9 Yıl Aradan Sonra Yeniden: Before Midnight!

Viyana’daki ilk karşılaşmalarından yaklaşık 20 yıl geçmiş. İlk iki filmi, nefesimizi tutup izlemişiz ve bizi hep derinden etkilemiş. Hep bir kısıtlı zaman olgusu etrafında dönen ilk iki filmden sonra, bu sefer Celine ve Jesse’yi etrafta bir zaman baskısı olmadan izlemek çok değişik bir his. 32. İstanbul Film Festivali kapsamında izlediğim Before Midnight’ı sizlere yazmak istedim ve inanın bu çok zor oldu.

Richard Linklater, Julie Delpy ve Ethan Hawke üçlüsü, yıllar sonra yine derinden sarsıp, kendimi, ilişkileri sorgulatmayı başardı bana. Sinema dilinin çok farklı ve güçlü olmasının yanı sıra, bu üçleme ile ilgili beni en çok etkileyen şey, birçok insanın aksine karakterlerin birbirleri ile olan konuşmalarının içeriği değil, karakterlerin birbiri ile konuşabilip, birbirlerine açılabilmesi olmuştur. Gerçekten konuşmak, hep zordur çünkü. Konuştukça aralarındaki duvarlar kalkan, birbirlerine daha çok bağlanan, iyileşip, iyileştirebilen bir ikiliyi beyazperdede görebilmek, bu kadar insan için bu filmi kült yapan olgular bence.












