Bu sohbeti daha önce de iki kez röportaj yapma şansı bulduğum, “soran & anlatan” olarak iyi bir uyuma sahip olduğumuzu düşündüğüm, projelerini her zaman merakla takip edip sevdiğim piyanist Ayşedeniz Gökçin ile gerçekleştirdik. Ana konularımız yeni albümü “A Chopin Affair: Sonatas”, Chopin ve klasik müzik.

İyi okumalar diler, okurken bir yandan albümü dinlemenizi de öneririm!

_Sizinle 1 Şubat 2014 ve 23 Mayıs 2015’te GazeteBilkent’te yayımlanan iki ayrı röportaj yapmıştık. Üzerinden geçen 2.5 yıla şimdi baktığınızda nasıl bir değişim görüyorsunuz, kısaca nasıl değerlendirirsiniz?

Çok değişik bir zaman dilimiydi benim için. Öncelikle, Pink Floyd ve Nirvana albümlerimden nefes alıp biraz klasik köklerime dönmeye karar verdim. Öğrencilik yıllarımda çalıştığım eserlere yeni bir bakış açısı getirmeye çalıştım. Biraz da çevremde olup bitenleri içime çekip benim için nelerin öncelikli olduğuna karar vermeye çalıştım; hem sanat hem hayat konusunda. Bir de bu ay 30 yaşıma bastım,  kendimi çok daha özgür hissediyorum! :)

_“A Chopin Affair: Sonatas” albümünüz 2017’ye güle güle derken, 30 Aralık’ta piyasaya sürüldü. Chopin, çok etkilendiğiniz, sizi bu kariyere iten besteci olmuş; şu an için hangi bestenin size neler ifade ettiğini, nasıl bir hikayeyi kafanızda canlandırdığını anlatmışsınız ama acaba yedi yaşında, çocuk aklıyla kafanızda neler vardı Chopin’in eserlerini dinlerken veya çalarken?

Yapı olarak sessiz, ciddi ve utangaç bir çocuktum; konuşmak yerine duygularımı piyano ile dile getirmek bana daha kolay gelirdi. Chopin’in nostaljik ve melankolik müziği benim için bir nevi iletişim aracı olarak işlev görmeye başladı. Onun Si minör valsını, yedi yaşındayken, önceki yıl birinci olduğum, Türkiye için çok değerli, her daldan gençlerin ve çocukların katıldığı, jürisinde Hikmet Şimşek’in olduğu Rotary Harika Çocuk Yetenek Yarışması’nda çalacaktım. Hâlâ çok net hatırlıyorum; o kadar heyecanlıydım ki böyle büyük bir besteciyi sahnede o kadar insan önünde temsil edeceğim için… Hala o eseri dinlediğimde aynı hisleri yaşıyorum.

_Bir proje anlamında Chopin’e geri dönüşü uzun zamandır düşünüyor muydunuz?  Bunu bir bağı ifade etme, bir teşekkür borcu veya yıllar içinde nasıl evrildiğinizi merak etme olarak ifade edebiliriz sanırım, değil mi?

Hep klasik eğitim görüp sonrasında rock/klasik arası farklı projelere başlamıştım. Bunlara hâlâ devam ediyorum ama özüm hep klasiktir. Bu iki sonat, hem duygusal hem teknik olarak son derece zor ve onları kaydetmenin arşivime geçerek bana değer katacağını düşündüm. Ayrıca ikisinin de kalbimde özel yeri var: 3. Sonatı Eastman’daki lisans, 2. Sonatı ise Kraliyet Akademisi’ndeki master mezuniyetimde çalmıştım.

_Ben Preludes, Op. 28 No:4 in E Minör’u yıllardır çok severek dinlerim, albümde onun da olması beni mutlu etti. Beste seçiminiz hakkında biraz daha konuşsak?

Çok sevindim, çünkü klasik müziğin tutucu kesimi öyle düşünmüyor!  Ama ben her adıma kendim karar veriyorum; nitekim konsere gitsem bu iki kocaman eserin arasında nefes almak ve kendimi yenilemek isterdim. Bundan dolayı araya bir minyatür koymak istedim. Seçimi ise şundan dolayı yaptım: Bu prelüd, 2. Sonat’ta olan cenaze marşı ile birlikte Chopin’in kendi töreninde çalınmış. Eserin konmasını Chopin istemiş.

Bu albüm de ona bir ağıt: Biraz karamsar, tutkulu ve nostaljik.

_Albümün videolarını da çok beğendim; hem çok sade, hem çok estetik. Mimikleriniz, ifadeleriniz de çok akıcı bir şekilde izlememizi sağlıyor, eseri yaşadığınızı görüyoruz…

Parçalar ile iletişimim Chopin ile olan 23 yıllık ilişkimin bir temsili. Tüm duygularım kalbimden fışkırıyor ve her çaldığımda icram biraz değişiyor. Bundan dolayı canlı performanslarımın, albümdekilerden daha farklı olacağını düşünüyorum!

İmaj olarak ise Chopin’den çok, onun sevgilisi George Sand’dan esinlendim! Zamanın feminist yazarı; kadınlara beğendirilmeye çalışılan kuralları hep çiğneyip sosyal baskılardan bağımsız bir şekilde hayatını yaşamış ve Chopin’in kalbini fethetmişti. Günümüzde de hâlâ bu konular önemli. Kadınlar üzerinde çok fazla baskı var; özellikle de imaj, aile hayatı ve hayat tarzı ile ilgili. Ben de bu konuya gönderme yapmanın tam zamanı olduğunu düşündüm. Upuzun, kız çocuğu gibi olan saçlarımı kestim, modern bir gömlek giydim ve klip sırasında saç jeli almayı unuttuğum için su ve limonlu ıslak saçla çaldım. Sonra tabii hasta oldum ama değdi!!!

_İtalyan Bel Canto Operası (solistin ağır bastığı süslü şarkı söyleme ekolü), Alman Klasisizmi ve Polonya Halk Müziği’nin kombini olarak ifade ediyorsunuz Chopin’in tarzını. Nasıl bir ruhu var böyle bir kompozisyonun sizin için?

Chopin, tarz olarak tam bir yenilikçiymiş! Şehir dışı gezilerinde duyduğu kendi halk müziği, onu derinden etkilemiş. Aldığı klasik müzik eğitimi ise bu melodileri ve dansları şekillendirmeye yaramış. Son olarak da İtalyan operalarında dinlediği tutkulu aryalardan esinlenerek piyanonun aynı bir sancı gibi müzikal cümleler arasında nefes alıp vermesini sağlamış. Halbuki piyano o dönemde genellikle orkestrayı taklit eden bir enstrüman olarak kullanılırmış. Chopin gelince sadece piyanonun özünden oluşan besteler ortaya çıkmış. Ben en çok şu soruyu soruyorum: Acaba Chopin şimdi yaşasaydı; caz, pop, rock ve dünya müziklerini tanısaydı nasıl besteler yapardı…

_Chopin’in izleyicileri etkilemeyi çok da umursamadığını, daha ziyade piyanoya dair benzersiz bir beste tarzı geliştirmeye çalıştığını söylüyorsunuz. Peki, izleyiciye dair bu anlayışı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim kafamda iki tür repertuvar var: Birincisi; ciddi müzik. Bu; seyirci için değil, sanat için yapılan, müziğin özüne daha değer veren bir anlayış. İkincisi; seyirciyi etkilemek için yazılan, daha çok onların reaksiyonlarını tetikleyen tarz.

Bu iki grubu dengelemek önemli bence, çünkü uzun bir konserde hep ciddi müzik yapmak bir süre sonra insanları uzaklaştırabilir. Onların da orada olduğunu takdir etmek ve birkaç jest yapmak benim hoşuma gidiyor. Bundan dolayı konserlerime tanınan melodiler ve show bazlı eserler koyuyorum (Mesela Volodos Türk Marşı, ya da Billie Jean gibi). Aslında Chopin’in minyatür eserleri de her kesime inanılmaz hitap ediyor; fakat bu iki sonat çok daha zor, felsefi ve teknik olarak ustalık gerektiriyor. Burada araya herkesin bildiği Mi Minör Preludü koyduğum gibi, konserlerde de biraz rahatlama payı vermek hoşuma gidiyor.

_Daha önceki çalışmanızın başrolü olan Liszt ile şu anki projenizin başrolü Chopin’in aslında arkadaş olması da sanat anlayışınızla ilgili tatlı bir detay oluşturuyor… Acaba bu iki sanatçı birbirlerini nasıl görüyorlardı ya da siz nasıl karşılaştırıyorsunuz?

İkisi de birbirini takdir eden, yakın arkadaşlardı. Aralarında sadece 1 yaş olmasına karşın tarz olarak bambaşka eserler besteliyorlardı; buna rağmen Liszt ve Chopin birlikte konserler vermiş, Liszt, Chopin’in eserlerinin prömiyerini yapmıştı. Chopin Liszt sayesinde sevgilisi George Sand ile tanışmıştı. Fakat her arkadaşlıkta olduğu gibi aralarında kavgaların ve kıskançlık belirtilerinin de olduğunu tarihçiler söylemekte.

_Chopin Affair’e dair bir konser turneniz olacak mı? Yakın zamanda Türkiye konseriniz var mı?

Türkiye’de İstanbul Kültür Üniversitesi’nde bir konserim olacak baharda. Onun dışında Mart’ta Londra, Nisan’da ise Münster’da çalacağım. Programımın devamı sanırım Avrupa’da olacak, şu sıralar kesinleşmekte.

_Zaman zaman dinleyicilerinizden de geldiğini gördüğüm, benim de merak ettiğim bir soru var: Kendi bestelerinizin öne çıktığı bir albüm hazırlamayı ne zaman için düşünüyorsunuz? İnsanlar bu güzel yorumlarınız dışında tamamen size özel çalışmaları, siz daha geniş kitlelere yayıldıkça, daha da çok ister oldular sanki…

Kesinlikle! En çok istediğim şey bu – ve üzerinde şu an çalışıyorum. Fakat solo piyanonun yanı sıra birkaç elektronik element de eklemekteyim. Eğer bitirebilirsem bu sene sadece benim eserlerimden oluşan bir albüm çıkacak.

_Bütün bunlardan ayrı olarak çizimlerinizi de sormak istiyorum… Yeni yılda,çizimler yapıp  paylaşmaya başladınız, çok hoş gözüküyorlar; bu yönünüzü bilmiyordum. Bir hesap da açtınız bununla ilgili. Buna nasıl karar verdiniz ve sizi nasıl besliyor?

Çok teşekkürler! Eski ev arkadaşım hobi olarak çizim yapıyordu, ondan daha iyi yapacağımı düşünüp deneyeyim dedim:)

_Röportaj için çok teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Albüme nerelerden ulaşabileceklerinden bahsedebiliriz örneğin…

Albüm iTunes/Apple Music ve Spotify gibi dijital platformlarda var. Maalesef imzalı olanı Paypal çalışmadığı için Türkiye’ye yollayamıyorum, bundan dolayı konserlerime gelenler orada alabilirler!

 

Ayşedeniz Gökçin’e aşağıdaki bağlantılardan ulaşarak onu ve çalışmalarını takip edebilirsiniz:

Websitesi| Facebook | Instagram

 

Yakın zamanda söyleştiğimiz bir diğer genç müzisyenle tanışmak için Emre’nin Alper Tuzcu ile röportajını okuyabilirsiniz.

Fotoğraflar: Ray Tarantino

Fotoğraflar Ayşedeniz Gökçin’in izniyle kullanılmıştır.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN