Eylül’e en çok yakışacak rotalar diye bir liste yap deseler, Ayvalık ilk sıralarda yerini alırdı.  Öyleyse bugün Ayvalık’ta, hem Eylül’e hem de ruhunuza yakışacak bir köye doğru yola çıkalım. Yeniçarohori ya da bugünkü adıyla Küçükköy’ü bir de benden okuyun. :)

Fotoğraf: @yenicarohori

Yeniçarohori, Küçükköy, Ayvalık

Küçükköy, Ayvalık’a yaklaşık 8 km uzaklıkta, eskiden Rumların yaşadığı, mübadele ile birlikte Boşnakların yerleştiği, 1980’lerde yaşam koşulları ile terk edilmeye yüz tutmuş, şimdilerde ise yeniden canlanan, her yerinde sanat galerileri bulunan minik, tatlı bir köy.

Tam bu noktada, size çok güzel bir bilgi vermek istiyorum ki ülkemizde güzel şeylerin de olduğunu görelim, biraz mutlu olalım.

Simay Dinç, Türkiye’nin ilk yaratıcı girişimcilik köyü “Yeniçarohori” projesini hayata geçiren isim. Sanatçı Uğur Çalışkan, yönetmen ve dijital tasarımcı olan Eray Dinç’in de desteği ile Yeniçarohori’yi bir sanat ve tasarım köyüne dönüştürmek için ilk adımı atmışlar.

Simay Dinç ve Eray Dinç, köyde yer alan eski bir kıraathaneyi “dijital yaratıcılık merkezi” olması amacıyla “Kıraarthane” ismiyle restore edip yeniden açmışlar. Eğer dijital projeleriniz varsa buraya getirebiliyorsunuz. Burada uzmanlar tarafından incelenen projeniz için destek alabiliyor ve projenizin dünyada tanıtımını yapabiliyorsunuz.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Küçükköy / Ayvalık (@yenicarohori) on

Bir röportajda şöyle diyor Simay Dinç: “Kıraarthane’nin misyonu köy çocuklarını dijital sanat ile tanıştırmak, seminerler, söyleşiler düzenleyerek bu konudaki ilgilerini artırmak ve kendi oyunlarını tasarlamasına olanak sunmak. Şimdiden dünyadaki yaratıcı endüstriler arasında ses getirmeyi başardık.”

Sizce de şahane değil mi? Rum evlerinin restore edilmesi ile oluşturulan sanat, tasarım galerileri ise gençlere çeşitli workshop imkanları da sunuyor. Bana göre baya umut verici olan bu bilgiden sonra, bu güzel köyde başka neler yapılır, ondan bahsetmek istiyorum.

Boşnakların olduğu yerde takdir ederseniz ki Boşnak böreği ve mantısı meşhur olacaktır. Eğer acıktıysanız hemen bir kafeye girip, Boşnak böreğinizi ve çayınızı söylebilirsiniz. Kahvenizi ister köy meydanındaki kahvede, isterseniz yine bu keyifli kafelerden birinde alabilirsiniz.

Köy minicik olduğundan gezmesi de çok kolay. O yüzden ağır ağır, fark ederek, görerek gezmenizi tavsiye ederim. Elbette hepimiz şehirde bu kadar renkli bir alanda yaşamadığımız için bol bol fotoğraf çekeceğiz.

Ama en güzeli orada yaşayanların, göçmen şivelerine kulak vermek olacaktır. Kendinizi bir Çağan Irmak filminde hissedebilirsiniz. Dışı sizi içi bizi yakar derler mi bilmem ama telaşsızlıkları o kadar güzel görünüyor ki insan özenmeden edemiyor. Tadını çıkarın!

Ben Küçükköy’ü, en çok da içindeki girişimciliği sevdim. Umarım değer görür, umarım daha da fazla amacına ulaşır. Benden bu kadar, eklemek istedikleriniz ya da sormak istedikleriniz varsa sizi yorum kısmına beklerim. Çok sevgiler…

İlginizi çekebilir: Afaysala’dan “Ayvalık Kahvaltı Mekanları”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN