Dört Motosiklet Tutkunu ile: Hız, Risk, Denge, Cesaret Üzerine
Motosiklet kullanma fikrine her geçen gün daha çok yaklaşıyorum. Bunun kadınlar arasında daha çok tercih edilmesi ile ilgili bir bağ yok. Bir moda diye değil. Çünkü kadınların bu yolculuk biçimini tercih etmesi, daha çok cesaret ve deneyim aktarımı sunuyor. Yani bu yapabilme halinin bir nevi sağlaması oluyor diğer kadınlar için de. Kıskanmıyor, imreniyoruz. Bu yazımda sizlerle, bu dünyanın 4 önemli figürünü tanıştırmak istedim. İlki bir kadın, motosiklet tutkunu ve akademisyen. Mesleği ile yetinmeyen dağları, kıtaları aşan bir isim Asil Özbay. Diğeri Türkiye Motosiklet Platformu Başkanı ve toplum yaralarına motosikletli hareketi ile farkındalık getiren bir isim Zafer Fatih Özsoy, (CNN Türk, NTV, TV100) başta olmak üzere haber merkezlerinin sevilen yüzü, akademisyen gazeteci Ali Güven ve yakın zaman önce kendisi de bir doğa dostu ve yelkenci olan Emek Ajans Başkanı Zeynep Çeltik sayesinde tanıma fırsatı bulduğum Actio Mobilite AŞ. Ticari Lideri İlker İyicik’e bu yazıma anlam katacak sorular sordum…
Motosiklet, uzun yıllar boyunca tehlikeli bir araç olarak algılansa da günümüzde bu bakış açısı hızla değişiyor. Tüm dünyada motosiklet kullanımı her geçen gün artarken, özellikle kadınlar özgürlüklerine daha çok düşkün oldukları için bu kültürün güçlü bir parçası haline çoktan geldi bile. İki tekerlek, yalnızca bir ulaşım aracı değil; aynı zamanda bireyin kendi yolunu seçme cesaretini simgeliyor lafları meğer klişe değilmiş. Modern güvenlik teknolojileri, bilinçli sürüş alışkanlıkları ve toplumsal dayanışma sayesinde motosiklet, riskten çok özgürlüğün, keşfin ve bağımsızlığın sembolü olarak yeniden tanımlanıyor. Bu yüzden son dönemde, motosikleti İstanbul şehrine daha çok yakıştırır oldum.
Açık konuşmam gerekirse bu satırları bana yazdıran biraz da Asil Özbay oldu. Onunla özel bir etkinlikte bir araya gelme şansı bulduğum için mutluydum. Kendisi ile hem yaşamdan hem de bu sektörden sohbet etme avantajı elde edince, yaşamının belki de en zor döneminde, ailesinin zorlu sağlık süreci kendisini epey zorlamışken yanıtladı sorularımı. Kendisine bu hassasiyeti için çok teşekkür ediyorum.
İstanbul Gedik Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi olan Asil Özbay, yalnız başına yaptığı dünya turları ile tanınıyor. Özbay’ın uzmanlığı motosikletli seyahat, kültürlerarası iletişim ve belgesel yapımı. 50’den fazla ülkeyi motosikletiyle gezdi; Balkanlar, Avrupa, Asya ve Afrika’da binlerce kilometre yol kat etmenin yanı sıra yaklaşık 10 yıldır motosiklet tutkusunu akademik ve kültürel projelerle birleştirerek ilham verici bir yaşam öyküsü inşa etmiş durumda. Örneğin Afrika keşfi ile, son iki yılda tek başına 13 Afrika ülkesini gezmiş. Masai Mara kabilesiyle vakit geçirdi, Sahra Çölü’nü geçmiş, Ekvator çizgisini motosikletiyle aşmış.
“Asil’in Afrika Notları” adlı belgesel çalışmasıyla, kıtanın gündelik yaşamını, kabile kültürlerini ve kadın perspektifini aktarmayı başarıyor. Gittiği her ülkeden bir avuç toprak alarak, bir gün bu toprakları birleştirip bir zeytin ağacı dikmeyi hayal ediyor. Bu onun için, barış ve köklerin sembolü olması adına en büyük ideal. “Kadınlara özgürlük yakışır” mottosuyla dünyanın en yüksek karayolu geçidi olan Khardung La’ya, İstanbul’dan yola çıkarak himalaya dağlarının zirvesine (5.359 m) motosikleti ile ulaştı. Yolculukları, bireysel bir macera olduğu kadar, toplumsal bir ilham kaynağı oldu hep. Gittiği bazı yerlere gelecekteki çocuğuna yazdığı mektupları bırakıyor. Gerçek mirasının “hayatı ve insanları anlayabilme arzusu” olmasını diliyor ve son olarak özellikle genç kadınlara “tutkuyla istenirse her şey mümkün” mesajını vermeye halen devam ediyor…
Asil hanım zor hava koşullarında kadınları fiziksel olarak zorlayıcı zamanlarda ne gibi yöntemleriniz oldu?
Her sürücü bedeninin bir sınırı var ve o sınırları tanımak, bence yolculuğun en önemli parçalarından biri. Benim için en işe yarayan şey özellikle uzun rotalarımda, yola çıkmadan hazırlıklı olmak. Havanın değişkenliğine karşı katmanlı giyinmek, yani ısımı korumak ve yorgunluğun ilk sinyallerini dahi hafife almamak. Bunların hepsi hem konforumu hem de güvenliğimi artırıyor. Birçok farklı kıtada ve iklimde sürdüm. Gökyüzü ne getirirse getirsin, bilinçli, güvenli ve kararlı bir şekilde yola devam etmeyi seçen bir insan oldum. Fakat en önemlisi kendi sınırlarımızı bilmek. Gerektiğinden fazla risk asla almamak.
Kadınlar sizce motosikleti şehir içinde kullanırken ne ölçüde zorlanır?
Yıllarca birçok motosiklet modeli, erkek ortalamasına göre tasarlandığı için sele yükseklikleri kadın sürücüler için kimi zaman fazla gelebiliyor. Bu güç ya da beceriyle ilgili değil fakat, sele boyu yüksek olduğunda şehir trafiğinde biraz daha dikkatli olmak gerekiyor. Şehir içinde motosiklet kullanmak herkes için dikkat ve refleks isteyen bir deneyim. Kadınların zorlandığı noktalar ise çoğu zaman kendi becerilerinden değil, sistemin onlara tam uyum sağlayamamasından kaynaklanıyor. Örneğin ekipman konusu hâlâ tam anlamıyla eşit değil.
Birçok ürün yıllarca erkek bedenine göre tasarlandığı için, kadın sürücüler doğru montu, botu, eldiveni ya da kaskı bulmak için daha fazla çaba harcıyor. Kaskta XS beden gibi küçük ölçüler gerçekten en az üretilenlerden biri. Bu yüzden benim gibi daha küçük kafa yapısına sahip kadınlar, doğru bedeni bulmak için daha çok uğraşıyor. Neyse ki son yıllarda markalar kadın bedenine uygun ürünlerin çeşitliliğini artırmaya başladı bu da hem güvenliği hem de konforu ciddi şekilde iyileştiriyor. Trafikte zaman zaman “kadın sürücü” etiketine bağlı bir önyargı hissedilebiliyor. Bazı sürücüler kadın motosikletliyi görünce ya gereksiz korumacı ya da gereksiz rekabetçi davranabiliyor. Fakat güzel olan şu: Yıllar geçtikçe bu bakış açısı hızlı bir dönüşüm içinde. Kadın sürücülerin görünürlüğü arttıkça, trafikteki pozitif destek de çoğalıyor.
Bir afet bölgesinde motorlu araçların var olması ile farklı araçların yer alması arasındaki derin uçurumu değerlendirir misiniz?
Bir afet bölgesinde motorlu araçların var olması ile ”gerçekten işe yarıyor olması” arasında büyük bir fark var. Kâğıt üzerinde her araç oradadır ama afet sahası yolları, köprüleri, yönleri ve hareket alanlarını tamamen değiştirir. Enkaz, su baskını, daralan sokaklar ve kapanan yollar büyük araçları çoğu zaman işlevsiz hale getirir. Bu noktada önemli olan aracın büyüklüğü değil, erişebilme kapasitesidir. Küçük, çevik ve hızlı hareket edebilen araçlar hatta özellikle motosikletler, afet bölgesinde haber ulaştırma, ilaç taşıma, keşif yapma ve kritik noktalara erişme konusunda büyük rol oynar. Mesele araç sayısı değil; hangi aracın o koşullarda gerçekten sahaya dokunabildiği. Afet anında hayatı kurtaran şey, ulaşabilme becerisidir. Bu yüzden mesela motosikletli gönüllü yardım ekipleri büyük rol oynuyor.
Sizce motorcu olmak serserilik mi? Ruhunuzda serserilik olduğu için mi bu yolu seçtiniz?
Motorculuğu serserilik olarak gören bakış açısı, motosikletin yıllar önceki kültürel yansımalarından kalan bir kalıp. Oysa motosiklet bugün hem bir ulaşım biçimi, hem bir spor, hem de bir özgürlük alanı. Ben motorculuğu sorumluluk gerektiren bir beceri ve bir disiplin olarak görüyorum. Denge, refleks, dikkat, teknik bilgi, ekipman bilinci… Bunların hepsi ciddi bir sorumluluk ister. Serserilik dediğimiz şey kontrolsüzlüktür, motosiklet ise en çok kontrol isteyen araçlardan biridir.
Kadınların yaptığı her özgür eylemin, her cesur adımın özellikle bizim gibi coğrafyalarda asi bir ruh taşıdığı varsayılır. Oysa çoğu zaman, bunun tam tersidir. Kadınlar için özgürlük arayışı, kendini tanıma, sınırlarını keşfetme ve dünyayla daha eşit bir ilişki kurma çabasının bir sonucu da olabilir. Bu yüzden motorculuğu etiketlerle değil, insanın kendisiyle kurduğu ilişki üzerinden okumayı daha doğru buluyorum. Motosiklet bazılarının gözünde gürültülü bir başkaldırı gibi görünse de, çoğumuz için derin bir farkındalık pratiği. Ve bu farkındalığın cinsiyeti yok.
Türkiye Motosiklet Platformu Başkanı Zafer Fatih Özsoy, motosiklet kültürünü yaygınlaştırmak ve güvenli mobiliteyi teşvik etmek için 25 yılı aşkın süredir aktif çalışan bir sektör lideri. Hem kamu hem özel sektörle işbirliği içinde, sosyal etki odaklı projeler geliştiriyor. Göreve Türkiye Motosiklet Platformu Yönetim Kurulu Başkanı olarak başlayan Özsoy’un uzmanlığı motosiklet kültürünü, mobilite stratejilerini, uluslararası rotalarda belgesel projelerini hayata geçirmek.
Hani şu meşhur Route 66 da dahil olmak üzere birçok rotayı, motosikletle tek başına kat etti; yurt dışındaki motosiklet topluluklarıyla da sık sık doğrudan iletişim de kurmuş birinden söz ediyorum.
Kendisine, ülkemizin içinden geçtiği karanlık süreçlerde bu en değerli enstrümanı olan motosiklet ile toplum olaylarına nasıl katkı sunabildiğini merakla sordum:
Türkiye Motosiklet Platformu neler yapıyor?
2013’te 23 büyük motosiklet kulübünün birleşmesiyle kuruldu. Amacımız, motosiklet kullanıcılarıyla kamu kurumları arasında güvene dayalı bir köprü kurmaktı. Bugüne kadar birçok proje yaptık. Motorcu dostu bariyerlerin hayata geçmesinde çok önemli bir rol oynadık. Avrasya Tüneli’nin motosikletçilerin kullanımına açılmasını sağladık. Trafik güvenliği kampanyaları düzenledik, köprü geçiş adaleti çalışmaları yaptık, Karnaval Radyoları’nda farkındalık spotları yayınlattık, belgesel yapımlarıyla motosiklet kültürünün görünürlüğünü artırdık gibi.
Tüm bu eylemlerle ne gibi sonuçlar elde ettiniz?
Kan bağışı kampanyaları düzenledik, çocuk istismarı düzenlemelerine karşı motosikletli protestolar yaptık. Milli günlerde çok büyük kortejler düzenledik, 30 Ağustos, 19 Mayıs gibi günlerde binlerce motosikletliyle anma ve kutlama etkinlikleri düzenledik. Ulaştırma Bakanlığı ile Avrasya Tüneli geçişleri ve yol güvenliği üzerine görüşmeler yaptık ve motosikletçilerin kullanımına açılmasını sağladık. AFAD’la da görüşme halindeyiz.
Peki tüm bu emeğe karşılık alabildiniz mi? Özellikle medyadan?
“Şeytan İcadı” adında uzun metrajlı bir film yaptık. Bu yapım, örneğin motosikletin ilham veren gücünü ve motosikletçi dostluğunu anlatıyor. Motosikletin sadece bir araç değil, yaşam biçimi ve stratejik mobilite unsuru olduğunu savunduk bu filmle.
Sizce serserilik ile özgürlüğü ayıran nedir? Çünkü motor kullanmak bu toplumda bir serseri hareketi ya da güvenliği son derece zayıf bir ulaşım aracı olarak algılanıyor.
Benim için serserilik ile özgürlük arasındaki çizgi, niyet ve sorumluluktur. Özgürlük, başkasının hakkına saygı duyarak kendi yolunu çizebilmektir; serserilik ise başkalarının güvenliğini hiçe saymaktır. Yıllardır motosikletçileri “serseri” gibi gösteren bir algı var. Ama gerçek şu ki, trafikte en yüksek disipline sahip olanlar biziz. Çünkü bir hatanın bedelini en ağır biz öderiz. Bizim özgürlüğümüz, başkasının canına duyduğumuz saygıyla güçlenir.
Toplumun baş edemediği konuları bir motosiklet figürü üzerinden anlatmaya nasıl karar verdiniz?
Motosiklet, hayatın çıplak yüzüdür: Hız, Risk, Denge, Cesaret… Toplumsal sorunları motosiklet üzerinden anlatmamın sebebi, insanların bunu daha sahici, daha çarpıcı şekilde hissetmesiydi. Toplumun konuşmaktan kaçtığı konuları, motosiklet figürüyle görünür kılmak hem güçlü bir metafor hem de etkili bir farkındalık aracıdır. Çünkü motosiklet hem özgürlüğü hem de kırılganlığı en sert biçimde birleştiren bir semboldür.
Motosiklet sizce güvenli bir yolculuk aracı mı?
Motosiklet, doğru eğitim ve doğru bilinçle son derece güvenli bir ulaşım aracıdır. Asıl tehlike motosiklette değil; ihmalkârlıkta. Motosiklet seni her an diri tutar, reflekslerini geliştirir, yolu okumayı öğretir. Kendi kendine ayakta duramayan bir araç, aynı bir bebek gibidir. Tüm sorumlulukları, kullanan kişidedir. Ekipmanını doğru kullandığında, riskleri yönetmeyi öğrendiğinde motosiklet aslında sorumluluk duygusunu güçlendiren bir araçtır. Tehlikesiz yan dediğimiz şey de budur: Motosiklet, seni dikkate ve farkındalığa zorlayarak güvende tutar.
Kadın cinayetlerine yönelik bir farkındalık projeniz var mı?
Var ve üstelik sadece bir proje değil; Türkiye’de bu konuda motosiklet camiasını harekete geçiren öncü oluşumu biz başlattık. Türkiye Motosiklet Platformu olarak “Çocuk ve Kadın İstismarına Karşı Motorcular Hareketinin” kurucusuyuz. Bu ülkenin en duyarlı topluluklarından biri motosikletçilerdir. Biz ses çıkarmadığımızda kimse çıkarmıyor. Bugün yüzlerce motosikletli kortejde, etkinlikte ve sosyal kampanyada bu konuyu sahipleniyorsak, bu hareketin temelinde yıllar önce attığımız o ilk adım var.
Kadınlar değil sadece insanın canı güvende değil; bir motosiklet oluşumu, bunun için neler kurgular?
Bizim için mesele kadın–erkek değil; insan hayatının kutsallığı. Türkiye Motosiklet Platformu olarak insan hayatını korumaya yönelik pek çok yaratıcı proje üretme gücüne sahibiz: Motosiklet topluluğu, dayanışmanın en güçlü olduğu topluluklardan biridir. Biz bir konuda harekete geçtiğimizde sadece mesaj vermeyiz, toplumu da harekete geçiririz. Toplumsal şiddete karşı binlerce motosikletlinin katıldığı kortejler, güvenli yaşam ve farkındalık odaklı eğitim programları, gençlere ilham olacak hikâye ve belgesel projeleri, belediyelerle ortak güvenli yaşam alanları, şiddet mağdurlarına destek mekanizmalarını anlatan kamusal içerikler…
Özsoy’un liderliğinde platform, şehrimizde ve ülkemizde motosikletin hem kültürel hem de altyapısal olarak daha güvenli ve saygın bir konuma gelmesi için her geçen gün adını daha çok duyuruyor.
Ali Güven, 1987’den bu yana gazetecilik yapan, motosiklet tutkusu ile tanınan bir yazar ve öğretim görevlisi. Şu anda tv100’de motosiklet ve seyahat üzerine yazılar kaleme alırken aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde televizyon haberciliği dersleri veriyor. Hem deneyimli bir gazeteci hem de motosiklet kültürünün Türkiye’deki önemli kalemlerinden biri olarak öne çıkan Ali Güven’in yazıları da birer manifestoya dönüşmüş durumda. Motosiklet dünyasını sadece teknik yönleriyle değil, toplumsal ve kültürel boyutlarıyla da aktaran Güven’in motosiklet dünyasını yakından ilgilendiren konu başlıklarını tıpkı kendi yaşam biçimi gibi pratik bir dille aktarması, onun sektör duayenleri tarafından da büyük bir hayranlıkla takip edilmesini sağlıyor. Bu yüzden bugün, bu sayfama ilham katan isimlerden biri oldu kendisi.
Özgürlük
“Motosikletin, sadece bir araç değil; kendi yolunu seçme cesareti olduğunu dile getiriyor. Ya da 2 tekerlek, bireyin bağımsızlığını simgeler.” diyor. Yol, varış noktasından çok daha fazlasıdır aslında ve her kilometre bir hikâyeye dönüşmüş onun zihninde.
Sorumluluk
“Motosiklet tutkusu, güvenlik bilinciyle anlam kazanır. Kask, reflektör ve dikkatli sürüş, özgürlüğün bedelini güvenceye alır. Trafikte görünür olmak, motosikletlinin en büyük sorumluluğudur.”
Dayanışma
“Motosikletliler, afetlerde ve zor zamanlarda bir anda hayat kurtaran habercilere dönüşür. Dar sokaklarda, ulaşılmaz noktalarda motosikletliler toplumun hızlı refleksi olur. Dayanışma kültürü, motosiklet topluluğunun en güçlü yanıdır.”
Motosiklet endüstrisi, hızla değişen teknolojilerle yeni bir kültür yarattı kuşkusuz. Elektrikli modeller artık bir seçenek değil, bir zorunluluk haline geldi. Geleceğin motosikleti sessiz, çevreci ve daha kapsayıcı olacak gibi görünüyor. Tüm bu başlıklar, Ali Güven’in makalelerinden alıntıladığım manifesto başlıkları. Şimdi kendisine bu bilgiler ışığında motosiklet kullanımının yanlış algısını onarmaya hizmet eden birkaç soru daha sordum.
Bir gazeteci olarak sizce motosiklet kullanmak serserilikten mi ileri geliyor? Dört tekerleklinin suyu mu çıktı?
Motosiklet benim hobilerimden biridir. Nasıl dağcılar tırmanıyorsa, bisikletçiler şehir şehir geziyorsa, yelkenciler yelken açıyorsa, briçciler toplanıp keyifli zamanlar geçiriyorsa, ben de öyleyim. Canım istedikçe motosiklete biniyorum. Onların yaptıkları ne kadar serserilikse, benim motosiklete binmem de o kadar serserilik. Şaka bir yana ne dört tekerleklilerin suyu çıktı ne de iki tekerleklilerin. Yeter ki her şey yapılması gerektiği gibi yapılsın. Motosiklet, Ege’nin köylerinde insanları tarlasına bahçesine götürür, şehirlerde beklediğiniz paketleri kapınıza getirir, polisleri trafiği açmaya yöneltir. Yaşamın içinden bir araçtır motosiklet. Benim gibi pek çok insanın da hobisidir. Motosiklet serserilik değildir…
Kaç yaşınızdan beri motor kullanıyorsunuz ve hiç unutmadığınız bir anınız var mı yolda?
Lise sona kadar kasabada büyüdüm ben. Kendimi bildim bileli iki tekere binerim. İlk motosikletim daha doğrusu mobiletimi 11 yaşında almıştı babam. Kasabada ormancıların, sünnetçilerin, berberlerin Jawa motosikletleri vardı. Ama benim yaşıtlarımda kimsede motorlu iki teker yoktu. Kasabamızdan geçerken arızalanan bir mobileti, sahibi götüremeyince satmak istedi. Babam çok istediğimi biliyordu. Sağ olsun beni kırmadı. Benimle yaşıttı, bisiklet tipi selesinin altında, 3 litrelik benzin deposu vardı. O gün o turuncu renkli mobilet, 3 bin liraya benim oldu. Bisikletten motosiklete geçtiğim o gün, unutamadığım yüzlerce hatıranın da başladığı gündür.
Bugüne kadar kimselerin bilmediği rotalar keşfetme şansınız oldu mu?
Rota keşfetme konusunda hiç iddialı değilim. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim. İnsan farkında olmadan rotasından çıktığı zaman, yani kaybolduğu zaman, en güzel rotayı buluyor. Ben iki defa kayboldum. Birisi ara yollardan Pamukova’ya gideyim derken, sisin içinde taşlı topraklı yollarda kayboldum. Sis aralandığında, biranda Kartepe’nin zirvesindeki tv vericisinin dibinde buldum kendimi. Geri dönerken Kuzu Yaylası’nın güzelliğini farkettim. Yıllar önce de Göynük’ün köylerinden Abant’a giderken kayboldum. Gece epey zorluk çektim. Ertesi gün Abant dönüşü Sünnet Gölü’nü, Çubuk Gölü’nü ve Balık Dede’nin çamların içindeki tahta alabalık restoranını keşfettim.
Motor kullanmanın sakıncası nedir? Sonuçta dünyanın en iyi motor kullanıcısı da olsanız başkasının hatasını nasıl bertaraf edebilirsiniz ki?
2000’li yılların başıydı. NTV televizyonunda istihabarat şefiydim. Şöyle bir haber yapmıştık: Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde eşiyle birlikte vitrinlere bakan İranlı kadın turistin başına, Vakko Mağazası’nın ikinci katındaki beton saksı düşmüştü. Zavallı kadın oracıkta hayatını kaybetmişti. Haklısınız dünyanın en iyi motosiklet sürücüsü de olsanız başkasının hatasına engel olamazsınız. Sadece riskleri azaltabilirsiniz. Motosiklet sürerken hem kendi hayatınızı hem başkasının hayatını tehlikeye atmamalısınız. Yollarda başkasının yapabileceği hataları da hesap etmeniz gerekir. Motosiklete tehlikeli diyorlar, haklılar ama şoförü uyuyan veya aşırı hız yapan bir otobüs kadar değil.
Türkiye coğrafi olarak motorcular için elverişli mi?
Türkiye, motosiklet gezginleri için dünyanın en güzel coğrafyalarından biridir. Yazın Karadeniz’den Kars’a, Tunceli’den Diyarbakır’a, kışın İzmir’den Samandağı’na kadar karış karış gezebileceğiniz bir ülkedir Türkiye. Aradığınız her güzelliği yılın 12 ayı bulabilirsiniz burada.
Akademisyen, Gazeteci ve Toplum Farkındalığı gibi konularda öncü isimlerden sonra bir de iş dünyasından önemli bir figüre sormak istedim. Acito Mobilite AŞ. Ticari Lideri İlker İyicik yoğun temposuna rağmen bizi kırmadı ve cevapladı.
İlker İyicik, Endüstri Mühendisliği eğitimi ardından İşletme Yüksek Lisansını yaptı. Motosiklet sektöründe 25 yılını Beldeyama A.Ş. Yamaha Motor Türkiye, Borusan Otomotiv, Doğan Trend Otomotiv ve Ford Otosan gibi şirketlerde yöneticilik yaparak doldurdu. Halen Actio A.Ş.’de Ticari Lider görevini yürüten İlker İyicik, aynı zamanda temel ve güvenli sürüş teknikleri konusunda uzmanlığı olan ve motosiklet tutkusunu iş deneyimine yansıtan bir profesyonel.
İlker Bey kaç yaşınızdan beri motor kullanıyorsunuz? Sizi bu yolculuğa ne itti?
Ben motosiklet kullanmaya ortaokulda arkadaşımın Mobylette Enduro’sunu, lisede ise yine yakın bir arkadaşımın Doğu Alman üretimi MZ150 motorunu kullanarak başladım. İlk motosikletimi 1997 yılında üniversiteden mezun olup ilk işe girdiğimde aldım, bir Kawasaki KLR 250. O günden beri motosiklet hayatımın parçası 2000 yılından da çok şükür işim oldu; yirmi beş yıldır hobimi işe çevirmeyi başardım.
Sizce motorcular serseri mi?
Motorcular serserimi sorusu aslında biraz abes bence. Nasıl insanların iyisi, kötüsü, bazen de serserisi oluyorsa motosikletçiler içinde böyle bir dağılım mümkün. Bence, motosikletçiler serseri ruhlu mu diye sorsak daha doğru sanki. Motosiklet özgürlüktür, doğadır, rüzgardır, dağlardır, köylerdir, denizdir… Motosiklet ile yolda olmak bile bir isyandır bence… Şehirden, kalabalıktan, kaos dan kaçmak için sürüyoruz çoğu zaman motorlarımızı… Günümüz toplumunda ve hele ki sosyal çürümenin ayyuka çıktığı son yıllarda evet biz serseri ruhluyuz.
Bir şehri diğer şehre bağlayan ana hattınız motor gibi görünüyor, uçak yolculuklarından sıkılmıyor musunuz?
Motosiklet şehir içinde bir ulaşım aracı çoğumuz için, hele ki İstanbul gibi bir metropolde. Motosiklet ise seyahat kısmına gelince ise konu yol almaktan çok yolda olmaya kayıyor. Motosiklet sürmek bir yere ulaşmak değil, yolu yaşamak, molalarda sohbet etmek, merak ettiğin bir yola girmek, bazen bir köy kahvesinde, bazen bir çeşme başında soluklanmak…

Bir ürünün yaratımına sevdalanacak kadar bu dünyanın içindesiniz, sizce motosiklet güvenilir mi? Bir başkasının dikkatsizliği sizi etkilemiyor mu?
Motosiklet güvenli mi sorusunun net yanıtı, hayır değil. Motosikleti ve motosikletli bir yaşamı güvenli hale getirecek unsur insan, yani biz sürücüleriz. İki teker üzerinde maalesef diğer araçlara göre çok daha korumasızız, görünmüyoruz, dikkat edilmiyoruz, tüm bunlara karşı önlem alacak biziz. Bu yüzden motosiklet hayatı ve sürüş çok özel bir disiplindir. Her seviyede kendimizi ruhen ve bedenen zinde tutmak, yolda karşımıza çıkan tüm riskleri öngörerek ve önlem alarak sürmek zorundayız. Bunun da tek bir şartı var eğitim.
Toplumsal afet ya da olağan üstü kazalarda bir yardım ekibinin motorlu olmasının katkılarını değerlendirir misiniz?
Afet durumlarında motosiklet en önemli ulaşım ve lojistik araçlarından biridir. Bu yüzden özellikle deprem riski yüksek olan ülkemizde bu konuda mutlaka belirli planlar yapılmalı, lojistik merkezleri ve buralara hizmet edecek tam zamanlı veya gönüllü ekipler hazırlanarak afet dönemlerinde zararı ve kaybı en aza indirilmesi üzerine hareket edilmelidir.
Kaç yaşına kadar motosiklet sürmeyi planlıyorsunuz?
Sağlığım ve gücüm el verdiğince motosikletli hayatımı sürdürmek üzere niyetliyim. Cennet ülkemizde daha görülecek, gezilecek çok yer var.
Kapak Fotoğrafı: Asil Özbay
İlginizi çekebilir: Sümeyra Gümrah’tan FIM Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası

Duygu Yılmaz 
















Aile Tadında
İlk yorumu siz yazın!