İstanbul’u gezmeyi sevdiğim kadar ondan kaçmayı da seviyorum. Hele ki şehrin kaosu sizi boğmaya başlayınca cumartesi sabahı erkenden yollara düşmek en güzeli. İşte size İstanbul’a yakın iki güzide “Citta Slow”: Taraklı ve Göynük.

Citta Slow Nedir?

Öncelikle nedir bu Citta Slow? İtalyanca “yavaş şehir” demek olan bu kavram ilk kez 1999’da İtalya’nın Chianti şehri için kullanıldı. Yıllar içinde kriterleri belirlendi ve bu kriterlere uyan şehirler seçildi. Mesela bu şehirlerin merkezinde araba yok, bisiklet var. O ünlü fast food veya kahve zincirleri yok, yerel mutfak var. Sanayi yok, tarım ve el sanatları var. Kısacası ruhları olan, zamanın yavaş aktığı, koşmanıza izin vermeyen ve zaten buna gerek de olmayan, simgeleri salyangoz olan şehirler bunlar.

Taraklı

Taraklı, İstanbul’dan 140 km uzaklıkta bulunuyor yani erken saatte yola çıkarsanız kahvaltıyı Taraklı’daki Hacı Rıfatlar Konağı’nda yapabilirsiniz. Ailenin 4 kuşağına ev sahipliği yapan tarihi konağın bahçesine kurulan kahvaltı sofrasından kalkmanız zor olacak ama tarihi evleri görmek için arnavut kaldırımlı sokaklara düşmek gerekiyor.

Taraklı, Osmanlı Devleti’nin ilk fethettiği ilçelerden biri ve o dönemin mimarisini yaşatan evler hâlâ ayakta. Bu evlerden 120 tanesi koruma altına alınmış. Koruma altındaki bir diğer güzellik ise 7 asırlık çınar! Osmanlıların fethettiği her toprağa çınar dikme geleneği sayesinde 1293 yılından bu yana Taraklı’da kendisi. Yöresel el sanatlarının anlatıldığı Taraklı Kültür Evi ise 200 yıllık bir konak.

Aslında Taraklı’nın şimşir tarağı meşhurmuş ama maalesef artık yapılmıyor, siz yine de burada yapılan tahta kaşıklardan almadan dönmeyin. Görmeniz gerekenler listesine Mimar Sinan’ın Kurşunlu Camisi’ni eklemezsem olmaz.

Göynük

Taraklı’dan 30 km uzaklıkta bulunan Göynük ise sizi Çınarlar Köprüsü ile karşılayacak. Asırlık çınar ağaçlarının altında yemek veya çay molası verebilirsiniz. Ufak çarşısında yöresel ürünler alıp, 1331 yılında yapılmış Gazi Süleymanpaşa Cami’nin o harika ahşap tavanını görebilirsiniz. Tarihi sokaklardan geçerek Zafer Kulesi’ne çıkmayı unutmayın. Sakarya Meydan Muharebesi’nde Göynük halkının verdiği desteğin anısına, Cumhuriyet döneminin ilk kaymakamı tarafından inşa ettirilen kule üç katlı ahşap bir yapı. Birkaç kez restorasyondan geçtiği için pek tarihi gibi durmasa da şehre hakim bir yerde olduğu için manzarası çok güzel.

Kendi halindeki bu iki ilçede sayfalarca anlatılacak kadar gezecek mekan yok belki ama bolca huzur var. Arnavut taşlı sokaklar, cumbalı evler, en doğalından salçalar, nar ekşileri var. Asırlık ağaçların altında içilen Türk kahvesi, yerel esnafla yapılan sohbetler var.

İlginizi çekebilir: İrem Bali’den Slow Food Nedir?

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN