeleri, antika pazarları, kanalın kıyısında gün batımına eşlik etmek; neredeyse kişiye özel hazırlanmış yemek seçenekleri, paylaşımlı balkonlu renkli evleri; canlı hayatı ile hem turistler hem de lokaller için ortak uğrak noktası.

La Prosciutteria Milano Navigli

La Prosciutteria, nehir kenarındaki rustik ahşap masaları ve samimi dekoruyla rahat ve bohem bir atmosfere sahip. Karışık şarküteri tabağı “taglieri”ne ek olarak salataları, sadece zeytin bruschetta ve günlük taze ekmeklerden oluşan tabakları da çok keyifli. Yerel şarap ve craft bira seçenekleri buradaki keyfin uzun saatlerce devam etmesini sağlıyor.

9-75
La Prosciutteria | Fotoğraf: Miray Süer

L’Altra Luca and Andrea Trattoria

Yanyana sıralı mekânlardan biri olan L’Altra Luca and Andrea’da yerel ve mevsimlik malzemelerle hazırlanan klasik Lombardiya mutfağı örneklerini deneyimleyebilir, Risotto alla Milanese ve taze makarnalardan oluşan imza yemekleri tadabilirsiniz. Klasik Milanese tiramisu için en doğru adreslerden biri, yemeden dönmeyiniz. 🙂

10-85
L’Altra Luca and Andrea Trattoria | Fotoğraf: Miray Süer

Gino12

Önce ginleri kokluyorsunuz sonra seçiminizi yapıp kokteylinizin hazırlanması için avlusunda ya da terasında keyifle bekliyorsunuz. Burayı diğer barlardan ayıran özellik sunduğu bu deneyime ek olarak içkilerin yanında tadılabileceğiniz çeşitli İtalyan mezelerine yer vermesi olduğunu söyleyebilirim.

11-76
Gino12 | Fotoğraf: Miray Süer

Ai Balestrari

Biraz Roma ruhuna geri dönelim demek isterseniz çok seçenek aramadan rezervasyon yaptırmanızı önereceğim yerlerden bir tanesi. Başlangıçtaki kızartılmış risotta topları, hamur kızartmaları ve enginar kızartması favorilerimiz oldu! Devamında ister pizza, ister makarna ne seçerseniz keyif alacaksınız.

12-68
Ai Balestrari | Fotoğraf: Miray Süer

Bir sonraki Milano ziyaretinde yeni duraklarda görüşmek üzere. 🙂

Kapak Fotoğrafı: Miray Süer

İlginizi çekebilir: Wander Magger’dan Milano Rehberi