Yunanların Eğlence Kültürü: Panigiri'ye Detaylı Bakış
Birkaç sene evvel sosyal medyada yediden yetmişe bir sürü insanın, el ele tutuşup bir halay halkası etrafında dans ederek sabahlara kadar eğlendiği görüntüleri görüp büyülenmiştim. Yıllar sonra bir tane 15 Ağustos panigiri’sini yakaladığımda, bu kültürün varoluşunda sadece eğlencenin olmadığını öğrenecektim. Peki, neydi bu panigiri denen şey? Haydi, gelin detaylarına bakalım.
Panigiri’ye Giriş
Panigiri kelime olarak aslında bize çok tanıdık. Panayır kelimesiyle benzer anlam taşıyor. TDK’ya göre panayır “Belli zamanlarda ve genellikle küçük yerleşim birimlerinde kurulan, sergi niteliğini de taşıyan büyük pazar” anlamında. Yunanca panegýrion kelimesinden dilimize geçmiş. “Pan” (tüm) ve “agora” (toplanma) sözcüklerinden oluşuyor ve bu kutlamaların özünü oluşturan topluluk ruhunu yansıtıyor. Benzer kökene sahip panagia kelimesinin anlamı Meryem Ana. πανεγύριον ise “festival, fuar” sözcüğünden geliyor. Zaten Yunanistan’da gördüğümüz bu panayırlar festivalleri andırıyor. İçlerinde mutlaka müzik ve dansın başrolde olduğu, yemeklerin açık havada yendiği, içkilerin içildiği, sabahın ilk saatlerine kadar köylüler ve dışarıdan gelenlerin bir arada eğlendikleri alanlar bunlar. Fakat sanıldığı gibi sadece eğlenmek amacıyla düzenlenmiyor. Ayrıca, Yunanistan dışında Katolik toplumların yaşadığı İtalya, İspanya gibi ülkelerde de benzer kutlamalar yapılıyor.
Bu kültürel ve geleneksel etkinlikler köklerini Hristiyan dini inancından alıyor. Azizlerin yortularını kutlamak amacıyla düzenlenen panigiri’ler, genellikle dini bir ayinle başlıyor. Ardından toplu yenen yemekler, geleneksel müzik ve danslarla devam ediyor. İçlerinde en önemlisi 15 Ağustos yortusunun olduğu gün çünkü bu tarih Meryem Ana’nın bu dünyadan ayrılışı, yani göğe yükselişi olarak kabul edilir.
Bugünden bakılınca çıkış amacı her ne kadar dini olsa da katılımcıların dindar olsun veya olmasın bu etkinliklerde bulunmasının esas sebebinin sosyalleşmek, aile bireyleriyle, dostlarıyla bir araya gelmek, yemek yemek ve günün sonunda iyi vakit geçirmek olduğunu görüyoruz. Zaten Yunan kültüründeki birçok dini geleneğin günümüze aslını tam olarak kaybetmeden, daha çok şekil değiştirerek geldiğini de söyleyebiliriz. Belki de bundandır ki katılımcılar sadece yaş almış insanlar değil, gençler ve hatta çocuklardan da oluşuyor.
Halk Dansı: Kalamatianos
El ele tutuşup halka oluşturarak ve bir noktada merkeze gelip sonra yeniden geriye çekilerek belli bir ritimde dans eden kalabalığı ilk gördüğüm anı asla unutamıyorum. İşte bu bahsettiğim dans, panagiri etkinliklerinde kalabalığın bir araya gelerek saatlerce sergilediği ve her yaştan katılımcının içinde yer aldığı folklorik kalamatianos dansı.
Bu dansın incelikleri dışında esas ilgimi çeken ve beni etkileyen şey gençlerin bu geleneksel dansa burun kıvırmadan hakim olmalarıydı. Ülkemizde “geleneksel” olan şeylerin gençler tarafından “old school” olarak alglanmasının altındaki kültürel etkilerini çok düşündüm… Bu yazının konusu değil belki ama okuyan herkesin de şöyle bir düşünmesini isterim. Diğer yandan günümüzde küreselleşmeye kendi kültürüyle kafa tutmayı başaran Yunanistan’ın hakkını vermek gerekir. Sadece panigiri özelinde değil, yerel ürünlerinden taverna kültürüne, müziklerinden adalarındaki mimari bütünlüğe kadar birçok şeyi korumayı -hatta sahiplenmeyi- başardıkları için bugünün en çok ilgi çeken, turistik ülkelerinden biri olarak görüyoruz Yunanistan’ı.
Biz Neşemizi Kaybettik (mi)?
Türkiye’de son yıllarda sıkça kulağıma gelen “biz neşemizi kaybettik” sözünü özellikle de panigiri videolarına denk gelince hatırlıyorum. Giderek kötüleşen ekonomiye bağlı olarak alım gücünün düşmesi, bunun sonucunda eğlencenin bir tür lüks tüketim olarak görülmesi ve birçok şeyin bu doğrultuda fiyatlandırılması, orta sınıfın ortadan -neredeyse tamamen- kalkması, bireyselleşme, farklı sınıf ve ideolojidekiler arasında oluşan kutuplaşmalar, ülkenin geneline yayılan kaygı hali vb. sebeplerden ötürü konserler ve şehirlerde düzenlenen postmodern etkinlikleri saymazsak toplu halde eğlenebildiğimiz alanlar yok denecek kadar az.
Halbuki 2000’ler öncesi Türkiye’yi yaşayanlar, geçmişlerini bugünden daha neşeli hatırlar. Kalabalık aileler ve sofralar, bir diskoya/kulübe gitme ihtiyacı dahi duyulmadan evde edilebilen danslar, çay bahçeleri kültürü, yazlık ve plajlarla beraber ortaya çıkan yemekli eğlence ve gazino kültürü; yemek, müzik ve eğlencenin etrafında şekillenen sosyalleşme araçlarıydı. Bugünse, bu saydıklarımın kaybolması dışında Türkiye sosyolojisinde yeni üretilen formlarda eğlencelere rastlamak da zor. Küçük ve kırsal yerlerde devam ettirilen karnaval-panayır etkinlikleri, Romanların şaşalı düğünleri, Karadeniz horonu, düğün öncesi uygulanan birtakım gelenekler ve şehirlerde devam ettirilmeye çalışılan müzikli festivaller insanları eğlenirken bir araya getiren bazı istisnalar.
Bu bir Yunanistan-Türkiye kıyaslaması yazısı olmasa da gördüğüm şu ki ülkemizdeki insanların panigiri geleneğinden yola çıkarak biraz hayıflanması ve neden kolektif bir şekilde eğlenemiyoruz sorusunu akıllarına getirmesi kaçınılmaz.
Panigiri’lerde Ne, Nasıl Gerçekleşiyor?
Panigiri etkinliklerinin en can alıcı noktası gecenin belli bir saatinden sonra (genelde çoğu yerde bu 00:00’ı geçiyor), hep beraber dans etmek olsa da arkasında harcanan emek çok fazla. Bu emeğin ise kolektif olarak gerçekleştiğini, orada yaşayan herkesin bir şekilde çorbada tuzunun olduğunu görüyoruz.
Gece süresince gelecek misafirler için hazırlanılan yemekler genelde köyün/kasabanın kadınları tarafından veya varsa kiliseye bağlı bir dernek tarafından yapılıyor. Büyük kazanlarda pişirilen sulu yemekler dışında, souvlaki gibi mangal, et/tavuk tarzı yiyecekler başrolde. İçecekler arasında ise uzo ve şarap başı çekiyor.
Gün boyunca süren hummalı çalışmalarda o köyün gençlerini de görmeniz mümkün. Sandalyeleri ve masaları dizerken, tozunu alırken, müzik sistemini ayarlayan teknikerlere yardım ederken… Kısacası etkinlik öncesinde çalışan birçok insan gönüllü ve köyün yerlilerinden oluşuyor.
Genelde, katılımcıların yiyeceği yemeklerin tümünü kapsayan ya fiks bir fiyatı oluyor ya da tek tek menüden seçtiklerinizi ödüyorsunuz. Fiyatları oldukça makul tutuyorlar ki çok kişi katılabilsin. Zaten diğer türlü, panigiri ruhuna aykırı olur. Bu etkinliklere önceden yer ayırtmakta fayda var çünkü öyle bir kalabalıkta son anda yer bulmanız imkansız.
Ülkemizde ve Yunanistan’da Panigiri
Panigiri deneyimlemek için sanıldığı gibi Yunanistan’a gitmeniz gerekmiyor. Gökçeada, 15 Ağustos Meryem Ana Yortusu’nun ve 14 Ağustos akşamında düzenlenen etkinliğin halen hayat geçtiği yerlerden biri. Yemekli ve müzikli gece eğlencesi adanın Tepeköy meydanında gerçekleşiyor. Son yıllarda rağbetin artmasıyla beraber, turların da bu eğleneceye akın etmesi sonucunda bu gelenek biraz ticarileşmiş ve ruhunu kaybetmiş olsa da meraklılar için en azından bir kez yaşanmalı. Tepeköy’deki etkinlik fazla turistik geliyorsa da en azından civardaki köylerde adalı Rumların yortusuna (sabah kilisede ayinle başlayan) tanıklık etmek ve onlardan detaylı bilgiler edinmek güzel olabilir.
Türkiye’ye yakın adalar arasında olan ve benim de geçen yaz katıldığım Midilli panigiri’leri ise oldukça geniş çapta. Bazı köylerde 13 Ağustos’ta başlayıp 15 Ağustos gecesine kadar bu etkinlikler sürüyor. Adada neredeyse her köyün kendi panigiri’si var. Hac yolu olarak adlandırılan yoldan kilometrelerce yürüyerek Agiasos köyündeki kiliseye varan binlerce insanı, 14 Ağustos gecesinde görmeniz mümkün. Bu insanların bir kısmı Ikaria gibi büyük adalardan geliyor.
Vatoussa’da ise genelde köylülerin oluşturduğu bir kortej ve öncesinde kilisede ayin düzenleniyor.
Bir İpucu
Agiasos ve Petra adanın en büyük panigiri etkinliklerinin düzenlendiği yerler, haliyle turisti de bol. Ama tamamen yerlilerden oluşan bir kalabalığın ortasında yemek yemek ve dans etmek için Chidira gibi küçük köyler tercih edilebilir.
Bir diğer seçenek olarak 14 Ağustos’un gündüzünde köylere giderek gözünüze kestirdiğiniz bir köyün etkinlik hazırlıkları esnasında orada çalışanlara isim yazdırıp, rezervasyon yaptırabilirsiniz.
Yunanistan’ın panigiri kültürüyle öne çıkan diğer yerleri ise şöyle sıralanıyor:
- 15 Ağustos’ta Tinos; Panagia Evangelistria Kilisesi, binlerce hacının dua etmek, kutsanmak ve büyük kutlamalara katılmak için geldiği yer.
- İkarya, özellikle de Christos Raches köyünde 6 Ağustos (İsa’nın Başkalaşımı) ve 15 Ağustos’ta yapılan panigiriler; müzik, dans ve sabaha kadar süren ziyafetleriyle ünlü.
- Paros: Paros Adası, 15 Ağustos’ta Parikia kasabasında büyük bir panigiri düzenliyor. Panagia Ekatontapiliani Kilisesi çevresinde gerçekleşen kutlamalar; kortejler, havai fişekler, geleneksel müzik ve dansları içeriyor.
- Nisyros: Bu küçük volkanik ada, 15 Ağustos’ta Panagia Spiliani Manastırı’nda yerel müzik, dans ve ziyafetlerin bir araya geldiği bir kutlama yapılıyor.
- Sifnos: 14 Ağustos’ta Sifnos Adası’nın Apollonia köyünde Meryem’in Göğe Kabulü onuruna renkli bir panigiri yapılıyor.
Kapak Fotoğrafı: AI
İlginizi çekebilir: Selin & Emre Tetik’ten Halkidiki’den Sessiz Ritimler: Bir Yarımadadan Fazlası

Deniz Yılmaz Akman 














Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!