Uzun bir aradan sonra tekrar yazmak ne güzel!
En son yazımın üzerinden geçen zamanda epey keşiflerim oldu ve paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
Eylül birçoğumuz gibi benim de sanırım en sevdiğim ayların başında geliyor. Kesinlikle yaz insanı değilim ama sanırım hayatımın en güzel yazını geçirmiş olmamın mutluluğu ile artık yaz da gözüme girdi. Yine de hazır sonbahar gelmiş, yaz günleri mazi olurken, evlerimizde, battaniye altında kahvelerimizle geçireceğimiz zamanlar gelmişken umarım güz keyfinize keyif katacak bir yazı olur…

Bir Film: Contratiempo (The Invisible Guest / Gizli Tanık)

contratiempo1

2016 İspanyol yapımı film, son dakikasına kadar kafanızdan geçen her ihtimali boşa çıkararak sizi şaşırtacak çok başarılı bir polisiye olarak bu ay en beğendiğim film oldu.

Genç ve başarılı bir iş adamı olarak adını duyurmuş, Asya ile büyük ticari anlaşmalar yapmakta olan Adrian Dorian, özel hayatında kendisi de evli olan sevgilisi Laura ile kaçamak buluşmalar yapmaktadır. Bu buluşmalardan birinde öyle olaylar yaşanır, hikaye öyle yerlere gelir ki, gizemli bir şekilde kilitli bir otel odasında sevgilisi Laura’nın cesedi ile polise yakalanır ve cinayetle suçlanır. Güvendiği avukatı Felix’in yönlendirdiği “ipten adam alma”da uzman avukat Virginia Goodman ile buluşurlar ve film tam anlamıyla başlar… Olaylar tekrar tekrar, bambaşka hallerde seyircinin önüne gelir ve gerçek ile yalan birbiri içine girmiş kocaman bir bulmaca olur.

iZADx8mMFexMN7yiPLZwWWjgwH8

Son dakikasına kadar gerildiğim, bittiğindeyse etkisinden bir müddet çıkamadığım, kurgusu çok başarılı bir yapımdı. İspanyol sinemasından ilk tecrübem için bu filmi seçmemin ne kadar doğru bir tercih olduğunu; filmin yönetmeni Oriol Paulo’yu araştırdıkça daha iyi anladım. Gerilim, suç, korku türünde filmleri bulunan genç yönetmen kendi kitlesini oluşturmuş, İspanyol Sineması denilince akla gelen isimlerin başında yer alıyor.

Filmi daha fazla anlatıp her dakikasının hakkını veren başarılı senaryosuna ve kurgusuna haksızlık edip, ipucu vermek istemediğim için burada bitiriyor, kesinlikle izleyin diyorum. Şimdiden keyifli seyirler…

 

Bir Mekan: Bi’Kavanoz, Ankara

bikavanoz

Fotoğraf: cafebikavanoz.com

Pazar denince aklına harika bir kahvaltı sofrası gelen bir ben değilimdir sanırım. Evde yapılan kahvaltıların yeri ayrı olsa da ev sıcaklığında, tazeliğinde harika bir mekandan bahsedeceğim size, Bi’Kavanoz…

Uzun zaman önce eşimle Ankara’da en sevdiğim lokasyonların başında gelen Mutluket Mahallesi’nde dolaşırken görmüş, dışarıdan şirin görünümüne bayılmış, listeye almıştım. Bu arada yeri gelmişken bir not düşeyim; Mutlukent Mahallesi Ankara’daki son dönemde başarılı çıkışlarıyla adını duyurmuş birçok mekana ev sahipliği yapıyor, Coffee Craft Town (detaylı bahsettiğim yazıma buradan ulaşabilirsiniz.), Dear Pizza ve son keşfim Bi’Kavanoz gibi…

Bi’Kavanoz’a dönecek olursak; dışarıda bir yerlere gidelim değişiklik olsun ama sıcak, samimi de bir ortam olsun, huzurlu zaman geçirelim dediğinizde tercihlerinizin başında gelmeli dediğim bir mekan. Öncelikle soft ve zarif dekorasyonunu ve özellikle bahçesini çok beğendim. Müstakil evinizin bahçesine bir kahvaltısı sofrası kurduğunuzu düşünün; bahçedeki armut ağacının altında, önünüzde yemyeşil bir alan, çocuklarınızın güvenle oynayabileceği bir alan… İşte böylesi güzel bir ortamı asıl güzelleştiren ise kahvaltısının zenginliği, tazeliği ve tabii ki lezzeti…

bık

Fotoğraf: cafebikavanoz.com

Bi’Kavanoz; kahvaltı ile adını duyurmanın hakkını veriyor ve size her birinin tadı damağınızda kalacak tatlar sunuyor. Özellikle tazecik, anneanne eli değmiş gibi olan pişilerini ve incecik olmasına bayılarak yediğim pancakelerini kesinlikle denemelisiniz. .

Pazar günleri biraz kalabalık olsa da sağladığı huzur ortamını hiç kaybetmeyen çok tatlı bir mekan olmuş. Çocuklu aileler için Ankara’da hoş bir alternatif olmasının yanında ben de daha sakin bir günde tatlılarını da denemek için tekrar gideceğimden eminim.

Ankara’da keyifli ve lezzetli bir durak arayanlar için…

Adres: Mutlukent Mah., Mutlukent Sitesi, 1950. Sok. No: 8 Ümitköy/ Ankara

İletişim: 0312 236 36 07 (özellikle Pazar günleri için rezervasyon yaptırmanızı öneririm, biz şanslıydık rezervasyonsuz gittiğimizde yer bulduk ama bizden sonra gelip, ayakta kalanlar oldu.)

 

Bir Blog: Dünya Benim Evim

afrika-büyüsü

Fotoğraf: dunyabenimevim.net

Ağustos’ta keşfedip, Eylül ayı boyunca da çok büyük zevkle takip ettiğim @dunyabenimevim hesabı, İstanbul’da yaşarken eşiyle birlikte Avustralya Melbourne’e taşınan Öznur’un harika paylaşımları ile dolu. İnstagram hikayelerini kaçırmadığım, her postundan harika enerjisi ve gezdiği, gördüğü yerlerin güzelliği taşan Öznur, diğer gezi temalı hesaplardan farklı olarak, Avustralya’daki yaşama dair, gündelik pratiklere dair çok yararlı paylaşımlarda bulunuyor. Kendisi de çok pozitif olan Öznur’u her ne kadar instagram hesabından tanımış olsam da şu anda blogunun çok sıkı takipçisiyim. Sadece Avustralya’ya dair değil, gezdiği birçok yurt dışı ve yurt içi lokasyona dair tavsiyeleri ve tecrübelerini paylaştığı içerikleri ile kesinlikle takip edilesi.

Öznur’u vakit kaybetmeden takibe başlamanızı öneriyorum: http://dunyabenimevim.net/

 

Bir Keşif: Bir Kutu Kitap

Uzun süredir güne “bir yudum kitap”ın özenle seçilmiş, harika pasajları ile başlıyorum. Hala bilmeyeniniz varsa bir grup güzel insanın aklından, kalbinden çıkıp binlerce insan gibi benim de gönlümü fethetmiş harika bir girişim “bir yudum kitap”. İnternet sayfalarında, mail adresinizi listelerine kaydederek üye oluyorsunuz ve her sabah bambaşka yazarlardan, şairlerden, bazen naif dizelerle, bazen hırçın cümlelerle ama hep dopdolu metinlerle size ulaşıyorlar. Bir yudum kitap sayesinde tanıştığım birçok yazar, dergi ve kitap oldu şimdiye kadar. Tamamen ücretsiz olan bu girişime vakit kaybetmeden üye olmak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz hatta ve hatta her gün milyonlarca insana ulaşan bu hareketin bir parçası olarak gönüllü editörleri arasında da yer alabilirsiniz. Paylaşmaktan güzeli var mı bu dünyada; bilgiyi, güzel sözleri, cümleleri paylaşmaktan daha güzeli…

IMG_0768

Gelelim asıl beni kalbimden vurdukları noktaya… Bu güzel insanlar yaptıkları güzelliklere bir yenisini ekleyip “bir kutu kitap”ı sundular bize. Temmuz ayında tanıştığım “bir kutu kitap” basit olarak aylık kitap aboneliği olarak açılanabilir olsa da aslında arkasında kocaman bir ekip çalışması var. Bir yudum kitap; editörleri tarafından her ay birçok yayın evinden çıkan kitaplar okunarak, özenle seçilip üç kitaplık bir seçki ve yanında minik bir çok hediye ile okurları ile buluşuyor. Sanırım en güzel yanlarından biri de her ayın seçkisinde bir Türk yazarın, yeni yayımlanmış kitabını okurlara ulaştırıyorlar hem de yazarın imzası ile… Üstelik tüm bunları piyasa değerinin çoğu zaman üçte biri fiyatına sunuyorlar ki bu okumaya teşvik etmesi açısından bence çok anlamlı ve görüyorum ki çok başarılı… Sosyal medyada her ay abonelerinin çoğaldığını gördükçe mutlu olduğum bir kutu kitap’ın başlangıçta aylık abonesi iken şu anda üç aylık abonesiyim ve sanırım bir sonraki üç ayı beklemeden yıllık aboneliğe geçeceğim. Çalışma sistemleri ve daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

bir kutu kitap

Yazıma bir yudum kitap’ın ne anlamlıdır ki bu yazıyı yazdığım gün mailime gönderdiği satırları ile son veriyorum. Sevgiyle kalın…

“Günaydın. Okumak ne müthiş keşif. Olmayan, bazen olması mümkün olmayan dünyaları mümkün kılıyor aklımızda. Sonra, o dünyaların hisleri değiyor yüreklerimize. Thomas Mann, “Sözcükler birbiri ardına akıp giderken, bütün düşünceler yok oluyor ve insan istese de onları durduramıyor.” der. Düşünmek aklınızı sizi kemiriyorsa, okuyun sevgili okur. Yepyeni dünyaların kâşifi olun her sabah. Var olun.”

www.birkutukitap.com
http://www.biryudumkitap.com/index.html
http://cafebikavanoz.com/#gallery
http://dunyabenimevim.net/
http://www.imdb.com/title/tt4857264/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN