Hafta içi yoğunluktan ertelenen programla, keşifler hafta sonuna kalıyor. E hal böyle olunca bende sizler için restoran ve cafe önerilerinden oluşan, birkaç bölümlük bir hafta sonu keşif programı hazırlayayım dedim. Günün motivasyonunu belki bu yazıda bulabilirsiniz!

İlk önerim, İstiklal Caddesi’nde yer alan Çiçek Pasajı‘nın hemen karşısındaki, Güney Palas Apartmanı’nın en üst katında bulunan, Mr. Cas Hotels. Ben iç tasarımına ve atmosferine bayılıyorum. Bar kısmının tasarımını merak edip sormamak mümkün değil, işte rüya bar tasarımının detayları; Venüs ve Adonis heykelleri heykeltraş Çağdaş Erçelik ve Vasilisa Chugunova tarafından yapılmış. Bar ve otelin geri kalan bütün alanlarının mimarı Erhan Sağır ve Kitchen-ist firması. Barın alt tarafındaki resimler de Venüs ve Adonis’in hikayelerinin anlatıldığı başka resimlermiş. Mr. Cas Hotels’in büyüleyici atmosferinin yanında yemek ve kokteyl menüsü mevcut.

Kuruçeşme hattında, Boğaz Köprüsü’nü karşınıza alarak deniz mahsüllerini farklı şekilde tatmak mı dedi biri? Öyleyse Kiss The Frog aranan adres. Beyaz şaraplı midye sizleri bir anlık da olsa Fransa’ya götürüyor. Diğer favorilerim ise karidesli, keçi peynirli, balkabaklı pizza. Trüf sevenlere müjde; arpa şehriyeli, trüflü karides bağımlılık yaratacak cinste ve ahtapot tandırı da denemeden kalkmayın! :)

Gün batımının keyfini kokteyl içerek çıkarmak isteyenler içinse önerim Monkey Bar.

Sultanahmet’i gezdikten sonra masalsı bir atmosferde hem yemek hem de bir şeyler içmek için Four Seasons Hotel Sultanahmet ideal bir adres. Bahçe kısmı gerçekten insanı masallarda gibi hissediyor. Bahçe kısmından sonra teras katını da deneyimlemelisiniz.

Rakıyla mezeler kadar iyi giden de manzaradır! Chilai Bebek bu sene en üst katını meyhane yaparak, rakı sevenlere güzel bir seçenek oluşturdu. Mezelerde vişneli yaprak sarma, ara sıcaklarda ise ciğer favorim.

Bir yanda Galata, bir yanda deniz manzarası, işte Georges Hotel‘in terası! Eşsiz manzarasına ise birbirinden lezzetli mezeler eşlik ediyor. Neredeyse menüdeki tüm mezeleri söyledik ve hepsinden memnun kaldık. Önceden hiç tatmadığımız füme et turşunu tattık. Ara sıcaklarda ise ızgara dilim kokoreç ve patates kızartması, yine olsa da yesem dedirtti. :)

Galata’nın tepesiyle paralel olmak isterseniz de Anemon Hotel’in en üst katında bulunan Firuzende Lokantası‘nı önerebilirim. Siz menüdeki lezzetleri tadarken fonda canlı piyano performansı sizlere eşlik ediyor.

The Allis at Soho House

Bazen ne yemek istediğinizi bilmezsiniz, açık bir büfe ararsınız ama her zaman da bulamazsınız. The Allis at Soho House, sizlere bahçe içinde birbirinden sağlıklı ve lezzetli seçenekleriyle bir açık büfe sunuyor.

Sushi benim için bir sevgi değil adeta bir tutku! Vadi İstanbul’daki İnari Omakase ,se sushi krizlerine birebir. Başlangıçta mısır ve karides tempura, daha sonrasında ise üstünde pırasa kıtırlarıyla acılı kuşkonmaz üzeri levrek ve karides… Geceyi ise kesinlikle hindistan cevizli parfeyle noktalamalısınız!

Ortaköy manzarasına karşı güzel bir akşam yemeği isteyenler, kesinlikle yolunu Ruby İstanbul‘a düşürmeli. Ördekli börek ve porçini mantarlı risottosunu denenmelisiniz.

Nişantaşı’nda bulunan Vi Coffee & Healthy Living, raw food hakkında merakı olanların kesinlikle gitmesi gereken bir mekan. Hem tatlıları hem de kahvaltı seçenekleri çok lezzetli ve sağlıklı. Sıklıkla vitrindeki tatlı seçenekleri değişiyor.

Bir Pazar günü İstanbul’un en iyi hamburgerlerinden yemek istiyorum diye düşündüğümde, adını çok duyduğum Grungye gitmek istemiştim ancak Grungy’yi başka bir güne bırakarak, Nişantaşı’ndaki Mühit’e çevirdik rotamızı. Hamburgerlerini çok sevdik hatta ikincileri sipariş ettik, üstüne de San Sebastian söylemeden edemedik.

İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den San Sebastian Cheesecake Nerede Yenir?

Günün her öğünü için farklı alternatifler sunan Gayrettepe’deki Petra Coffee’nin kahvaltı menüsü hem farklı hem iddialı. Buranın en sevdiğim özelliği, bilgisayarınızı alıp saatlerce çalışabiliyor olmanız. Yılbaşına özel kahve sunumlarını kaçırmayın derim.

Hafta sonu canınız meze ve rakı çekiyor ama sohbet etmelik mi, dans etmelik mi diye karar veremiyorsanız işte size favorilerim! Hem mezelerin hem de manzaranın tadına varmak istiyorsanız Arnavütköy mekanlarından Sur Balık ve O Maestros, Beyoğlu’nda bulunan Eleos önerilerim arasında. Sohbetin dibine vurup arka fondaki şarkılar sadece sizin muhabbetinize eşlik etsin diyorsanız da, o zaman Hayat Cihangir ama yok 80’ler ve 90’lar bu akşamımızı renklendirsin diyorsanız, o zaman Nişantaşı’nda bulunan Küçük Kulüp Meyhane‘ye gitmelisiniz.

İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den Yeni Nesil Meyhaneler

İstanbul dondurmacıları arasında iki favorim mevcut. Biri Yeniköy’deki Mua; çikolata ve çileğine hayranım, diğeri ise Nişantaşı’nda bulunan Dondurmaccım, karamelli dondurma sevmeyene bile kendini öyle bir sevdiriyor ki!

Hem kokteyl hem de Meksika mutfağı konusunda iddiali olan Los Altos var sırada. Gün batımını kaçırmamak için ideal olan bu mekana sırf Hibiscus kokteyli için bile gidilir!

Rooftop içinse 2018 yılında güzel havalarda tercihim Cihangir’deki 5. Kat oldu. Brunch’ları da manzarası kadar meşhur. Terasının yanı sıra 5. Kat’ın en sevilen özelliği içerideki kısmının tamamiyle vintage olması. Şarabınızı yudumlarken bir yandan Boğaz Köprüsü’nü izleyebilirsiniz, diğer yandan ise vintage eşyaların arasında anılarınızı tazeleyebilirsiniz.

Gerçek bir İtalyan restoranının lezzet eşiğine ulaştıran mekan Trattoria Serenzo. Gittiğinizde kesinlikle Linguini al Frutti di Mare denenmeli, İstanbul’da yediğim ve Da Mario’daki kadar sevdiğim deniz mahsüllü makarna, aynı zamanda mantarlı risottusu da bir o kadar başarılı. Başlangıç olarak da farklılık arayanlardansanız; capasante scallops yani istiridye kabuğunda fırınlanmış kum midyesini öneririm.

Akaretler günden güne daha da renklenirken bence son zamanlara damga vurup, lezzetli bir buluşma noktası haline gelen yer, İstanbul kokteyl mekanlarından Freya Akaretler. Zengin kokteyl ve yemek menüsü  ve arkada bulunan kocaman bahçesiyle keyifli bir lezzet turuna davet ediyor. Belli bir saatten sonra da özellikle hafta sonları DJ performansıyla karşılaşmanız mümkün.

Sushiye karşı önyargıları kıracak iki mekan var sırada; biri Nişantaşı’nda bulunan Tornado, Crunchy ve Crispy gibi favorilerimden olan Naomi. Diğeri ise Moda’da bulunan, Gyozasına ve Crunchy Bakudan Roll’una bayıldığım Ororo Sushi. İkisi de tüm önyargıları bir kenara bıraktırıp, aksine sizi kendine bağımlı yapacak nitelikte.

Alışveriş merkezi olarak favorim olan Zorlu Center’daki Vakkorama Cafe’de yemek ve tatlı molası alabilirsiniz. Mürekkep balıklı karidesli salatasına bayıldım. Yemekten sonra da bitter çikolatalı ekler harika gitti.

Dot Tiyatro’nun oyunlarını senelerdir severek izliyorum. Kanyon’da bulunan Dot’un oyunlarına kesinlikle göz atın derim. Hepsi birbirinden bağımsız ve etkileyici nitelikte. Oyun öncesi Suvla’ya uğrayıp keyifli bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Geniş şarap menüsü ve pizzaları oldukça birbirine lezzet konusunda uyumlu.

Nişantaşı’nda bulunan Kruvasan Nişantaşı’nın kruvasanlarına bayılırken, Moda’daki Brekkie Moda ise kruvasanları ve çeşitleriyle kendine Kruvasan kadar hayran bıraktı. Brekkie’deki favorim ise tatlı sevenler için Lotuslu Kruvasan, tuzlu sevenler içinse Chicken Salad.

Bazen kalabalıklardan sıkıldığınızda bir vapur havası en iyi terapi olabilir. Trafik çekmeden bir keşif isteyenlere adalar iyi gelecektir. Başka bir yazıda adaları uzun uzun anlatırım ama sizlere birkaç favorimi söyleyeyim. Burgazada’ya giderseniz Antigoni’de muhakkak deniz kenarı bir masada levrek marinin, karides güvecin tadına varın. İkinci tavsiyem ise Büyükada’daki Eskibağ koyunda bulunan Herman’ın Mutfağında gün batımını yakalamanız.

Eski bir İstanbul konağı, kim bilebilirdi ki seneler sonra İtalyan restoranı olacak ve içerisinde piyano ve kadeh tokuşturmalarının sesi birleşecek. Bu mekanın sanırım diğer yerlere göre daha kendi halinde oluşunu ve kendine has sessizliğini beğendim. Evet karşınızda Aida Vino e Cucina; diğer İtalyan lokantalarından menüsü bir tık daha marjinal. Gelelim asıl konuya; armut dilimi üzerine bal ise servis edilen keçi peyniri tempura hem sunumu hem lezzetiyle mekanın özgün çizgisini en doğru şekilde yansıtanlardan. Tabii ki benim vazgeçilmezim olan porçini mantarlı risotto ise oldukça başarılıydı.

Moda’dan devam edecek olursak, hem sohbet etmelik hem uzun uzun sohbet edip oturmalık bir yer arıyorsanız, Yer Moda bu kriterlere çok uygun. Moda kahvaltı mekanları arasında başarılı bulduğum mekanın ana yemek menüsü de bir o kadar çeşitli. Benim tercihim ise ızgara somon yanına kremalı ve sebzeli fettucine.

Bu sene fırsatını bulamadıysanız kesinlikle Bomontiada mekanlarında da vakit geçirin. Babylon’daki konserlere gidin, avlusunda kahvenizi alıp kitabınızı okuyun, ondan öncesinde de Ara Güler Müzesi’ni ziyaret edin. Bomontiada’daki favori mekanım ise Monochrome, menüsü diğer mekanlara göre daha geniş; ister hamburger yiyin ister somon ızgara.

Ben artık hediyeleri kıyafetten çok etkinlik olarak düşünüyorum. Son iki senedir ise arkadaşlarıma doğum günlerinde Masterpiece’ten workshoplar alıyorum. Hem birlikte keyifli vakitler geçiriyorum hem de anılar biriktiriyoruz.

Hafta sonu mekan keşfi listemin ilk bölümü  burada sonlanıyor. Umarım okurken keyif alıp listenize ekleyecek keşiflere rastlamışsınızdır! Şimdiden iyi keşifler :)

İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den İstanbul’da Yeni Açılan Mekanlar

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN