“Müzik benim için sürekli keşif ve yenilenmedir. Sahneye her çıkışımda yeniden doğarım ve bu duyguyu dinleyiciye aktarmaya çalışırım.” diyor, Pinchas Zukerman. Bir çocuk düşünün; Tel Aviv’in tozlu sokaklarında, babasının kemanından yükselen klezmer melodileriyle büyüyen, müziği su içmek kadar doğal bulan bir çocuk. 1948’de doğan Pinchas Zukerman’ın ailesi, Polonya’daki pogromların ardından hayatlarını kurtarmak için zorlu bir yolculuğa çıkmış; trenle Berlin’e, oradan bir tekneyle Tel Aviv’e kadar uzanan bu yolculuk yapmışlar. Ben de 27 Nisan Pazar günü gerçekleşecek konser öncesinde virtüözün ilham verici kariyerinden biraz bahsetmek istiyorum.

pinchas-zukerman-isaac-sternin-onu-juilliardda-okumak-uzere-new-yorka-getirdigi-siralarda-yaklasik-1962
Pinchas Zukerman, Isaac Stern’in onu Juilliard’da okumak üzere New York’a getirdiği sıralarda, 1962 | Fotoğraf: Sanatçı Arşivi

O yıllarda dünyada savaşlar şekil değiştirmişti ama henüz dinmediği zamanlardı. -Tıpkı günümüzdeki gibi- Haritalar yeniden çiziliyor, ülkeler doğuyor, bazıları susarken bazıları inliyordu. Savaşın kazananı olmazdı, bunu en iyi çocuklar bilirdi; evlerinden ayrılanlar, dilini unutanlar, bir melodide sığınak arayanlar. Zukerman gibi. Müziğe olan ilgisi babasının elinden tutuğu flütle başlamış ama sekiz yaşında kemanla tanıştığında, o titreşimli tınıyla birlikte bir ömür sürecek aşk da başlamış. Tel Aviv Konservatuvarı’nda Ilona Feher’in öğrencisi olarak yeteneği hızla parladı. 1962’de Isaac Stern ve Pablo Casals gibi müzik devlerinin dikkatini çekti ve onların desteğiyle Juilliard School’da Ivan Galamian’la çalışmak üzere New York’a gitti. Bu, sadece bir müzik eğitimi değil; ailesinden kopuş, kültürler arasında bir geçiş, çocukluktan dünya sahnelerine adım atıştı. “13 buçuk yaşımda New York’a geldiğimde hiçbir şey bilmiyordum ama müzik bendeydi” diyor Zukerman, yıllar sonra verdiği bir röportajda.

ekran-resmi-2025-04-25-13-17-20
Pinchas Zukerman genç Hillary Hahn’a ders veriyor | Fotoğraf: Pinterest

1969’da Tchaikovsky ve Mendelssohn’un keman konçertolarını kaydederek uluslararası alanda tanındı. O kusursuz tekniğe sahip bir virtüöz olmanın ötesinde, bir anlatıcıydı. Kariyeri boyunca 100’den fazla albüm kaydetti; sadece ikisini kazanmış olsa da 21 kez Grammy Ödülü’ne aday gösterildi. Onu yalnızca bir kemancı olarak tanımlamak eksik olur. Çünkü Zukerman aynı zamanda viyola sanatçısı, orkestra şefi ve 30 yılı aşkın süredir Manhattan School of Music’te genç yeteneklere ilham veren bir eğitmen. Genç yetenekleri yetiştirirken bi nevi geleceğin müziğine de imzasını taşıyor.

youtube play youtube play

Zukerman’ın ayrıca çok dikkat çeken iş birlikleri bulunuyor. Mozart’ın notalarından Chopin’in sessizliğine uzanan sahnelerde, dünyanın en saygın orkestralarıyla kurduğu bağlare kadar Zukerman’ın iş birlikleri, müziğin kolektif ruhunu ve evrenselliğini sahneye taşıyor. Zukerman’ın repertuvarı, tarih boyunca yankılanan melodilerin günümüzde yeniden hayat bulduğu bir atlas gibi. Mozart’tan Elgar’a, klasik müziğin geniş yelpazesinde her eser, onun yorumuyla yeni bir renge bürünüyor.

youtube play youtube play

Bir notaya kaç duygu sığar? Zukerman’ın elinde, müzik sadece işitilen bir şey değil; hissedilen, içe işleyen ve bazen sustuğunda bile konuşmaya devam eden de bir dil ayrıca. Üstelik bir ustanın en büyük mirası, yetiştirdiği öğrencilerde saklı olduğunu düşünüyorum. Zukerman, sadece kendi müziğiyle değil, bir kuşağa rehberlik eden sabrıyla da klasik müziğin geleceğini inşa ediyor.

youtube play youtube play

Zukerman’ın sanat yolculuğu, yalnızca alkışlarla değil, saygıyla da onurlandırılıyor. Ronald Reagan’dan Ulusal Sanat Madalyası, Isaac Stern’den ödül almak, onun müzikal mirasının büyüklüğünü belgeleyen kilometre taşları arasında yer alıyor. Bir şehirden diğerine değil, bir kültürden diğerine köprü kuruyor Zukerman. Konser salonlarının ötesinde, dünyanın dört bir yanında müziğin evrensel diliyle iz bırakıyor. “Müzik benim için sürekli keşif ve yenilenmedir. Sahneye her çıkışımda yeniden doğarım ve bu duyguyu dinleyiciye aktarmaya çalışırım.” Zukerman’ın sözleri, onun müziğe olan tutkusunu ve ilham verici bakış açısını ortaya koyuyor.

Pinchas Zukerman’ın CRR Konser Salonu’nda 27 Nisan Pazar günü 20.00’da gerçekleştireceği konserine mutlaka katılmanızı öneriyorum.

Kapak Fotoğrafı: Pinchas Zukerman

İlginizi çekebilir: Hatice Ildıran’dan Jane Maryam