Rıhtımlar Üzerinde, İhtiras Tramvayı, Paris’te Son Tango, Baba gibi filmleriyle gönlümüze taht kuran, karizmatikliği ve dillere destan oyunculuğuyla herkesin beğenisini kazanan Marlon Brando yaşamını dolu dolu geçirdi. İnişli çıkışlı aşk yaşamı, özgürlükçü tavırları ve profesyonel hayatındaki sınır tanımazlığı belki de onu Marlon Brando yapan özellikleriydi. O bir efsane ve hep de öyle kalacak. Ama daha fazlası da var…

_Brando’nun otobiyografik eserinin olduğunu biliyor muydunuz? Annemin Öğrettiği Şarkılar’ı ünlü oyuncu Robert Lindsay ile birlikte kaleme alırlar. Bu kitapta samimi bir şekilde içinden gelenleri anlatır Brando. Arka planda Hollywood’un gerçek yüzü de ortaya çıkar.

_Irk ayrımcılığına karşı duran Brando, Afro-Amerikan’ların hakları için çalışıp yerliler için eylemlere katılır. Hatta bu eylemler sırasında zatürre olduğunu da ekler. Ona göre, oyunculuk yapmasının iki nedeni vardır; birincisi, geçimini sağlamak diğeri ise bunun düzgün yapabildiği tek iş olması.

_1950’li yıllardaki ünlü ”Cadı Avı” (McCarty) komünist soruşturmasında o da diğer pek çok ünlü gibi kara listeye alınır. 1973 yılındaki Oscar törenlerinde Baba ile Oscar’a layık görülür. Fakat törene katılmayıp, kendisini temsil etmesi için Kızılderili bir genç kızı (Sacheen Littlefeather ) gönderir. Amaç Kızılderililerin soykırımını protesto etmektir. Sahneye çıkan genç kız, “Ben bir Apaçiyim” diye cümleye başlar ve konuşmasının sonunda Brando’nun Oscar ödülünü almayı reddettiğini açıklar.

_Baba filmi için seçmelere çenesinin kenarına pamuk tıkayarak katılır ve rolü kapar. O pamuklar İngiltere’deki British Museum’da sergileniyor.

_Yemek yemeyi çok seven Brando’nun obur olduğu söyleniyor. (Kendisi 130 kiloya kadar çıkmış.) Fakat yüreği güzel Marlon babamız, film setindeki figüranların daha kötü yemekler yediğini öğrenince, seti terk eder, onlara da esas karakterlerin yemeklerinden verilmesi sağlanana kadar da dönmez.

_İlk eşi olan İngiliz komedyen Anna Kashfi ile olaylı bir şekilde ayrılan Brando’nun Anna’dan Christian adında bir oğlu olur. Boşanma sebepleri, The Enquirer’a verdiği röportaja göre, Brando’nun pek çok kadın ve erkekle birlikte olup Anna’yı aldatmasıdır. Fakat eski eşine göre Brando, oğluna yeterince ilgi göstermemiş ve babalık görevini yerine getirmemiştir. Christian da babası gibi aktör olmayı çok istemesine rağmen Brando, bu konuda hiç yardım etmek istemez. Hatta Anna’ya göre, Christian ne severse Marlon o şeyden nefret edermiş. Anna, Christian’ın bu yüzden alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu iddia eder.

_16 Mayıs 1990 günü, Brando ailesi için büyük bir sınav günü olarak kabul ediliyor. Christian, yedi aylık hamile olan üvey kız kardeşinin (Cheyenne) sevgilisini, ona zarar verdiği gerekçesiyle öldürür. Mahkeme Christian’ı on yıl hapse mahkum eder.

_Bu üzücü olaydan sonra Cheyenne Tahiti’ye taşınır ve iki kez intihara kalkışır fakat Brando onu engeller. Ancak sonunda acı gerçekle yüzleşmek zorunda kalınır. Cheyenne, 25 yaşına geldiğinde intihar eder ve sevdiklerini yasa boğar.

_Marlon Brando oğlunun kefaletini ödemek için çok çalışır ve sonunda oğlu hapisten çıkar. Fakat Brando, Christian’ı cezalandırmak için onu bir kasabaya gönderir ve annesiyle görüşmesini yasaklar. Annesiyle gizli gizli görüşen Christian, 2008 yılında, 49 yaşında zatürreden dolayı yaşamını yitirir.

PBDMABR-EC062

_Sinema tarihine damga vurmuş, gelmiş geçmiş en iyi aktörlerden sayılan Marlon Brando, 80 yaşında, akciğer yetmezliğinden dolayı Los Angeles’ta yaşamını yitiriyor. Külleri ise Tahiti ve Kaliforniya’daki Ölüm Vadisi’ne bırakılıyor.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN