“Türkiye’den başka nerede yaşayabiliriz?” diye araştırıp, farklı bir ülkede yeni bir hayat kurabilmek için heyecanlanırken bir yandan geleneklerimiz, ailemiz, geçmişimiz bizi burada tutuyor. theMagger’ın sevilen röportaj dizisi “Yurt Dışında Yaşamak” ise buna cesaret etmiş ve bunu başarmış olanların hikayelerini anlatıyor. Bu haftaki konuğumuz, Viyana’da yaşayan Masis Şelelenk…

_Sevgili Masis, öncelikle seni daha yakından tanıyabilir miyiz?

Selam, Ben Masis Şelelenk. 1994 İstanbul doğumluyum. Avusturya Lisesi ile devam eden okul hayatımı Viyana Ekonomi Üniversitesi İşletme bölümü mezuniyetimle tamamladım. Şu anda Viyana’da bir bankanın Treasury Sales & Priority Banking departmanında çalışıyorum.

_Viyana’ya taşındın Masis? Nasıl gelişti süreç, kısaca bahsedebilir misin? 

Buraya Eylül 2013’te Üniversite eğitimi almak için geldim. Aslında 2008 yılında girdiğim lise sınavıyla birlikte Viyana serüvenine hiç farkında olmadan başlamıştım bile. Avusturya Lisesi Ticaret Okulu hazırlık senesinde 1 sene yoğun Almanca eğitimi aldıktan sonra, 4 sene boyunca Avusturya’daki öğrencilerin müfredatıyla aynı olan ticaret eğitimini Avusturyalı öğretmenlerimden aldım. Lise sonda da Matura sınavına girmemle Viyana kapıları benim için açılmış oldu.

Elimdeki Matura diplomasıyla direkt Viyana Ekonomi Üniversitesi’ne kaydımı yaptırdım. Avrupa’nın önde gelen Ekonomi Üniversitelerinden birinde, daha yeni açılmış kampüsünde hem de sadece 19 Euro’ya eğitim alabildiğim için çok heyecanlıydım. Türkiye’den gelen öğrencilerin yarısının okulu terk etmesi, diğer yarısının da minimum 6 senede bitirmesi söylentilerine aldırış etmeden, kendimi bile şaşırtan bir performans sergiledim. Henüz daha işletme eğitimimi bitirmeden Viyana Ziraat Üniversitesi’nde Ziraat Mühendisliği okumaya başladım. Bir tarafta domuz çiftliğinde staj yapıp, laboratuvarda mikrobiyoloji, genetik, zooloji, botanik ve yem bilimi dersleri alırken; diğer tarafta mikroekonomi, ekonomi politikası, finans ve risk yönetimi dersleri alıyordum. Mart 2018’de “Food waste as a renewable resource in sustainable livestock farming” konulu bitirme tezimle işletme lisansımı bitirdim.

_Memnun musun Viyana’da yaşamaktan? Neler yapıyorsun orada?

Ben hiç ikilemde kalmadan evet diyorum. Burası 9 yıldır üst üste uluslararası araştırma şirketi Mercer tarafından dünyanın en yaşanılası şehri olarak seçiliyor. Viyana, ne kadar doğup büyüdüğüm şehir olmasa da burada yaşamak İstanbul’da yaşamaktan çok daha kolay. Halkın yaşam kalitesine odaklanmış olan devlet anlayışıyla birlikte insanlar sade ve rahat yaşıyor. Gelir eşitsizliği olmadan çoğu zaman herkes aynı yerde yemek yiyip, zaman geçirebiliyorsunuz.

Pazar günleri 14. Yüzyılda kurulan Augustiner Kilisesi’nde Avusturya’nın önemli opera sanatçıları ve müzisyenleri ile 100’ü aşkın klasik, romantik ve barok müzik icra ediyoruz. Hafta sonları vakit buldukça arkadaşlarımla farklı ülkelere gidiyoruz, yarın 2 cent’lik uçak biletimle Barselona’ya uçuyorum. Ayrıca gittiğim yerlerde yediğim yemekleri Instagram’da @masisst adlı hesabımda paylaşıyorum.

_İlk zamanlar biraz zor oluyor diyorlar. Taşındığın ilk zamanları anlatabilir misin?

Yepyeni bir yere taşınmak, yeni insanlar tanımak çok hızlı olmuyordur… Buradaki hayata alışmak konusunda zorluk çekmedim diyebilirim. Evet, kurulu düzeninizi arkanızda bırakıp yeni bir başlangıç yapıyorsunuz. Bu ne kadar zor gibi gelse de bence çok eğlenceli. Bir çocuk gibi her şeyi yeniden keşfediyorsunuz. Senelerdir gittiğin berberi, kasabı ve bakkalı bırakıp burada yenilerini bulman gerekiyor. Markete gidip alışveriş yapmak veya kira kontratını imzalamak bile yeni bir deneyim oluyor. Tabii, her koşulda bana destek olan arkadaşlarımın da hakkını yiyemem.

_İstanbul’u özlüyor musun? Özlüyorsan hangi yönlerini özlüyorsun veya hangi yönlerini hiç özlemiyorsun? 

İstanbul’da geçirdiğim güzel anları özlüyorum. En güzel anılarımı biriktirdiğim Kınalıada’yı, ailemle ve arkadaşlarımla geçirdiğim keyifli zamanları; lüferi, lakerdayı, beyini ve taramayı özlüyorum. Havaalanına iner inmez vapura binip bir an önce Kınalıada’ya gitmek istiyorum, çünkü İstanbul benim için şu an çok suni ve kaotik.

_Peki Türkiye dışında yaşamak sana neler öğretti?

Paradan daha önemli değer birimlerinin olduğu ve özür dilemenin, teşekkür etmenin, mütevaziliğin, saygı duymanın önemsendiği bir yerde yasamak paha biçilemez.

_Yurt dışında yaşayan biri olarak, Türkiye’den haberlere nasıl tepkiler veriyorsun?

Üzülüyorum çoğu zaman, geri dönüşü olmayan yaralar açılıyor ülkede. Bir taraftan var olanın nasıl yok edildiğini izlerken, diğer taraftan burada yok olanın nasıl var edildiğine tanık oluyorum, endişeliyim.

_Viyana’dan bize birkaç lokal öneride bulunabilir misin?

Viyana’ya eğer havalar soğumadan gelirseniz mutlaka bir “Heurige”ye gitmelisiniz. Üzüm salkımlarının altında bağcıların kendi şaraplarını sunduğu bu küçük meyhanelerde, şarabınızı yöresel atıştırmalıklar eşliğinde içebilirsiniz, benim favorim Weingut Walter Wien. Ayrıca Naschmarkt’da gezinirken Urbanek’de nefis atıştırmalıklar yapabilirsiniz. Şnitzel için Figlmüller, çok çok uygun fiyata Viyana yemekleri yiyebileceğiniz Gasthaus Kopp. Dondurma için Ferrari Gelato. Eski Tuna sahilinde Zur Alten Kaisermühle’de ise domuz kaburga yemenizi öneririm.

Viyana konulu bütün sorularınız ve diğer öneriler için @masisst hesabıma yazabilirsiniz.

_Son olarak, yurt dışında yaşamak isteyen ama buna cesaret edemeyen kişilere birkaç
tavsiyede bulunabilir misin?

Bu yolculuk sırasında karşınıza çıkacak olan zorlukların sizi yıldırmasına izin vermeyin. Konfor alanınızdan uzaklaştıkça daha da özgürleştiğinizi hissedeceksiniz. Planlı ve efektif çalışarak hedeflerinize bence ulaşabilirsiniz.

Çok teşekkürler Masis!

İlginizi çekebilir: Yurt Dışında Yaşamak: Merve Yavaş ve New York

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN