İstanbul’da mahalle kültürünün izinde, Kalamış’ın ara sokaklarında bir gezintiye çıkıp zamansızlığa uzanan, sanat ve lezzetin iç içe geçtiği Rüştiye Sokak’ın biricik mekanlarını daha yakından tanımak için keşfe çıkalım.

Rüştiye Sokak: Keşif Rotası

Boter

Boter içeriye girdiğiniz ilk anda sizi sıcacık bir şekilde karşılayan bir mekan. Fırından tazecik çıkmış tartlar, croissantlar ve görüntüleriyle büyüleyen merengler tüm güzelliklerini bulundukları alanda sergiliyorlar. Mekana içine doğru ilerlediğinizde ise sizi keyifli bir oturma alanı karşılıyor. İddia ediyorum, ister keyifli bir arkadaş buluşmasıyla, ister hemen koltuğun arkasındaki kitaplardan birini seçerek o koltukta saatin nasıl geçtiğini unutacaksınız! Hemen karşı duvardaki rafları da incelemenizi çok isterim. Babaanne veya anneannelerimizde gördüğümüz çiçekli emaye tencereler ve kaseler benim gibi sizi de nostaljik bir yolculuğa çıkarabilir.

Boter’in ambiyansıyla ilgili en hoşuma giden şeyse tıpkı bir parfüm gibi mekanın da notaları olması. İlk görüşte sizi ahşap ağırlıklı ve klasikleşmiş bir 3. Nesil bir kahve dükkanı olarak karşılıyor ama bu uçucu görü bir süre sonra dağılıveriyor. Mekanla iletişiminiz arttıkça, farklı duvar renklerinin ahengini, kristal avizelerin aykırı uyumunu ve dağıtılmış kitapların güzelliklerini fark ediyorsunuz.

Gelelim lezzetlere, sabah kahvaltısı için gittiğimizden bizim tercihimiz iki yumurtalı peynirli omlet,  dilimlenmiş avokado ve taze mantarların eşlik ettiği Alles Klar ve ekmeküstü lezzetlerinde ezine peynirli ve domatesli Menenmen Tartine’leri oldu. Yanındaki tavşan kanı çayla kahvaltı keyfini en üst noktalara taşıdığımızı söyleyebilirim.

Öğle saatlerinde doğru geldiğimizden hemen yanıbaşımızda pişen o lezzetli beyaz çikolatalı brownie’leri denemeden duramadık, ama iyi ki de dayanamamışız. Coffee Departmant çekirdekleriyle bir soğuk bir de sıcak lattenin yanında akışkan beyaz çikolatası ve yoğun tadıyla brownie’lerine hayran kaldık. Mutfakta MSA’lı bir şefin olduğunu öğrendiğim anda lezzetin ve kalitenin sırrı da bir şekilde aydınlanmış oldu.

Instagram

Patika Seramik Atölyesi

Boter’in yan komşusu Patika Seramik Atölyesi’ne uğrayıp rengarenk seramik işlerle dolu vitrini görüp hemencecik içeriye girdik. Vitrinde yok yok!! Seramikten yapılmış birbirinden güzel çiçekler, küçücük evlerle güzelleşen çanaklar ve bitkilerin kendi dokularını yansıtan lavanta tabletleri…

Bu güzel atölyede seramik çalışmalarını satın alabildiğiniz gibi aynı zamanda eğitimlere ve günübirlik workshoplara katılabiliyorsunuz. El yapımı seramiklerin büyüsüne kapılıp etrafı gezerken atölye sahipleri Gonca ve Sibel Hanım’dan öğrenci işlerini de görme fırsatımız oldu, hepsi de birbirinden güzel.

Instagram

Big Baboli Şarküteri

Big Baboli Print House’un yeni açılan sanat galerisi Big Baboli Şarküteri’yle Rüştiye Sokak’taki gezimize devam ediyoruz. Yerli ve yabancı birçok sanatçının serigrafi, fine art baskı ve linol gibi sınırlı sayıda çoğaltılıp satışa sunulduğu galerideki eserleri beğenmemek elde değil. Galeride baskı çalışmalarıyla birlikte farklı sanatçılar tarafından tasarlanmış ve modellenmiş sanatçı oyuncaklarıyla karşılaşabilir, heykellere hayran olabilirsiniz.

Belirtmeden geçmeyeyim, Göreceğiniz tüm işler sanatçıları tarafından imzalanmış ve kesinlikle orijinal. Cicibebe – Uzay Çöpü isimli açılış sergilerini 25 Ekim’e kadar ziyaret etmenizi şiddetle öneriyorum. İçeriden aldığım bir bilgiye göre Big Baboli Şarküteri’nin çok yakında farklı etkinliklere ev sahipliği yapacağını söyleyebilirim.

Instagram

Nane Cafe

Rüştiye Sokak’ın en misafirperver mekanlarından Nane Cafe’ye uğramadan asla olmazdı. Sıcacık bir aile işletmesi olan Nane,  mavi seramikleri ve ahşap mobilyalarıyla mahalle kültürünü yaşayabileceğiniz sayılı birkaç sıcak mekandan bir tanesi. Kendinizi evinizdeymişsiniz gibi hissettiren zeytinyağlıları ve ana yemekleriyle Kalamış’ın en sevdiğim öğle saati mekanı. Özellikle domates soslu bulgur pilavlarının müdavimlerindenim diyebilirim. Nane akşam saatlerinde ise ufak şirin bir meyhaneye dönüşüyor, bilginize :)

Fular’t Sanat Evi

Uzun yıllardır Rüştiye Sokak’ın sanat merkezi olma özelliğini sürdüren Fular’t Sanat Evi sokağını değiştirmeden küçük bir lokasyon değişikliği yapmış. 10 – 31 Ekim tarihleri arasında Süleyman Sait Tekcan’ın sergisi için hazırlanan mekan aynı zamanda bir eğitim merkezi. Çini, minyatür, resim, porselen boyama ve suluboya gibi ders ve workshopların verildiği mekanda, sanat ve dinler tarihi derslerine de katılabiliyorsunuz.

Just A Place

Rüştiye Sokak’ın en taze mekanlarından Just A Place ise birinci elden kendi doğal ürünlerini üreten AC Organik ailesine ait. Mekanı hem bir cafe hem de kendi ürünlerini sergiledikleri bir showroom olarak düşünebilirsiniz. Rahat bir ortamda alışveriş yapmak ve keyifli zaman geçirmek için çok güzel bir mekan. İçeri girdiğinizde sizi sıra sıra dizilmiş tahinler, zeytinyağları, sepetlerdeki keçi boynuzları ve avokadolar karşılıyor. Küçük bir kış bahçesine açılan cafe bölümünüyse ister bir çalışma alanı olarak ister kendi özel blendleriyle hazırladıkları kahvelerle keyifli bir sohbet için ideal. İşletme sahiplerinin kendi ürettikleri muzları ikram etmeleri de çok hoş bir jest.

İlginizi çekebilir: Naz Kavas’dan Anadolu Yakası’nın Yeni Mekanları

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN