Jack Malik, dünya üzerinde The Beatles’ı ve The Beatles şarkılarını hatırlayan tek insan… Yönetmen Danny Boyle ve senarist Richard Curtis imzalı Yesterday, bu oyuncaklı fikir üzerinden yola çıkarak, hem tatlı bir müzik filmi olmayı hem de The Beatles’ın ölümsüz şarkılarını yaratıcı bir şekilde kullanmayı başarıyor.

yesterday filmi

İzlediğimiz Rocketman sayesinde Elton John, hemen ardından gelen Yesterday ile The Beatles ve yakında izleyeceğimiz Blinded by the Light ile Bruce Springsteen derken, 2019 yazı, geçtiğimiz yüzyıl müzik kültürüne damga vuran isimlerin bir geçit törenine dönüştü resmen. Fakat geçtiğimiz yılın Bohemian Rhapsody‘sinin gazıyla ödül sezonunda da adını sıkça anacağımıza emin olduğum Rocketman‘den farklı olarak, adı geçen diğer iki film çok daha hafif, çok daha eğlencelik, yaz filmi ya da kendini-iyi-hisset-filmi gibi tanımlamalara uyan filmler. Bir diğer özellikleri, ilişkili oldukları müzik ikonlarının yaşamlarıyla değil, miraslarıyla ilgileniyor olmaları, biyografik filmler değil, keyifle izlenen müzik komedileri olmaları. İşte bunlardan Yesterday, tam pes ettiği anda müzikal kariyerini bir mucizeyle ve The Beatles şarkılarının gücüyle kurtaran bir müzisyenin tuhaf hikâyesini anlatıyor. Jack Malik, küresel bir elektrik kesintisinin ve buna bağlı olarak geçirdiği kazanın ardından dünyada The Beatles’ı ve The Beatles şarkılarını hatırlayan tek insan olduğunu fark ediyor ve bu fantastik krizi, müzikal bir fırsata çevirmeye karar veriyor. John Lennon, Paul McCartney, George Harrison ve Ringo Starr’ın şarkılarını, dünyaya yeniden sevdirmeyi – Jack Malik şarkıları olarak sevdirmek gibi ufak bir farkla – görev ediniyor.

yesterday filmi

Yesterday‘in yönetmeni Danny Boyle, biyografilerden zombi filmlerine, bilimkurgulardan dramalara farklı janrlarda gezinmeyi seven ve sinema anlamında bekleneni vermediği, sinema sanatına katkıda bulunmadığı zamanlar olsa dahi her daim izleyiciden geçer not almayı başaran bir yönetmen. Üstelik bu kez yanında Four Weddings and a Funeral, Notting Hill, Love Actually ve About Time gibi İngiliz popüler sinemasının baştacı diyebileceğimiz romantik komedilerinin senaristi Richard Curtis var. İkilinin uygulamaya geçirdiği fikir, yani Yesterday‘in oyuncağı da bir hayli ilgi çekici – kaldı ki bu oyuncak, bu formül sadece The Beatles’a değil, herhangi bir müzik grubuna, şarkıcıya, yazara, yönetmene ya da sanatçıya uygulanabilir durumda. Yesterday de bunun bilincinde ve konuyu sadece The Beatles’la sınırlamamayı, film boyunca farklı anlarda farklı hatırlanmayanlarla tekrar edilebilir, iyi bir mizah unsuru olarak kullanmayı es geçmemiş. (Aklıma Lost‘un bir bölümünde geçmişte olduğunu öğrendiğinde ezbere bildiği Star Wars senaryosunu kaleme almaya başlayan Hurley gelmedi değil.)

yesterday filmi

Jack Malik’i yeteneksiz olmasa da başarısız bir müzisyen olarak tanıyoruz; başroldeki tanınmamış oyuncu Himesh Patel‘in akılda kalıcı (ve muhtemelen kariyerinde basamak atlatacak kadar akılda kalıcı) performansıyla bize çok iyi tanıtılıyor. Aynı şekilde, kazanın ardından arkadaşlarına filme adını veren The Beatles şarkısını çalan Jack’in karşılaştığı tepkiyle ve ardından gelen internet aramalarıyla yaşananlarla, filmin oyuncağı olan tuhaf ve fantastik fenomen de bize çok iyi tanıtılıyor. Fakat bu iyi kurulmuş, iyi işlenmiş giriş bölümü hem gereğinden uzun sürerek hikâyenin geri kalanına ayrılan zamandan çalınmasına neden olarak hem de filmin geri kalanıyla ilgili beklentileri yükseltiyor. Jack’in kariyeri hızlı bir ivmeyle yükselişe geçtikçe, hayranların sayısı logaritmik olarak arttıkça film bir çıkmaza doğru ilerliyor. Gelişme boyunca bir tehdit unsuru olarak gösterilen detayların, varlık nedenlerini kavrayamadığımız bir iyi niyet elçisi çıkması, Jack – The Beatles ilişkisinin dışında kalan hatırlanmayanların varlık nedeninin açıklanmaması, günümüzün en yetenekli komedyenlerinden olduğunu düşündüğüm Kate McKinnon’ın klişelerle dolu ve kötü yazılmış bir karaktere kurban gitmesi gibi hata ve eksikler birbiri ardına sıralanıyor.

yesterday filmi

Yesterday, ne yazık ki karakterinin altyapısını oluşturmaktaki, onu tanıtmaktaki ve başına / işine gelen tuhaf durumun getirisi olan mizahı kullanmaktaki başarısını hikâyeyi çözüme ulaştırma kısmında sürdüremiyor. Filmin kalan sürede bir an önce bir çözüme, bir sonuca bağlanması için hızlı ve kolay bir yola başvurulmuş. İzlemekten çok keyif aldığım bir filmin ardından salondan tatmin olmamış bir şekilde ayrılmak yerine, her bir bölümü adını başka bir The Beatles şarkısından alan, her şeyi tatmin edici bir çözüme ulaştırmaya vakti olan bir minidizi ya da dizi formatını tercih ederdim açıkçası. Diğer yandan bunları kafaya takmadan, düşünmeden The Beatles şarkılarının gülümseten gücüne kendinizi bırakmanız imkansız değil, hatta yer yer kaçınılmaz.

Yesterday, keyifle izleyeceğiniz bir müzik komedisi, (Across the Universe gücünde olmasa da) The Beatles’ın mirasına adanmış tatlı bir yaz filmi. Bazı değerler hayatımızda olmasaydı dünyanın ne kadar farklı bir yer olacağı ihtimallerini çok derinlemesine olmasa da düşündüren, iyi müzik dinleten ve bol bol güldüren bu filmi kaçırmayın. Hele ki The Beatles’ı seven (kim sevmez ki?), şarkılarını ezbere bilenlerdenseniz.

IMDb Puanı: 6.5/10

Emre Eminoğlu

Sinema, Kültür ve Sanat Yazarı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN