Sofya arabayla da uçakla da evinizden çıktığınız andan itibaren 5 saat uzaklığınızda. Etrafındaki kayak merkezleri ile de şu aralar Türklerin ilgisini hayli çeker durumda. Hele son devalüasyon sonrası Sofya’ya sadece alışveriş için bile gelinebilir!

Sofya’da komünizmin izleri hala görünür halde. Şehir, eski tramvaylar, yüksek katlı toplu konutlar, büyük caddeler, ihtişamlı devlet binalarıyla dolu ama mahallelerde yoksulluk var. Şehrin en önemli simgesi Kraliyet Yerleşkesi ile Parlamento arasında bulunan, 1893’te Habsburg’lu kuzenlerinin Prens Ferdinand’a düğün hediyesi olarak gönderdikleri ama 1907’ye kadar döşenemeyen sarı arnavut kaldırımı yollar. Prens’in hayali Sofya’yı Budapeşte veya Viyana kadar cazip bir Avrupa başkenti yapmak iken, Sofya taşla döşenmiş bir caddesi bile olmayan küçücük bir şehir aslında. Budapeşte’de özel bir kilden üretilen bu sarı taşlar, Sofya dışında sadece Budapeşte ve Viyana caddelerinde kullanılmış.

Burada görmek isteyebileceğiniz şeylerin başında Aleksandr Nevsky Katedrali gelecektir. Sarı ve yeşil kubbeleriyle geniş bir alan içinde rahatça fotoğraflayabileceğiniz bir güzellik. Hemen yanında 6.yy’dan kalma Bizans Kilisesi Ayasofya ve köşede soğanlı mimarisiyle minik Sveti Nikolay Mirlikiyski Rus Kilisesi de görülesi.

Biraz ilerisindeki Şehir Bahçesi’nin içinde kırmızı ikonik binasıyla Ivan Vazov Ulusal Tiyatrosu ve bahçelerin karşısında Ulusal Sanat Galerisi’ni göreceksiniz.

Şehir Bahçesi’nde Aralık ayında kurulan minnoş yeniyıl pazarı da görülesi. Parlamentoyu geçip Serdika’ya geldiğinizde sağınızda Aziz Sofya Heykeli‘ni ve Bizans kalıntıları arkasında Mimar Sinan tarafından tasarlanan Banyabaşı Camisi’ni göreceksiniz.

Asıl adı Kadı Seyfullah Efendi Camisi olsa da yanındaki hamam dolayısıyla bu ismi almış. Vitosha Caddesi’ne doğru yürürken solunuzda Sveta Nedelya (Aziz Pazar) Kilisesi’ni ve biraz ilerisinde sağınızda da Adalet Sarayı’nı göreceksiniz.

Adalet Sarayı Vitosha Caddesi’nin girişinde. Vitosha caddesi alışveriş merkezleri öncesinde sıra sıra mağazalarla doluyken AVM dönemi sonrası kafe-bar caddesine dönüşmüş. Social, Memento, Streetbar veya Raffy gece gündüz kahve veya içki için uğrayabileceğiniz mekanlar. Cadde üzerindeki ısıtıcılı bölümlerde kapalı alanda sigara içilmesi hoş değil tabi ama onun da alıcısı var maalesef.

Sofya’da Yeme-İçme

Tüm şehirler arası yollarda ve şehrin dört bir yanında Happy Bar & Grill göreceksiniz. Sveta Nedelya’nın karşısındakini deneyebilirsiniz. Kocaman bir restoran, menü çok zengin, suşileri ve paellalarını beğenebilirsiniz. Ama yine de ara sokaklardaki restoranlar yemek için daha iyi diyebilirim. Bulgar mutfağının tadına bakmak isterseniz Hadzhidraganov’s Cellar (Hacı’nın Mahzeni) iyi bir tercih olabilir. Yer altında şarap mahzeni konseptindeki bu yerel restoranda kaçamak (mıhlamaya benzer bir yemek, adı da Türkçe), kovboy filmlerindekine benzer masada pişmeye devam eden fasulye, lutenitsa (barbunya pilaki), mantar ve çeşit çeşit eti bol yemeklerinden yiyebilirsiniz. Çoğu şey masaya tavası ve tahta kaşığıyla geliyor, akşam yemeği esnasında çalgıcılar da eşlik ediyormuş ama biz 17:00-19:30 arası yiyip kalktığımız için karşılaşmadık.

Bulgar birası veya şarabı eşliğinde Dünya mutfağını tercih ederseniz yine Vitosha’nın ara sokaklarından İtalyan restoranı Pastorant’ı, kahvaltı içinse Dobrev’i öneririm.

Sofya’ya Gidecek Olanlara Tavsiyeler

_Biz Sofya’ya ilk gittiğimizde Bağımsızlık Kutlamaları’na denk gelmiştik. 3 Mart Osmanlı hakimiyetinden kurtuluş günleri ve büyük bir coşkuyla kutluyorlar.

_Hava Kasım’da eksi derecelere inmeye başlıyor ve Mayıs’ta bile kar yağdığı seneler olabiliyormuş, hazırlıklı olmakta fayda var. Tabi bunun avantajları da var, mesela etraftaki kayak merkezleri. Sofya’ya sadece 45 dakika mesafedeki Bulgaristan’ın en yüksek dağı Vitosha Sofia’dan günübirlik kayak turları, ideal ve 120 gün süren sezonuyla da göz dolduruyor.

_Bulgaristan’ın artık herkes tarafından bilinen son derece eğlenceli kayak merkezi Bansko ise Sofya’ya iki saat uzaklıkta. Günübirlik için zor olsa da Sofya seyahatinizin içine 2-3 günlük Bansko eğlencesi de ekleyebilirsiniz.

Yiyip içip gezdiyseniz hele bir de kayağınızı da yaptıysanız, keyfinize diyecek yok, bagajları doldurup Türkiye dönüş yoluna çıkabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN