Show: Los Angeles'ın Yaratıcı Evrenini Temsil Eden Fuar
SHOW LA, fotoğraf dünyasını bir araya getiren bir fuar. Topluluk ve yaratıcı platform olarak öne çıkarak, dünyanın dört bir yanından özenle seçilmiş galeriler ve yayıncıları ziyaretçilerle buluşturuyor. Program kapsamında özel sergiler, Low–Fi yerleştirmeler, söyleşiler, kitap imzaları, fotoğraf yarışması ve açık artırma gibi etkinlikler sunuyor. Fuarın 2026 edisyonu, Los Angeles Downtown’da The Reef’te 16.000 metrekarelik bir alanda, 26 Şubat–1 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleşti. Ben de size izlenimlerimi anlatmak istiyorum.
Georgina Reskala [12:37], Kaliforniya’da yaşayan, Meksika–Lübnan kökenli bir sanatçı. Center for Photographic Art standındaki çalışmalarında anıların ve hikâyelerin dönüştürücü gücünü araştırıyor. Her bir görüntüyü çoğaltırken bir anı zamanından kopararak, yeniden şekillendiriyor, dönüştürüyor veya siliyor; böylece anlatı ve hafızayı yeniden üretiliyor. Tekrarlayan fotoğraflar ve sürekli yeniden çekimler yoluyla tarihin nasıl çarpıtıldığını, deneyimlerin tekrarlandıkça nasıl farklılaştığını gözler önüne seriyor.
Sanatçının ilgisi, bir deneyimin tekrarlandığı anda anlamın veya görüntünün tanınmasının çözülmeye başladığı an üzerine. Bu an, kolektif hafızamızın parçalanması, ışık sızıntısı, görsel bir bozulma veya yerinden çıkmış bir zihinsel durum olarak tezahür ediyor.
Hannah Sloan Curatorial & Advisory standında gorülen eserleriyle [16:14] Jerry McMillan, LA merkezli bir sanatçı ve fotoğrafçıydı. Çalışmaları belgelemeyi, kavramsal pratiği ve 1960’larda ortaya çıkan foto–heykel deneylerini birleştirdi. 1958’de, Ed Ruscha ve Joe Goode gibi diğer Oklahomalılarla birlikte Kaliforniya’ya taşındıktan sonra, McMillan orta yüzyıl Los Angeles sanat ortamının önemli bir belgelendiricisi oldu; Ruscha, Judy Chicago ve Barbara T. Smith gibi sanatçıların artık ikonikleşmiş, çoğu kez sahnelenmiş portrelerini üreterek onların kamusal imajlarının oluşumuna katkı sağladı.
Belgesel çalışmalarının yanı sıra, McMillan foto–heykelin öncülerindendi; fotoğrafın malzeme sınırlarını sorgulayarak görüntüleri üç boyutlu objeler haline getirdi. Patty as Container (1963) gibi erken dönem eserlerinde, fotoğrafı hem görüntü hem nesne olarak ele aldı; katlanmış baskılar, foto–işlemeli metaller ve kağıt torba formları geliştirdi; böylece fotoğrafın kavramsal ve fiziksel olasılıklarını genişletti. Çalışmaları, Museum of Modern Art’ta düzenlenen Photography into Sculpture (1970) sergisinde yer aldı ve fotoğrafın heykelsi ve felsefi bir pratiğe dönüşümündeki rolünü pekiştirdi.
Deneysel LA sanat topluluğunun kilit isimlerinden biri olan McMillan, fotoğraf temelli araştırmalara ömür boyu bağlı kaldı ve çağdaş resim ve heykel alanındaki yeniliklerle paralel kavramsal çalışmalar üretti. 1960’lar Los Angeles’ındaki sanatçıları, performansları ve kültürel ortamı belgeleyen kapsamlı fotoğraf arşivi günümüzde Getty Research Institute’da korunmakta olup, onun hem etkili bir belgeselci hem de kavramsal fotoğrafın gelişimine temel katkılar sağlayan bir figür olarak mirasını güvence altına alıyor.
Fotoheykellerin [19:01], Rose Gallery’de Martin Parr seçkisine eşlik etmesinin dışında, sessiz bir köken öyküsü var. Ancak ardında sessiz olmayan bir gelenek yatıyor. Fotoescultura, 1930’larda Meksika’da ortaya çıkarak; iki eski geleneğin birleşiminden doğmuş: üç boyutlu anıt figürü ve anıtsal portre fotoğrafı. Ustalar, bir ailenin stüdyo fotoğrafını alıp aynı şekle sahip ahşap bir kesit oyduktan sonra, fotoğrafı bu forma yapıştırır ve elle boyarlarmış [renkler yoğun, mücevher, kumaş ve ibadet süsleri ile zenginleştirilirmiş] ta ki görüntü, düz bir portreden ziyade heykelsi bir varlık haline gelene dek. Ortaya çıkan eser ne tamamen fotoğraf ne tamamen heykel; tamamen üçüncü bir şey olarak tasarlanmış: yok olanı kalıcı olarak var etmek isteyen bir obje.
Bu form, özellikle II. Dünya Savaşı sonrası yıllarda, Meksika genelinde oğullarını veya babalarını anmak isteyen aileler tarafından yoğun şekilde üretilmiş. 1980’lere gelindiğinde ise, ucuz üretim teknikleri ve değişen estetik tercihlerin etkisiyle gelenek büyük ölçüde yok olmuş.
Bu proje, geriye kalan son ustalardan biri aracılığıyla başlamış. Yaklaşık on beş yıl önce Martin Parr, bir galeride vintage bir fotoescultura ile karşılaşarak, hakkında bilgi istemiş ve gelenek [oyma, elle boyama ve fotoğraf ile nesne arasındaki özgün kimya] anlatıldığında Parr büyülenmiş. Sonra bu sohbet bir fikre dönüşmüş: kendi otoportre serisinden görüntüleri, Mexico City’de tamamen elle fotoescultura yapmaya devam eden son usta Don Bruno Eslava’ya götürmek.
Graciela Iturbide ile yakın çalışarak, parçalar Don Bruno ile yüzey, renk yoğunluğu ve Parr’ın yüzüne özgü detaylar üzerinde geliştirilmiş; her biri aranan varlığı kazanana kadar. Don Bruno Eslava artık aramızda değil, bu işbirliği onun son projesi. Ortaya çıkan eserler her anlamda benzersiz: Tekil, tekrarlanamaz ve yüzeylerinde üç kişinin emeğini taşır; otoportreleri çeken fotoğrafçı, portresini yaptıran kişi ve onları objeye dönüştüren usta.

Eserleri, Miami’den katılan Momentum Fine Art [19:09] tarafından harika ve eşine nadir rastlanır bir buzlu cam sunumuyla izleyiciye sunulan Persia Campbell, sanat pratiğini Meksika ve ABD arasında geliştirirken; Kuzey Meksika’daki kadınların temsiline odaklanmış. Fotoğraflarında sınır bölgesinin mahrem estetiğini ve kimlik, cinsiyet ve mekân üzerine oluşan anlatıları inceliyor.
Fuarda yer alan çalışmalarından Reminiscences from the Border: Naturaleza Muerta, Amerikan tüketim kültürünü vurgulayan renkli objeler ve dekoratif unsurlar ile Meksika uyuşturucu savaşının gerçekliğini bir araya getirerek sınır bölgesindeki gerilimi görünür kılarken; Ficheras: Newspaper in the Fridge, 1970–80’lerin Meksika sinemasındaki kadın temsillerini ve siyasi şiddetin medya aracılığıyla nasıl estetikleştirildiğini sorgulayıp soğuk bir vaka olarak saklanan tarih ile tüketim kültürü arasındaki gerilimi görselleştiriyor.
Brian Dailey’in sanat yolculuğu, onu tam anlamıyla sanatçı kimliğine dönmeden önce 25 yıl süren bir ara ile silah kontrolü ve uluslararası güvenlik alanlarında çalışmaya sürüklemiş. Bu sıra dışı deneyim, Dailey’nin bugünkü eserlerine ilham veren önemli kaynaklar oluşturuyor.
Sanatı, hem insanın dışsal koşullarını hem de bireyin içsel boyutlarını inceliyor. Dışsal temalı eserleri, insan davranışının paradokslarını, savaş ve barışı, toplumsal yıkımın çeşitli yüzlerini ele alırken sanatçı; kendi ifadesiyle zihni zorlamak için sanat yapıyor, eğlendirmek için değil. Kavramsal ve performansa dayalı pratiği, fotoğraf, video, karışık teknik, enstalasyon ve resim gibi farklı medya kullanımlarını içeriyor. Bu, sanat piyasasının kategorizasyonda ve kurasyonda zorlanması anlamına geliyor; birçok multidisipliner ve kavramsal sanatçı gibi! Detaylandıracak olursak, sanat kuruluşları veya küratörler, çok çeşitli medyumların kullanıldığı pratiklerden seçki yapmakta ve metin oluşturmakta oldukça zorlanıyorlar, hatta üşenebiliyorlar. Dolayısıyla böyle durumlarda projelerinize pek sıcak bakılmayabiliyor.
Dailey’nin 2012–2019 yılları arasında geliştirdiği çoklu medya projesi [21:10] Words, 120 ülkeyi kapsayan 7 yıllık bir sanat yolculuğunun yaratıcı toplamı. Küreselleşmenin insan dili, toplum, kültür ve çevre üzerindeki etkilerini araştıran bu proje kapsamında, Dailey her ülkede rastgele bireyleri bir kamera ve yeşil ekran önüne davet ederek; onlara ‘barış, savaş, aşk, çevre, özgürlük, din, demokrasi, hükümet, mutluluk, sosyalizm, kapitalizm, gelecek’ gibi 13 sözcüğü kendi dillerinde sormuş. Katılımcılar, bu kavramlara tek kelimeyle cevap verip, toplumsal bağlılıklarını simgeleyen bir bayrak seçmişler. Çalışma, izleyiciyi güncel küresel meselelerle yüzleştirirken, küresel vatandaşlık bilincini de kışkırtıyor.
Her an herkesin katılımına açık ve kapsayıcı bir deneyim sunmayı amaçlayan SHOW LA, VIP açılış düzenlemeyerek sanatı/sanatçıyı/ziyaretçiyi daha sağlıklı bir ortamda bir araya getiriyor. İzleyici deneyimi açısından oldukça başarılı ve keyifli biçimde planlanan fuarda sadece daha fazla eser künyesi görmek istiyorsunuz. Zira bağlamlarından kopma riskinin dışında fotoğraflar imza ya da edisyon bilgilerini de kaybedebiliyor.
Kapak Fotoğrafı: Erhan Us
İlginizi çekebilir: Erhan Us’tan ENZO 2026

Erhan Us 










Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!