Bu röportajın odağı çok zevkli ama bir o kadar da zorlu, sabır gerektiren bir hobi alanı: Amigurumi. Amigurumiye yıllardır gönül veren Esengül Toğan (BD_HOOK) bizimle Amigurumi nedir, ne değildir, nasıl yapılır başta olmak üzere zamanla işe dönüştürdüğü hobisiyle olan serüvenini anlattı…

_Biraz tanıyabilir miyiz sizi? Basitçe amigurumi nedir?

İsmim Esengül Toğan. 1990 doğumlu, 7 yıllık evli bir ev hanımıyım. Gönül isterdi ki üniversite bitirdim ve şu an doktora tezimle uğraşıyorum demeyi; lakin veteriner teknikerliği 1. sınıftan terkim. İstanbul gibi bir karmaşanın içinden sıyrılıp iki yıl gibi kısa bir süre çiftlik hayatında bildiğiniz Heidi tadında bir yaşam sürdüm, ’’Sen yapamazsın!’’ diyenlere inat. İnatçı kişilik işte; her daim kendini gösteriyor…

Özüyle amigurumi; sıkiğne tekniği ve dolgu malzemesi kullanılarak elde edilen figürlerin genel adı. Japon kökenli bir sanat. Genel anlamda bir yanılgı var tabii; eğer başladığınız çalışma sık iğne ya da genel amigurumi terimlerinden farklı yolda ilerliyorsa, trabzan vs.; ona amigurumi değil de örgü oyuncak diyoruz. Amigurumi her ne kadar Japon kökenli olsa da; Ruslar onlardan söküp almış. Ciddi anlamda komplike detaylar ve ince işçilikleri var. Bunun bir etkisi var mı bilmiyorum ama bazı mesajlarda üzerine basa basa Rus kökenli olup olmadığım soruluyor.

_Çocuğunuz için sağlıklı oyuncak yapma hayaliyle yola çıkmışsınız. Yaptığınız ilk figür neydi? Daha önce örgüyle vs. pek alakası olmayan biriyken bu işi önce hobiye sonra işe dökmeniz nasıl gerçekleşti, bir kırılma oldu mu süreçte? İkinci olarak da, daha çok çocuklara ve ebeveynlerine yönelik olmaktan çıkıp yetişkinlere hitap etmeye nasıl başladınız?

Evet çok doğru. Konunun tam merkez noktası kızım… Yeni annelik bocalamasından kurtulup ona daha verimli yakalaşabilmek adına bu hobiye başladım…. İlk figür; internette “free” olarak tabir ettiğimiz (tasarımcının kendi hür iradesiyle piyasaya sunulmuş ücretsiz tarif) tariflerden bir tavşandı. Maceram başlayalı 2-3 yıl gibi bir süre oldu.Bu tarifler ikinci, üçüncü oyuncaktan sonra zevk vermemeye başladı. Bırakmak istedim ama başaramadım. Amigurumi ciddi anlamda bağımlılık yapan bir hobi. Kurtulmak için buradan yetikililere seslenmek lazım mı bilemiyorum? Ücretli ya da ücretsiz tarifle ortaya çıkardığım her iş birer kopya olacaktı. O kadar emek verdikten sonra bunu devam ettirmenin bir mantığı olamazdı. Ortaya bir emek çıkacaksa yüzde yüz benim olmalıydı ve tabii yaptığım yorumlara dahi teşekkürü çok gören insanlardı onlar… ‘’Seni yeneceğim İstanbul’’ klişesine çok benziyor. Kırılma noktam buydu.

Piyasayı araştırmaya başladım. Ciddi bir kitle vardı ve hep çocuklara yönelikti. Aradan sıyrılmak istiyorsam yapılmayanı yapmalıydım. Bu yolculuğa bir para beklentisiyle çıkmadım. Beni mutlu edecek tarzda örmeye başladım. Yalnız hâlâ hobi olarak bakıyordum. Tim Burton’ın Corpse Bride stop motion çalışmasını izlerken; eşim “Neden bunu yapmıyorsun?’” dedi ve ekledi: “Gerçi yapamazsın ki.” O inatla yaptım tabii.

Örmekle bitmedi. Paylaştığım an bir kısım çok şaşırtıcı bulsa da genel olarak ağır eleştirilere maruz kaldım. Yılmadım ve örmeye devam ettim. Yurt dışı tarif odaklı çalıştığım dönemde popo kısmı açık bir poker kız ördüm. Yılbaşı döneminde ördüğüm bir çalışmaydı. Instagram’da yayınladığım an; beni tanımadan, ahlaki değerlerime kadar dil uzatan bir hanım oldu. Olayın geneline baksa durumu çözecek fakat bir noktaya takılı kalmış. O gün Instagram bio’mu değiştirip ‘’yetişkin gurumicisi’’ olarak düzenledim.

_Sanırım eskiden Etsy’den sipariş alıyormuşsunuz ama şu sıralar almıyorsunuz değil mi? Kendinize ait bir koleksiyon hazırlayacağınızı söylemişsiniz bir süre önce, o nasıl eserlerden oluşuyor, devam ediyor mu? 

Etsy’de bitmiş ürün değil de, pdf dosyası halinde tarif satışı yapıyordum. Bu sayede insanlarla minimum düzeyde diyalogum olacak ve stres katsayım artmayacaktı. Paypal Türkiye’de kapatıldıktan sonra farklı bir ödeme aracını denemeye zamanım kalmadı. Bu sebeple dondurma kararı aldım. 2 gün önce de tekrar Etsy’de aktif duruma geçtim sayenizde. Tarif satışım devam ediyor.

Şu sıralar sipariş almıyorum. Daha önceden söz verdiklerimi yetiştirmeye çalışıyorum. Son iki adet kaldı…Evet bir koleksiyon oluşturma niyetindeyim ve bir an önce zamanı gelsin diye çabalıyorum. Tabii bu süreç zarfında Etsy dükkanımla orantılı gitmeyi planlıyorum.

Oluşturmayı hedeflediğim koleksiyonun genelinde Tim Burton çalışmaları ve gotik tarz ağırlıklı işler olacak. Başkalarının tabiriyle ‘’korkunç, ürkünç’; benim tabirimle ‘’zevkin örgü hali’’. Hedeflediğim noktaya ulaştığımda zaman bana ne gösterecek, bir fuar maceram olur mu tam kestiremiyorum. Yaşayıp hep beraber göreceğiz.

_Ben soruları hazırlarken Instagram’da en son paylaştığınız Gandalf- ki çok tatlı olmuş- en son çalışmanız mı? Yaptıklarınızın arasından seçerek mi paylaşıyorsunuz hesaplarınızda?

Gandalf son çalışmam. İlk defa insan yüzü baz alarak yaptığım; 3 aylık bir yorgunluğun meyvesi  de diyebiliriz. Bu arada surat kısmı sadece 5 cm.

_Gerçek hayattan portreler de yapıyorsunuz ama onlara nazaran sizi nasıl daha çok heyecanlandırıyor Tim Burton’un karakterleri gibi hayali karakterler? Özgün “pattern”larınızı üretirken ilk olarak nasıl başlıyorsunuz? 

Portre çalışmaktan hoşlanmıyorum. Tanımadığım birinin karakterini yapmak beni heyecanlandırmıyor… Sadece sipariş veren kişi memnun olacak, çok bencilce. Ben adil olanı seviyorum. Heyecan duyduğum bir iş karşıma çıkınca kalbim göğüs kafesimden çıkacak gibi oluyor.  Bir sanatçının elinde yoğrulan figürler, onları ördüğümde sanki ruhlarıyla beraber yanı başımda oluyor.Bu nedenle dijital animasyon değil de, stop-motion olanlar bana ayrı bir zevk veriyor. İllüstrasyon üzerinden çalıştığım işler de yok değil; İzmir’de bir kahve dükkanının logosu gibi.

İlk olarak örmeye başlayacağım karakteri seçiyorum. Fotoğraflarını detaylı olarak inceleyip; kağıtta kabaca çizimini yapıyorum. Sonrasında bir merdiven imgeliyorum zihnimde. Asıl amacım kendimi tekrarlamamak ve insanları şaşırtmak…Bunları ilk sıraya yerleştiriyorum.

Yukarı çıktıkça detaylar sıralanıyor basamaklarda, en zorlarını en üstlere yerleştiriyorum; eğer yere çakılmadan tırmanmayı başarabilmişsem o hazzın tarifi yok. Yoksa herkes herşeyi örebilir, önemli olan sizin o örgüye kendinizden ne katacağınızdır.

_Şu an çalıştığınız karakterden bahseder misiniz?

Bir balık… Eşimin arkadaşının isteği üzerine bir “beta splendens” (kavgacı siyam balığı) öreceğim.

_Sanırım fiyatlar ve siparişlere dair yanlış algılar ya da tariflerinizin çalınması gibi sorunlar var… Şu sıralarda da tariflerinizi sunmaya devam ediyorsunuz sanırım?

Maalesef insanımızda çok ilginç bir bakış açısı var; hem en kalitelisi olsun, hem kişiye özel olsun, hem de uygun fiyatlı olsun; tabii çok çok da ayrıntılı olsun. Sipariş almayı durdurduğum için şu an hobimden bir gelirim yok. Bu sebeple tariflerimi tekrar satışa çıkardım komik rakamlarla… Bu arada en kolay tarifim iki ayda oluşuyor. Tarif satışı yapmama rağmen; tariflere çok sıcak bakan biri değilim ve insanları körelttiğini düşünüyorum. Sizi kalıba sokup özgürlüğünüzü kısıtlar, bir başkasından komut almayı kabul etmiş biri yapar. İlla ki tarifle örmek istiyorlarsa; tarifi almadan önce “Bu bana daha fazla ne katabilir, fazladan ne öğretebilir’’ diyerek bakmalılar. Mesela benim tariflerimden korkuyorlar, neden bilmiyorum. Halbuki aldıklarında genel yapıyı tamamlayamasalar bile kendilerini geliştirebilecekleri kanısındayım, aldıkları tarifin detaylarına ve zorluğuna bağlı olarak değişse de bir hafta içerisinde rahatlıkla örebilirler birini.

_Amigurumide pek çok teknik var. Videolarınıza da göz attım youtubedaki. (Yeni videolar yüklemeyi düşünüyor musunuz?) Galiba bir eserde birden fazla tekniği bir araya getirmeniz gerekiyor? En çok kullandığınız teknikten biraz bahseder misiniz?

Kesinlikle Youtube konusunda bir yenilik olacak. İki yıl önce blog dönemimde açıp bir iki video ile kaderine terk ettiğim bir kanalım olduğu doğrudur. En çok uyguladığım hatta olmazsa olmazım iskelet yöntemi…..Ben bjd-ooak bebeklerin hayranıyım. Bjd-ooak bebekler polimerkille yapılmış; seramik bebekler diye de tabir ettiğimiz bebeklerdir. Materyal farkı olsa da her çalışmada oynar eklemleri örgüye uyarlamayı hedefliyorum.

_İp, şiş, keçe, ahşap, boya vs. gibi temel malzemelerinizin yanında karaktere özel eklemeleri yaparken değişik nesneler kullanıyorsunuz. Kesinlikle olmazsa olmaz alet edevatlarınız neler  – saydıklarım dışında? Sırasıyla hangi aşamalardan geçiyor ve en zoru hangisi?Eklemleriyle hareket etmeleri de çok enteresan…

Sanırım en büyük yardımcılarım sırasıyla; tekstil cımbızı, maskeleme bandı ve olta misinası.

İnsan anatomisinden örnek verecek olursak; önce iskeleti saran ten kısmını örüyorum (elbise altında görülmeyecek dahi olsa), telden bir iskelet sistemi oluşturup içine yerleştiriyorum, dolgu malzemesiyle dolduruyorum, çalışmanın yüzde seksenlik kısmı surat oluşturmak. En zoru da bu… sadece örmek yetmiyor. İplik zor bir materyal… Özellikle örüp doldurduktan sonra daha sert bir yapı karşınıza çıkıyor. Bir kere örünce eğer ayrıntıları oturtmayı başaramazsanız elinizde çöpten başka bir şey olmuyor. Benim gibi her çalışma bir öncekinden apayrı ilerliyorsa istediğiniz kadar tarif yazmış olun boş… Bunu da tekrar ve tekrar deneyerek aşabiliyorsunuz.

_Sanatçı olarak adlandırılmanızı sevmiyorsunuz, yaptığınızı sanat olarak düşünen çok insan olsa da… 

Sanat- sanatçı lafı…İnsanın omuzlarına koca bir kaya koymaktan farksız bence. Sanatçı; benim için bir işin zirvesi ve pişmiş ruh halidir. Ben örgücü yamağı olmayı tercih ediyorum. Çünkü yamak, çırak her zaman kendini geliştirmek için uğraşan bir ruh halindedir. Elimizde hayal gücüyle çok değişik formlara sokulabilecek bir materyal varken o yumaklara haksızlık etmiş oluruz. Bu bakış açısını baz alsam da; tam tersi durumlar da olabiliyor tabii… Aşağılardan iç benlikten sesler yükseliyor bazen….Beşeriyiz sonuçta. O an Pinterest’in kollarına atıyorum kendimi… Arama kısmına’’ crochet art- artist’’ yazınca bir anda gördüklerim karşısında nutkum tutuluyor ve kendimi galaksideki bir toz zerresi gibi hissediyorum! Patlamaya hazırlanan egoyu bastırmaya birebir.

Amigurumi sanki hobi olması için fazla zor gibi… Sanırım bu nedenle atölye taleplerine de karşılık veremiyormuşsunuz…

Atölye taleplerine karşılık vermememdeki en büyük etken kızım. Onunla dolu dolu bir çocukluk dönemi geçirmek istiyorum. Diğer etkense stres faktöründen ve insanlarla uğraşmaktan hoşlanmayışım.Tabii workshoplarda “kısa zamanda ortaya bir şey çıkarma” mantığı da bana aykırı.

