Tüm belgesellerde gördüğümüz, Afrika’nın en güzel bölgelerinden biri olan Serengeti, şu sıralar Büyük Göç’ün de etkisiyle eşsiz bir dönemde! Serengeti ile ilgili bildiklerimi, seyahatte öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Tanzanya; 125 kabilesi ve çeşit çeşit hayvanları ile başlı başına çok etkileyici, kocaman bir ülke. Fakat, Tanzanya içerisinde gezdiğim farklı farklı yerler arasında Serengeti benim için en akılda kalıcısı oldu. Öncelikle belirtmeliyim ki, Afrika denilince aklıma gelen ne varsa, hepsini Serengeti’de buldum! Küçükken en sevdiğim film olan Aslan Kral için tamamen buradan esinlenmişler.

Serengeti

Eşsiz bir safari deneyimi istiyorsanız Serengeti mükemmel bir yer. Zaten hayvanları daha uçak yere inmeden görmeye başlıyorsunuz. Tahmin edersiniz ki öyle büyük bir havaalanı mantığı yok, çeşitli bölgelere küçük bir yer yapmışlar, oranın önüne, toprak bir yola iniyor uçaklar. Hatta bazen de önünde fil, zebra gibi hayvanlar durduğu için uçaklar birkaç tur atmak zorunda kalıyormuş.

Afrika’da safari yaparken mutlaka görmeniz gereken şey: Big Five (yani fil, aslan, leopar, bufalo ve gergedan). Biz Serengeti’de gergedan dışındaki hepsini gördük. Fakat, Ngorongoro ile Serengeti’yi kıyaslayacak olursam, Serengeti çok daha etkileyiciydi!

Gergedanı Ngorongoro’da görmüştüm, detaylı bilgi için blogumdaki yazıyı okuyabilirsiniz.

Uçaktan indiğiniz veya otelden çıktığınız saniyede hangi hayvanla karşılaşacağınız belli olmuyor. Her an karşınıza bir grup zürafa veya önünüzdeki kayanın arkasından bir aslan çıkabiliyor! Hayvanlara da, onları rahatsız etmeyecek şekilde tabii ki, fazlasıyla yaklaşabiliyorsunuz. Benim içimde oluşan his tarif edilemez, eğer siz de hayvanları çok seviyorsanız, umarım öyle bir an yaşarsınız.

Serengeti’de bitki örtüsü de inanılmaz, yemyeşil ağaçlar, kayalıklar ve beni en çok etkileyen kayalıkların içinden çıkan ağaçlar… Ağaçların tek düşmanı fillermiş. Çünkü yürürken veya kaşınırken ağaçları kırıyorlarmış. Bir yandan da ağaç popülasyonu azaldıkça çimenlik alanlar arttığı için impala ve zebra gibi hayvanlara daha fazla yemek yiyecek alan oluşuyor.

Safarinin püf noktası iz sürmek. O yüzden oradaki rehberiniz size iz sürmeyi de anlatıyor, en azından bizimkisi bize öğretmeye çalıştı. İkinci günümüzden itibaren pati izine bakıp hangi hayvanın olduğunu anlamayı öğrendik! Daha önce Güney Afrika’da da safariye gittiğim için çoğu hayvanı daha önceden görme fırsatım olmuştu. Fakat leoparı hayatımda ilk defa gördüm ve gördüğüm en güzel hayvan oldu! O kadar etkileyiciler ki…

Bu seyahatte bana gerçek bir safaride olduğumu fark ettiren an; bir leoparın bebek bir impalayı yediği andı. O görüntü, o ses nasıl değişikti anlatamam. Böyle şeylerle sadece belgesellerde karşılaşacağımızı düşünsek de Serengeti’de neyle karşılaşacağınız belli olmuyor.

Sonuç olarak Serengeti’de aslan, leopar, çita, zebra, zürafa, hipopotam, hyrax, yarasa kulaklı tilki, leopar kaplumbağası, bufalo, termit, fil, tavşan, binlerce çeşit kuş, Agama kertenkelesi gibi farklı farklı hayvanları gördük ve hepsi hakkında yeni bilgiler öğrendik. Dolayısıyla müthiş bir deneyim oldu diyebilirim.

Serengeti’ye Ne Zaman Gidilir?

Herkes tarafından sanılanın aksine Büyük Göç tüm yıl boyunca devam eden bir süreç. Fakat tabii ki farklı zamanlarda Afrika’nın farklı bölgelerinden geçtiği için her yere gidilecek en uygun zamanlar değişiyor. Serengeti’ye gitmek için en uygun zaman da Haziran-Ekim arası, çünkü Büyük Göç tam bu aylar arasında -özellikle de Ağustos-Ekim arasında- buradan geçiyor. Nisan-Mayıs aylarında kuraklık başlıyor ve antiloplar (diğer hayvanlar da oluyor tabii ki ama asıl milyonlarca antilop göç ediyor) yine Tanzanya’da yer alan Grumeti Nehri’ne gidip oradan da Masai Mara’ya geçiyorlar. Masai Mara’ya Ağustos-Eylül gibi ulaşıyorlar. Burası Serengeti’ye sınır olduğu için tam bu sıralarda Serengeti’den geçmiş oluyorlar. Ekim-Aralık arasında da Serengeti’de yağışlar başladığı için buraya geri dönüyorlar.

Sadece Büyük Göç zamanı mı güzel derseniz, tabii ki hayır. Mesela biz Mart’ta gittik. Yoğun sezon olmadığı için kalabalık değildi, dolayısıyla bana sorarsanız safariler daha keyifli geçiyor.

Serengeti’ye Ulaşım

Biz İstanbul’dan Kilimanjaro’ya uçtuk, aslında altı buçuk saatlik bir uçuş. Fakat çoğu zaman Zanzibar aktarmalı gidiliyor. Bu sebeple toplamda sekiz buçuk saatlik bir yolculuk oluyor. Tek problem, Zanzibar’a inerken sizi gece 3 gibi uyandırıyorlar, sonra da bir daha uyuyamıyorsunuz. Kilimanjaro’ya indikten sonra arabayla Arusha’ya geçtik. Biz önce Ngorongoro’ya gideceğimiz için oradan da pır pır uçakla Manyara’ya gittik. Dilerseniz siz direkt Serengeti’ye de geçebilirsiniz.

Buradaki pır pır uçak mantığı bizim dolmuşlar gibi. Bir uçak yaklaşık 12 kişilik. Uçuşlar aşağı yukarı 15-20 dakika sürüyor. Genelde bir iki kişi bırakıp ya da alıp devam ediyorsunuz. Bunun problemi de son dakika değişiklikler olduğu için yarım saatte gitmeyi planladığınız bir yere 2 saat sonra da gidebilmeniz. Önceden programınızda aksaklıklar olabileceğini bilmeniz çok önemli bence, biz bilmiyorduk ve fenalık geçiriyorduk çünkü.

Serengeti’de Konaklama

Burada kaldığınız otel çok önemli! Çünkü hem çadırlarda kalıyorsunuz hem de tüm aktivitelerinizi otellerdeki rehberler vasıtasıyla yapıyorsunuz. Biz Asilia Africa kamplarında kaldık ve hepsi çok güzeldi. Serengeti’de kaldığımız kampın adı: Sayari Camp. National Geographic fotoğrafçıları Serengeti’ye geldiklerinde çoğunlukla burayı tercih ediyorlarmış.

Otel; odalar, hizmet, yemekler, rehberler, lokasyon, kısacası her şey bakımından harikaydı! Kesinlikle tavsiye ederim. Ne yazık ki bu tarz yerlerde diğer otelleri de bir göreyim gibi bir durum olmadığından başka kamplarla ilgili yorum yapamıyorum.

Afrika gibi bir yere gidecek olursanız her şeyi sizin için düşünecek ve tam size uygun ayarlayacak biri olması bana sorarsanız çok önemli. Biz seyahatimizi Especially Africa ile ayarladık, çok da memnun kaldık.

Yanınızda Götürmeniz Gerekenler

Serengeti’ye gitmek için size sıtma ilacı veriyorlar, onu mutlaka almak lazım (artık Serengeti için sarı humma aşısı olmaya gerek yokmuş!), onun dışında hava çok değişken.

Sabah erkenden safariye gittiğiniz ve aracınızın yanları açık olduğu için o sırada hava çok soğuk oluyor. Fakat öğlene doğru hava ısınıyor, akşam da yine serinlemeye başlıyor. Bu yüzden en iyisi kat kat giyinmek. Böylece ısındıkça çıkarıp, üşüdükçe giyinebilirsiniz! Biz öyle yaptık ve çok rahat oldu.

Ayrıca öyle ağır kokular ve çok canlı renkli kıyafetler götürmemek lazım. Daha soft ve arazi toprak tonlarındaki renkler tercih etmek lazım ki safari sırasında hayvanlar sizi ayırt edemesin. Sizi içinde bulunduğunuz safari aracıyla bir bütün olarak görüyorlar çünkü.

Serengeti ile ilgili daha fazla bilgiye buradan, Tanzanya ile ilgili yazılarıma ise buradan ulaşabilirsiniz.

İlginizi çekebilir: Tayfur Coşkunuzer’den Masai Mara

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN