Bazı şarkılar, dinleyicinin kendi duygularını başkasının sesinde yakaladığı o nadir anları yaratır, müzik kişisel bir deneyim olmaktan çıkar, ortak bir his haline gelir. TurkodiRoma’nın üretimi benim için tam olarak bu noktada konumlanıyor. Bu röportajda, müziklerini ve onları biraz daha yakından tanımak için bazı sorular sordum. Keyifle dinlediğim TurkodiRoma ile yaptığım bu sohbeti sizinle paylaşıyorum.

img_6520-3
Fotoğraf Altyazısı | Fotoğraf Kaynağı: Instagram (@turkodiroma)

“TurkodiRoma” ismi kulağa tanıdık ama bir o kadar da uzak geliyor. Nasıl ortaya çıktı bu isim, sizde nasıl bir hikayesi var?

TurkodiRoma ismi grubun kurucularından Gabriel Darko’ya İtalya’da arkadaşları tarafından verilen bir takma isim. Gabriel’in Türkiye’ye ve Türk kültürüne olan ilgisinden dolayı arkadaşları ona “sen İtalyandan çok Türksün” diye takılırlarmış, “TurkodiRoma” zaten İtalyancada Romalı Türk anlamına geliyor.

img_6524
Fotoğraf Altyazısı | Fotoğraf Kaynağı: Instagram (@turkodiroma)

Bu isim sizde sadece bir estetik tercih mi, yoksa kimlik, aidiyet ve göç gibi temaların da başlangıç noktası mı oldu?

Yalnızca estetik bir tercih değil aynı zamanda grubun misyonunu da temsil ediyor. Grup farklı kültürlerin sentezi olup bir köprü görevi görmeyi amaçlıyor.

Müziğinizi kurarken belli bir gelenekten mi yola çıkıyorsunuz, yoksa o gelenekleri dönüştürüp kendi malzemeniz haline mi getiriyorsunuz?

Müziğimiz tamamen tesadüfler üzerine kurulu. Uzun süredir markete gitmemişsinizdir ve gitmeye de çok üşeniyorsunuzdur bu sebeple evde ne varsa kullanarak bir yemek yapmak zorundasınızdır. Bizim müziğimiz tam olarak böyle şekilleniyor.

img_6521
Fotoğraf Altyazısı | Fotoğraf Kaynağı : Instagram (@turkodiroma)

Müziğinizi dinlerken bende bir göç duygusu uyandı. Belki de İtalya’ya göç etmiş biri olmam nedeniyle müziğinizle bu noktadan bir bağ kurdum. Sizce müziğinizde böyle bir temadan söz edilebilir mi? Daha genel olarak, göç müzikte bir ifade biçimine dönüşebilir mi?

Müziğimizde göç bulunmuyor. Yaşama şeklimiz göçebe. Bu da bir seçimden ziyade bir zorunluluk. Yaşamaya değer bir yer ve bir hayat arıyoruz. Şehirlerde fareler gibi yaşamak zorunda kalmaktansa aylak aylak gezmeyi tercih ettik. Güzel bir köyde büyük bir arazi alıp yerleşmenin hayalini kuruyoruz hepimiz. Yaşadığımız dönemde bunun için bile epey kaynak ve çaba gerekiyor. Özgürlüğünü satın almaya çalışan köleleriz yalnızca.

img_6523
Fotoğraf Altyazısı | Fotoğraf Kaynağı: Instagram (@turkodiroma)

‘Bilinçaltı popu’ tanımınız çok dikkat çekici.Nedir bu tam olarak? Bu ifadeyle tam olarak neyi anlatmak istiyorsunuz?

Müzik bir dua gibi tekrar edilir. Dinlemeyi seçtiğiniz her müzik içinizdeki gizli ya da değil bir dürtü, bir eğilim, bir isteği temsil eder. Biz şarkılarımızı insanların bilinçaltlarını somutlaştırmalarına yardım edecek şekilde tasarlamaya uğraşıyoruz. Adı konulmayan şeylere bir isim kazandırmak istiyoruz.

Yeni bir şarkı sizde genellikle hangi anda doğuyor? Bir fikirden mi, bir duygudan mı, yoksa tamamen sezgisel bir akıştan mı çıkıyor?

Düzenli bir çalışma disiplinine sahibiz. Şarkı yazmak için sürekli yeni teknikler deniyoruz. Önemli olan tek şey düzenli olarak işin başına oturmak. İnandığımız şey her gün sarf edilen küçük çabaların birikerek
büyük sonuçlar doğuracağı.

img_6522
Fotoğraf Altyazısı | Fotoğraf Kaynağı: Instagram (@turkodiroma)

Bağımsız bir grup olarak müziğin endüstriyel dünyasında kendi dengenizi nasıl kuruyorsunuz?

Bir tane kendimiz bir tane de dinleyici için şarkı yapıyoruz. Bunun bir iş olduğunun farkına varmamız zaman aldı, o süre içersinde de epey zorlandık. Dinleyici yeni olanı dışlamaya meyilli, endüstrinin gönderdiği abur cuburları yemeye çok alışmış. Biz de kendi sağlıklı çikolatalarımızı yapmayı
öğrendik bu süreçte.

Bu noktadan sonra sohbetin tonu biraz değişiyor. Endüstri ve üretim pratiklerinden uzaklaşıp, TurkodiRoma’yı daha sezgisel ve gündelik bir yerden tanımaya çalışıyoruz.

img_6519-2
Fotoğraf Altyazısı | Fotoğraf Kaynağı: Instagram (@turkodiroma)

Eğer TurkodiRoma bir kokteyl olsaydı, içinde neler olurdu?

Enginar, viski, agave şurubu, lime, muskat

Turne otobüsünde sabaha kadar çalacak tek albüm hakkınız olsa, hangisini seçerdiniz?

Baño María- Ca7riel y Paco Amoroso

Eğer şarkılarınızdan biri bir film soundtrack’ine girseydi, hangi film türüne yakışırdı?

Çizgi filmlere yakışırdı

Bilinçaltı popu’nun sahne dışındaki hali sizce neye benziyor ? belki bir renk, bir koku, bir hava durumu?

Kışın anneannenin köyünü kaplayan odun sobası kokusu

Kapak Fotoğrafı: Instagram (@turkodiroma)

İlginizi çekebilir: Ezgi Cenk’ten Yangın ile Sahnede ve Stüdyonun Ritminde Olmak Üzerine Bir Sohbet