Frahm’ın müziği, duygu, içerik ve form açısından çok büyük bir zenginlik içeriyor. Bir tarafta sıcak bir kahveyle kış gecelerine eşlik edecek melankolik melodiler bir tarafta Berlin kulüplerinde ve pop festivallerinde seyirciye dans ettiren doğaçlamalar Nils Frahm müziğinin çeşitliliğini tanımlıyor. Frahm, bir apartman dairesinde 30 kişi önünde klasik müzik ile caz arasında gidip gelen mütevazı bir akustik bir müzik gösterisinde müzisyenliğinin bir yüzünü sergilerken 2015 yılındaki Haldern Pop Festivali’nde Kiasmos ile verdiği konserde olduğu gibi techno, ambient, elektronik bir altyapı ile yaptığı doğaçlamalarla başka türlü bir ruh haline bürünebiliyor.

11 – 29 Eylül 2019 tarihleri arasında İstanbul gecelerinde bir hayalet dolaştı: Neo-klasik müzik hayaleti… Zorlu PSM’de gerçekleşen Neue Step Festivali kapsamında dinleyicileri gerçek dünya ile hayal evreni arasında müzikal bir yolculuğa çıkaran bu hayaletin ete kemiğe büründüğü konserler arasında bir tanesi vardı ki adeta tek başına bir festival görkeminde ve etkisindeydi: 19 Eylül 2019 Nils Frahm gösterisi.

İkinci kez canlı seyretme şansı elde ettiğim Nils Frahm ile tanışmam bir tesadüf eseriydi. Youtube’da bir müzik videosu ararken karşıma La Blogotheque ‘Soirees de Poche’ serisi için Frahm’ın 14 Ağustos 2012 tarihinde Paris’te bir apartman dairesinde yaptığı bir dinletinin canlı kaydı çıktı.

Frahm ile tanışmam pek çok müzik yazarının bestecinin müziğini tanımladığı gibi  ‘sihirli’ bir deneyimdi. Spaces Albümü’nden ‘Sad and Done’ ile başlayıp sonrasında Frahm’ın en usta alanlardan biri olan doğaçlama bir performans ile devam eden bu 25 dakikalık video hakkında yapılan yorumlardan biri 7 yıl sonra sanatçıyı İstanbul’da canlı olarak görme ve dinleme olanağı bulanların yaşadığı deneyimi de özetleyecekti… ‘25 dakika bu dünyanın dışında…’

Neo- Klasik Müziğe Yeni Yorum

Fotoğraf: nilsfrahm.com

Neo-klasik müziğin poster çocuğu Frahm günümüz müzik dünyasının en etkili isimlerinden biri. Sağlam bir piyano ve müzik eğitimi alan müzisyen Alman müzik tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Hamburg’da doğmuş. Romantizmin ilk büyük bestecilerinden Mendelsohn’un ve romantizimden neo-klasizme geçişi hazırlayan Brahms’ın da doğum yeri olan Hamburg, Mahler ile 20. Yüzyıl avant-garde klasik müziğinin en yenilikçi bestecileri arasında yer alan Macar Gygörü Ligeti ve Rus Alfred Schnitte’nin de çalışmalarına ev sahipliği yapmış. Günümüzde de dünyanın en iyi konser salonu olarak kabul edilen Elbphilarmonie Hamburg’u müzik dünyasının en önemli merkezlerinden biri haline getiriyor. Frahm’ın günümüzde çalışmalarını sürdürdüğü Berlin ise adeta neo-klasik müziğin başkenti konumunda. Berlin’in ‘über’ yaratıcı atmosferi, stüdyo olarak kullanılmaya uygun büyük ve düşük kiralı mekânları şehrin yenilikçi karakterinin müzik alanında da kendini göstermesine neden oluyor. Dustin O’Halloren, Frahm gibi Hamburg doğumlu Lambert, 2018’de kaybettiğimiz Johann Johannsson, Ben Lukas Boysen, Olafur Arnalds, Anne Müller çalışmalarını ağırlıklı olarak Berlin’de yürüten önemli isimler. Berlin sakini bu isimler arasındaki işbirlikleri müzikal alanda ilgi çekici ürünlerin çıkmasına da yol açıyor. Bunlar arasında Frahm imzalı olan çalışmalar özellikle dikkat çekiyor. Frahm’ın Anne Müller ile çıkardığı 2011 tarihli albüm 7fingers; Frahm ve Olafur Arnalds’ın bir araya gelerek Arnalds’ın Berlin-Wedding’teki evinde kaydettikleri Trance Frendz ve albümün hikâyesini anlatan ‘ Trance Frendz: An Evening with Olafur Arnalds and Nils Frahm’ belgeseli Berlin işbirliği kapsamında yapılan önemli çalışmalar.

 

Frahm’ın müziği, duygu, içerik ve form açısından çok büyük bir zenginlik içeriyor. Bir tarafta sıcak bir kahveyle kış gecelerine eşlik edecek melankolik melodiler bir tarafta Berlin kulüplerinde ve pop festivallerinde seyirciye dans ettiren doğaçlamalar Nils Frahm müziğinin çeşitliliğini tanımlıyor. Frahm, bir apartman dairesinde 30 kişi önünde klasik müzik ile caz arasında gidip gelen mütevazı bir akustik bir müzik gösterisinde müzisyenliğinin bir yüzünü sergilerken 2015 yılındaki Haldern Pop Festivali’nde Kiasmos ile verdiği konserde olduğu gibi techno, ambient, elektronik bir altyapı ile yaptığı doğaçlamalarla başka türlü bir ruh haline bürünebiliyor.

19 Eylül Zorlu PSM konseri, Frahm’ın görkemli ve coşkulu gösterilerinden biriydi. Müthiş bir sahne performansı ile gerçekleştirdiği konserde adeta bir senfoniyi; elektonik aletlerden ve farklı tını ve boyutlardaki piyanolardan oluşan büyük bir orkestrayı yöneten bir şef gibiydi. Onun müziği ile tanışmamış olanlar Frahm’ın laboratuvarında çılgın projesi üzerinden çalışan haşarı bir bilim adamı olduğunu bile düşünebilir. Frahm müzik yaparken adeta teatral bir gösteri de sunuyor dinleyicisine. Bir aletten diğerine, bir piyanodan diğerine koşarkenki enerjisi dinleyiciye de etki ediyor ve dinleyicisi adeta müzikle özdeşleşiyor.


Konserde Doğaçlama Etkisi

Fotoğraf: inceeleyen.com

Frahm’ın müziğinde doğaçlama çok önemli bir yer tutuyor. Müzisyen günümüz müziğinin en önde gelen doğaçlama ustalarından ve özellikle de konserler bu yeteneğini doruk noktasına çıkardığı anlara tanıklık ediyor. 19 Eylül’deki konserinde bulunanlar bu görkemli doğaçlamaların bazı şaheser örneklerini görme şansına eriştiler. Bu doğaçlamalar izleyiciler üzerinde adeta bir hipnoz etkisi yapıyor. Frahm’ın performansın bu derece etkili olmasında elbette Zorlu PSM’in sahnesinin ve konser sırasında yapılan müthiş ışık oyunlarının da etkisi büyüktü.

Her dönem, her çağ müzikte kendi sesini yaratır ve o sesi yaratan dahi müzisyenleri yetiştirir. Frahm da hiç kuşkusuz günümüz müziğinin büyük dâhilerinden. Müziği, neredeyse her büyük müzik gibi geçmişin birikimi üzerinde yükselerek bu çağın sesinin yaratılmasına en büyük katkılardan birini yapıyor ve minimalizm, elektronik, ambient ve geleneksel akustik piyano müziği arasında muazzam bir denge yaratıyor. Müziğin sürekli gelişen, anlatım olanakları sürekli genişleyen bir sanat dalı olduğunu kanıtlıyor.

Andre Gide, Chopin’in doğaçlama tekniğine göre yazdığı serbest formdaki ‘Impromptu’ler için ‘Chopin’in yapıtları arasındaki en büyüleyici çalışmalar’ tanımını yapar. Bestelediği dört Impromptu içinde Op.66 Do Diyez Minör en sevilen ve piyano literatürü içinde en yenilikçi olandır. Frahm’ın All Melody parçası günümüzün Impromptu Op.66’sıdır ve en az onun kadar ölümsüz olmaya adaydır.


Nils Frahm’ın Encores 1, Encores 2 ve Encores 3 plakları 18 Ekim 2019’de All Encores başlığı altında toplu olarak Erased Tapes tarafından yayınlanacak.

İlginizi çekebilir: Bülent Tunga Yılmaz’dan Vikingur Olafsson: Neue! Step’te Bir Sonbahar Esintisi 

Nils Frahm resim:

https://www.irishtimes.com/culture/music/nils-frahm-just-don-t-call-his-music-chill-out-1.3390695

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN