Akdeniz’le Ege’nin, mavi ile yeşilin, kekik ve bal kokusunun birleştiği, doğanın al beni içine çek dediği yerdeydim bu yaz. Dalaman havalimanına 2.5 saat uzaklıkta olmasının avantajını bakir kalarak kullanan cennet Datça yarımadasına henüz uğramadıysanız paylaşacağım ufak birkaç notu okumanızı tavsiye ederim.
Datça
Datça’da Ulaşım
Sadece göze değil ruhumuza da hitap eden bu tatil serüvenimiz Çarşamba akşamı Dalaman havalimanına inmemizle başlıyor. Dalaman-Datça arası toplu taşıma maalesef ki bulunmuyor. Marmaris’e toplu taşıma ile gidip her saat başı kalkan Datça otobüslerini yakalamak seçeneklerden biri. Ancak geç saatlerde vardığımız için önceden otelden rica ettiğimiz bir araba Dalaman havalimanında bizi karşılıyor. Gece yarısı tavsiye üzerine rezervasyon yaptığımız Villa Tokur’a varmak için merkezden uzaklaşıp taşlı yollara girince biraz hayal kırıklığına uğruyoruz, otelin uzak olduğunu zannedip bizi karşılayan Karina Hanım’a selam verir vermez, merkezin yakın olup olmadığını sorunca Karina Hanım endişemizi gözümüzden anlıyor. Merak etmeyin “yarın sabah, yarın sabah” diye bizi yatıştırıyor.
Villa Tokur, orkidelerin, bal kokusunun içinde son derece zevkli döşenmiş bir butik otel. Otelin sahibi Karina Hanım, Almanya’da doğup büyümüş, 15 yıl önce Datça’ya tatile geliyor, Müslüm Tokur’la tanışıp evleniyor. Aileye iki çocuk da katıldıktan sonra, büyümüş bir aile olarak Villa Tokur’u açıyorlar. Beş ay süren yaz sezonunda otelde tüm aile çalışıyor, kışınsa burayı ev olarak kullanarak Datça’nın keyfine varıyorlar. Karina Hanım’la ettiğimiz sohbet sırasında İstanbul’dan konu açıldığında senede sadece birkaç hafta dayanabildiğini söylüyor.
Perşembe sabah uyandığımızda ne yapacağımıza dair aklımızda hiçbir fikir olmadan otelde kahvaltıya iniyoruz. Karina Hanım’ın Alman ekolünü bırakmış olduğunu ise kahvaltı için bize fiks bir saat vermemesinden anlamak mümkün. Bitiş saati 10:30 ama “ne zaman gelirseniz problem olmaz” demesi ile gönüllerde taht kuruyor. Başarılı bir kahvaltı ediyor ve Karina Hanım’dan da tavsiye alarak yollara koyuluyoruz.
Datça’da Gezilecek Yerler: Datça Koyları ve Datça Plajları
Datça’nın en meşhur üç koyunu sırayla ziyaret etmeye karar veriyoruz: Hayıtbükü, Ovabükü ve Palamutbükü. Yarımadanın aşağısına sıralanmış bu üç ayrı koy birbirine 5 dakika uzaklıkta. İlk durak Hayıtbükü’ne şöyle bir göz gezdiriyoruz, biraz kalabalık olması sebebi ile Ovabükü’ne devam ediyoruz.
Ovabükü Hayıtbükü’ne göre daha geniş bir koy. Daha geniş olması sebebi ile denizi de daha berrak. Denizi hafif taşlı olmasına rağmen sizi rahatsız edecek türden değil. Çok sakin, az kalabalık, plajın arka tarafında leziz gözleme ve doğal ayran keyfi yapabileceğiniz ufak cafeler var. Ama yine de siz siz olun derim, burada bizim geçirdiğimiz kadar uzun zaman geçirmeden Palamutbükü’ne doğru yol alın.
Palamutbükü bu koyların arasında en güzel denize sahip, cennetten farkı kalmamış olan bir koy. Uzun bir sahil boyunca yan yana sıralanmış bir sürü plaj ve bu plajların arkasında ufak bir sahil kasabası. Gözümüzün ilk kestirdiği plaja eşyaları bırakıp masmavi denize kendimizi bırakıyoruz. Denizden çıkıp plajın yola bakan kısmında yer alan ve Nostalgia Apart Otel’in restoranı olan Nostalgia Kafe’ye oturuyoruz. Datçanın kekikle karışık deniz kokusu üzerimize eserken Nostalgia Kafe ismine layık şekilde nostalji yapıyor önce Tanju Okan’la başlayıp Ayten Alpman’le biten bir müzik şöleni yaşatıyor bize. Müzikler kadar yemekler de lezzetli. Sarma dolma ve taze fasulye özellikle tavsiyelerimiz. Palamutbükü’nde 7’ye kadar vakit geçirdikten sonra tekrar motosiklete atlayıp 40 dakika yol yapıyoruz ve Datça merkeze geri dönüyoruz.
Datça merkezde sahil kenarına kurulu birçok balıkçı var. Kumun üzerine serilmiş masalarda rakı meze keyfi için gözümüze birkaç yer kestirdikten sonra otele dönüş yoluna geçiyoruz. İşte burada gözümüze yine sahildeki Öz Kahramanmaraş dondurmacısı takılıyor. Dondurmacı ile biraz sohbet ettikten sonra dondurmanın özel keçi sütünden yapıldığını ve bu sütü özel olarak Maraş’tan getirdiğini belirtiyor. Hakikaten çok lezzetli dondurma keyfinden sonra otele dönüyoruz.
Akşam yemeği için Karina Hanım’ın da tavsiyesi üzerine Hüsnü’nün Yeri tercihimiz. Kalamar ve ahtapot ızgara ile deniz levreği denemeye değer. Yerin sahibi hoşsohbet Hüsnü Bey’in bizzat kendisi avlıyor kalamar ve ahtapotları. Tüm masaları yemek boyunca gezip yemekler konusunda misafirleri yokluyor, zaman zaman masalara oturup kadeh kaldırıyor. Fiyatlar çok pahalı olmasa da ucuz bir balıkçı ayarında da değil.
Hüsnü’nün Yeri Adres: İskele Mah., Plaji, Kumluk Yolu, 48700 Datça/Muğla
İkinci gün Marmaris, Selimiye ile Datça’nın meşhur Kargı Koyu’na gitmek arasında kalıyoruz. Marmaris, Selimiye için araba kiralamak gerekirken Kargı Koyu’na her yarım saatten bir kalkan minibüsler var, yol sadece 15 dakika sürüyor. Seçimimizi ilk Marmaris Selimiye’den yana kullanıp rent a car’a araba kiralamak için giriyoruz. Rent a car sahibi müşterisinden olacağını bile bile bize Selimiye yerine mutlaka Kargı Koyu’na gidin deyince, “bu işte bir iş var” deyip hemen merkezden kalkan minibüsü yakalamaya koşuyoruz.
Datça’ya gidip de sakın Kargı Koyu’nu görmeden dönmeyin derim. Uzun bir koy, sakin ve turkuaz bir deniz. Koyun en sonunda nispeten diğer iki tesise göre daha az kalabalık olan Cennet Köyü’nü seçiyoruz. Şezlonglar ücretsiz, sadece yediğiniz yemeği ödüyorsunuz. Burada da mutlaka bıldırcın tadın derim. Yine 7’ye kadar güneşin ve denizin tadını çıkardıktan sonra otele dönmek için minibüse biniyoruz. Akşam yemeğini bu sefer hafif geçelim diyoruz ve sahilin en sonunda çay bahçesinin hemen yanındaki ev yemekleri restoranında semizotu ve sarma dolma yiyoruz.
Üçüncü gün düğün günü. Düğün akşam 7’de başlayacağı için plaj sefasını çok uzun tutamayacağımızı düşünüp yine yakın olan Kargı Koyu’na gidiyoruz. Ancak yeni yerler keşfetmek isteyenler için Datça merkezden tekne kiralayıp kara yolu ile ulaşılamayan koyları ziyaret etmenizi veya Datça Aktur’a bir uğramanızı tavsiye ederim. Düğün akşamı Kargı Koyu’nun başındaki ilk tesiste gerçekleşiyor. 150 kişiyi alabilen bu alanda harika açık büfe yemek, bol rakı, sürekli sahneye çıkan amatör gruplar ile rüya gibi bir düğün yaşıyoruz. Ancak müziğin sesinin kısılması konusunda İstanbul’dan çok farkı yok. Saat 00.30′da eğlencenin orta yerine müzik kesilince hızını alamayan davetliler gelin ve damatı alarak Datça’nın nadir olan barlarından birine Eclipse’e gidiyoruz. Müzik çok şahane olmasa da Datça’nın verdiği enerji ile saat sabah 4’e kadar eğleniyoruz.
Bizim Datça maceramız bu kadardı. Kısa ve öz bir tatil olmakla birlikte daha keşfedilememiş çok yer bıraktığımız için biraz hüzünlü bir şekilde bu güzel yarımadadan ayrıldık. Eğer zamanınız varsa 5 günlük bir tatil ayarlayın ve atlayın motosiklete, her koyu her güzelliği arşınlayın derim.
Devam edebilmek için en az 5 kategori seçmelisiniz.
Etiket takip edin - İsteğe bağlı (2 / 2)
İlginizi Çekeceğini Düşündüğümüz Popüler Etiketler
E-bülten Üyeliği
Öneri / Sorun Bildir
theMagger.com ile ilgili önerilerinizi veya theMagger.com'da gördüğünüz aksaklıkları buradan bizimle paylaşabilirsiniz. Şimdiden çok teşekkürler!
Adblock'unuzu Kapatmaya Ne Dersiniz?
theMagger, sponsorluk ve reklamlarla gelişen bir platform.
AdBlock'unuzu kapatarak beraber büyüdüğümüz markaların yaratıcı reklamlarını görebilir; siz de bizlere dolaylı olarak katkıda bulunabilirsiniz.
My page id: URihuIL3iNb60Jdh9DDWA7tH2TJGqXEpPxZd753onVAkSMj4rctBFPZm1eG8yFlfXCNEgn8WzoYvB95wQ1larQCLsSKOb2wORmMxAnalytics id: Vx95cblN82d0W3wK30zPZvjtwcbMdeyqyQfpiTSDpxY1JO4BnDUHFZ6HElhkgJ6FSXMA5WisINGtXEmvIaPLT7Rgj8u19zsGKVrq
theMagger Newsletter: E-Bülten'e Üye Olun!
theMagger.com'dan popüler yazılar, theMagger News'tan filtremizden geçen haberler ve theMagger Ajanda'dan sizin için seçtiğimiz etkinlikler e-postanıza geliyor! theMagger Newsletter'a üye olarak Pazartesi ve Cuma günleri ruhunuzu besleyen theMagger önerileriyle buluşun.
theMagger Newsletter'a üye olarak Pazartesi ve Cuma günleri ruhunuzu besleyen theMagger önerileriyle buluşun.
28ağustosta datçada olmayı planlıyorum ilk gidişim olacak rehber olarak blogu yazdırdım bakalım ne kadar yardımcı olacak