Evet, yoga çoğumuz için yeni bir uğraş değil. Hatta muhtelemen pek çoğumuzun uzun bir zaman önce adını duyduğu veya denediği, belki de düzenli olarak hayatına dahil ettiği bir pratik. Tam da bu sebeple, aklıma takılan bir soruyu sizlerle paylaşmadan duramadım: yogayı gerçekten ne kadar biliyoruz? Yani yalnızca son dönemlerde bu denli popülerleşmiş olmasından kulaktan dolma bilgilerle mi idare ediyoruz, yoksa yoganın kökenini ve felsefesini,çeşitlerini, bizler ile tanıştırdığı bedensel, zihinsel ve ruhsal bilinç aşamaları gerçekten farkında mıyız? Siz de hangi tarafa daha yakın olduğunu düşünürken biraz olsun arada kalıyorsanız, işte bu yazıyı sizin için yazdım!

Not: Tüm yazıyı okumak için zamanınız yoksa, önceliği “Neden Yoga Yapmalısınız?” başlıklı bölüme vermenizi öneririm.

Yoga Nedir?

Yoga ile ilgili şu ana kadar öğrendiklerimden yola çıkarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, yoga deyince aklınıza “bütünsellik” kavramı gelmeli. Neden derseniz, bir yaşam felsefesi olarak yoga; bedenin, zihnin ve ruhun uyum içerisinde çalışarak evren ile bütünleşmesini amaçlıyor. Sadece ben söylemiyorum, kökeni Hindistan’a uzanan yoganın Sanskritçe’de türediği kök harfi olan “yuj” söylüyor. “Yuj” kelime kökü; bir araya gelme, birleşme, kavuşma gibi anlamlar içeriyor. Aynı şekilde, bu kökten türeyen “yoga” kelimesinin de anlamlarından bir tanesi; birleştirmek. Bence oldukça tutarlı, sizce?

Yoga’nın Kısa Tarihi

Kelime anlamı hakkında biraz fikir edindiysek, yogayı ve bağlı olduğu felsefeyi anlayabilmek için hikayesine değinmemiz gerekiyor. Yoganın kökeni, yaklaşık 50.000 yıl öncesinin Hindistan’ına dayanıyor ve İndus Vadisi’nde yapılan kazılarda, bazı taş mühürlerin üzerinde bugün yaptığımız yoga duruşlarının temelini oluşturan figürlere rastlanıyor. Bugün yoga ile ilgili bilgi sahibi olmamızı sağlayan ilk kaynaklar olarak bilinen, 2000 yıllık “veda”lar da, yine Hindistan’da keşfediliyor.

Yine de merak ediyorsunuzdur, yogayı ilk olarak kim keşfetmiş? Hemen söyleyelim, Patanjali adlı Hint düşünür, günümüzde yoganın kurucusu olarak kabul ediliyor. Öyle ki, kendisinin Patanjali’nin Yoga Sutraları adlı, tarihi metinlerden farklı yoga teorilerine, tüm gözlemlerini topladığı metni, günümüzde birçok farklı yoga pratiğinin temel aldığı kaynak olarak kabul görüyor. Bu metin, yoga felsefesini anlatan bilinen eski metin olmak dışında başka bir özelliğiyle daha öne çıkıyor, o da sutraların 8 bölümden oluşuyor olması. Burada 8 sayısı önemli, çünkü bu sayı aynı zamanda kişilerin yoga yolculuğunda atacağı 8 adımı simgeliyor. Gelin, bu adımlara beraber bakalım.

8 Basamaklı Yoga Yolculuğu

Yogaya bugün başlarsanız,  yolculuğunuzun ilk adımının Yama olduğunu anlamanız gerekiyor. “Olumsuzluklardan arınma” olarak da bilinen bu aşamada esas olan beş nokta var; şiddetsizlik, dürüstlük, çalmamak, arzuların kontrolü ve bırakabilmek, yani ihtiyacımız olmayan olayların, duyguların, kişilerin gitmesine izin vermek. İkinci basamak, Niyama yani “olumlulukları güçlendirmek.” Bu aşama; içsel ve dışsal arınmayı (saflık), yaşamın bize sunduklarıyla mutlu olmayı (yetinmek), içsel disiplinimizi korumayı (ateşli çaba), kendimizi eğitmeyi ve özveriyle çalışmaya devam etmeyi (adanmak) içinde barındırıyor.

Günümüzde çoğu yoga sever, aslında üçüncü basamak olan Asana‘ya kadar geliyor ve ilerisine geçmiyor. Asana, “yoga pozu” anlamına gelen ve bedensel duruş teknikleri üzerine yoğunlaşan bir aşama. Sonrasında,  Pranayama‘ya geçiş var; burada nefes devreye giriyor. Yogada yaşam enerjisi olarak kabul edilen nefesin kontrolü bu aşamada çok önemli. Sonraki aşamalar; Pratyahara (Duyuların Kontrolü), Dharana (Konsantrasyon Teknikleri), Dhyana (Meditasyon Teknikleri) ve Samadhi (Üstün Yoğunlaşma Teknikleri, Bilinç Kontrolü). Son olarak, yoganın bu 8 basamaklı yolunun, “Ashtanga Yoga” olarak da bilindiğini ekleyeyim.

Yoga Çeşitleri

Yoganın çok fazla çeşidi var ancak ben en temel olanlara özellikle değinmek istiyorum:

Ashtanga Yoga

Az önce belirttiğim gibi, Ashtanga Yoga, Patanjali’nin yoganın sekiz basamağı konsepti üzerine kurulu. Ashtanga Yoga’da amaç, her duruşu bir nefes eşliğinde uygularken, aynı zamanda da bedenin belli bölgelerine odaklanmak. Tahmin edersiniz ki, bu ciddi bir konsantrasyon ve beden gücü gerektiriyor. Zaten bu yoga şeklinin özelliği de, kişiyi bolca terleterek toksinleri atmayı sağlaması.

Vinyasa Yoga

Vinyasa Yoga, aslında Ashtanga tarzından yola çıkarak geliştirilmiş bir yoga şekli. Aynı zamanda da yogaya yeni başlayanlar için en uygun stillerden biri. Bir pozdan diğerine, nefes ile uyumlu bir şekilde geçmeyi esas alıyor.

Hatha Yoga

Hatha Yoga, en yaygın yoga stillerinden biri ve en öne çıkan özelliği, dengeleyici oluşu. Eril ve dişil enerjiler gibi, bedenimizde ve ruhumuzda var olan zıtlıkları temel yoga duruşlarıyla dengelemeyi amaçlıyor.

Kundalini Yoga

Kundalini Yoga, meditasyonun ağırlıkta olduğu bir yoga türü. Omurgamızın en alt kısmında kundalini denen bir enerji yer alıyor ve Kundalini Yoga, bu enerjiyi yükseltmeyi amaçlıyor. Bedensel pratiklerin yanı sıra, spiritüel bir deneyim yaşamak isteyenler için Kundalini Yoga’yı öneririm.

Sizlere özellikle bahsetmek istediğim bir de Kahkaha Yogası var; bu tekniği anlatmaya başlamadan önce size şu bilgiyi vermeliyim, beynimiz gerçek ve sahte kahkahaları ayırt edemiyor. Şimdi tekniğe geri dönersek, kahkaha yogası Hintli tıp doktoru Dr. Madam Kataria tarafından keşfedilmiş bir teknik. Bir nevi kahkaha ile yoga nefes tekniklerinin birleştirilmesi aslında. Bir grup içinde kahkaha egzersizi başlatılıyor ve kişiler göz göze geldikçe kahkahalar artarak devam ediyor. Bu da beyne giden oksijeni arttırarak, gerçekten de daha mutlu, enerjik hissetmeyi sağlıyor.

Neden Yoga Yapmalısınız?

Sizlere yoganın mental ve fiziksel sağlığa yararlarından uzun uzun bahsetmek istemiyorum, bunlar zaten internete yazdığınızda kolaylıkla bulabileceğiniz şeyler. Ben bu bölümde sizlere, yaklaşık 2 aydır düzenli yoga yapan biri olarak bizzat deneyimlediğim konulardan bahsedeceğim ve bana göre neden yoga yapmanız gerektiğini anlatacağım.

Öncelikle yogaya çoğunlukla stres azaltma yöntemi olarak bakıldığı bir gerçek. Evet doğru, yoga yaptığınızda günlük yaşamınızdaki dingin ve huzurlu ruh hallerinizin fazlalaştığını deneyimliyorsunuz, özellikle pozlara nefes çalışmalarını dahil edince kaslarınızın rahatladığına tanıklık ediyorsunuz ve dolayısıyla stres seviyeniz azalıyor, ancak yogayı yalnızca bu şekilde görmek bence doğru değil. Her şeyden önce yoga; sizi anda tutuyor. Günün sonunda, yeni pozlar öğreniyor ve bedeninizin sınırlarını keşfediyorsunuz, dolayısıyla o an zihniniz ne kadar dolu ve karışık olursa olsun yoga pozlarınıza odaklanmanız gerekiyor.

Yogaya yapmaya başladıktan sonra, yalnızca zihnimin değil, ruh halimin de gözle görülür bir farkla iyileştiğini de söylemeliyim. Çok daha farkında, minnet dolu, mutlu ve dengede bir İrem oldum. :) Araştırdığımda gördüm ki, bu olumlu etkiyi deneyimleyen yalnızca ben değilmişim. 2011’de Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmaya göre, 12 hafta boyunca düzenli yoga yapan kişilerin kaygı problemlerinde ciddi bir azalma gözlenmiş. Bunun sebebi de, beyindeki gamaaminobutirik asit seviyesinin yoga yaptıktan sonra yükselmesiymiş.

Bu söyleyeceğim, özellikle başka sporlarla da ilgilenenler için. Haftada üç, düzenli olarak antrenman yapıyorum ve yogayı hayatıma kattığımdan beri, antrenmanlarımda da denge, odaklanma ve dayanıklılık becerilerimin arttığını gözlemledim. Neden derseniz; yogada esneme ve denge yeteneğiniz ciddi anlamda gelişiyor. Buna ek olarak; bedeninizi daha iyi tanıyor, güçlü ve zayıf kaslarınızın farkına varıyorsunuz. Yalnızca bu farkındalık bile, sizi diğer alanlarda geliştirmeye yetiyor. Aslında çok net, şöyle bir farkındalıktan bahsediyorum; yoga yapmaya başladıktan sonra önceden çoğu sabah karın ve bel bölgem ağrıyarak uyandığımı fark ettim. Farkındaydım ve ağrılarım geçti demiyorum, bu ağrıların farkında bile değilmişim! Yoga beni öyle güzel, ağrısız ve enerjik uyandırmaya başladı ki, önceki uyanışlarımla kıyaslayıp büyük bir farkındalık yaşadım.

Yoganın hayatımda geliştirdiği bir başka duygu da, özgüven. İnanın, kendi sınırlarınızı zorladığınızda ve bir noktadan sonra önceden yapamadığınız pozları yapabildiğinizi fark ettiğinizde, bedeniniz ve zihninize müthiş bir güven duymaya başlıyorsunuz. Kendinizi takdir ediyor, gösterdiğiniz çaba ve özveri için kutluyorsunuz. Eminim ki bu şu an, günlük hayatımda aldığım kararları da etkiliyor.

Yoga, bir kendini tanıma yolculuğu. Bu yolculukta olmak inanın çok büyüleyici; siz kendinizi daha derinlemesine keşfettikçe, (yazımın en başında söylediğim noktaya tekrar geliyorum) evrenin bütünlüğünü ve uyumunu fark ediyor, yalnızca bunun bir parçası olmak istiyorsunuz. Bu da etrafınızdaki her şeye, kökten gelen, derinden bir sevgi beslemenizi sağlıyor.

Tüm bunları bir kenara bırakalım, bana neden yoga yapmalıyım diye soran birine vereceğim en kısa ve net cevap şu olacaktır: kendine vakit ayırmak için. Tüm gün üstüne gittiğin; sayısız bilgi, anı ve söylemle doldurduğun zihnini biraz dinlendirmek için. Kendinle gerçek bir ilişki kurmak için, bedenine ve ruhuna verdiğin değeri göstermek için. Tüm sıfatlarından arınarak özgürleşmek, hiçbir yargı olmadan, yalnızca “sen” olmak için.

Bazı günler olacak, zihniniz galip gelecek. İşte o zamanlarda, bu konuştuklarımızı hatırlayın. :) Kendi üstünüze gitmeyin, “aksatmamalıydım” diye öfke duymayın, kendinizi suçlamayın. Onun yerine, niyet edin, “yarın yapacağım” deyin ve hiç vazgeçmeyin.

Yoga ile ilgili Belgesel ve Kitap Önerileri

Yoga felsefesiyle ilgili film ve kitaplara başvurmadan önce, onun hikayesine ve yöntemlerine bir göz atmak istersiniz diye düşündüm. 2014 yapımı belgesel Awake: The Life of Yogananda, “Bir Yoginin Otobiyografisi”  başlıklı kitabıyla Batı dünyasını 1920’lerde Hindu kültürü ve yoga felsefesiyle tanıştıranYogananda‘yı anlatıyor. Bu filmle Yogananda’nın yoganın bugünkü yaygınlığına ulaşmasında olduğu kadar, bilim, din ve  kültür üzerine de büyük etkisi olan bir kişi olduğunu öğreneceksiniz. Kitap önerimse yogayı evde uygulamak isteyenler için hem fiziksel anlamda hem de zihinsel anlamda yol gösterici bir rehber.

Doğrudan yogayla ilgili olmasa da yoga felsefesinin barındırdığı birçok öğretiye ve amaçladığı birçok pozitif etkiyle paralel bir film önereceğim size: Samsara. Çekimleri 5 yılda, 5 kıtada ve 25 ülkede tamamlanan bu belgesel; dünyanın farklı köşelerinden insan, medeniyet ve doğa manzaralarını gözler önüne seriyor. Unutmadan, Samsara, Sanskritçe’de “doğanın sonsuz döngüsü” anlamına geliyor. Görsel ve işitsel olarak yoga felsefesi için altyapınızı hazırladıysanız, ardından ruhunuzu ve zihninizi açmak için daha derine inme zamanı… Mircea Eliade‘nin Yoga: Ölümsüzlük ve Özgürlük kitabı, Hindu maneviyatının kalbindeki dört kavramı, karma, mãyã, nirvana ve yoga‘yı detaylı bir şekilde açıklıyor.

İlginizi çekebilir: Avrupa’daki Yoga Merkezleri

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN