Dondurma, çoğumuz için sadece bir tatlı değil; bir anı, bir duygu, bir tebessüm sebebi… Hele ki o dondurma doğal malzemelerle, özenle hazırlanmışsa işte o zaman bambaşka bir deneyime dönüşüyor. Benim gibi her seyahatinde yeni tatlar keşfetmeyi seven biriyseniz, siz de bilirsiniz: iyi bir dondurma bulmak, gizli bir hazine bulmak gibidir. Hele ki bu lezzet İstanbul gibi bir şehirde, özgünlüğü ile karşınıza çıkarsa… İşte o zaman o yer, sizin için sıradan bir dondurmacı olmaktan çıkar. Bu yazıda, tam da böyle bir yerden bahsedeceğim. Doğallığıyla, farklı lezzetleriyle ve her kaşığında mutlu eden dondurmalarıyla kalbimi fetheden özel bir dondurmacıdan! Hazırsanız, sizi damağınızı şımartacak bir yolculuğa çıkarıyorum.

16424136-6319-48bf-8c5a-455496241263
Sorvetta İç Mekan | Fotoğraf Kaynağı: Tuba Nil Dengiz

Bir Külah Mutluluk: Dondurmanın Çocukluğuma Açılan Kapısı

Dondurma; sadece sıcak bir yaz gününün serin lezzeti değil benim için. O, çocukluğumun kahramanı, yaz tatillerimin sesi, anılarımın içindeki tatlı bir iz. Küçükken yazın gelmesini dört gözle beklerdim. Sanki sadece okullar kapanacağı için değil de, mahalle köşesindeki dondurmacı yeniden tezgâhını açacak diye sevinirdim. Elimdeki son harçlıkla sıraya girer, önümdeki çocuk hangi dondurmayı seçti diye göz ucuyla bakar, sonra büyük bir kararsızlıkla kendi seçimimi yapardım. Limon mu alsam? Çilek mi? Yoksa yine çikolataya mı dönsem? Bir külah dondurma alındığında sadece tatlı yenmezdi. Sohbet başlar, kahkahalar yükselir, sokağın ritmi bile değişirdi. Arkadaşlarla yediğimiz dondurma, sadece damakta değil hafızamızda da iz bırakırdı.

Bazı günler ailece dondurma yediğimiz o akşamüstü yürüyüşlerini hatırlıyorum. Güneş yavaş yavaş batarken, babam farklı tatları denemeyi severdi. Onun seçtiği vanilyayla kendi favorim olan dondurmayı aynı külaha koyduğumuzda, çocuk aklımla dünyanın en güzel şeyini yediğime inanırdım. O anlarda paylaşılan o küçük mutluluklar, yıllar geçse de içimde taptaze duruyor.

Bugün hâlâ bir dondurma yerken içimden bir çocuk beliriyor. Gözleri parlayan, küçük elleriyle külahı sımsıkı tutan, dondurmanın eriyen ucunu yetişmeye çalışarak yalayan bir çocuk. O çocuk hâlâ burada. Ve dondurma hâlâ onun en sevdiği şey. Şimdilerde dondurma sevgim bir tutkuya dönüştü diyebilirim. Hem yurt dışı seyahatlerimde hem de İstanbul’da, en iyi dondurmanın peşine düşüyorum. Özellikle yurt dışında denk geldiğim iyi bir dondurmacıya sabah uğramışsam, akşam arkadaşlarıma “Hadi gelin, yine gidelim!” diye baskı yapıyorum. Aynı lezzeti bir kez daha tatmak, o anı tekrar yaşamak istiyorum.

İşte bugün de, sizi çok ama çok lezzetli bir dondurmacıya götürmek istiyorum. Özgün tarifleri, doğal malzemeleri ve sevgiyle hazırlanan dondurmalarıyla bu mekân tam bir keşif.
Hadi gelin, bu güzel yeri birlikte keşfedelim!

9fb46ab4-7308-4866-b25c-d0c5e1b3e7ba
Sorvetta Dış Mekan | Fotoğraf Kaynağı: Tuba Nil Dengiz

Az Üret, İyi Üret, Gönülden Üret

Dondurma sektörünün hızla endüstriyelleştiği bir dönemde, Sorvetta kendine bambaşka bir yol çizmiş. Onlar için mesele çok üretmek değil, iyi üretmek. Şubeleşmek, büyümek, zincirleşmek gibi hedefleri yok. Onlar sadece çocukluğumuzun mahalle dondurmacısı gibi olmak istiyorlar. Hani o küçük dükkânda sabah erken saatte üretime başlar, sadece 8–10 çeşit dondurma hazırlar, akşamüstü stok bittiğinde kepengi indirip giderlerdi ya, işte tam da o ruh hâlâ burada yaşıyor. Sorvetta’nın mottosu net: “Daha çok çalışırız, daha az üretiriz; ama içimize sinmeyen hiçbir şeyi sunmayız.”

Dondurmalarını günlük olarak, kendi geliştirdikleri özgün reçetelerle hazırlıyorlar. Stokla çalışmıyorlar. Endüstriyel süt, katkı maddesi ya da yapay aroma kullanmıyorlar. Bunun yerine Türkiye’nin zengin hammaddesinden faydalanıyorlar: manda sütü, keçi sütü ve Jersey ırkı ineklerin sütüyle çalışan bu küçük üretim noktası, her lezzetin gerçek bir karşılığı olduğuna inanıyor. Daha rafine tatları tercih ediyorlar. Ağızda şeker patlaması değil, malzemenin saf halini hissettirmek istiyorlar. Örneğin sadece limondan yaptıkları bir sorbe var. Kimisi için “bu fazla sade” olsa da, kimileri bu doğallığa âşık oluyor. Çünkü burada bildiğiniz gerçek meyve kullanılıyor. Tatların tamamında düşük şeker oranı gözetiliyor.

Sorvetta’yı ziyaret ettiğinizde sizi büyük bir ürün gamı karşılamayabilir ama her bir topun arkasında özen, emek ve sadelik var. O yüzden her dondurma bir seçim değil, bir keşif gibi. 

Menüde Ne var?

img_7458
Banana Bread ve French Toast Ice Cream | Fotoğraf Kaynağı: Tuba Nil Dengiz

Sorvetta’nın menüsü abartılı değil ama iddialı. Her gün sınırlı sayıda üretilen dondurmalar, kullanılan malzemenin kalitesiyle ve özgün reçeteleriyle öne çıkıyor. Süt olarak manda sütü, keçi sütü ve Jersey ineklerinin sütü tercih ediliyor; her biri tat profiline göre özenle seçiliyor.

Menüsünde klasiklerle modern yorumları bir arada görebiliyorsunuz. Şu anda dondurma olarak sunulan çeşitler arasında: Çikolata, Stracciatella, Vanilya, French Toast, Antep Fıstıklı, Pecan Pie, Manda Yoğurtlu Ballı (şekersiz), Banana Bread, Lime Cheesecake Ice Cream, Şekersiz Çikolatalı Ballı var.

Benim özellikle denediğim Banana Bread ve French Toast çeşitleri gerçekten çok iyiydi. Tam anlamıyla özgün, lezzeti katman katman hissedilen dondurmalar. Yeni lezzetler peşinde olanlar için yaratıcı bir sürpriz. Örneğin; Lime Cheesecake Ice Cream dondurmasında yalnızca lime aroması değil, gerçek lime kabuğu (zest) ve ricotta peyniri kullanılıyor. Keçi sütüyle hazırlanmış bu dondurma, cheesecake seven ama yeni bir yorum arayanlar için birebir.

Sorbe tarafında ise mevsimsel meyvelerle hazırlanan taptaze çeşitler var. Mevcut sorbeler: Frambuaz, Çilek, Limon, Mango Passion, Aisu Kurimu (Matcha, Yeşil Elma, Yeşil Çay ve Oolong çayı içeren özel bir tat). Her lezzetin kendine özgü bir dengesi, karakteri var ve en güzeli, sizi bu ürünlerin hikâyesini merak ettiğinizde, size tüm içtenlikleriyle anlatmaya hazır insanlar karşılıyor olması. Hangi sütü, hangi meyveyi, neden seçtiklerini; hatta bazı tariflerde neden şekeri tamamen çıkardıklarını öğrenebiliyorsunuz.

Sorvetta küçük, temiz ve sade bir mekân. Ama içeri girdiğinizde anlıyorsunuz ki burada dondurmaya büyük bir ciddiyetle yaklaşılıyor. Gösteriş değil, içerik ön planda. Eğer siz de gerçekten ne yediğini bilmek isteyenlerdenseniz, alışılmışın dışında tatlar denemekten keyif alıyorsanız, Sorvetta’yı mutlaka deneyimlemelisiniz. 

Kapak Fotoğrafı: Tuba Nil Dengiz

İlginizi çekebilir: Melis Sarıhan’dan Spaghetti-Eis