38. İstanbul Film Festivali filmlerinden, yönetmenliğini ve senaristliğini Nora Fingscheidt’in yaptığı Alman yapımı Systemsprenger / System Crasher / Oyunbozan, tam olarak “oyunbozan” bir kızın yaşadıklarını ve çevresine yaşattıklarını anlatan mükemmel bir film. 

İzlerken sizi aynı zamanda düşünmeye iten bu filmde çocuk oyuncu performansıyla hafızalarda kalabilecek Benni karakteri çok iyi kurgulanmış ve filme her şeyiyle çok iyi yansıtılmış. Filmde 9 yaşındaki Benni’nin yaşadıkları ve bu yaşadıkları sonucu çevresindeki çocuklarla ve yetişkinlerle olan ilişkisi, sisteme ayak uyduramayışı ve de sosyal hizmet görevlileri tarafından yoğun bir çabayla sisteme uydurulmaya çalışılan bir kız çocuğunu görüyoruz. Benni’nin travmaları, bu travmaların onda bıraktığı izler ve onun da bu izleri aktarış biçimi… Filmde bu gibi duygular daha nasıl iyi aktarılabilirdi diye sorgularken tam puan vermeden geçemeyeceksiniz.

Film bizlere hem Almanya’nın sosyal devlet sistemini hem de bu gibi durumlardaki yaklaşımı ve özenini de gözler önüne seriyor. Bu sistemi izlerken aslında bir sistemin ne kadar kusursuz işlemesinden bağımsız olarak çocukların beklentileri ve ihtiyaçları nelerdir etrafında da çokça kişiyi sorgulamaya itmeyi başarıyor. Kusursuz bir sistemi kusursuz yapan, tüm boşlukların doldurularak işlemesi mi yoksa her çocuğun ihtiyacı doğrultusunda bir çözüm önerisi sunulabilmesi mi? Neden herkes anne/baba olmamalı? Çocukların asıl ihtiyacı olan şey sevgi mi? Sevgi bir çocuğun yaralarını sarmaya yeterli mi? Travmatik vakalarda sevgiyle her şey çözülebilir mi? gibi soruları durmadan izlerken bir yandan düşünüyorsunuz ki bu tarz sorular her ne kadar bir çoğumuzun aklına sıradan bir günde de gelebilecek iken bu konu etrafında dönen bir filmi izlerken her şey daha gerçekçi bir biçimde aklınızda patlamalara neden olabiliyor.

oyunbozan filmi

Filmin aldığı ödüllerden de bahsetmeden geçmek olmaz; Berlin Film Festivali’nde “yeni bakış açıları sunabilen” filmlere verilen bir ödül olan Alfred Bauer Ödülü‘nü kazanan Nora Fingscheidt, en iyi yönetmen ödülünü de Sofya’dan alarak ilk uzun metrajlı filmini iki ödülle taçlandırmış durumda. Senaryo çok iyi, yönetmenlik çok başarılı, peki ya oyunculuk? Başrolünde 9 yaşında bir kız çocuğunu oynatan film bu konuda çok iyi bir tercih yapmışa benziyor. 9 yaşındaki Benni karakterini canlandıran Helena Zengel beklenenin ötesinde bir çocuk oyuncu performansı sergileyerek bu filme damgasını vurmuş gibi gözüküyor. Her sahnede ya ağlatmayı ya da güldürmeyi başaran bir film diyebilirim. İstenilen her duyguyu izleyiciye hem senaryo hem oyunculuk açısından zorlanmadan verebilen bir film olmuş.

oyunbozan filmi

Nora Fingscheidt, bu filmi 2 yıl araştırma yaptıktan sonra çekmiş ve Benni karakterini oynayan Helena’yı 150 kız çocuğu arasından seçmiş. Film verilen aralarla birlikte toplamda 5 ay gibi bir sürede çekilmiş.

Film çıkışında özellikle dikkat ettim, izleyicilerin hepsinin gözlerinde tatmin olmuş o bakış, sanki film üzerine ve Benni üzerine hâlâ düşünüyorlarmış gibi bir his vardı. Ben, kızgın ve kendince bir şeylere kafa tutan bu kız çocuğunu çok sevdim. Oyuncu seçiminden tutun da senaryoya, filmin bize aktardığı tüm duygulara ve sorgulamalara, Helena dışında da geri kalan tüm oyunculara, film ekibine ve İKSV’ye bu başarılı ve güzel film için teşekkür ederim kendi adıma! (Onların bu teşekkürümden haberleri olmasa da aşırı beğendiğim bu film için kendimce bir teşekkür düşmemek olmazdı bu yazıya:)

IMDb Puanı: 7.8/10

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN