Baştan açıklığa kavuşturalım, bu yazının amacı; herkesin gurme, fotoğrafçı, tasarımcı veya blogger olduğu şu günlerde hiçbir iddiam olmadan yaşadığım bir gurme deneyimini kendi çektiğim amatör fotoğraflarla paylaşmak! 

-Bu mekan maalesef kapanmıştır.-

İlginizi çekebilir: Lisya Kalma’dan “Germiyan Köyü: Eski Türkmen Köyü’nde Slow Food Hareketi” 

İlginizi çekebilir: Gülfem Karcı’dan “Cittaslow Türkiye Destinasyonları”

İlginizi çekebilir: Pınar Erkan’dan “Yemeğimiz Yavaş Olsun: Earth Market”

DSC_0248

Yolunuz düşerse yemek üzerine güzel bir gün geçirmek için Bandırma’nın Edincik Köyü’ne gidin, daha doğrusu benim yaptığım gibi yolunuzu özellikle o yöne çevirin.

IMG_4443

Şef Eray Yay’dan bahsetmek istiyorum sizlere. Kendisi kurumsal hayatı tatmış ve şimdilerde yemek yapma zevkini Bandırma’da, kendi evinde, restoran açmanın stresine girmeden icra eden bir şef.

DSC_0305

Evinin bulunduğu arsada Yemek Kulübü’nü kurmuş ve burada maksimum 20 kişilik bir alanda yeme-içme meraklılarının uğrak yeri haline gelmiş. Ekim ayından mayıs ayına kadar yemek yapıyor, sonra 4 ay kadar ara veriyor; böyle bir düzen oturtmuş. Benim de her zaman düşündüğüm gibi, zevk aldığı şeyi tam olarak işe çevirmek istememiş. Tek başına çalışıyor, tek başına menüsüne karar veriyor ve yemek yapmayı en büyük zevki olarak yaşamaya devam ediyor.

DSC_0253

Biz bu deneyimi yaşamak için Cunda’da kısa bir tatil planı yapıp pazar sabahı erkenden Yemek Kulübü’ne geçtik. Sabah kahvaltı etmeden gelmemizi öneren Eray Bey, öncelikle bal-kaymak-cevizli, odun fırınında gözümüzün önünde hazırladığı pizza ile bize tatlı bir açılış yaptı. Sabah 10 gibi başlayıp akşamüstü 6’a kadar süren kesintisiz bir yemek tadımı deneyimi idi Eray Bey ile geçirdiğimiz günümüz. Aynı zamanda mutfağa girmek istedik ve beraber birçok şeyi hazırladık, pişirdik ve bir profesyonelden harika bilgiler öğrendik.

DSC_0272

Hazır bir menü yok Yemek Kulübü’nde, fiyat aralığını kendiniz belirliyorsunuz tavsiyeler ışığında, buna göre size deniz mahsulü, et, hamur işi gibi geniş bir yelpazeden menü oluşturuluyor. İçecek olarak dışardan ancak kendi şarabınızı getirmeniz mümkün, onun dışında su veya soda size yemeğinizle eşlik ediyor.

DSC_0285

Bizim tattığımız menüyü şu şekilde özetleyebilirim sizlere:

-Bal, kaymak, ceviz ve karabiberli pizza

-Fesleğen, keçi peyniri, bonfileli ve domates soslu pizza

-Adaçayı, biberiye, fesleğen, sarımsak, zeytinyağı ile marine edilmiş kuzu eti

-Buzlu su, un ve toz biber ile kızartılmış karides

-Armut, parmesan peyniri, kıtır etmek, yabani rezeneli salata

-Marine edilmiş bonfile ve yanında favorimiz olan kestane, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru erik ile yapılmış pilav

-Ayva peltesi

-Donmuş karamel

DSC_0214

Her şeyin hızlı yaşandığı, aceleye getirildiği bu günlerde, güzel küçük bir bahçe içinde geniş bir mutfak ve odun fırını ile geniş bir masanın etrafında sevdiklerinizle “slow food” konseptinde bir deneyim yaşamak isterseniz, Ekim ayından itibaren yer bulduğunuz anda Yemek Kulübü’nü deneyimlemenizi tavsiye ederim.

DSC_0254

Fotoğraflar: Melike Alpay

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Daha önce yemek kulübüne davet edilmiş olduğum organizasyonda bu farklı deneyimi yaşadım farklı leZzetler denemek isteyen bi arkadaşımı hafta sonu oraya götürmeye karar verdim. Eray bey bana iki kişi için yemek yapamayacağını çok fahiş fiyatlar çıkacağını gerek olmadığını söyledi.. sadece yediğin şeyler değil verilen hizmette çok önemli. Egosunu bi kenara bırakmasını tavsiye ediyorum..

  2. Haklısınız ancak gününü tek bir gruba kapattığı için bir minimum kişi sayısı var, biz 5-6 kişi gittik çok keyif aldık, siz de daha kalabalık bir grup olarak gitmeyi deneyebilirsiniz @fulderkaraman