“Türkiye’den başka nerede yaşayabiliriz?” diye araştırıp, farklı bir ülkede yeni bir hayat kurabilmek için heyecanlanırken bir yandan geçmişimiz bizi burada tutuyor. theMagger’ın sevilen röportaj dizisi “Yurt Dışına Yaşamak” ise buna cesaret etmiş ve bunu başarmış olanların hikayelerini anlatıyor. Bu haftaki konuğumuz, Viyana’da yaşayan Aslı Yüksel… Aslı Yüksel’in röportajın devamındaki lokal önerilerini mutlaka okuyun ve not alın.

_Sevgili Aslı, seni daha yakından tanıyabilir miyiz?

Merhabalar! Ben Aslı, 21 yaşındayım. Amerika’da doğup İstanbul’da büyüdüm. Lise hayatımı İstanbul’da tamamlayıp üniversite eğitimim için Viyana’ya yerleştim. Neredeyse sanatın her dalıyla ilgileniyorum diyebilirim. :) Arada bateri çalıp müzik yapan, şehirde küçük bir tura çıkıp fotoğraflar çeken, seyahat etmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi çok seven bir mimarlık öğrencisiyim. Yaz başında da Käuzchen adında bir restaurantta mutfakta çalışmaya başladım. Mimarlık dışında gastronomi alanında da şimdiye dek bir sürü şey deneyimledim ve çok keyif alarak yaptığım bir iş olduğunu söyleyebilirim.

_Ne zaman Viyana’ya taşındın? Nasıl gelişti süreç, kısaca bahsedebilir misin? 

2015 yılında, liseden mezun olduktan sonra üniversite eğitimim için taşındım. Üniversite sınavlarına hazırlanırken yurtdışında okumak istediğime karar vermiştim fakat neresi olacağı konusunda pek bir fikrim yoktu. Lisede yabancı dilim Almanca olduğundan Almanya veya Avusturya daha yakın geliyordu. Bir süre araştırdıktan ve etraftan fikir aldıktan sonra Viyana iyice aklıma girmeye başlamıştı. Üniversite sınavından hemen sonra annem ile kısa bir Viyana tatili planladık, şehri görmek ve biraz tanımak için. O üç günlük tatilin hayatımı değiştireceğini hiç düşünmezdim. İstanbul’a döner dönmez başvurumu yaptım ve kendimi tamamen Viyana’ya odakladım.

_Memnun musun Viyana’da yaşamaktan? Neler yapıyorsun orada? 

Çok mu iddialı olur bilemem ama bir şehre aşık olmak ne demek burada öğrendim diyebilirim. Yıllardır hayalini kurduğum mimarlığın eğitimini alıyorum Viyana’da. Üniversitenin prestijinden öte bu şehrin sokakları bu bölümde okumaya daha çok motive ediyor beni. :) Keşfetmekten asla sıkılmayacağım bir şehir bu Viyana. Her caddeyi, her bölgeyi avucumun içi gibi bilir oldum. Bundan dolayı artık evim diyebiliyorum bu huzur dolu şehre. Çok canlı değildir Viyana hafta içleri, özellikle pazarları. Gece ölüp sabah yeniden canlanan bir şehir diyebilirim. Ben de sanırım en çok bu yönünü sevdim.

Mimari, resim ve müzik hayatımın büyük bir kısmında yer alıyor. Sevdiğim bir diğer yönü de bitmeyen sanat aşkıdır Viyana’nın. Neredeyse her hafta birbirinden renkli konserler, jam sessionlar, küçük festivaller veya ilgi çekici resim sergileri ile karşılaşabilirsiniz. Ve daha sayamayacağım bir sürü etkinlik.. Tek başınıza bile gezebileceğiniz, eğlenebileceğiniz sürprizlerle dolu bir şehir burası.

_İlk zamanlar biraz zor oluyor diyorlar. Taşındığın ilk zamanları anlatabilir misin? Yepyeni bir yere taşınmak, yeni insanlar tanımak çok hızlı olmuyordur… 

Ben Viyana’ya taşındığımda ailemden ve arkadaşlarımdan kimse burada değildi. Yani tamamiyle yalnızdım diyebilirim. Bu durum da alışma sürecimin biraz sancılı geçmesine sebep oldu. Her işi tek başıma yapmam, her zorluğu tek başıma atlatmam gerekiyordu. Viyana’ya taşınmadan önce yurt başvurumu yaptığımdan kalacak yer konusunda bir sıkıntı yaşamadım. Oturum izni gibi prosedürlerle uğraşmak da bir süreçti tabii. Pek evcimen biri olduğumdan ailemden uzakta olmak da beni biraz zorlamıştı. :) Dil eğitimimi tamamlamam gerekiyordu ve bu sayede birçok yabancı arkadaş edindim, benim gibi tek başına buraya okumaya gelen. Üniversiteye başlayana kadar birkaç zorluk yaşadım haliyle. Ama her seferinde bir tık daha deneyimlendim ve buraya ait olduğumu hissettiğim an her zamankinden biraz daha fazla güvendim kendime. Havasına alışmak da biraz zor oldu. Kışın -15 derecelere düşen, yazın 32 derecelere çıkan bir iklimi var buranın. Ama bana her mevsimi ayrı güzel geliyor diyebilirim. Öğrendiğim bir şey varsa, o da her zaman yanınızda şemsiye bulundurmanız gerektiği . Yaz yağmurlarıyla karşılaşmanız olası.

_İstanbul’u özlüyor musun Aslı? Özlüyorsan hangi yönlerini özlüyorsun veya hangi yönlerini hiç özlemiyorsun?

İstanbul benim büyüdüğüm şehir. Tabii ki de özlüyorum. Öyle insan sıcaklığını, öyle samimiyeti başka bir yerde bulmak pek mümkün değil. Şehirden ziyade ailemi daha çok özlediğimi söyleyebilirim. Büyürken alıştığım o aile ortamları en çok aradığım şey. Hiç özlemediğim bir yanı varsa o da trafiğidir. Şehirden uzak oturduğumuzdan bu dertten uzun bir süre muzdariptim. İstanbul’a her dönüşümde bir karmaşayla karşılaşıyorum. Ve hiçbir zaman en son bıraktığım gibi bulamıyorum, her seferinde daha da kalabalıklaşıyor.

_Yurt dışında yaşamanın, başka bir kültür deneyimlemenin birey olarak avantajları ve dezavantajları neler sence?

Bir süre eğitimini aldığınız dili yerinde öğrenmek, alışık olmadığınız bir düzen görmek, büyüdüğünüz şehrin insanından çok farklı bir insan profiliyle karşılaşmak, onları tanımak, onların hayatlarına ortak olmak, onların sofralarında misafir olmak, onlarla farklı sokaklarda gezmek, aynı olaylara şahit olup farklı fikirlere sahip olmak ve yabancı olduğunuz daha bir sürü şey belki de.. Bunlar sizi bambaşka bir perspektiften bakmaya zorluyor hayata, daha açık fikirli, daha yenilikçi oluyor insan. Bence bu en önemli avantajlardan biri. Dezavantajlarını pek göremiyorum aslında. Sadece, yabancı olduğunuz bir şehirde size önyargı ile yaklaşan insanlarla yaşanılan yanlış anlaşılmalardan ve fikir ayrılıklarından bahsedebilirim.

_Peki Türkiye dışında yaşamak sana neler öğretti?

Viyana bana kendimi tanıttı diyebilirim. Kendim olmayı, yalnızlıkta mutlu olabilmeyi, sorumluluk alabilmeyi, planlı olmayı, keşfetmeyi, farkında olmayı, farkındalık yaratmayı ve en önemlisi özgür olmayı öğretti bana. Ha bir de parka gitmenin ne kadar huzur dolu bir eylem olduğunu… :) Teşekkürler Burggarten!

 

_Viyana’dan bize birkaç lokal öneride bulunabilir misin Aslı?

Seve seve. Buraya geldiğim ilk zamanlarda herkes gibi turistik yerleri, kafeleri, kiliseleri vs. gezdim, gördüm. Ama başka bir şehirde yeni bir hayat kurmaya çalışıyorsanız keşfetmeye lokal yerlerden başlamanız gerekir. En azından ben böyle düşünerek olabildiğince mekan görmeye, olabildiğince
Viyana insanının içine girmeye çalıştım. Yaz mevsimini yaşadığımız şu dönemde aklıma gelen ilk yer Donaukanal. Kanal etrafında yürürken birçok mekan ve küçük plajlarla karşılaşabilirsiniz. Ben bir mekana oturmaktan ziyade, kendi içkimi alıp Kanal kenarında oturmaktan, kendi müziği dinlemekten, insanlarla sohbet etmekten daha çok zevk alıyorum. Ama bir mekan önerisi vermeden de geçmeyeyim. :)

Kanal kenarında bulunan Badeschiff, özellikle yazın çok popüler. Küçük bir yüzme havuzu, güneşlenebileceğiniz bir güvertesi ve keyifle oturabileceğiniz bir barı var. Sadece yaz mevsiminde açık olan Strandbar Hermann da keyifle zaman geçireceğiniz plajlardan biri. Gece kulübü arıyorsanız da ara ara ünlü müzik gruplara ev sahipliği yapan Grelle Forelle tercih edeceğiniz bir mekan olabilir.

Donaukanal’dan Stephansplatz yönüne doğru yürümeye başlarsanız da birkaç lokal mekan ile karşılaşabilirsiniz. Özellikle kışın atmosferini çok sevdiğim eski bir kafe olan Kaffee Alt Wien önerebileceğim mekanlardan biridir. Aynı caddede bulunan Figlmüller’de şnitzelinizi yedikten sonra kahvenizi bu mekanda içebilirsiniz. :) Tek başınıza kafa dinlemek isterseniz ise şehirde bulunan birkaç parkta keyifle dinlenebilirsiniz. Benim favorim ise kesinlikle Burggarten. Şehrin merkezinde bulunan, meşhur Albertina Müzesi, Opera binası ve Hofburg Sarayı gibi turistik yerlere yakın olan bir park. Kitap okumak, resim yapmak veya müzik dinlemek istediğimde gittiğim ve inanılmaz huzur bulduğum bir yer.

Burggarten’dan çıkıp Babenbergerstrasse güzergahında yürümeye başladığınızda da sağ tarafınızda Museumsquartier’i görürsünüz. Gustav Klimt gibi ünlü ressamların eserlerinin bulunduğu Leopold Museum, karşısında da birbirinden enteresan sergilere ev sahipliği yapan MUMOK, yani modern sanat müzesi karşılar sizi. Museumsquartier’in ana avlusunda birçok kafe/restoran seçeneği vardır. Canınız tatlı çekerse Die HALLE’nin New York Cheesecake’ini tatmanızı tavsiye ederim. :) Nereye oturacağınıza karar veremez iseniz yazın bir çok konsere ve etkinliğe ev sahipliği yapan MQ’ya özgü yeşil oturma yerlerinde oturup müziğin keyfini çıkarabilirsiniz.

Biraz alışveriş meraklısı iseniz MQ’nun yanı başında bulunan alışveriş caddesi Mariahilfer Strasse’ye birkaç adımda ulaşabilirsiniz. Aradığınız ne varsa orada bulabilirsiniz diyebilirim. Arada bit pazarının kurulduğu, ikinci el kıyafet mağazalarını sıkça bulabileceğiniz Neubaugasse’ye gitmenizi tavsiye ederim. Fakat benim ilgimi mağazalardan çok ara sokaklarında bulunan kafeler veya barlar çekiyor. Uzun bir süre müşterisi olduğum Phil en sevdiklerimden. Retro mobilyaları, lezzettli tatlıları ve inanılmaz bir kütüphanesiyle çok cozy bir mekan. Hem kahvenizi içebileceğiniz hem de mobilya veya kitap alışverişi yapabileceğiniz bir yer.

Favorilerimden bir diğeri ise Liebling, Zollergasse sokağında bulunuyor. İster kahvenizi, ister içkinizi içebileceğiniz, pek sıcak bulduğum, ara ara tek başıma da gittiğim bir mekan. Yazın dışarda da oturabileceğiniz küçük bir bahçesi var. Naschmarkt’tan bahsetmeden olmaz tabii. Viyana’nın en bilinen pazarlarından biri olan Naschmarkt, yüzü aşan Pazar standlarından öte, renkli mutfak seçenekleriyle de göz önünde. Viyana mutfağından İtalyan mutfağına, Hint mutfağından Vietnam mutfağına kadar geniş bir yelpazeye sahip. Ara ara gittiğim mekan Naschmarkt Deli’de ise kendi mutfağımıza ait yemekler bulmak mümkün. Türk kahvaltısını veya Türk kahvesini özlediğinizde gidebileceğiniz bir mekan. Genelde sadece cuma ve cumartesi akşamları gece hayatını yaşayabileceğiniz Viyana’da birkaç bar ve gece kulübü önerisinde de bulunmak isterim. Bar/pub olarak bir sürü seçeneği olan bu şehirde aynı zamanda zevkinize göre canlı müzik dinleyebileceğiniz bir mekan bulmanız çok olası. Geleneksel bir Viyana bistrosu deneyimi yaşamak isterseniz Glacis Beisl önerebileceğim mekanlardan biri. Müzik zevkinize göre gidebileceğiniz Vie i pee, The Loft, Flex, Sass ve Pratersauna gibi mekanlarda dans edip eğlenebilirsiniz. Son olarak Viyana’nın meşhur Würstelstandlarında Käsekrainer yemeden geceyi bitirmeyin derim. :)

_Son olarak, yurt dışında yaşamak isteyen ama buna cesaret edemeyen kişilere birkaç tavsiyede bulunabilir misin? 

Vizeden tut çalışma iznine, oturulacak evden yapılacak masraflara ne kadar zorluk yaşanacağı düşünülse de insanın her şeye zamanla alışacağını göz önünde bulundurmak gerek. Eğer farklı bir kültür deneyimlemek, farklı bir hayata başlamak istiyorsanız asla çekinmeyin derim. Bizi biz yapan, deneyimlediklerimiz, gezdiklerimiz ve gördüklerimizdir. ‘’Ben orada yapamam’’dan ziyade ‘’en kötü ne olabilir ki?’’ diye düşünerek hareket etmek lazım. İlla ki size yardımcı olacak, benim gibi bunu deneyimleyen insanlar vardır etrafınızda. Benim tavsiyem, onlarla zaman geçirmeniz ve vereceğiniz kararda yanınızda olacaklarını hissedebilmeniz.

Çok teşekkürler Aslı!

 

İlginizi çekebilir: Yurt Dışında Yaşamak: Masis Şelelenk ve Viyana

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN