Tuğçe Baykut Pınar, tanıyabileceğiniz en pozitif, en tatlı insanlardan… Tabii herkes gibi onun da iniş çıkışları oluyor. Bundan yola çıkarak başlattığı “Pozitif Omlet” blogu ve projesinde, kendi hikayelerini, arkadaşlarını, seyahatlerini, okuduklarını motivasyona ihtiyacı olan kişilerle buluşturuyor. Tuğçe ile projesini, hayallerini ve mutlu olmanın yollarını konuştuk. Keyifle okuyun…

_Sevgili Tuğçe, öncelikle seni yakından tanıyabilir miyiz? Bu zamana kadar neler yaptın, şu an neler yapıyorsun?

Farklı kurumsal firmalarda dijital pazarlama pozisyonlarında yöneticilik yaptım. Yaklaşık 6 senenin sonunda hem kurum kültürünü hem temsil ettiği markaları çok sevdiğim bir firmada çalışmaya başladım. 2 senedir bu firmada yine dijital pazarlama alanında çalışmaya devam ediyorum.

_Bize biraz geçtiğimiz sene açtığın Pozitif Omlet’ten ve içeriğinden bahsedebilir misin? Seni Pozitif Omlet’i kurmak için neler motive etti?

Başarı, motivasyon ve iyi hissetmek her zaman kişisel ilgi alanım oldu. Bu alanlarda sürekli araştırırım, okurum, seminerlere katılırım ve öğrendiklerimi hayatıma uygulamaya çalışırım. Gün geçtikçe daha fazla bilgi birikimim olmaya başladı. Ailem ve arkadaşlarım bu alanlarda benden fikir almaya ve benimle paylaşımlarda bulunmaya başladılar. Biraz da onların teşvik etmesiyle beraber araştırdıklarımı, öğrendiklerimi ve deneyimlediklerimi daha fazla kişiye aktarmak istedim. Aktif olarak yakın zamanda içerik üretmeye başlamama rağmen aldığım tepkiler çok olumlu yönde.

_Hepimiz hızlı şehirlerde yaşamanın negatif bir yönü olarak çok yoruluyoruz. Ruhumuzu nasıl dinlendirebiliriz? Bize birkaç tavsiyede bulunabilir misin?

O kadar zorlayıcı şartlarda ve kaotik ortamlarda yaşıyoruz ki kendimizi her gün yeniden şarj etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde bir sonraki güne eksik şarjla başlıyoruz. Bedensel yorgunluk kendini karşı koyamayacağımız bir şekilde gösterdiği için uykuya teslim oluyoruz. Ancak ruhsal yorgunluk kendini ilk aşamalarda fiziksel olarak göstermediğinden kendimizi ruhsal açıdan dinlendirmeye gereksinim duymuyoruz. Ben günün bir bölümünü kendime ayırmayı tercih ediyorum. Günün bir bölümü diyerek kimseyi yanıltmak istemem ben de kurumsal hayatta olan ve zamanı sınırlı biriyim. Günün bir bölümü sabah kalktığınızda kahvenizi alıp, zihninizi boşalttığınız 10 dakika da olabilir, akşam eve geldiğinizde 2 saat boyunca sevdiğiniz türde bir filmi izlemek de. Ne olursa olsun o günü kendiniz için sevdiğiniz bir şeyi yapmış olarak tamamlayın.

_Özellikle son senelerde insanların mutluluk seviyelerinde önemli bir düşüş var. Sen de bu şekilde gözlemliyor musun ve bunları nelere bağlıyorsun?

Sabah okula veya işe gittiğinizde ya da yolda yürürken etrafınıza kulak kabartırsanız genelde insanların şikayet ettiğini farkedeceksiniz. Ben ediyorum açıkçası. Hayat türlü zorluklarla dolu, bu doğru ama biz bu zorluk seviyesini daha da yukarı taşıyoruz. Tüm gün onları, o olumsuzlukları konuşuyoruz. Konuştuklarımız bizi çevreleyen her şeye dönüşmeye başlıyor. İster istemez odağımız negatif oluyor. Negatife boğulmuş durumdayken de hayal kuramıyoruz ve hedeflerimiz, tutkularımız ortadan kalkıyor. Bir de bunun üstüne kendi hayatımızı yaşamaktan çok başkalarının hayatına odaklanıyoruz. Karşılaştırıyoruz, eksikler buluyoruz, hayatımızdan keyif almayı unutuyoruz. Tabii sosyal medya da tuz biber ekiyor bu durumun üstüne.

_Peki daha çok mutlu olmak, güne iyi başlamak için neler yapmalıyız sence?

Bunun cevabı herkes için değişir. Ancak kendi uyguladığım bir kaç yöntemden bahsedebilirim.

> Ben de bir çoğumuz gibi yapmak zorunda olduklarım listesiyle uyanıyorum. Ancak kendi listemi hazırlarken bir de keyif aldıklarım listesi hazırlıyorum. Gerçekten yapmayı sevdiğim şeyler. Mutlaka o gün içerisinde keyif aldıklarım listesinden de bir şeyler yapmaya gayret gösteriyorum.

> Mümkün olduğunca odağı negatif olmayan insanlarla vakit geçirmeye çalışıyorum. Gerçekten bu nokta önemli. Etrafınızda sürekli dedikodu yapan, sürekli olumsuzlukları konuşan insanlar ister istemez sizin de odağınızı değiştiriyor.

> Bazen ne yaparsanız yapın aksilikler üst üste gelir. Mutsuz ve enerjinizi düşmüş hissedersiniz, bu çok normal. O zaman kendime hiçbir şeyin her zaman kötü gitmediğini hatırlatıyorum, hiçbir zaman her şeyin iyi gitmediği gibi. Bu bana tekrar toparlanma ve enerjimi yukarı çekme kuvveti sağlıyor.

_Kişisel gelişimimiz için bize birkaç kitap önerebilir misin? Neden özellikle bu kitaplar?

Kendi deyişiyle kişisel gelişim vaadeden bir felsefe kitabı olduğu için Bertrand Rusell’dan Mutluluk Sanatı, tüm kişisel gelişim koçlarından farklı, biraz sert ama samimi duruşu nedeniyle Aykut Oğut ve tabii ki Evrenden Torpilim Var, bir kişisel gelişim kitabı olmamasına rağmen kişisel gelişim açısından bir hazine olan Paulo Coelho’nun Akra’da Bulunan El Yazması kitabı ve son olarak bir başarı yazarı olan Mümin Sekman’nın Her Şey Seninle Başlar kitabı.

_Bize yurt içi ve yurt dışından “motive edici rota” tavsiyesinde bulunabilir misin? Buralara gittiğimiz zaman neler yapmalıyız?

> Yurt dışında; Salzburg’da şehir turu atıp, Mirabel bahçelerine uğrayıp, dünyanın en güzel 10 köyü arasına giren Hallstat’a geçip, göl kenarında akşam yemeği yiyebilirsiniz. Bu rotayı küçük bir kasaba olan Wolfgansee’ye gidip, klasik müzik eşliğinde göl turu ile tamamlayabilirsiniz.

> Yurt içinde önerim Kabak Koyu ile başlıyor. Bungalovlarda kalıp, doğayla iç içe birkaç gün geçirin. Sonra hâlâ mekanlarıyla, insanlarıyla bambaşka olan Kaş’ta devam edin. Kaş’ta güneşin ve denizin tadını çıkarın, Ruhibey’de bir akşam yemeği yiyin ve eğer vaktiniz varsa günübirlik Meis adasını ziyaret edin.

_“Yurt dışında yaşamak” hakkında neler düşünüyorsun? Sana heyecan verici geliyor mu? Neden?

Ben İstanbul aşığı bir insanım. Yurt dışında bulunmayı, yeni kültürler keşfetmeyi, kısıtlı bir zaman için de olsa “oralı” olmayı seviyorum. Yeni gördüğüm her yer benim için vizyon egzersizi sağlıyor. Döndüğümde yeniliklerle ilgili ilham ve enerji dolu oluyorum. Bu ruh hali bana iyi geliyor. Bir çok kısır döngüye girmiş işimi seyahatlerimden döndüğümde çözüme ulaştırdım. O yüzden yurt dışında yaşamak değil ama yurt dışına sık sık seyahat etmek beni hep heyecanlandırır.

_İstanbul’da seni nelerde görebiliriz? Kendini iyi hissetmek için hangi semtlere ve hangi mekanlara gidiyorsun?

Ben Beşiktaş’ta doğdum büyüdüm. Kendimi tanıdık ve samimi bir ortamda hissetmek, ailemle vakit geçirmek istediğim zamanlarda Beşiktaş’ta balıkçılarda, eşimle iş çıkışı yemek yemek ve rahatlamak istediğimde Nişantaşı’nda Kantin’de ya da Bebek’te Arada Meyhane’de, hafta sonu arkadaşlarımla keyifli vakit geçirmek istediğimde ise Bağdat Caddesi’nde yer alan mahallemizin pub’ı North Shield’de görebilirsiniz. Yeni yerleri keşfetmeyi seviyorum ancak bir yengeç burcu olarak tanıdığım, sevdiğim mekanlarda olmak beni her zaman rahatlatıyor.

_Pozitif Omlet için önündeki planların neler? Pozitif Omlet’i nerelerden takip edebiliriz?

Kendi hayatıma uyguladıklarımı, deneyimlerimi ve gözlemlerimi yazıyorum Pozitif Omlet’e. Pozitifomlet.com’daki yazılarım haricinde Pozitif Omlet için açtığım Instagram ve Facebook hesaplarımda da paylaşım yapmaya başladım. Gelen sorular ve yorumlar beni o kadar motive etti ki bir de youtube kanalı açtım son zamanlarda. Burada hem motive edici rotaları hem kendi deneyimlerimi hem de farklı tecrübeleri olan farklı sektörlerden arkadaşlarımın deneyimlerini paylaşmaya hazırlanıyorum. Henüz çok yeni ama çok yakında sürpriz isimler geliyor.

Teşekkürler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?