_”Bd hook”un anlamı ne? Bd sanırım Bereniçemin Dünyası… Hook da kanca mı? :)

“Bereniçemin Dünyası”  ilk ismimdi. Beren kızımın adı. Sonrasında Türkçe karakterler zorluk çıkarmasın diye yeni bir ad gerekti. Biz de ortaya karışık bir şeyler olsun dedik. “Bereniçemin Dünyası” yolculuğumun başlangıcıydı, vazgeçemezdim. “BD HOOK” da karar kıldık; ama Türkçe karşılığını çok da hesaba katmamışım görüyorum ki…

_Kızınız dolayısıyla evde boş vakitlerinizde çalışıyorsunuz sanırım… Bir atölyeniz olsa ne fark ederdi sizce? Kızınız eminim çok tatlıdır :) Çalışmalarınıza bakış açısı nasıl?

Evimin içinde büyük bir hobi odam var; her ne kadar ben o odanın sadece bir köşesini mesken tutmuş olsam da. Benim tarzım atölyede çalışılıp ortaya konabilecek bir tarz değil; daha doğrusu benim ruh halim buna müsait değil. Bazen haftalarca örmüyorum, bazen de tam tersi günlerce deli gibi örüyorum. İlham perisiyle genel anlamda inişli-çıkışlı sürüncemeli bir ilişkimiz var… Bir ev dışı atölyem olsaydı sanırım bir tık daha fazla disiplinli çalışabilirdim. O da atölye kirasını ödeyebilmek için. Kızım adına teşekkür ederim. Çalışmalarımı onun uyku saatlerine göre düzenliyorum. Odamdaki rengarenk iplere bayılıyor. Dokunmasına, onlarla oyun oynamasına kesinlikle karışmıyorum. Bütün eşyalarımı sevip tekrar yerine kaldırıyor.Onlarla iç içe büyüyor.Onun yanında örmek zorunda kaldığım durumlarda eline bir tığ ve yumak veriyorum. Çekirdekten birini yetiştirmek lazım tabii ki. Her yaptığım çalışmayı kendisinin sanıyor. Ölü gelin Emily’e prenses diyor. İlk dayanıklılık testinden o sorumlu; kalite kontrolcüm benim. Onun elinden sağlam çıkıyorsa; sahibine kargoluyorum.

_Hayalimde bir marka tanımı var demişsiniz, bunu biraz daha anlatabilir misiniz?

Benim için marka sadece bir isimden ibaret olmamalı, isim piramitin en alt noktasıdır. Ortaya koyduğunuz ve başardığınız her iş piramitin sağlam bir şekilde yükselip oluşmasına olanak sağlamalıdır. Genele bakacak olursak, içinde bulunduğum süreç bu tanımın altını doldurmaya yönelik… İnsanlar adımı yazmadığım halde bir çalışmanın bana ait olduğunu, detaylarından fark ettiği gün amacıma ulaşmış olacağım.

_Rekabet olduğu kadar dostluk da gördüm ben amigurumiciler arasında, hoşuma gitti. Sosyal medyada çok aktifsiniz hem alandaki diğer kişilerle hem de takipçilerinizle… 

Türkiye’de amigurumi kültürü genel olarak forum geleneğine dayalı. Bir grup kadının sanal ortamda bir araya gelip belirli bir süre zarfında ortaya çıkardığı ücretli tarif etkinliği. Silsile yoluyla bu sinerjik ortamdan çıkan; amigurumiyi Türkiye’ye yayan ciddi bir kesim var.O yüzden uzun yıllar sonucunda ciddi dostlukları var. Benimse hiçbir forum ya da kişi geçmişim yok. Tamamen kendi çabalarımla öğrendiğim bir süreç. Sağ olsun beni takip eden değerli insanlar da bu çabamın farkında. Karşılıklı saygı çerçevesinde ilişkilerimi yürütmeye özen gösteriyorum. Özel hayatımdan ve çalışmalarımdan kalan süre zarfında kendileriyle ilgilenmeye gayret ediyorum. İyi ki varlar :)

Çok keyifliydi…Çok teşekkür ederim!

BD Hook imzalı çalışmalara Etsy ve Instagram üzerinden ulaşabilirsiniz.

 

Amigurumi hakkındaki bu röportaj hoşunuza gittiyse ve farklı sanat dalları tanımayı seviyorsanız, thecellist’in yaprak sanatçısı Müge Kaya ile röportajını ya da origami sanatçısı Banu Balcı’yla röportajını da okumalısınız!

Görseller sanatçının izniyle kullanılmıştır.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?