Merhaba! Bugün bir itirafta bulunmaya geldim; herkes “yavaş yaşam” gibi kelimeler kullanırken ben tam terse kürek çekiyorum. Neden mi? Çünkü ben hızlı hayat insanıyım. Gezmeliyim, sosyalleşmeliyim, gerektiği zaman trafik bile çekmeliyim. Yeni mekan mı açıldı? Keşfetmeliyim. Yeni sergi mi var? Ertesi gün ziyaret etmeliyim. Bunları yaparken tabii ki kendimi ve doğayı önemsiyorum. Şehrin hiç durmayan temposunda sürdürülebilir tercihler yapmaya özen gösteriyorum. Sizin de yönlendirmelere ihtiyacınız varsa doğru yerdesiniz! Bu yazımda günlük hayata uygulanması oldukça kolay olan önerilerimi sıralamak istedim. Hadi başlayalım!

Şehirde Sürdürülebilirlik

Şehirde Sürdürülebilirlik Mümkün Mü?

Poşet kullanmıyorum. Nokta.

Dışarı çıkarken her zaman bir bez çantayı yanımda bulunduruyorum. Bu sayede markette ve alışverişte poşet kullanmama gerek kalmıyor. Evde birçok bez çanta bulundurduğumuz halde birçoğumuz son anda markete girmeye karar veriyoruz ve o anda yanımızda bez çantamızın olmadığını fark ediyoruz. Ben artık böyle durumlar yaşamamak için uzun zamandır otomobilimin bagajında birkaç adet bez çanta bulunduruyorum.

Mahallenin organik pazarlarını ve manavlarını gezmeyi sever misiniz? Ben bayılırım. Buralarda meyve ve sebzeleri birbirinden ayırmak için poşet kullanımının artması beni üzüyordu. İşte tam bu yüzden, pazar-manav alışverişlerimde yanıma mutlaka keten kese veya file çanta almaya başladım. Artık büyük boy keten keseler ve file çantalar ile meyve ve sebzeleri kolayca ayırabiliyorum. Domates gibi daha sıvı ve leke yapabilecek ürünler için ise Mumo’nun balmumu keselerini tercih ediyorum. Ayrıca keseleri organik pazarlar dışında yanıma atıştırmalık olarak aldığım kuruyemişleri taşımak için de kullanabiliyorum. Bu sayede hem paketli ürün kullanımımı azaltıyorum hem de bir üründen birden fazla fayda sağlıyorum.

Şehirde Sürdürülebilirlik

Termos, matara en yakın arkadaşlarım oldular.

Kahve benim kırmızı çizgim. Kahvesiz güne başlayamayanlardanım. Her sabah evde tekrar kullanılabilir bez filtremle filtre kahvemi hazırlıyorum. Mis gibi kahve kokusunu içime çekip, kahvemi termosuma koyup, çıkıyorum. Dışarıda bir kahveciye uğrayacaksam da, baristanın verdiği tek kullanımlık karton bardağı reddedip, kendisine termosumu uzatıyorum.

Tabii bir de mataram var. Bir bakkala girip pet şişe almak yerine evden çıkmadan mutfağımdaki su filtremden matarama su dolduruyorum. Matara olarak SuCo’yu tercih ediyorum; kendisi çok hafif ve suyum bittiği zaman çantamda yer kaplamayacak şekilde katlanabiliyor.

Şehirde Sürdürülebilirlik

Dışarısı kadar, evde içerisinde de sürdürülebilirlik önemli.

Şehirde daha sürdürülebilir olma ihtiyacım, ilk olarak mutfağım ve banyomdaki tek kullanımlık plastikleri ve atıkları görmemle başladı. İnsan kendi atıklarının ne kadar fazla olduğunu bir kez fark edince başka atık üretmemeye daha çok dikkat ediyor. Tam da bu yüzden evin içinde sürdürülebilirlik konusundaki ilk adımım atığı olabildiğince azaltmak oldu. Örneğin, yemek planlarımı haftalık olarak yapıyorum. Planlı yaptığım mutfak alışverişi sayesinde atığı yapabildiğim kadar azaltıyorum. “Meal prep” yani “öğün hazırlığı” hakkında yazdığım yazıyı buradan okuyabilirsiniz. 

Besinlerin tamamını kullanmaya çalışıyorum; örneğin sebzelerin sapları ve köklerini başka yemeklerde değerlendiriyorum, kabuklardan soslar yapıyorum… Eğer artık kalırsa da onları kompost yapmaya özen gösteriyorum. Bu iki konu önemli, tüm bunları başka bir yazıda detaylıca anlatacağım.

Mutfakta başla nelere mi dikkat ediyorum? Kağıt havluları yerine yıkanabilir mutfak bezleri kullanıyorum. Poşet çay yerine kuru çay tüketiyorum. En güzelini en sona sakladım – son zamanlarda balkonumda, fesleğen, biberiye ve maydanoz yetiştiriyorum!

Banyomda da sistem aynı. İlk olarak kullandığım bakım ürünlerinde hayvanlar üzerinde deney yapılmamış olmasına özen gösteriyorum. Suyu gereksiz yere harcamıyorum. Ve el yapımı katı sabunları tercih ediyorum.

Benim şehirde nasıl daha sürdürülebilir olunabilir rehberim bu şekilde. Sizin farklı yaptığınız uygulamalar varsa IG hesabıma bekliyorum. Birbirimize ilham olalım!