Burcu ve Burcin, onların dünyası renkli, farklı ve samimi. Evet iki renkli kişilik, kardeşlik müessesesi altında toplanınca çok güzel bir hikaye çıkmaması herhalde imkansız olurdu. Onları kuş misali, İstanbul’da yakalamak imkansızdı, artık tamamiyle imkansız. Neden mi? Çok güzel bir başlangıca ve başarıya imza attılar çok kısa bir süre önce. Sanırım bu röportajdan sonra çoğumuz bavulumuzu hazırlayıp, biletlere bakıyor olacağız! :) Kemerlerinizi bağlayın, Sisters Away röportajı başlıyor…

Burcin ve Burcu selam! Sizleri kısaca bir tanıyalım…

Uzun yıllar birbirini pek sevmedikten sonra 20’lerinin ortalarında kardeşliğin değerini anlayıp, o günden beri de birbirinden neredeyse hiç ayrılmamış iki kız kardeşiz. Karakterlerimiz, olaylara bakış açılarımız ne kadar farklı olsa da hayatı yaşama ve keşfetme tutkumuz ortak. Bu tutku ve birbirimizden aldığımız güç sayesinde de yaklaşık iki sene önce kariyerlerimizi çöpe atıp, dünyayı gezmeye başladık.

Instagram’da çok sevilen, Sisters Away adlı bir hesabınız var. Bu hesabı açma fikri kimden çıktı?

Seyahat etme kararı aldıktan sonra fikrimizi paylaştığımız herkesten destek gördük. İnan bir kişi de çıkıp ne yapıyorsunuz, boş yere mi okudunuz, geleceğinizi hiç mi düşünmüyorsunuz demedi. Çünkü bu hareketimizin temeli bir isyan, düzenden bir kaçış değil, daha mutlu yaşayacağımız bir hayat kurma hayaliydi. Sisters Away’i açarken de işi gücü bırakıp seyahat edin değil, hayaliniz ne ise onu gerçekleştirmek için bir adım atın demekti amacımız. Fikir de hayaller gibi ortaktı yani. :)

Başka ülkeleri gezdikten sonra mı Sri Lanka kararı verildi yoksa en baştan beri hedef Sri Lanka mıydı?

Sri Lanka bizim Asya’da ilk durağımızdı. Biletleri gitmeyi planladığımız tarihten çok uzun bir zaman önce almıştık ancak seyahatten kısa bir süre önce ailemizde ani bir kayıp yaşadık. Gitmeyelim, iptal edelim derken evde yas tutmak yerine kaybımızı güzel analım, anılarımızı bilmediğimiz topraklarda canlandıralım istedik. Sonrasında birçok ülke gezsek de kalbimizin bir parçası hep Sri Lanka’daydı. Abartıyoruz gibi gelebilir ama bu şekilde olmasa da bir gün adaya tekrar döneceğimizi biliyorduk.

Her şeyi bırakıp sıfırdan yepyeni bir düzen… Bu düzeni kurarken en büyük destekçiniz kim veya kimlerdi?

Bu fikri paylaştığımız herkesten çok büyük destek gördük ama tartışmasız bu hayattaki her kararımızda olduğu gibi en büyük destekçimiz yine annemizdi. Mutluluğumuz için her hayalimize sonuna kadar ortak oldu. İşlerimizi bırakırken, sırt çantalarıyla dünyayı gezerken, Sri Lanka’nın bir köyüne taşınırken… Yarım kalan gençlik hayallerine inat şimdi birlikte yeni hayaller kurup birlikte gerçekleştiriyoruz!

Sri Lanka macerasının en zorlayıcı kısmı hangisiydi? Bunun üstesinden gelirken nelere odaklandınız?

Adada turist olarak neredeyse 3 ay geçirdikten sonra taşınma kararını aldık. Şanslıydık ki bizi çok da sınayan durumlarla karşılaşmadık. En büyük problemimiz dil bariyeri oldu. Çeviri programları da beden dili de kifayetsiz kaldı. Anlaşamadığımız için sinirden çıldırdığımız zamanlar oldu neyse ki artık bizimle birlikte çalışan lokal bir arkadaşımız var, sorun çözülmedi tabii ama hayat kolaylaştı diyebiliriz. :) Bir de iki sene seyahatin sonunda maddi olarak bitmiş durumdayken bu işe kalkıştık, o yüzden hala biraz zorlanıyoruz diyebiliriz.

Ortak bir hayat mottonuz var mı?

Hayallerin peşinden gitmek! Klişe gelebilir ama mutluluk uğruna atılan her adımın insanı ne kadar beslediğini, gerçekleşen her hayalin insan ruhuna ne kadar iyi geldiğini çok iyi biliyoruz, o yüzden klişemizin sonuna kadar arkasındayız. 

Sri Lanka iddiali bir seçim olmuş. Yanlış hatırlamıyorsam sizin Sri Lanka’da olduğunuz dönemde oralar karışıktı, o dönemler hiç vazgeçme eşiğine geldiniz mi?

Yaşananlar karşısındaki tarifsiz acı, iyiliğe olan inancımızın sarsılması ile en yakın gelecek planımızın elimizden kayıp gittiğini hissettik. Neredeyse iki ay boyunca her gün biz ne yapacağız diye dertlendik ama sonunda pes etmek bize göre değil dedik. Şimdi palmiye ağaçlarımızın altında ‘’iyi ki’’ diyoruz. İyi ki bu güzel adada sağlık, huzur ve mutlulukla yaşayabiliyoruz.

Sri Lanka olmasaydı alternatif bir plan var mıydı?

Gerçekten yoktu. :)

 

Şu an taşındınız, kendinize bir düzen kuruyorsunuz. Bunun yanında da gelenlere otel hizmeti vermek için son hazırlıklardasınız. Bu süreci kısaca anlatmak gerekirse…

Hazırlıklar bitti, kapılarımız artık misafirlerimize açık! Büyük bir arazi içinde, palmiye ve tarçın ağaçlarının arasında hem kendi evimiz hem de konuklarımızı ağırladığımız ayrı bir Airbnb evimiz var. Boyasını, badanasını, iğnesinden ipliğine her şeyini kendi yaptığımız çok huzurlu ve mutlu bir yer yarattık burada. Misafirlerimizin de ada hayatını ve bize çok yabancı bu kültürü bizimle birlikte deneyimlemelerini hayal ettik. Her gün tavus kuşlarını, maymunları, sincapları gördüğünüz bir bahçe düşünün, Hint okyanusunun tropik sahillerine yürüme mesafesinde, hem sörf deneyebileceğiniz hem güneşin tadını çıkartabileceğiniz bir yer burası. Kahkahaların ve müziğin hiç durmadığı bir ev!

 

Kardeş de olsanız ikinizin de karakterleri farklıdır. Birbirinizi dengeleme konusuna gelirsek neler söylemek istersiniz?

Daha önce de söylediğimiz gibi çok farklı karakterlerimiz var ancak zaman içerisinde birbirimizi dengelemeyi öğrendik. Hangimiz daha sinirliysek diğeri alttan alır. Birimiz biriyle geriliyorsak diğerimiz hemen toparlar. Çok nadir kavga etsek de bizim için en önemlisi birbirimize olan saygımız. Sesler yükselmez, asla küfür edilmez. Gerekirse 15 dakika uzaklaştırma veririz birbirimize. :)

Birinizden biri vazgeçseydi diğeriniz gider miydi yoksa en baştan beri bu plan ikili mi planlanmıştı?

Birlikte olmasaydık bu yola çıkmaya cesaret edemeyebilirdik. Sri Lanka planı tamamen ortak yapıldı. 

 

Sri Lanka’ya gelecek olanlara ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Birçok Asya ülkesini gezdikten sonra diyebiliriz ki Sri Lanka’nın farklı bir ruhu var. Burası hayatın yavaş aktığı, insanların barış içinde yaşadığı, huzurlu bir ada; sadece tropik bir adadan beklenen palmiye ağaçları ve beyaz kumsalları değil, aynı zamanda çok derin bir kültür ile çok zengin bir tarihi de vaat ediyor.

Buraya geleceklere mutlaka Kandy-Ella arası tren yolculuğu yapmalarını, Ella’da Adam’s Peak’de gün doğurmalarını, Nuwara Eliya’da çay bahçeleri gezmelerini, Sigiriya Kayası‘na çıkmalarını, Yala veya Udawalawe Ulusal Parkı’nda safari yapmalarını, Weligama’da sörf denemelerini ve tabii biz de konaklamalarını tavsiye ederiz!

Instagram

İlginizi çekebilir: Sri Lanka’da Yaşamak

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN