Sanatın Erişilebilirliği: Hepimiz için Sanat Mümkün Mü?
Sanatın bugünü; çatışmalar, karışıklıklar, krizler, savaşlar, iklim problemleri ve var olma çabasıyla şekilleniyor. Her ne kadar günün içinde kaybolsak da hayatın devam ettiğinin ve bizlerin de bu devamlılıkta mücadeleyi sürdürme gerekliliğimiz olduğunun farkındayız. Elbette, hiçbir şey söylememe özgürlüğümüz olduğu gibi değişim için ses çıkarma gücümüz de var.

Yakın zamanda Banksy’nin işi olarak dünyayı sallayan, İngiltere Yüksek Mahkemesi’nin duvarına çizilmiş, “eylemciye tokmağıyla vuran hakim” görseli adalete dikkat çekerken birçok sanatçının söyleyecek, bizim de onlara katılacak çok şeyimiz olduğunu bir kez daha hissettik. Kimisi bu eser için hükümet ile ilişki halinde bir günah çıkarma yorumu yaptı kimisi işin dikkat çektiğini söyleyerek konu için böylesi ses getiren bir şey yapılmış olmasını takdir etti. Bu aşamada önemli olan konulardan biri de bence sanatçının ya da toplumu etkileyen aktörlerin sorumlulukları… Bu sorumluluğun kimin verdiğinden başlayarak nereye kadar genişleyebileceği, etki alanı, cüreti gibi birçok aşaması var konuşmamız gereken. Bu yüzden bazen de sadece ticaridir sanat.
20. yılında büyük hevesle açılan Contemporary İstanbul’dan bahsedelim biraz da. Çok hareketli olmasa da kendi doygunluğuna eriştiğini düşündüğüm fuar, “hiçbir şey yokmuş ve her şey sütlimanmış gibi açıldı” eleştirilerini umursamadan geçirdi zamanını. Birçok sektör bu eleştirilere açık olsa da sanatın söz söyleme derdi olması gerektiğini düşünenler için (ki ben de bunu destekleyenlerdenim) hiçbir şey söylemese bile bir şey söylemeli sanki… Fuarda bu yıl, 16 ülkeden 51 galeri vardı ve 579 sanatçının yaklaşık 1000’e yakın eseri sergilendi. Kaç tane eser satın alındı, kaç tane sanatçı yeniden keşfedildi bu rakamlara erişememiş olsak da yabancı ziyaretçi sayısının da çok yüksek olmadığını biliyoruz. Türkiye gündemine dair bir yaklaşım ben de beklemiyordum. Çünkü bu işler zaten böyle değil midir(!) CIF Diyalogları “değişen dünyada dayanıklılık ve yeniden yaratma” üzerine şekillenmişti. Bana kalırsa aynı zamanda derdi olan eserler arasında oldukça dikkat çekicileri vardı. Fuar ücretleri hakkında elbette söyleyecek şeylerim var ama o bu yazının konusu değil. Şöyle düşünmek lazım bu fuar ticari bir amaç güdüyor, dolayısıyla fiyatların yüksek olmasına şaşırmamakla birlikte öğrenciler için ücretsiz bir gün yapmış olmaları beni mutlu etti çünkü bir süre onun da olmadığını düşünmüştüm.

Sanata erişim ya da sanatçının bilinirliği artık bizleri bambaşka yerlere taşısa da hâlâ bazı sınırların ve duvarların olduğunu görüyoruz. Bu duvarlar aslında ülkenin sanat yaklaşımıyla örülüyor. Çünkü dijital ortam ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte üreten kişi hem erişimini daha geniş bir alana taşıyabiliyor hem de bu araçlar sayesinde yeni üretimler yapabiliyor ya da bir şekilde düşünsel anlamda da olsa daha kapsamlı ve rahat bir yoldan ilerleyebiliyor. Dolayısıyla sanatçının ya da üretenin önünün çok açık olduğu bu yerde yaşanan tutukluklar, sanatçının ve izleyicinin ekonomik durumu, ülkenin içinde bulunduğu huzursuzluklar derken hiçbirimize bu anlamda beslenecek bir nokta kalmıyor. Bu da tam anlamıyla ülkenin yaklaşımıyla ilgili bir şey olarak karşımıza çıkıyor.
Son dönemde çok sık duyduğum bir şey var: “Öyle çok etkinlik var ki hepsine yetişmeye çalışıyoruz.” Kesinlikle katılmakla beraber daha da fazla olsa bu fırsatlar diyorum. İstanbul’a sığmayan etkinliklerin ya da mekânların ülkeye dağılması gerekiyor ve bunun oluşması için de ülkenin sanata dair politik yaklaşımının değişmesi gerekiyor. Elbette burada eklemem gereken sanata erişimin daha ucuz bir yapıya evrilmesi… Her ne kadar bir galeriyi ücretsiz gezebiliyor olsak da (eser satın almaya hiç değinmiyorum.) tiyatro biletleri, o sahnenin sürmesi, oyuncuların devam etmesi için çok da uygun fiyatlı olamıyor, konser biletleri keza. Dolayısıyla sanata bütüncül bir yaklaşımla bakmamız ve sorumluluğun sadece sanat camiasında ya da sadece kurumlarda olmadığının farkında hareket etmemiz gerekiyor. Umalım bu yaklaşım gelişir, umarım sanatçıya verilen desteklerin arttığını, alanların açıldığını, izleyiciye de erişilebilir sanat deneyiminin tanındığını görürüz.
Kapak Fotoğrafı: Banksy
İlginizi çekebilir: Ece Zeren Aydınoğlu’ndan Sanat ve Anlam Arayışı

Ece Zeren Aydinoglu 






Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!